İçeriğe geç

Değiştirebilecek mi ?

Bölüm 4 · 6 dk okuma

Değiştirebilecek mi ?

Bölüm 4

4. bölüm

Uyandım. Öldüm ve dirildim. Canavarın açtığı yara yok. Elimi mideme götürdüm. Canım da acımıyor. Başıma iş açmış gibi hissediyorum. Ama yapabilirim. Ben, yapabilirim. Derin bir nefes alıp yatakta doğruldum. Akademi yurdundaki odamdayım. Ne kadar geriye gittim acaba ? Ayağa kalktım. Dolabın üstündeli boy aynasına baktım. Hmmm. Öncesine göre daha iriyim. Ayrıca oldukça genç görünüyorum. Yani eğer Kuzeyin mavisini kurtaracaksam ölümünden öncesine gelmiş olmam lazım. Şuan akademide olduğuma göre 3-4 yıl geriye gelmişimdir. Üstümü değiştirip dışarı çıkayım. Kesin olarak öğrenmiş olurum...

Dışarı çıktığımda tanıdık yüzler gördüm. Zaten çoğu asil aileyi zorunlu olarak aldığım derslerden biliyorum. "Asil kanı" taşıdığım için bilmek zorundaymışım. Ne asiller ama. Bir süre etrafta gezindikten sonra ilk yılda olduğumu, 4 yıl önce, anladım. İlk haftadayız. Dışardan gelenler hâlâ fazla utangaç ve asiller hâlen tamamen gruplaşmamış. Ayrıca bir-iki toprak kullanıcısına da denk geldim. Derin bir nefes verdim. Eskiden hep yaptığım gibi yine Kuzeyin mavisini bulmaya gittim.

"Gökçe, buraya gel!"

Kuzeyin mavisinin yanına gittim. Üzerinde beyaz gömlek üstüne siyah armalı ceket ve altında yine siyah pantolon vardı. Okulun üniforması bu şekilde. Yüzüne baktım. Nerdeyse unuttuğum yüzüne. Sarı, bukleli saçlarını açık bırakmış. Bileğimde varlığını yeni hissettiğim tokaya baktım. Ne zaman toka istese ben verirdim. O öldükten sonra tokayı çıkarmıştım.

"Neye bakıyorsun ?"

"Hiç. Sen ne yapıyordun ?"

"Hmm. Şu yeni gelenlerle konuşuyordum. Asil olmayanlarla. İlginç oluyorlar." Hep böyle konuşurdu. Diğer insanları "ilginç" bulurdu.

"Böyle söylememelisin." Anlamamış bir ifadeyle bana baktı.

"Neyi ?"

"İnsanlar hakkında ilginç dememelisin. Onlar sanki insan değillermiş gibi geliyor kulağa. Kendini eğlendirdiğin araçlar değiller."

Yüzüme bakmaya devam etti. Bir şey demedi. Dediğim şeyi düşünüyor galiba. Kızmış olabilir mi ? İnsanlar genelde sözlerine karışılmasını sevmezler. Belki değişimine sebep olmak için sinirlendirmeliyimdir. Bende onun yüzüne baktım. Yine bir şey demedi. Arkasını dönüp gitmeye başladı. Peşinden bende yürüdüm. Biraz ileride prensesi gördüm. Bir an için ancak çok ufak bir an için kalbim tekledi. Henüz prenses değil. Güçleri belki yeni açığa çıkıyordur. Normal bir akademi öğrencisi giyinmiş. Saçlarını dağınık bir topuz şeklinde toplamış. Kumral saçları var. Biraz daha yaklaşınca elaya yakın yeşil gözleri olduğunu gördüm. Daha önce hiç yüzüne bakmamıştım. Güzel kız ama Kuzeyin mavisi daha güzel. Ayrıca prenses bildiğim kadarıyla normal bir aile tarafından büyütülmüş. O yüzden çoğu görgü kuralından bi haber. Yürümeye devam ettik. Sınıfa girdik. İyi ki Kuzeyin mavisiyle aynı sınıftayım. Yoksa bu kadar yıl sonra yerimi bulamazdım. Aynı okulda olmama rağmen her yıl sınıflar değişiyor. Benimde hafızam sadece belirli şeyleri hatırlamada iyidir. Belki bazı şeyleri önemsemediğim içindir. Belki de sadece dikkatsizimdir. Kuzeyin mavisinin hemen arkasına oturdum. Genelde böyle otururduk zaten. Seviyeleri eşit öğrenciler beraber otururlar. Benim statüm ise Kuzeyin mavisininkinin yakınından bile geçmez. Normal şartlarda aile statüm daha üstün ama ben gayrimeşru çocuk olduğum için statüm belirsizliğe düşüyor. Annem asil olsaydı biraz daha belirgin olabilirdi. İki asilin çocuğu da asildir hesabıyla ancak maalesef benim durumum biraz daha beter. Derin bir iç çektim. Kuzeyin mavisi dönüp bana baktı.

"Pardon." dedim.

"Niye iç çektin ?"

"Öylesine." Kuzeyin mavisi biraz daha bana bakıp sonra önüne döndü. Hep bu kadar uzun bakıyor muydu ? Hatırlayamadım.

Zaten neyi hatırlıyordum ki. Zaman ne kadar hızlı geçmiş. 4 yıl öncesini bile doğru düzgün hatırlayamıyorum. Gerçekten en baştan başlamışım gibi hissettiriyor. Ama artık üstümde koca bir yük var. Kuzeyin mavisinin hayatı. Ne yapıp edip onun hayatta kaldığından emin olacağım. Ne gerekiyorsa yaparım. Şimdilik prensesle karşılaşmasını engellemeye çalışsam yeter. Daha sonra gidişata göre önlemlerime devam ederim. Bir defter çıkardım. Ders dinlemeyi düşünüyorum. Belki zihnimi biraz da olsa toparlayabilirim...

