*Büge'den*
Uyandığımda Aybars yanımda değildi, bebeklerin odasına baktım fakat orada da değildi. İşlerimi halledip aşağıya indim, Aybars ve Savaş konuşuyordu . İstemeden kulak misafiri oldum ''Aybars, Aleyna'nın babası evden kovmuş'' dedi Savaş, Aybars düşünceli bir ses ile ''Sen dün onun yanında mı uyudun?" Diye sordu. Nee!? Savaş Aleyna'nın yanında mı uyumuştu ''Abi kontrol etmeye gittim, kız çok kötüydü yanında kalmamı istedi. Ona destek olmak-" Aybars Savaş'ı dinlemeden ''Tamam Savaş tamam bak ama şunu bil kızın hep kalmasını istiyorsun. Kalsın amenna ama bir sorun çıkarırsa onu ortadan kaldırırım'' dedi Aybars.
*1 Hafta Sonra*
Aleyna'ya herkes alışmıştı, Aybars bile Aleyna'ya ısınmaya başlamıştı. Aleyna genelde pek oda olmadığı için Savaş'ın odasında kalıyordu, aralarında birşey var mı hiçbir fikrim yoktu.
*Savaş'tan*
Benim karanlığıma, benim kötülüğüme bir ışık oldu. O Aleyna, ismi gibi bela ama çok güzel bir bela, o benim hayata tutunma sebebim. Odamda sigara içiyordum, belimde bir el hissetmem ile gerildim. Arkama yavaşça döndüm, Aleyna'nın eli belimdeydi ''Bende içebilir miyim?" Diye sordu. Kafam ile onaylayıp ''Ceketimden alabilirsin'' dedim ve kafam ile yataktaki ceketi gösterdim. O cekede giderken ben önümdeki manzaraya döndüm ''Çok güzel değil mi?" Diye sordum , Aleyna sigara alıp yanıma durdu ''Evet... Çok güzel'' dedi ve yakıp içmeye başladı. Sigaram bitmişti, kutuya ilerledim. Sigaradan eksilmemişti... Diğer içinde her ihtimale karşı sakladığım zehirli sigaraya baktım. İçinden bir tane eksilmişti, ''Siktir! Sakın içme onu Aleyna!" Diye bağırdım. Çoktan içmişti, bana anlamaz gözlerle baktı, büyük ihtimalle gözü kararıyor olacaktı ki sallanmaya başladı. Hızla onu tutup kucağıma aldım, hızlı adımlarla odadan çıktık, kimseye haber vermeden evden acele ile çıktık.
*3 dakika sonra*
İnsan göt korkusundan 10 dakikalık yolu 3 dakikada gidebiliyormuş. Ona birşey olmamalı yoksa bana da birşey olurdu, ilk defa inancı öğrendim. Hastaneden içeri girdiğimde, hemşireler onu sedyeye koyup ilerletirken ''Ne oldu?" Diye sordular, boğazımda sert bir yumru vardı gitmiyordu. Onu kaybetmek istemiyordum ''Zehirlendi, sigaradan galiba.' dedim o tek kelime ruhumu çok acıtmıştı. Doktor bana dönerek ''Siz burada bekleyin biz geleceğiz'' dedi, hızla kendimi koltuğa attım ellerimi alnıma yasladım. Arkadan bir ses duydum "Noluyor lan!?" Diye sordu Aybars, yanıma oturdu kafamı omzuna koydum. Ağlamaya başladım, ilk defa ağlıyordum ''Yanlışlıkla Aleyna'yı zehirlendim...'' Dedim, omzuma binen onca yükün birisi daha. Aleyna ölmemeli yoksa kendimi asla affetmezdim ''Savaş sen... Aleyna'ya aşık mı oldun?" Diye sordu, bu soruyu sorup sormama arasında tereddüt ediyordu. Daha çok ağlamaya başladım ''Tamam ben kötü birisi olabilirim, ama onu çok sevdim. Ona aşık oldum ben! Eğer ölürse herkesi öldürürüm!" Diye bağırdım, canım çok acıyordu. Hiç olmadığı kadar çok, Hayat Işığım ölürse bende ölürdüm o yaşarsa bende yaşardım çünkü o benim Hayat Işığım'dı.
