İçeriğe geç

Değer miydi?

Bölüm 1 · 12 dk okuma

Değer miydi?

Bölüm 1

Yenilmezlerle Tanışmak(1)

Peter Parker (Örümcek Adam)

"Seni ezeceğim böcek!" diye bağırdı ahtapot kollarıyla beni kovalayan Octavius.

Şu kötüler gerçekten bu kadar salak mı? Bir de kendine doktor diyor. Çocukların evcilik oynarken doktor olması daha mantıklı! Örümcekler eklem bacaklıdır bunu sakın unutmayın.

"Bir de kendine doktor diyorsun. Nerede biyoloji dersi gördün acaba? Çünkü örümcekler böcek değildir. Eklem bacaklıdır!" diye azarladım Octo'yu. Daha azarlamaya devam edecektim ama aniden vücudumda hissettiğim acıyla ağ atamadım ve bir binanın çatısına düştüm. Acıyla kalbimi tutarken kalkmaya çalıştım ama ayağım kaydı.

Octavius'un robotik kollarının binaya tırmanış sesini duydum ve şeytanice bir kahkaha. Lanet olsun! Green Goblin! Acilen buradan tüy olmalıydım. Tekrar kalkmayı denedim ama gücüm kalmamıştı. Tüm enerjim elektrikli süpürgeyle çekiliyordu sanki. Görüşüm netliğini yitirirken bir sorun olduğunu anladım.

"Peter, hayati değerlerin oldukça düşük. Birine haber vermeli miyim?" diye sordu yapay zekam Karen. Bilincimi yitirmeden Karen'ı yanıtlamak için çok çaba sarf ettim. "Evet, Ka-Karen. Çabuk..." Gözlerim kapanmadan önce gördüğüm son şey Goblin'in sırıtmasıydı.

Tony Stark (Ironman)

Yenilmezler Kulesinde Yenilmezler ile sıkıntıyla oturuyorduk. Şu yeni kahramanlardan bize iş kalmıyordu. Eh, aslında o amatör kötülerle savaşmakta istemezdim. Sonuçta ben Tony Stark'ım ve benim bir itibarım ve param var. Bir de hayranlarım. Sizleri seviyorum!

"Bay Stark." diye seslendi Jarvis'in mekanik sesi sıkıcı salonu doldurdu. "Bir sesli mesajınız var."

"Kim denmiş?" diye sordum Jarvis'e.

"Karen isimli bir yapay zeka, efendim." dedi Jarvis. Tüm Yenilmezler oturdukları -yayıldıkları- koltuktan doğruldular. Bir yapay zekadan mesaj gelmesi ilgilerini çekmişti, bana olduğu gibi.

"Sesli mesajı oynat, Jarvis." dedim ve dinlemeye başladık.

"Bay Stark ben Karen. Örümcek Adam'ın yapay zekasıyım. Kendisi şuan bilinçsiz. Dr. Octavius ile olan son savaşında tahminimce uzaylı teknolojisine sahip bir silah ile vuruldu. Son verilerdeki kahkaha sesinin de Green Goblin ile eşleştiğini saptadım. S.H.I.E.L.D.a haber vermeye çalıştım ama beni telesekretere bağladılar. Size sinyali kaybetmeden önceki konumun bilgilerini gönderdim."

"Eh, bize de iş çıktı." dedim ve gerinerek ayağa kalktım. Takımda benimle beraber kalktı. Bunu bayağı ciddiye aldık çünkü Örümcek Adam hiç kaçırılmamıştı ve uzaylı teknolojisi silahlar oldukça ciddi bir konuydu. Sakın onları evde ya da arkadaşlarınızın üzerinde kullanmayın.

Karen'ın attığı konuma geldik ama hiçbir şey yoktu. Cidden yoktu. Bomboş bir arazideydik. Biraz yürüdüğümde önüme çat diye bina çıktı.

"Bu lanet bina az önce burada değildi!" dedim ve geri adım attım. Bina bir anda yok oldu. "İlginç. Binayı hologramla yok etmişler. Hadi gelin."

