İçeriğe geç

Dedikodu Klübü

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Dedikodu Klübü

Bölüm 6

BÖLÜM: 6 - KÜTÜPHANE

Ertesi gün okul çıkışında İlayda kütüphanenin önüne geldiğinde saatine baktı.

16.02

İlayda: İki dakika geçmiş bile.

Tam o sırada arkasından bir ses geldi.

Kaan: Kronometre mi tuttun?

İlayda döndü.

Kaan elinde sırt çantasıyla merdivenlerden çıkıyordu.

İlayda: Geç kaldın.

Kaan: Ben buna dramatik bir giriş diyorum.

İlayda: Ben buna geç kalmak diyorum.

Kaan: Sen erken gelmişsin, o yüzden öyle geliyor.

İlayda: İlginç. Suçu yine bana bağladın.

Kaan: Her konuda bir çıkış yolu bulurum.

Kütüphaneye girdiler.

İlayda masaya oturur oturmaz çantasından dosyalarını çıkardı.

Kaan ise önündeki sandalyeye çöktü.

İlayda birkaç saniye bekledi.

Sonra kaşlarını çattı.

İlayda: Dosyan nerede?

Kaan: Hangi dosya?

İlayda: Sakın hazırlık yapmadığını söyleme.

Kaan: Hazırlık yapmadım.

İlayda: Hiç şaşırmadım.

Kaan: Haksızlık ediyorsun. Ruhen hazır geldim.

İlayda: Ruhen hazırlanmak diye bir şey yok.

Kaan: Bence var. Üstelik çok konforlu.

İlayda bilgisayarını açtı.

İlayda: Tamam. Konuyu bölüşelim.

Kaan: Dinliyorum.

İlayda: Giriş kısmını sen yazacaksın. Sonuç kısmını da sen al.

Kaan: Ne kadar cömertsin.

İlayda: Deney kısmını ben yapacağım.

Kaan: Demek bütün zor işleri bana bıraktın.

İlayda gözlerini kıstı.

İlayda: Gerçekten dinliyor musun?

Kaan: İlk cümleden sonra biraz koptum.

İlayda: Bunu tahmin etmek zor değildi.

Tam çalışmaya başlayacakları sırada kütüphanenin kapısı açıldı.

İçeri giren ilk kişi Arda oldu.

Arkasından Selin.

Son olarak Zeynep.

Üçü de aynı anda onları görünce durdu.

Sessizlik.

Arda: Vay canına.

Selin: Ne hoş bir tesadüf.

Zeynep: O kadar tesadüf ki ben bile inanmıyorum.

İlayda: Siz bizi takip mi ediyorsunuz?

Arda: Böyle söyleyince kulağa suç gibi geliyor.

Selin: Çünkü biraz suç gibi.

Kaan sandalyesine yaslandı.

Kaan: Bugün kaçıncı karşılaşmamız bu?

Zeynep: İlk.

Kaan: Buna sen bile inanmadın.

Zeynep: Tamam, ikinci.

Kaan: İşte şimdi daha samimiyiz.

Üçlü birkaç masa uzağa oturdu.

Ama sürekli onlara bakıyorlardı.

İlayda: Bunların başka işi yok mu?

Kaan: Sanırım bizi izlemek günlük aktiviteleri.

İlayda: Ben hâlâ profesyonel yardım almaları gerektiğini düşünüyorum.

Yarım saat sonra gerçekten çalışmaya başladılar.

Daha doğrusu İlayda çalışıyordu.

Kaan ise formüle bakıyordu.

Ve formül de ona bakıyordu.

İlayda: Şu soruyu çöz.

Kaan kağıda baktı.

Sonra tekrar baktı.

Sonra tekrar.

Kaan: Hiçbir fikrim yok.

İlayda: Dalga geçiyorsun.

Kaan: Keşke. O zaman daha az utanç verici olurdu.

İlayda: Ciddi misin?

Kaan: Maalesef.

İlayda ilk kez şaşırdı.

Kaan’ın dalga geçtiğini düşündü.

Ama etmiyordu.

İlayda: Bu konuyu gerçekten bilmiyor musun?

Kaan: Bildiğimi söylersem kimyaya hakaret etmiş olurum.

İlayda: Peki sınavlardan nasıl geçiyorsun?

Kaan: Çoğundan geçemiyorum zaten.

