İçeriğe geç

Değer miydi?

Bölüm 2 · 8 dk okuma

Değer miydi?

Bölüm 2

Okulda Gözetlenme(2)

Peter Parker (Örümcek Adam)

"Ne?"

"O adam HYDRA'nın başkanı, lideri. Ondan uzak dur. Sakın tek başına onun yanında durma hatta annen yanındayken bile durma." dedi Bay Stark.

"O, o sadece emekli bir adam. Nasıl HYDRA'nın başkanı olabilir? Bay Toomes, nasıl?"

"Peter, senin Örümcek olduğunu biliyor mu?"

"Bay Stark, ben bilmiyorum." Başımı ellerimin arasına aldım ve hafifçe saçlarımı çektim. "Tanrım, ne yapacağım? Ne yapacağım?"

"Öncelikle sakin ol, Örümcek." dedi Bay Stark. "Bu gece kulede kalmaya ne dersin?"

"Bunu yapamam Bay Stark. Yarın okula gitmeliyim ve-"

"Peter, burada güvende değilsin. Ve sana kulede kalacağını söylüyorum. Şimdi eşya alacaksan al ama almana da gerek yok Jarvis'e söylerim internetten alır ve yarım saate gelir." dedi Bay Stark. Bu adam beni kesinlikle bırakmayacak. İç çektim ve kafa salladım.

"Ah, Bay Stark..." dedim çekinerek. Bana döndü ve konuşmamı bekledi. "Okul için kitaplarımı almam gerekiyor."

"Pekala. Sen git kitaplarını al. Bende annene staj için bir süre benim yanımda kalman gerektiğini söylerim." dedi Bay Stark ve evime doğru yürümeye başladık.

"Peter! Yarım saattir sana sesleniyorum! Hangi cehennemdeydin?" dedi annem beni görünce.

"Eh, biraz yürüyordum. Benim eşyalarımı almam gerek." dedim ve eve girdim. Annemle konuşma işini Bay Stark'a bıraktım çünkü konuşmak istemiyordum.

Eşyalarımı alıp aşağı indiğimde oldukça gergin bir ortam vardı. Annem Bay Stark'a iğrenerek bakıyordu. Bay Toomes planlarını bozduğu için nefretle bakıyordu. Bay Stark ise bunların hiçbirini önemsemeden simsiyah güneş gözlükleriyle telefona bakıyordu. Beni ilk gören annem oldu.

"Seninle eve döndüğünde görüşeceğiz Peter." dedi annem ve eve girmek için kapıya yürüdü.

"Pekala, görüşürsünüz ama sonra." dedi Bay Stark ve kolunu omzuma atarak beni arabaya yönlendirdi. "Annenle aran pek iyi değil sanki."

"Kimin ailesiyle ilişkisi dört dörtlük?" diye sordum yere bakarak. Ailevi konuları konuşmayı sevmiyorum. Zaten sürekli onlarlayım arada bir onlardan uzaklaştığımda da onlar hakkında konuşmak istemiyorum. Onlardan kastım anne-baba değil çünkü babamı hiç görmedim. Annem, May Hala ve Ben Amca'dan bahsediyorum. Aralarında en sevdiğim Ben Amca sanırım. Küçükken hep benle saklambaç oynardı. Sonra ben 10 yaşındayken öldü. O zamandan sonra May Hala çok değişti. Artık en ufak hatama kızıyor.

"Haklısın kimsenin ailesiyle arası mükemmel değil." dedi Bay Stark ve yüzünde buruk bir gülümsemeyle devam etti. "Umarım kuleyi seversin."

Bay Stark'a hafif bir tebessümle karşılık verdim. En kısa sürede o kuleden ayrılacaktım bunu bilmeliydi.

YENİLMEZLER KULESİ

Kuleye asansörle çıkarken asansörde garip bir melodi çalıyordu. Yolda ikimizde sessiz kalmıştık. Tabii benim düşüncelerim oldukça konuşkandı, beynimin içinde durmak bilmediler. Nihayetinde asansör durup kapılar açıldığında kavga eden Yenilmezler bize döndü. Hepsi oldukça şaşkındı ama Bay Loki oldukça mutlu görünüyordu.