İçeri girdiğimizde karşımızda Örümcek Adam vardı. O bizi görmedi çünkü kötü ahtapotla atışmakla meşguldü. Bir sandalyeye bir sürü kelepçeyle bağlanmış durumdaydı. Bu çocuk nasıl buradan kurtulamıyordu ki? Çıplak elleriyle otobüs durdurmuştu bir ara.

"Manyak deneylerine alet olmayacağım! Çöz şunları, hemen!" diye bağırıyordu Örümcek.

"Gerçekten hiç mi merak etmiyorsun? Güçlerinin neden azaldığını?" diye sordu ahtapot adam sakince.

"Beni vurduğunuz silahta büyük ihtimalle Benjamin Kauçuğu, antivenom ve ametist taşı kullandınız bu sayede vücudumdaki radyasyon ve örümcek zehrinin oranı kısa süreliğine düştü." dedi Örümcek. Bu gerçekten etkileyiciydi. Çocuk gerçekten zekiydi. Bir gariplik vardı. Çocuk nefes alırken fazlasıyla zorlanıyordu.

"Çok sinir bozucusun. Sana biraz sakinleştirici iyi gelecektir." dedi ahtapot ve çocuğa sakinleştirici yaptı. Ahtapot bir kolunu havaya kaldırdı ve Örümcek Adam'a doğrulttu. Takımla birbirimize baktık. Artık harekete geçme vakti gelmişti.

Hawkeye ahtapotun koluna ok fırlatarak dikkatini dağıttı böylece çocuğa bir zarar veremeyecekti. Blackwidow hızla atıldı ve tekmeyi suratına geçirdi. Ardından Kaptan Amerika ve diğerleri. Bense hızla kontrol paneline gittim ve çocuğun kelepçelerini on beş saniyede açıp yanına gittim. Çocuk az kalsın düşecekti, son anda onu tutmuştum. Ona güven vermek için maskemi açtığımda çocuk hızla kulaklarını kapattı.

Peter Parker (Örümcek Adam)

Kelepçelerimin açıldığını hissettim. Daha sonra baş dönmesi ve soğuk demirin tenime değmesi. Aniden irkildim. Mekanik bir ses duydum ses çok yüksekti. Ellerimle kulaklarımı kapattım.

"Hey, iyi misin?" diye sordu bir adam. Adama dönünce hayatımın şokunu yaşadım resmen. Bu Tony Stark'tı! Tony Stark beni kurtarmıştı!

"B-Bay Stark?" dedim inanamaz bir şekilde.

"Ah, evet benim." dedi Bay Stark gülümseyerek. "Her neyse. Sen iyi misin? Bir ses mi duydun? Ben duymadım da..."

"Ah, başlığın açılış sesi... Fazla yüksekti." dedim. Sesi hatırladığımda yüzümü buruşturdum.

"Ben hiç fark etmemiştim..." dedi Bay Stark kaşlarını çatarak.

"Örümcek güçleri, duyularımı hassaslaştırıyor." dediğimde örümcek hislerim çınlamaya başladı. Etrafa baktım ama hiçbir tehlike göremedim ta ki oldukça yüksek bir çınlama duyana kadar. Kulaklarımı kapattım ve sesinin etkisini azaltmaya çalıştım ama yapamadım. Nefes alışım ağırlaşmaya başladı, kalbim sıkışıyordu. Lanet olsun, atak geçiriyorum!

"...lanet olası şeyi parçalayın!" diye bağırıyordu Bay Stark. Daha sonra bir lazer sesi duydum ve çınlama kesildi. Titreyen ellerimi yavaşça kulaklarımdan çektim. "Çocuk, iyi misin?"

"Bay Stark... Ne-nefes-" konuşmaya çalıştım ama devamını getiremedim. Neyse ki Bay Stark ne demek istediğimi anlamıştı.

"Sakin ol. Sadece benle nefes al, tamam mı?" dedi Bay Stark ama yapamadığımı fark edince çareyi tehdit etmekte bulmuştu. "Bak çocuk! Nefes almazsan maskeni çıkarmak zorunda kalacağım. Beni duyuyor..."

