Çantamı omzumdan asmış,Nurla beraber Rüzgar beyin hazırlanıb gelmesini bekliyorduk.
'Napiyor be bu? Pavyona çıkcak sanki'dedi Nur göz devirerek.
Güldüm.
'Iki dakika bekleyemediniz'dedi Rüzgar söylene söylene yanımız geldi.
Ormana doğru yürümeye başladık. Hava soğuktu. Montumun ceblerine elimi soktum.
'Diyelim,önümüze korkunç bir vampir çıkdı. Napıcaz?'dedi Rüzgar.
'Seni ne için yanımızda tutuyoruz sandın?'dedi Nur gülerek.
'Heyy,beni kurda-kuşa yemmi edeceksiniz'dedi Rüzgar kaşlarını çatarak.
Nur ve Rüzgar laf atışırken ben ağaçları izliyordum. Yılanı henüz unutmamışdım.
~☆•
Hava kararıyordu. Zorlu uğraşlar sonrası çadırı bitirmişdik.
Rüzgar 'çadır kurmada benden iyisi yok' lafının hakkını bir güzel verdi(ıslandık).
Çadırımızda oturmuş,yağan yağmuru dinliyor ve sıcak kahvemizi yudumluyorduk.
'Defteri versene'dedi Nur
Çantamdan defteri çıkardım,bir kaç saniye öylece bakdım ve daha sonra Nura verdim.
'Aslında-eğer doğruysa-tehlikede değiliz'dedi Nur
'Bunu sana düşündüren ne?'dedi Rüzgar.
'Defter sayesinde istediğin kişi ölür,bu harika. Kendimizi koruya biliriz'dedi Nur.
'Komik. Bize saldıran vampire `şekerim,adını bize lütf edermisiniz?` diğcez ne diğcez?'dedi Rüzgar.
Gülümsedim.
Oturduğum yerde ayaklarımı uzatdım ve uzanarak gözlerimi kapadım.
Ne kötü..bu gece yıldızları sayamıyacağım,gökyüzü bulutlarla kaplı
'Sende bulutları sayarsın işte güzelim' dedi bir ses.