"Vay vay! Şu işe bakın favori dünyalım gelmiş!" dedi Bay Loki iki elini yana açarak. Diğerlerine imalı bir şekilde bakarak devam etti. "Artık mantıklı düşünecek biri var."

"Kapa çeneni Yeşil Palyaço!" dedi Bayan Romanoff. "Tony, yine ne işler çeviriyorsun?"

"Sakin ol, Kızıl Afet. Bir şey yaptığım yok. Peter'ı zorla getirmedim. Burada daha güvende olsun diye kalacak." dedi Bay Stark.

"Tabii eğer birbiriyle kavga eden Hulk, 70 yıl uyumuş bir süper asker, süper güçleri olan HYDRA'dan kaçmış iki çocuk, turşuyla kafayı bozmuş bir okçu, iki tanrı, ölümcül bir ajan, teknolojiyle desteklenmiş silahları olan bir sürü kişi ve dahi bir milyonerin arasında kavgaya karışmazsam." dedim alayla.

"ÜVEY kardeşimle aynı kategoride yer alıyorum. Lütfen, çocuk ben senle aynı taraftayım." dedi Bay Loki.

"Çocuk haklı. Bizim şehri korumamız gerekiyor ama daha kendi aramızda bile anlaşamıyoruz." dedi Bay Rogers.

"Ay, ay, ay! Steve lütfen şu nutuklarına başlama! Gece gece bunu çekemem! Yarın konuşuruz olur mu? Hadi, Peter sana kalacağın odayı göstereyim." dedi Bay Stark ve önden yürümeye başladı. Bende onu takip ettim çünkü bu odada fazladan bir saniye bile geçirmek istemiyorum. Evet, Yenilmezlere bayılıyorum ama Peter olarak onlarla görüşmek istemiyorum. Hatta Örümcek Adam olarak bile görüşmek istemiyorum çünkü benim küçük bir çocuk olduğumu düşünüyorlar ve patronluk taslayıp duruyorlar. Yani, ben de onlar gibi bir kahramanım ve onların takımında bile değilim! Neden bana büyüklük taslıyorlar ki?

"Evet, Pete. Odan burası. İstediğin kadar kalabilirsin." dedi Bay Stark.

"Teşekkürler Bay Stark ama çok kalmayacağım. Ve lütfen bana Peter diyin." dedim ve çantamı kapının yanına bıraktım. Bay Stark daha fazla oyalanmadı ve çıktı. Bende hemen üstüme rahat bir şeyler giyip kendimi yatağa attım çünkü hiçbir şey düşünmeden uyumak istiyorum.

Sabah

Gözlerimi açtığımda hava daha yeni aydınlanıyordu. Gökyüzü buz mavisiydi ve gittikçe turunculaşıyordu. Güneşin etrafı turuncu gibiydi sonradan hafif pembe ve buz mavisi geliyordu. Devasa pencerelerde bunu görmesi çok kolaydı. Ayağa kalktım ve pencereye yaklaştım. Tüm New York görünüyordu. Dev ekranlarda henüz J. Jona Jameson yoktu, şu anlık hava durumu ekranlarda oynuyordu ve bir kaç reklam. Dev ekranlarda saati görünce çok şaşırdım. Bu kadar erken mi kalkmıştım? Saat nasıl 06.21 olabilirdi?

Şaşkınlığı üzerimden atınca okula gitme kararı aldım. Yenilmezler uyanmadan çıksam çok iyi olurdu. Üstümü değiştirdim ve çantamı alıp odadan çıktım. Asansörün olduğu mutfak ve salonun birleşik olduğu bölüme yürüdüm. Mutfağa geldiğimde neredeyse herkes oradaydı. Neden bu kadar erken kalkıyorlar?

"Günaydın Peter!" dedi ekmeğine reçel süren Bayan Romanoff. Dünkü gerginliğinden eser kalmamıştı ve sesi oldukça pozitif çıkıyordu.