Bay Stark'ın sesi gittikçe uzaklaşmaya başladı. Görüşüm bulanıklaşırken vücudumun kontrolünü sağlayamadım ve demir kollar beni bayılmadan önce yakaladı...

Tony Stark (Ironman)

Örümcek Adam kollarıma yığıldığında diğerleri yanıma geldiler. Garip ahtapotu yakalamışlardı. Bende Örümcek'i kucağıma aldım. Onu kuleye götürecektim. Bruce ona bir baksa iyi olur çünkü garip şeylerle güçlerini bastırmışlar.

"Örümcek Adam'a ne oldu?" diye sordu Hawkeye.

"Onu sonra konuşuruz gitmeliyiz." dedi Blackwidow.

"Katılıyorum." diye sohbete dahil oldu Kaptan Amerika. "Green Goblin burada değil ve gelmeden gitsek iyi olur.

-KULEDE-

Örümcek Adam'ın uyanmasını bekliyorduk. Bruce ile sağlık kontrolünü yapmıştık ve değerleri gittikçe -olağanüstü bir hızla- yükseliyordu. Ve maskesini de açmış olabilirim. Ama çok merak ettim.

Ve Örümcek Adam bildiğiniz 13-14 yaşında bir çocuk çıktı. Bu çocuğun ailesi buna nasıl izin veriyordu? Acaba ailesinin haberi var mıydı? Ben kesinlikle çocuğuma izin vermezdim ama benim çocuğum olmadığı için dert etmeme de gerek yok tabii.

"Of, bu ölümlüyle niye uğraşıyoruz ki?" diye söylendi koltukta olduğunu unuttuğumuz Loki.

"Çünkü o daha bir çocuk!" diye azarlar bir tonda cevap verdim Loki'ye.

"Çocuğun bugün uyanması imkansız Tony. En erken gece on birde uyanır." dedi Bruce. Haklıydı. Tam odadan çıkarken bir ses duyduk ve arkamızı döndük.

Peter Parker (Örümcek Adam)

Gözlerimi açtığım anda bembeyaz bir ışık görünce gözlerimi kıstım. "Ölünce beyaz ışığın bu kadar parlak olmasını beklemiyordum." dedim. Bunu sesli mi söyledim?

"Jarvis ışıkları kıs." dedi yeni görebildiğim odanın içindeki Tony Stark. Bir dakika... MASKEM NEREDE!

Hızla olduğum yataktan kalkarak tavana çıktım ve ağ atıcımı önümdeki üç adama çevirdim. "Maske."

"Hop, sakin ol. Senin dinlenmen gerekiyor." dedi Bay Stark ve bana yaklaşmaya çalıştı. Ağlardan korkmuyordu. Ağ atıcılarımın üstündeki ufak tuşlara bastım.

"Elektrikli mi bomba mı yoksa maske mi?" dedim son derece ciddiyetle. Şuan idolümü tehdit ettiğimin farkındayım ama gizli kimliğim önemli. Ve Tony Stark'ı tehdit etme şansını kaç kere bulabilirsiniz ki?

"Sence hangi hançer?" dedi Loki. İki elinde de toplam beş hançer vardı. Biri kıvrımlıydı, ikisi ortasında üçgen boşluk olacak ve çeşitli taşlarla süslenecek şekildeydi, biri altın renkli ve oldukça keskin olmasıyla birlikte parlaktı, sonuncu da yeşil ve iki keskin ucu vardı.

"Bence altın renkli daha güzel. Parlak ve sivri. Ani ve öldürücü hasar için mükemmel ama fazla delik ve hasar istiyorsan yeşilli. Resmi katliamlar için taşlıları aynı anda öneririm. Kıvrımlı olan sadece süs eşya, kullanışsız." diye cevapladım. Cidden korktum ama belli etmedim.