*Birkaç Saat Sonra*
Kapıdan doktorlar çıktı, yanımıza yavaş adımlarla geldiler ''Aleyna Şahzade'nin yakını sizlersiniz değil mi?" Diye sordu, doktorların yüzlerinden düşen onbin parçaydı. Aybars bana destek olmak için omzuma elini koydu, sesim içime kaçmıştı ''E-Evet...Öhöm...Benim'' dedim. Kadın hafif tebessüm ederek ''Gerekli işlemleri hallettik, yoğun derecede zehir solumamış ama zehir tesirli olduğu için biraz gözlem altında kalacak'' dedi, onu nefessiz dinlediğim için derin bir nefes aldım. Yere bacaklarımı kendime çekerek yüzümü dizime yasladım, bugün benim bittiğim gündü.
*1 Saat Sonra*
Aybars'ı zorla eve yollamıştım, ben hala bekliyordum. Bugün benim bittiğim, beni bitirdiği gündü bundan sonra hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktı.
*2 Saat Sonra*
Kimse sormamıştı 'nasıl zehirlendi?' Diye sanki sorsam cevap verebilecektim. Bu kadar vicdan azabı yeterdi, ışık mışık dedik aşk hakikaten aptallıktı. Hastaneden çıkıp her zamanki bara gittim, oradan kafam bozuk çıkacaktım. Kafam bir milyon çıkacaktım, sanki her zaman kafam öyle değildi. Bara girdiğimde herkes beni tanıyordu, Doğan adlı kişi yanıma gelip ''Ooo Savaş Bey siz buralara gelir miydiniz?" Diye sordu. Alayla gülmeye başladım ''Hatırlatırım bu bar benim'' dedim, adamın yüzü düştü ''Özür dilerim'' dedi. Barda kendime özel yaptırdığım alana ilerlerken yol boyunca gördüğüm yüzler öpüşüyordu. Kendime özel yaptığım alana yaklaşınca Sasha ile birini gördüm, Sasha Rüzgar'ı aldatıyormuydu?! Sasha'nın omzundan tutup kendime çevirdim, sarhoştu ama aklı yerindeydi. Sasha yarım ağız gülmeye başladı ''Noldu Savaş hangi dağda orangutan öldü de benimle konuşmaya geldin!?" Diye sordu ama ortamdaki sesten dolayı bağırarak konuşuyordu. Onu kolundan tutarak özel alanıma götürdüm, içeriye girdiğimizde kolunu sertçe çekti. Sinirle ''Sen Rüzgar'ı aldatıyormusun?!" Diye bağırdım, Sasha sinirle gülerek ''Hah! Senin bir bok bildiğin yok!'' Diye bağırdı. Sinirle nefesimi verdim ''Anlat o zaman!! Aldattın onu! Sonra da gelip bana çemkiremezsin!" Diye bağırdım, Sasha kafasını iki yana salladı ''Lan evlisiniz siz!" Diye bağırdım. Sasha gülmeyi bırakarak ''Evliliğim sadece kağıt üzerinde ona karşı bir hissim yoktu!" Dedi, o 9 Kelime 1 Cümleydi kafamı allak bullak eden ''Ne demek sözdeydi! Lan o zaman Büge vs. Hepsine yalan mı söylediniz!?! Niye?!'' Diye bağırdım. Sasha etrafa bakarak ''Tarihi eser kaçakçısıyım o yüzden bazı mafyaların eserlerini kaçırıp yurt dışına okutuyordum, mafyalar eserlerin olmadığını anladı ve eğer kimliğim değişseydi rahat rahat bulurlardı ama soyismim değişti ve eşimin ismini gizledik. Kimsenin haberi yok! O yüzden kapatacaksın çeneni! Ve bu arada ona karşı hislerim aşkım olsaydı aldatmış olurdum ama ona karşı bir aşkım yok. Eğer birinin kulağına giderse seni gebertirim.'' Dedi, elim ile koltuğu göstererek ''Otur!" Dedim. Tereddütle koltuğa oturduğunda sahne sırası bendeydi, ayak ayak üstüne atarak sigaramı içmeye başladım ''Sana bir hikaye anlatacağım eğer sen de bunu birine anlatırsan o mafyaların ve polislerin hepsini başında bulursun'' dedim, sigaradan biraz içtikten sonra dumanını Sasha'nın yüzüne üfledim ''Adalet bir varmış bir yokmuş, Örgütün Maral Asal yani sizin bildiğiniz Ada Turgut'tan umudunu kesince ikinci hain olarak aranıza beni yolladı. Ahh! Hiçbiriniz bunu anlamadınız, Aybars dahil. Hadi sayalım'' dedim ve beş parmağımı havaya kaldırdım ''Seri katilim, indir parmağını, Usta yalancıyım, indir parmağını. Kılık değiştiririm, indir ama dur dur kılığı siktir et
