Haklıydı, o isterse hep peşimde olabilirdi. Bu bir kenara bu sefer ki benimde istediğim bir şey sunuyordu, bu sefer ki paramı değil, bedenimi istiyordu her ne kadar mantıklı konuşmuş geliyor olsa da hassas bir yapım vardı, böylesine bir ilişkiyi kaldıramazdım. Hoseok en azından okulumu okumam ve iyi bir yaşam sürmem için bunun tek fırsat olduğunu söylüyordu bana. Aynı zamanda da başıma gelecek kötü şeyleri.
"Her an kapının önüne koyulma olasılığı var hem o rahatlığa alıştıktan sonra bunu yaparsa eğer senin için çok daha zor olur. Sıfırdan başlamak gibi şöyle de bir şey var, eğer okuluna gider, sana verilen paraları harcamak yerine biriktirirsen zorluk çekmeden devam edersin hayata. Her kararına saygı duyup yanında olacağım bir kaç gün bizde kal, düşün. Hemen karar verilecek bir şey değil."
Hemen karar vermem kötü olabilirdi, pişmanlık duyabilirdim fakat arkamda böylesine bir arkadaşım oldukça sırtım yere gelmezdi. Sabırsız bir insandım, beklemem gerekiyordu biliyordum ama düşünmek yerine ayağa kalktım ve o numarayı yeniden aradım.
"Kabul ediyorum fakat benim bedenim o kadar da ucuz değil."
"Para konusunu sıkıntı etme. Zaten başka ne istiyorsun ki?"
"En yakın arkadaşım ve babası da benimle birlikte yaşayacak."
"Saçmalama lütfen kimliğimi neden açık edemem."
"Pekâlâ, teklifiniz yeniden red edildi."
"Dur tamam dur! Babasının işine göz atar, terfi falan yaptırır maaşına da iyi bir zam ekletirim. Birde çalıştığı yerin ona araba ve ev vermesini sağlarım. Yeterli olur mu?"
"O zaman sadece Hoseok kalsın benimle?"
"Ona güveniyor musun?"
"Hayatta sizin kim olduğunuzu söylemez, hem onu geçtim, benim böyle bir şey yaptığımı da saklıyor."
"Pekâlâ, sen alışana kadar kalsın bakalım. Olduğun yere araba yolluyorum."
Hoseok, bana yüzlerce teşekkür etmiş, babasını arayarak benimle bir süre kalacağını söylemişti. Her ihtimale karşı olarak ailemden kalan bir evde yaşayacağımızı da eklemişti babası isteksiz olsa da, kabul etmişti. Hoseok eşyalarını alırken ben yanıma hiç bir şey alamamıştım. Az sonra şoför, telefon ile beni arayıp aşağıda olduğunu bildirmişti ki bende aşağı inip, ön koltuğa yerleşmiştim, Hoseok'i bekliyorduk.
"Merhaba, dün tanışamadık. Ben Jungkook."
"Ah. Merhaba efendim."
"Emin ol efendi falan değilim."
"Alışkanlık haline gelmiş efendim."
"Lütfen bana Jungkook de hyung. "
"Ahah pekâlâ Jungkook."
"Şey, siz Taehyung beyi tanıyor musunuz?"
"Tabi ki. Ben onun sağ eliyim. Sekreteri, şoförü hatta bazen babası."
"Acımasız biri mi?"
"Ahahah Taehyung mu? Hayır. En azından sevdiklerine karşı değil."
"Benim gibi kaç kişi geliyor? Yani hepsine böyle paralar, evler veriyor mu gelmesi için."
"Aslında bakarsan uzun bir süredir ilk defa siz geldiniz. Hem, yardım yaptığı kurumlar ve çalışanları harici kimseye bonkör davranmaz. Bu duruma bende şaşırdım doğrusu."
"Anlıyorum peki sevgilisi var mı?"
"Uzun bir süredir yok. Homofobik bir aileden geliyor. Zorla yüzük taktıkları bir kaç kadın oldu fakat ilgisizlik ve birkaç sebep yüzünden hepsi de ayrıldı."