"Bu ölümlü cidden işini biliyor." dedi Loki ve yüzünde büyük bir gülümseme oluştu. Bay Stark ona "kapa çeneni" der gibi baktı ve bana döndü.

"Hadi çocuk. Gel konuşalım." dedi Bay Stark.

"Önce maske."

"Masken ortak salonda. Gel hem maskeni alırsın hem de konuşuruz." dedi Bay Stark.

"Buna inanmam mı gerekiyordu?" dedim ve Karen ile konuşmak için saatimi kullandım. "Hey, Karen! En yakın maske nerede?"

"Maske saptanamadı." dedi Karen.

"Nasıl? Helicarrier'de değil miyim?" diye sordum Bay Stark'a bakarak. Bay Stark başını olumsuz anlamda salladı. Hapı yuttuk.

"Peter, en son kostüme eklediğin nanoteknoloji protokolünü çalıştırmamı ister misin?" diye sordu Karen.

"Jarvis, Karen'ı durdur." dedi Bay Stark.

"Karen hemen çalıştır." dedim ama Karen cevap vermedi ve protokol çalışmadı. Lanet olsun!

"Jarvis, ağ atıcıları etkisiz hale getir." dedi Bay Stark. Bense sadece sinirle ona baktım. S.H.I.E.L.D. teknolojisi olduğu için kolaylıkla ulaşılabilirdi. "Evlat, pes et artık ve bizle gel."

"Peki." dedim ve tavandan indim. Onların yanından geçerken Loki'den bir hançer aldım.

"Hey! Hançerimi geri ver!" diye bağırdı Loki. Ona dönüp yaramaz bir şekilde gülümsedim ve ortak salona gittim. İçeri girdiğimde tüm Yenilmezler oradaydı ama maskem ortalıkta yoktu.

"Maskem nerede, Bay Stark?" diye sordum Bay Stark'a dönerek.

"Gel böyle şimdi Natasha getirir." dedi Bay Stark ve beni kolumdan sürüklerken elimden hançeri alıp Loki'ye verdi. Koltukların yanına geldiğimizde beni oturttu ve karşımda durmak için sehpaya oturdu. Bayan Romanoff maskemi getirmek yerine beni sorgulamak için bize yaklaşmıştı.

"Çocuk mu kandırıyorsunuz? Maskeyi verin dedim."

"Sakin ol Bebek Örümcek." dedi Bayan Romanoff ve gülümsedi.

"Bebek Örümcek mi? Çok aşağılayıcı." dedi fısıldayarak Bay Barton. Duymayacağımı düşünmüş olmalı ama duydum.

"Sizi duyabiliyorum Bay Barton. Bayan Romanoff, Örümcek Adam'ı tercih ederim. Ve Bay Stark maskemi vermeden hiçbir sorunuzu cevaplamayacağım."

"Maskeni verirsek kaçacağını biliyoruz." dedi Steve Rogers. "Şimdi, bizi zorlamadan sorulara cevap ver. Neden bu yaşta bunu yapıyorsun?"

Kollarımı önümde birleştirdim ve arkama yaslandım. Tüm Yenilmezler iç çekti. Beni konuşturmanın kolay olacağını düşünmüş olmalılar.

"Jarvis, çocuğun öz geçmişini araştır eğer cevap vermezse bana bilgileri gönder." dedi Bay Stark.

"Size ne oluyor ki? Benim tercihim, benim hayatım. Nick Fury izin verdiyse kalanı sizi ilgilendirmez. Ve Bay Stark, özel hayatıma karışma hakkınız yok." dediğimde oldukça ciddiydim.

"Çocuk, seni tanımaya çalışıyoruz..." dedi Bay Rogers. Devam edecekti ama ayağa kalkarak sözünü kestim.

"Tanımak mı istiyorsunuz? Peki, ben mahallenizin dost canlısı komşusu Örümcek Adam. Bu kadarı size yeterli." dedim ve az önce ayarlarını düzelttiğim ağ atıcılarımla mutfak masasındaki maskemi aldım. Maskeyi geçirdiğimde yüksek tavana ağ atarak Yenilmezleri aştım ve camdan dışarı çıktım.