İlayda istemsizce sustu.

Çünkü Kaan bunu komik olsun diye söylememişti.

Gerçekten söylemişti.

Kaan kalemi çevirmeye başladı.

Kaan: Şu an yüzündeki ifadeden hiç hoşlanmadım.

İlayda: Nasıl bir ifade varmış?

Kaan: Sanki beni çözmeye çalıştığın bir denklemmişim gibi bakıyorsun.

İlayda: Çünkü anlamaya çalışıyorum.

Kaan: Kulübe hoş geldin. Ben de yıllardır aynı işle uğraşıyorum.

Bir süre sessizlik oldu.

İlayda notlarına döndü.

Ama birkaç dakika sonra farkında olmadan başını kaldırdı.

Kaan’a baktı.

Kaan not defterine eğilmişti.

Bu kez gerçekten çalışıyordu.

Tam o sırada Kaan konuştu.

Kaan: Bana bakmayı bırak.

İlayda hemen gözlerini kaçırdı.

İlayda: Sana bakmıyordum.

Kaan: Üç saniyedir bana bakıyorsun .

İlayda: Arkadaki yangın tüpüne bakıyordum.

Kaan başını çevirip baktı.

Sonra tekrar İlayda’ya döndü.

Kaan: Benimle yangın tüpü arasında nasıl bir bağlantı kurdun?

İlayda: Yangın tüpü daha işe yarar göründü.

Kaan birkaç saniye sustu.

Kaan: Acıttı.

İlayda: Gerçekler bazen öyledir.

Kaan: Burada ciddi duygusal hasar alıyorum.

İlayda: Kimya projesine odaklan.

Kaan: Yangın tüpü olsaydı beni daha çok desteklerdi.

Tam o sırada bir gölge masalarının üzerine düştü.

İkisi de başını kaldırdı.

Melis.

İlayda içinden ofladı.

Kaan da dışından ofladı.

Melis: Demek buradaydınız.

Kaan: Bizi bulman kaç dakika sürdü?

Melis: Ne?

Kaan: Yerimizi tespit etmen.

Melis: Beş dakika kadar.

Kaan: Performansın düşmüş.

Melis boş sandalyeye oturdu.

İlayda ve Kaan aynı anda gerildi.

Melis: Ne yapıyorsunuz?

İlayda: Kimya projesi hazırlıyoruz.

Melis: Kütüphanede mi?

İlayda: Evet. İnsanların burada yapmayı tercih ettiği şey genelde bu.

Melis: Çok komiksin.

İlayda: Fark edilmesi güzel.

Melis yaklaşık on dakika boyunca onların yanında oturdu.

Sonra sonunda telefonu çaldı ve ayrıldı.

Melis uzaklaşınca ikisi de aynı anda rahatladı.

Kaan: Ve nihayet özgürüz.

İlayda: Çok uzun sürmedi ama güzeldi.

Kütüphane kapanmaya yaklaşırken Kaan’ın telefonu çaldı.

Ekrana baktığı anda yüzündeki ifade değişti.

İlayda bunu fark etti.

Kaan telefonu açtı.

Kaan: Efendim?

Sessizlik.

Kaan’ın yüzü giderek ciddileşiyordu.

Kaan: Çalışıyorum dedim.

…

Kaan: Evet.

…

Kaan: Anladım.

…

Kaan: Tamam.

Telefon kapandı.

Masanın üzerinde sessizlik oluştu.

Bu kez ilk konuşan İlayda oldu.

İlayda: Bir şey mi oldu?

Kaan hemen çantasını toplamaya başladı.

Kaan: Yok.

İlayda: Buna inanacağımı mı sanıyorsun?

Kaan durdu.

Bir saniye boyunca ona baktı.

Sonra hafifçe gülümsedi.

Ama bu gülümseme diğerlerine benzemiyordu.

Kaan: Merak etmeyi bırakman gerektiğini söyleyen oldu mu hiç?

Birlikte kütüphaneden çıktılar.

Bu kez ilk kez sessizlik rahatsız edici değildi.

İlayda yürürken istemeden düşündü.

Kaan Demir hakkında bildiği şeyler çok azdı.

Belki de okulun anlattığı kadar basit biri değildi.

Ve bu düşünce, İlayda’nın hoşuna gitmese de, merakını giderek büyütüyordu.

Bölüm Sonu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.