Ben daha doğmadan babam ölmüştü.
Hayata gözlerimi açtığımda herkes bana aynı şeyi söylüyordu: “Baban çok iyi bir insandı.”
Ama ben onu hiç görmedim. Sesini hiç duymadım. Elimi tutmadı, başımı okşamadı.
Çocukluğum boyunca hep aynı soruyla büyüdüm:
Bir insan babasını hiç tanımadan büyürse, içinde oluşan boşluğu ne doldurabilir?
Yıllar sonra öğrendiğim gerçek ise bundan çok daha ağırdı.
Benim babam bir kazada ya da hastalıkta ölmemişti.
Benim babam…
Kendi dedesi tarafından öldürtülmüştü. Evet, yanlış duymadınız… Bir dede, kendi torununu öldürttü. İnsan bunu duyunca donup kalıyor. Bir dede, nasıl olur da torununun ölümünü ister? Aklım hâlâ almıyor.
Benden üç yaş büyük bir ablam var. Ablam babamı tanıdı, onu gördü, sesini duydu. En azından üç yıl boyunca babasıyla yaşadı. İlk adımlarını, ilk kelimelerini babam gördü. Ama ben… Ben hep bir baba özlemiyle büyüdüm. Daha doğmadan babamı kaybettim. Daha doğrusu babam kurban seçildi.
Sadece babam değil… Dedem amcalarımı da öldürtmek istemişti. Dört amcamı öldürmesi için kendi ortanca oğlu Bayram’ı ikna etmişti. Ona, “Onlar bugün tarlada olacak, gidip hepsini öldüreceksin” demiş.
Bayram motosikletine atlamış. Yanına pompalı tüfeğini almış ve tarlaya doğru yola çıkmış.
Tarlaya vardığında babama seslenmiş:
“Memet!”
Babam dönüp bakar bakmaz silahını doğrultmuş. Hiç tereddüt etmeden tetiğe basmış. Babamın kalbine iki kurşun sıkmış. Ardından diğer amcalarıma da ateş etmiş. Dördüne de kurşun sıkmış.
En küçük amcam Ahmet’e sıra geldiğinde ise silahında kurşun kalmamış.
Sonra arkasına bile bakmadan oradan uzaklaşmış.
O gün tarlada çalışan başka komşularımız da varmış. Silah seslerini duyunca hemen koşmuşlar. Gördükleri manzara karşısında herkes donup kalmış.
Babam su kanalının yanında yere düşmüş, kanlar içinde yatıyormuş. Gözleri açık…
Yanında iki amcam da aynı şekilde yerde yatıyormuş.
Küçük amcam Ahmet ise bağırıyor, ağlıyor, ne yapacağını bilemez halde etrafta koşuşturuyormuş.
Komşular hemen ambulans çağırmış. Ama artık çok geçti.
Babam ve babamdan iki yaş küçük olan amcam, o tarlada can vermişti.
Ortanca amcam bacağından vurulmuş, yerde acı içinde kıvranıyordu.
Küçük amcam ise yaşananların şokuyla donup kalmıştı.
O gün sadece insanlar vurulmamıştı.
Bir aile parçalanmıştı.
Ve ben, daha doğmadan babasız kalmıştım