Hemen uzaklaşmalıyım çünkü peşimi bırakacaklarını düşünmüyorum. Ağlarımı binalara atarak uzaklaşırken Karen'ın sistemini yenilemeye ve Jarvis'in beni bulmasını engellemeye çalışıyordum. Ama çok geçti, arkamda sinirli bir Tony Stark vardı. Bu adam benim idolümdü ama bir yandan babama çok

benzediği için sinirimi bozuyor. Tabii ki babam olamaz. O Tony Stark! Nasıl babam olabilir ki? Değil mi?

"Örümcek Adam hemen buraya gel!" dedi Bay Stark. Lanet olsun! J. Jona Jameson kesinlikle bunu haber yapacaktı ve halk benden nefret edecekti. Ama Stark'a yakalanamazdım da bu yüzden kaçmalıyım.

Tam Oscorp binasının oradan dönerken üstüme yeşil bir şey atladı. Green Goblin beni bir çatıya fırlattı. Elindeki silahı bana doğrulttuğunda bir lazer onu vurdu ve goblin binadan aşağı düşmeye başladı. Bay Stark hemen yanıma geldi.

"Çocuk iyi misin?"

"Evet, Bay Stark. Teşekkür ederim." dedim ve ayağa kalktım. İki kol bana dolanınca donup kaldım ama sonra ne olduğunu anladım ve kurtulmaya çalıştım. Etrafıma yeşil bir sis yayıldı ve bir anda kendimi karanlık bir odada tüm Yenilmezlerle buldum.

"Bizi görebilir mi?" diye sordu Pietro kardeşi Wanda'ya. Sessiz olduğu için duyamayacağımı sanmıştı o da. Wanda başını olumsuz bir şekilde salladı. Herkeste gece görüş gözlükleri vardı.

"Sizi duyabiliyorum ve görebiliyorum." dedim ve bu 'saklanma' olayını sonlandırdım. Bir anda ışıkları açtıklarında elimi gözlerime siper ettim. Şimdi göremiyordum.

"İyi misin?" diye sordu Bay Rogers ve bir kapı sesi duyuldu.

"Şu ışıkların hepsini açmayın! Çocuğun güçleri yüzünden hassas duyuları var." diye onları azarladı Bay Stark ve ışıkların yarısını kapattı.

"Benimde hassas duyularım olabilir!" dedi gözlerini ovuşturan Bay Barton.

"Gece görüşü gözlüklerini çıkarmazsan ani ışıkta böyle olur." dedi Bay Banner.

"Bir gün beni temelli kör edeceksiniz." diye fısıldadım.

"Pardon?" dedi Bay Stark.

"Yok bir şey." dedim.

"Pekala Peter Benjamin Parker." dedi Bay Stark. Yanlışlıkla güldüm. Herkes neden güldüğümü anlamaya çalışıyor gibiydi.

"Affedersiniz ama küçük bir çocuğu azarlıyor gibi görünüyordunuz." dedim ve Bayan Romanoff kıkırdadı.

"Tamam, neden bunu yaptığın sorusuna geçelim." dedi Bay Rogers.

"Çünkü güçlerim var, Bay Rogers."

"Ben soruyorum. Neden bize sürekli Bay ve Bayan şeklinde soyadlarımızla sesleniyorsun?" diye sordu Bay Stark.

"Ne dememi isterdiniz, Bay Stark?" diye sordum. Cidden anlamadım bunda ne sorun vardı ki?

"Tony, Steve, Natasha, Clint yani direk isimlerimizle seslensene." dedi Bay Stark.

"Öyle seslenmem sizi kızdırmaz mı? Sonuçta saygısızca." diye sorduğumda karşımdaki Yenilmezler kaşlarını çattılar ve birbirlerine anlamaz bakışlarla baktılar.

"Peter, bu neden bizi kızdıracakmış? Daha önce biri sana bundan dolayı kızdı mı?" diye sordu Bayan Romanoff. Bu soru gelince boğazımda bir yumru oluştu. İyi ki maskem var yoksa gözlerimin dolduğunu görürlerdi.