Ben ilk cinayetimi doğduğum zaman işledim annem doğumda öldü. Her neyse saçma sapan duygularla zaman kaybedemem, saymayı siktir et. Ben hainim ve eğer ki mafya babalarını, polisleri ve seri katilleri peşine takmamamı istiyorsun istediğimi yapacaksın!" Dedim. Sasha meraklı gözlerle bana bakmaya başladı ''Eee, O masalın devamını dinlemek istiyorum. Daha önceleri'' dedi, bu lafına gülerek ''Tabiki... Yıl Büge'nin yurt dışına kaçtığı zamandı, Büge mezarlıkta Sasha ile tanışıyor. Ama bilmiyor ki Sasha adlı kız Büge'ye oyun oynadığını, onun karşısına Sasha bilerek çıkmıştı. Onun sayesinde Seçkinlerin evine girecek ve eserlerini araklayacaktı fakattt! Bu işler öyle gelişmedi. Minik farenin düşünemediği tek şey ben... Savaş adı gibi savaşın ortasında doğmuş bir bebek. Sana soru neydi isimleriiiii.... Hah! Kumsal ve Doruğu kaç defa öldürmeye çalıştın?, kaç defa Sasha?" Diye sordum. Sasha durmuş gözleri sol alt köşeye kaymıştı, aniden gözleri doldu ''Çok'' Diye yanıtladı. Gülümseyerek biten sigaramı küllüğe attım ''Yaaa Sasha... Böyle seni sıkıştırırım, Sasha sana soru; birincisi Büge ile karşılaşmanın tesadüf değil planlı birşey olduğunu bilselerdi ne olurdu?, ikinci soru Rüzgar ile olan evliliğinin sahte olduğunu bilselerdi ne olurdu? Eğer mafyaların senin konumundan haberi olsa ne olurdu? Senin psikopat bir katil olduğunu öğrenselerdi ne olurdu aaa asıl soru Kumsal'ı ve Doruk'u öldürmeye çalıştığını öğrenselerdi ne olurdu? Ama bunları kimse bilmemesi için senden tek birşey istiyorum bunu kendimde yaparım ama çok üşendim'' dedim. Sasha merakla gözlerini bana çevirdi ''Neymiş de yaparım'' dedi, gülümseyerek ''Ahh baby madem kabul edeceksin niye ama niye bu kadar dil döktürdün... İşimiz Örgüt, Aybars'ın kasasındaki flash belleği istiyor ve sonra bom! Herşey finish olacak'' dedim. Gözlerini kıstı ''Nerdeymiş kasa?" Diye sordu , yanağından makas alarak ''Baby sen sadece Büge ve Aybars'ın yatak odasındaki çekmeceden anahtarı alacaksın gerisi bende'' dedim. Elimi uzatarak ''Var mısın?" Diye sordum, elini yavaşça yaklaştırıp elimi sıktı ''Olmasam bu kadar dinlemezdim'' dedi. Önüne düşen bir tutam saçı kulağının arkasına sıkıştırdım ''Ah baby düşünsene başka bir evrende ikimiz oluruz neden olmayalım değil mi?" Diye sordum, alaycı bir şekilde gülerek ayağa kalktı onunla beraber bende ayağa kalktım. Elleri üstümdeki cekete gitti, hafifçe düzelterek ''Ben senin sadece maşanım daha fazlası olamaz'' dedi, göz kırptım ''Zaten başka bir evrende dedim'' dedim. Telefonum çalmaya başladı, hızla telefonu açtım ''Savaş Kalaycı siz misiniz?" Diye sordu, telaşla ''E-evet siz kimsiniz?" Diye sordum. Telefondaki kadın ''Ben hastahaneden arıyorum durum biraz kötüye gidiyor acil gelin'' dedi, hızla koşar adımlarla bardan çıktım ''Geliyorum lütfen gelene kadar onu yaşatın'' dedim ve aniden yüzüne kapattım. Hızla arabaya bindim, sürmeye başladım, her kaybettiğim dakika aleyhime işliyordu. Yaklaşık 4 dakikada hastahaneye geldim, koridorda koşuyordum. İlk defa yaşadığım bir olaydı, Aleyna'nın odasının oraya geldiğimde kapıyı yumrukladım. Doktor'un elini belimde hissetmem ile arkamı döndüm ''Onu yaşatın!" Diye bağırdım. Aniden Aleyna'nın odasından yükselen ses ile odaya döndüm. Doktorlar peş peşe içeriye giriyordu ''Noluyor?! Biri bana açıklama yapsın!!'' Diye bağırdım. Tahminen telefonda konuştuğum kadın yanıma gelerek ''Telefonda size durumunun kötüleştiğini demiştim fakat siz gelince bu durum değişti, galiba iyiye gidiyor'' dedi , gözlerimden akan yaşları silip ''Görebilecek miyim?" Diye sordum. Kadın tebessüm ederek ''Normal odaya alındığı zaman tabiki'' dedi ve gitti.