"Ailesi ya beni öğrenirse? Drama filmleri gibi yüzüme su mu atacaklar?"
"Ahahah sen baya komiksin, tabi ki onlar işlerini daha sessiz ve daha acılı bir şekilde halleder. Yani hallederdi, şimdi maalesef ikisi de.."
Kendisini zorlamış fakat, 'öldü' kelimesini söyleyemişti, dolan gözlerini farklı bir yere çekti ve gülümsedi.
"Bundan sonra çok vakit geçiririz, Taehyung bey sizi sadece bana emanet eder. "
Yani tabi ki öyle yapacak, sonuçta koskoca Taehyung bey fuckbodysi ile gündeme düşmek istemez. Diye düşünerek sohbeti sonlandırdım. Zaten gelmiştik, kocaman bir gülümseme ile teşekkür ederek kendimi eve attım. Tüm gün evi kendi düzenine uydurmaya çalışmış, yorulmuştum. Gelen mesaj ile telefonu elime aldım;
TaeTae
Yeni evine alıştın mı?
Kookie
Adı bir herifsin.
TaeTae
Lüks bir ev, bırakılan limitsiz kartlar..
Gerçekten çok kötü bir adamım.
Vicdanım acıdı.
Kookie
Her şeyin para olduğunu düşünmen,
komik.
*TaeTae arıyor*
"Efendim?"
"Bu gece, seni istiyorum. Kendini hazır hissediyor musun?"
"Cevabım her zaman hayır."
"Her zaman hayır olursa, dikkate almam."
"Ben senin, o korkutucu evine gelmek istemiyorum. Sen buraya gel."
"Korkutucu?"
"Evinde ki figürler, heykeller, biblolar.. Tanrım gerçekten ürkütücü."
"Pekâlâ, arkadaşın?"
"Gelmedi."
"Akşama doğru gelirim, hazır ol."
*TaeTae aramayı sonlandırdı*
Hazır olmak? Ne bekliyor ki fantazi kostümler falan mı? Yapacağım tek şey put gibi yatmak olacaktı.
Zaman düşündüğümün aksine çok hızlı geçmiş, akşam olmuştu. Birazdan gelecek olmasına karşılık ben, uykudan kalmış bir halde onu bekliyordum. Belki beni böyle çirkin bir halde görürse soğurdu.
Taehyung'dan
Arabamı park etmiş, yedek kart ile içeri girmek yerine sadece zile basmıştım. Kapıyı, gri eşofman takımı ve dağınık saçları ile açmıştı, tanrının bir armağanı gibi duruyordu. Uykudan yeni uyandığını belli eden, şişmiş gözleri ise son derece tatlı duruyor, bu ise beni şaşırtmaya yetiyordu. Yine de ona hazırlanmasını söylememe rağmen beni dinlememiş olması sinirimi bozmuştu.
"Açık olayım, sen hazırlanmazsan bende seni hazırlamam."
"Çok acımasızca."
Onu kenara iterek içeriye girmiş, koltuğa oturmuştum. Yakışıklı ve genç olmama rağmen milyon dolarları olan bir ceo olarak burnum tabi ki hava olacaktı. O sadece birlikte olacağım bir fuckbody yani gereksiz biriydi ve iyi davranmak manasız olurdu hem ona yanlış sinyaller verebilirdim, bunun olmasını istemezdim.
"Otur bakalım"
Kucağımı pat patlatarak onu çağırdım fakat o, yanıma oturdu. İsyankâr bir hakaretten çok anlamamış oluşu açıktı. Sorun yok, öğrenecekti. En azından bu şekilde lüks bir yaşam istiyorsa, öğrenmek zorundaydı. Şuan istediğini inkâr etse de, kısa zaman içinde bu lüksü bırakmak istemeyerek tamamı ile benim tam zamanlı seks işçim olacaktı. Buna o kadar emindim ki.
"Hemen yapsak ve bitse olmaz mı?"
"Sakin ol Jonkook. Yavaş olan her şey, her zaman daha güzeldir, gece uzun."
"Jungkook."
"Önemi var mı ki?"