"Hayır, Bayan Ro- Natasha..." dedim öncekilere göre oldukça cılız bir sesle.

"Çocuk, maskeni çıkar." dedi Bay Stark. Hayır, hayır bu kesinlikle olamaz! Gözlerimin dolduğunu görmemeleri gerek.

"Bay Stark-"

"Çıkar dedim. O maskeyi çıkar Peter." dedi Bay Stark net bir sesle. "Çıkar yoksa ben çıkarırım."

Sertçe yutkundum ve gözlerimi kırpıştırarak normal görünmesini sağlamaya çalıştım. Maskeyi çıkarırken gözlerimi sildim ve Bay Stark'a döndüm.

"Peter, okul belgelerinde vücudunda yaralar olduğu için velinin çağrıldığı yazıyor ve buradaki tarih sen Örümcek olmadan önce." dedi Bay Stark. Derin bir nefes alıp cevapladım. Sesim kendimden beklemediğim kadar net ve emin çıktı.

"Örümcek Adam ile konuştuğunuzu unutmayın Bay Stark. Peter Parker'ın hayatı sizi ilgilendirmez. Eğer Örümcek hakkında daha fazla sorunuz yoksa gidiyorum."

"Şiddet görüyorsun, Peter. Değil mi?" dedi Bay Stark.

"Sizi ilgilendirmeyen konularla uğraşmayın Bay Stark! Şiddet falan da görmüyorum! Artık gitmem gerek." dedim ve kimseyi dinlemeden kapıya yöneldim. Lanet Stark neden onu ilgilendirmeyen konulara karışıyor ki?

Bir ara sokakta kostümü çıkardım ve eve doğru yürümeye başladım. Geç kalmıştım. Yine azar işiteceğim. Kapının önüne geldiğimde kapıyı çalmak için elimi kaldırdım ve gözlerimi kapatıp derin nefes aldım. Kapıyı çaldıktan sonra kapı açıldı ve annem beklediğim gibi sinirli bir şekilde karşımdaydı.

"Yine geç kaldın." dedi beklediğimin aksine sakin bir şekilde. "İçeride erkek arkadaşım var. Yemeğe geldi. Sakın batırma. Hızlıca yemek ye ve odana çık sonra camından dışarı çık, saat on bire kadar da gelme."

Başımı salladım ve içeri girdim. Aynen dediği gibi yaptım. Odamın camından dışarı çıktım ve biraz yürümeye başladım. Bir ara sokağın yanından geçerken biri beni ara sokağa çekti ve eliyle ağzımı kapattı.

"Artık Peter ile konuşuyorum. Şimdi söyle, kim sana şiddet uyguluyor?" diye sordu Bay Stark. Tanrım, bu adam neden beni rahat bırakmıyor? Stark'ın elinden kurtuldum ve karşısında durdum.

"Sana hiçbir şeyin hesabını vermek zorunda değilim."

"Biliyorum ama şiddet görmeni istemiyorum." dedi Bay Stark. Oldukça samimi görünüyordu.

"Peter!" diye bağırdı annem. Ardından erkek arkadaşı da bağırdı. Bay Stark o adamı görünce far görmüş tavşana döndü.

"O adam kim?" diye sordu Bay Stark.

"Annemin erkek arkadaşı."

"Peter, beni dinle. O adamdan ne olursa olsun uzak durmalısın." dedi Bay Stark. Çok endişeli duruyordu. Anlamaz gözlerle ona bakınca açıkladı. "O adam HYDRA'nın başkanı."

Bayramınız mübarek olsun!

Umarım beğenmişsinizdir. Beklenmedik bir kurgu oldu biliyorum çünkü bende beklemiyordum. 10-15 tane marvel kurgusu okuduktan sonra ultimate spiderman izleyince dedim ki neden olmasın?

O yüzden bir anda karşınıza spiderman kurgusuyla çıktım.

Sizi seviyorum, bayy bayy.

16 Haziran 2024

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.