*5 Saat Sonra*
Doktor yanıma geldi ve oturdu ''Normal odaya alındı, isterseniz görebilirsiniz" dedi, hızla ayağa kalkarak ''Nerede?" Diye sordum. Kafa kalmamıştı, perişan durumdaydım. Doktor beni Aleyna'nın odasına götürdü ve hızla içeri girip kapıyı kapattım. Aleyna'nın başucuna ilerleyerek ''Hayat ışığı uyan'' dedim, sandalyeyi yanına çekip oturdum ''Hayat Işığı uyanmazsan seni oraya gelip öldürürüm'' Diye tehdit ettim, gülmeye başladım ''Tehdite bak amına koyayım.... Yok sana demedim. Sen şimdi deli sanarsın beni sustum'' dedim. Aleyna'nın gözleri yavaş yavaş açılmaya başladı.
*2 Dakika Sonra*
"Noldu bana?" Diye sordu, ne diyecektim 'Ay kusura bakma ama salak gibi zehirli sigarayı içtin mi diyecektim?' Ellerini öptüm ''Hayat ışığım, ben yanımda zehirli bir paket sigara taşıyorum, sana sigara al diyince sen gidip o... paketi açmışsın'' dedim zar zor konuşuyordum. Ağlamaya başladım ''Ağlama Savaş iyiyim ben'' dedi ellerini defalarca öptüm ''Ya sana birşey olsaydı?" Diye sordum ardından ''Ben ne yapacaktım Hayat Işığım?" Diye sordum. Aleyna bana moral vermek istercesine güldü ''Bak bana birşey olmadı, bu arada bu kadar perişan olma zaten ben kimim ki?" Dedi. Kız ölümden döndü ama espri yapıyordu ''Sen benim Hayat Işığım'sın'' dedim, Aleyna gülümseyerek ''O ne demek? Neden Hayat Işığı?" Diye sordu. Gözlerim pencereye takıldı ''Hayat Işığım benim iyi bir hayatım hiçbir zaman olmadı. Ama sen bana hayatımı düzene sokmam için bir ışıksın. Senden önce bazı duyguları bilmiyordum, o duyguları senin ile öğrendim'' dedim. Kendime bile itiraf edemediklerimi ona anlatıyordum ''İkinci hain sensin değil mi?" Diye sordu, Aleyna'nın yanında defalarca ikinci hain konusu açıld. Kafamı evet anlamında salladım ''Ben iyi birisi değilim, evet gerçekten kötü birisiyim. Eğer böyle biri olduğum için beni sevmeyeceksen özür dilerim'' dedim ve ayağa kalktım. Aleyna sinirle nefesini dışarıya verdi ''Otur oturduğun yerde Savaş Kalaycı!" Diye bağırdı , baby maybi diyorduk kızın içinden Polat Alemdar çıktı umarım şuan ölmem ''Ben insanları yargılamam otur şimdi şuraya'' dedi. Hızla yerime oturdum, eğer oturmazsam gerçekten bundan sonra nefes alamayabilirdim ''Huzurlu olacağız söz veriyorum'' dedim. Alay edercesine güldü ''Huzur, Huzur neydi Savaş?" Diye sordu, gülümseyerek ''Huzur sendin Aleyna'' dedim. Yüzündeki gülümseme soldu ''Sence sözünü tutacak misin?" Diye sordu, ellerini sıkıca tutarak ''Sözler tutulmak için vardır'' dedim. Kafasını iki yana sallayarak ''Sözler Savaş Sözler, onlar tutulmamak için vardır'' dedi . Gözlerimi kaçırarak ''Yanlışın var eğer tutulmamak için var olsalardı onun ismi söz değil...'' gülüşü ile lafımı tamamlamadım ''Sözleri tutan birisini hiç gördün mü Savaş Kalaycı?" Diye sordu, kafamı iki yana salladım...