"Eh, günaydın." dedim ve asansöre doğru bir kaç adım attım.

"Nereye gidiyorsun?" diye sordu tek kaşını kaldırmış elindeki mısır gevreğine süt koyan Wanda.

"Okula."

"Hadi ama evlat! Daha çok erken." diye söylendi saçı başı dağınık, üzerinde sabahlık gibi mavi bir bornoz ve elinde yeni yapılmış bir kahve olan Bay Stark.

"Evet Peter, bizle kahvaltı yapsana." dedi Bay Rogers.

"Sağ olun ama gitsem daha iyi olur."

"Peter Parker! Hemen otur şuraya bir şeyler ye." dedi kahvesinden bir yudum alan Bay Stark. Neden hayatıma karışıp duruyor? İşi gücü yok mu?

"Aç değilim." dedim. İşe yaramayacak bir savunma olduğunun farkındayım ama en azından mantıklı.

"En azından bir turşulu sandviç ye." dedi Bay Barton.

"Okulda yerim. Zaten erken gidiyorum." dedim geçiştirmek için.

"Neden erken gidiyorsun?" diye sordu Bayan Romanoff.

"Fizik projesi." diye hızla bahane sundum. Tabii ki projemi bitirmiştim.

"Projeni bitirdiğini ikimizde biliyoruz." dedi Bay Loki.

"Proje dolabımda ve son kontrollerini yapmam lazım."

"İyi. Gidebilirsin ama okul çıkışı hemen buraya geliyorsun. Örümcekçilik yok." dedi Bay Stark.

"İstediğimi yapabilirim."

"Yapamazsın. Sen daha 15 yaşındasın."

"16 yaşındayım. Ve ailem değilsiniz yani üzerimde söz sahibi de değilsiniz. Özel hayatıma karışmanıza bir şey söylemedim ama Örümcek Adam olmamı engelleyemezsiniz. Bir gün boyunca bunu bıraksam ne olacak? Kim kapkaçları durduracak ya da hırsızlıkları belki de soygunları? Siz mi? Sadece aşırı önemli sorunlarla uğraştığınız için kimse durdurmayacak. Bu yüzden Bay Stark, özel hayatıma ve Örümcek Adam olmama karışmayın. Şimdi gidiyorum ve istediğimde gelirim." dedim ve asansörün gelmesi için düğmeye bastım.

"Hey, dur!" dedi Wanda ve elindeki mısır gevreği dolu kaseyi bırakıp yerden iki çanta aldı. Birini sandviç yiyen Pietro'ya fırlattı ve yanıma geldi. "Bizde geliyoruz."

"Neden?"

"Bizim de okula gitmemiz gerek o yüzden." dedi Pietro. Onlara bakarak biraz düşündüm.

"Sadece benden, arkadaşlarımdan ve benimle ilgili her şeyden uzak durun. Sonrasında ne yaparsanız yapın." dedim ve kapısı açılan asansöre bindim.

OKULDA

Okula girerken Pietro ve Wanda kavga ediyorlardı, yine. Kimin büyük olduğu konusunda saçma sapan bir kavga. Pietro ona abi demesini söylüyordu. Wanda ise ona asla abi demeyeceğini. Okula girdiğim gibi dolabıma gittim ve kitaplarımı alırken yanıma Harry ve Mj geldi.

"Hey, Pete! Naber?" dedi Harry.

"İdare eder. Siz ne durumdasınız? Ve Ned nerede?" diye yanıtladım.

"O sınıfta." dedi Mj.

"Bizi bekliyor. Hadi gidelim ve sen bize neler olduğunu anlat." dedi Harry.

"Tamam." dedim ve kitaplarımı aldığım gibi sınıfa yürümeye başladık. Sınıfa gelince Ned'i projesiyle ilgilenirken bulduk. Fizik projesine son detayları ekliyordu. Benim teslim etmeme bir hafta vardı çünkü alfabetik sıraya göre teslim ediyoruz.

"Selam Ned!" dedi Harry. Ned bize döndü ve gülümsedi. "Peter'ın bize anlatacakları varmış."