İlk yıl dersler pek eğlenceli olmaz. Teknik bilgiler öğretilir. Daha çok ezber ağırlıklı olur. Bırakanların çoğu bu zamanda bırakır. Ama bırakanlar genelde toprak ve havadan olur. Çünkü çok adaletli olan bu sistem ateş ve suların bırakmasına engel olur. Bunu da tabiki hocalarla başarırlar. Torpilli notlar, gizli düzeltmeler ve kopyalar. Çoğu hoca bu yüzden sınavlardan sonra kağıtları göstermez. Benim notlarım özellikle aşağı çekilirdi. Çalışır çabalardım ama sonucum asla bir ateşin üstüne geçemezdi. Torpili umursamayan belki bir belki iki kişi vardır. Onlara da denk gelmek var. Şanslı olmanız lazım. Ama şanslı olsak zaten toprak elementiyle doğmazdık. Neyse artık bu konuda çok şikayetlenemem. Yapmam gereken daha önemli şeyler var. Ayrıca şu ne olduğu belli olmayan Amorf toprak için güçsüz demedi. Belki bende güçlenebilirim. Böylece Kuzeyin mavisini koruma ihtimalim artar.

Kuzeyin mavisi ayağa kalktı bende peşinden kalktım. Yemek yemek için bahçeye gidiyoruz. Eline birkaç farklı kap aldı. Bunlardan birisi tabi ki abime. Kendi elleriyle yaptığı yemekleri sürekli abime götürür o da kaba bir şekilde reddederdi. Sürekli ret yemesine rağmen pes etmemesi çok ilginç gerçekten. Bence vazgeçmeli. Abimde oldukça yakışıklı ancak Kuzeyin mavisi daha nicelerini bulabilecek seviyede. Belki ben aşkı bilmediğim içindir.

Abimi bulduğumuzda bahçede arkadaşlarıyla oturuyordu. Yanına gittik. Kuzeyin mavisi neşeli gibi. Az sonra tüm neşesi kaybolur zaten. Ab canım!

"Bora! Acıkmadın mı?" Abimin yüz ifadesi değişti.

"Hayır. Acıksaydım bile kafeteryadan yerdim."

"Olsun. Acıktığında yersin diye sana yemek yaptım."

"Of! Israr etmeyi bırak. Sanki senin gibi birisi gerçekten yemek yapabilirmiş gibi davranma."

"Ama-" Kuzeyin mavisinin kolunu tuttum. Yeter artık daha fazla kendisini rezil etmesini istemiyorum.

"Bence gitmeliyiz."

Kuzeyin mavisi bana baktı. Üzgün duruyor. Hep böyle oluyor zaten. Acaba onu tamamen vazgeçirebilir miyim ? Kolunu bıraktım. Yürümeye başladık. Başka bir yere oturup yemek yiyeceğiz. İleride boş bir kamelya var. Oraya doğru gittik. Kuzeyin mavisinin karşısına oturdum.

"Al bu da senin."

"Teşekkür ederim."

"Afiyet olsun."

Kaplardan birisi de bana. Önceden abime yolladığı yemekleri o yemediği için ben yiyordum. Sonradan bana da getirmeye başladı. Şimdi iki kat yemek zorundayım. Ama şikayetlenmiyorum. Kuzeyin mavisinden sonra aç kaldığım çok olmuştu. O kadar özlemişim ki şu yemeğin tadını.

"Gökçe. Sen bu yemeği benim yaptığıma inanıyorsun değil mi ?" Durdum ve kafamı kaldırdım.

"Senin yaptığını biliyorum."

"Tadı nasıl ?"

"Çok güzel."

Ben yemeğime geri döndüm. Kuzeyin mavisi de bana yine bir şeyler anlatmaya başladı. Gerçekten nostaljik bir gün.

"Bu geni gelenlerden en çok dikkatimi melek diye bir kız çekti. Biraz sohbet ettim ama çok çözemedim. Hem çok sakin ve bilgili hem de oldukça neşeli. Ayrıca çok tatlı gözüküyor. Saçının bir tutamını maviye boyamış. Bir sonraki sefere bir anlamı olup olmadığını soracağım." Kendi yemeğimi bitirdiğim için abimin kabul etmediği kabı aldım.

"Gücü ne bu kızın ?"

"Önemli mi ki ?"

Kafamı kaldırdım.

"Tabi ki önemli. Kendinden düşük statülerdekilerle konuşman..." duraksadım. Bende Kuzeyin mavisinden düşük statüdeyim. Gerçekten bir şey söylemeye hakkım var mı? "Gökçe, sen iyi misin ? Bugün biraz tuhafsın. Bir sorun varsa bilmek isterim."

Ben 4 yıl önce ne düşünüyordum. Hayır, asıl soru ben ne zaman böyle düşünmeye başladım ? Kuzeyin mavisi hiçbir zaman statü gibi şeylerle ilgilenmemişti. Peki ben niye ilgileniyorum ? Ben niye böyle düşünüyorum ? Ben ne zaman pes ettim ?

"İyiyim. Biraz hastayım galiba."

"Aaa. Mevsim değişikliğinden olabilir. Kendine dikkat et."

"Ederim."

Kuzeyin mavisi bir şeyler anlatmaya devam etti. Bende ne zaman pes ettiğimi hatırladım. Ben, o ölünce pes etmiştim...

Bölüm sonu

1 yorum