"Ah, evet. Durumlar biraz karışık." dedim ve arkadaki boş sıralara dördümüz oturunca anlatmaya başladım.

***

"Yani, YENİLMEZLERLE BİRLİKTE KALIYORSUN! DOSTUM BU HARİKA!" diye heyecanla konuşmaya başladı Ned. Mj daha sessiz olması için ona dirsek attı. Ned çok umursamadan daha fazla anlatmam için bekledi.

"Dostum bu gerçekten çok harika ve inanılmaz ama o adamın peşini bırakacağına emin misin?" diye sordu Harry. "Yani sana Örümcek Adam-"

Harry'nin cümlesi Mj'in öksürmesiyle bölündü ve yanımıza birilerinin yaklaştığını fark ettik. Harley yanında Pietro ve Wanda ile bize doğru geliyordu. Harley Keener, oldukça şımarık bir çocuk ve Tony Stark'ın yeğeni.

"Hey, Pete! Bu ikizler senle konuşmak istiyormuş." dedi Harley. Bizimkilere son kez baktım ve ayağa kalktım. Harley'in yanından geçerken Harley kulağıma fısıldadı. "Şu güzel kızı nasıl etkiledin bilmiyorum ama sence sevgilisi yoksa benle düşünür mü?"

Göz devirdiğimde Harley devam etti. "Yoksa senin mi sevgilin!"

"Sevgilim değil." dedim ve Harley'in yanından ayrıldım. Harley'in benim yerime oturduğunu görünce iç çektim. Mj, Harley oturduğu anda göz devirmiş ve çantasından rastgele bir kitap alıp çıkarmıştı. Bu tavrı nedense hoşuma gitti. Daha fazla oyalanmadan odağımı ikizlere verdim.

"Ne oldu?"

"Tony sana göz kulak olmamızı istiyor." dedi Wanda ve benim sıramın sağındaki sıraya gitti. Harry'nin sırası. "Ah, bu sıra boş sanırım."

"Ve aynı sınıftayız." dedi Pietro ve o da sıramın solundaki sıradan Mj'in eşyalarını alıp ona verdi ve ikizler yanımdaki -arkadaşlarımın- sıralara yerleşti. Harry ve Mj bu duruma hiçbir şey diyememişti. Ned projesini bir kenara bırakmış ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Harley ise dizi izliyor gibiydi. Ona baktığımı fark edince bana döndü ve sessizce "skandal" diyerek gülümsedi.

Mj ve Harry arkadaki boş sıralara geçtiler. Mj Ned'in yanında ve Harry Harley'in yanındaydı. Ned ise benim sıramın tam arkasındaydı. Harley masasının üstüne oturmuş bir kaç kızla sohbet ederken kızlar hem onla hem de Harry ile flört etmeye çalışıyordu. Aklıma gelen fikirle Harley'in yanına gittim.

"Harley bir dakikan var mı?" diye sordum. Harley hızla masadan indi ve yanıma geldi.

"Fazlası da var, kanka." dedi Harley.

"Sen Wanda ile konuşmak istiyordun ya. Çok güzel bir planım var." dedim ve Harley hemen gülümsedi ve planı sordu. "Seninle yer değiştirelim ve sen derste kalemini unutmuş gibi yap. Sonrada ondan kalem iste. Bir de istediğin kadar orada oturabilirsin."

"Gerçekten mi? Dostum, sen bir harikasın." dedi Harley ve eşyalarını topladı. Yer değiştirdiğimizde Wanda ve Pietro donup kaldılar ve bu görüntü çok eğlenceliydi.

Zil çaldığı için tekrar yer değiştiremediler ve bu sayede onların gözetiminden biraz uzak kalabildim. Derslerde hızla aktı ve öğle arası geldi...

Evet, bir bölümünde sonuna geldik. Çok beklettiğim için üzgünüm. Umarım güzeldir. Eğer hikayede istediğiniz olaylar veya ilişkiler varsa lütfen bana söyleyin çünkü olayların nasıl ilerleyeceği konusunda hiçbir fikrim yok. Hoşça kalın!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.