İçeriğe geç

Daydream

Bölüm 9 · 6 dk okuma

Daydream

Bölüm 9

Hediye

“Geçmiş zamana duyulan aşk çok yakın geçmişe yönelik.”

Parfümün Dansı- Tom Robbins

(Bölüm Şarkısı- Brooklyn Funk Essentials/Steps)

Dipnot: Yıldızlı yerleri aşağıda açıklıyor olacağım.

Japonya/ İkebukuro/ İş yeri/ Pazartesi/ 09.05

Japonya bir nevi Karadeniz’dir. Yağmurları, tayfunları, depremleri ile meşhur koca bir ada olan Japonya, bugünde gümbür gümbür yağmurluydu. Hanako metrodan iş yerine kadar gelirken şemsiye onu korumamış olacak ki, sırılsıklam olmuştu. Şansızlık onun peşini bırakmıyordu. Dün gece olan olaylardan dolayı sabah başı çatlar şekilde uyanması da cabasıydı. Şirkete girdi. Çalıştığı departmanı Ar-ge’ye ayrılmış bölümdeki şemsiyeliğe, şemsiyesini koydu. Çoğu Asya ülkelerinde olan bu uygulama bir bakıma çok mantıklıydı. Islak zemin yoksa, koku da yok. Şemsiyeliklerde isim yazması yaygın bir uygulama olduğundan, şemsiyeler arasından o iki ismi seçti. Yoshimoto ve Hanako. Erkenci olmalarına şaşırsa da iç çekti. Şirket güvenliğine selam verip, turnikeye kartını okuttu. Dijital alanda ismi, çalıştığı alan ve görseli gözüktü.

‘Hanako Yui, Geliştirme/ Ar-ge Departman’

Çoğu insan için prestij gibi gözüken bu uygulama köleleştirmenin bir diğer adıydı Hanako için. Kendi katına çıkmak için asansöre yöneldi. Asansörü en alt kata çağırıp bir dakika bekledi ya da beklemedi asansöre bindi. Kendi katının düğmesine basıp asansörün kapısının kapanmasını bekledi. Asansör kapısı kapanıp, beklenilen kata çıktıktan sonra asansör durdu ve açıldı. Hanako asansörden inip departmanına doğru ilerledi. O sırada birkaç çalışma arkadaşı da daha yeni geliyor olsa gerek, onlarla selamlaşıp departmanına girdi. Masasına doğru ilerlerken, herkes daha yeni yeni geliyordu. Çevresine bakındı. Gözü hemen Hanami ve Yoshimoto’ya kaydı. Hanami’nin masasının orada hararetli hararetli konuşuyorlardı. Masası Hanami’nin yanında olduğu için o taraf doğru yürüdü. Bu sırada ıslak olan paçalarından su akıyordu. Yüzünü ekşitti. O masasına yaklaşırken Hanami ve Yoshimoto onu gördü. İlk söze Hanami atladı.

“Ah, günaydın Hanako-kun!”

“Günaydın Yui-chan hahah.”

“İlk ismimle hitap edebilirsin dediğimi hatırlamıyorum Yoshimoto-san.”

Hanako yan bir bakış atıp masasına geçti. Hanami o sırada atışmalarına gülüyordu. Ona doğru koltuğunu döndürdü. Yoshimoto ikisine doğru eğildi ve devam etti.

“Geong Si* öyle hitap edebiliyor ama.”

Yoshimoto dudaklarını sarkıtıp arsızlığına devam etti.

“Wang’a öyle hitap etme. Zaten senin yüzünden ilk kez ciddi gördüm onu.”

Hanami ikisinin atışmasının ortasında kalmıştı. Birbirleri ile atışmaya devam ederken Hanami’nin gözü Hanako’ ıslanmış olan takımına kaydı. Ceketini omuz tarafları ve pantolonun paçaları sırılsıklamdı resmen. Ayrıca masada geçen günkü olan olaylardan dolayı teşekkür hediyesini daha görmemişe benziyordu. Hanami, Hanako’nun omzuna dokundu.

“Yui-chan.”

Hanako ve Yoshimoto kafalarını Hanami’ye çevirdiler. Hediyeyi gösterdi. Hanako önündeki kırmızı paketi fark etmemişti.

“Bu kimin?”

“Ben aldım. Yani şey.. umarım hoşuna gider.”

Yoshimoto lafa atladı.

“Ooo Hanami-chan bize yok mu?”

Hanami gözlerini kısıp Yoshimoto’ya baktı.

“Asıl senin bizden özür dilemen lazım cık cık.”

“Neden bana hediye aldın?”

Hanami, Hanako’ya bakışlarını çevirdi. Utangaç bir hale büründü.

“Ah, o gün yaptıkların ve bize katlandığın için bir teşekkür hediyesi.”

Hanako hediye paketi ile bakıştı ve iç çekti. Paketi açmaya yöneldi. O sürede Hanami onu durdurdu.

“Sonra baksan daha iyi olur.”

Gülümsedi. Hanako anlamsızca Hanami’ye baktı.

“Ama ben de merak ettim Hanami-chan. Açsana Yui-chan.”

“Bana öyle hitap etm- ah. Neyse. Sonra açacağım. Hem sen masana gitsene.”

“İyi iyi gidiyorum. Ha, bu arada dün beni iyi idare ettiniz akşam ya da bu hafta müsaitseniz size yemek ısmarlayayım.”

“Gerçekten mi Yoshi?”

“İstemez.”

Hanami sert bir ifade ile bakan Hanako’ya baktı.

“Ama Yui-chan, mhh şöyle düşün..”

Hanami Hanako’nun kulağına doğru eğildi. Yoshimoto merakla onları izledi.

“Onu istediğimiz kadar soyabiliriz.”

Hanako hışımla Hanami’ye döndü. Hanami pis pis sırıtıyordu. Gülesi geldi ama kendini tuttu. Yoshimoto’ya döndü.

“Tamam.”

“He?”

“Hahahahahhahah!”

“Hey hey, Hanami ne dedin kulağına?”

“Söylemem hahahahah!”

“Heee?”

“Artık git masana.”

“Ama.. tamam tamam.”

Mağlup olan Yoshimoto masasına geçti. Koltuğuna oturdu ve her ikisine gözünü kısarak bakmaya başladı.

“Puhahhaha nasıl kudurdu şimdi aptal.”

Hanako, Hanami’nin gülmesini izledi. Biraz hoşuna gitmişti. Daha düne kadar başını ağrıtan bu iki faktörün Hanako’ya karşı kazandıklarını düşünüyordu. Yedi yıl sonra ilk kez iş arkadaşları samimi gelmeye başlamıştı. Yine de merak ettiği bir konu vardı. Hediye konusunda. Bir hışımla Hanami’ye döndü. Ama o da çoktan dönmüş, Hanako’ya gözlerini dikmişti. Elinde havlu tutuyordu.

“Şey, senin için Yui-chan.”

“Neden ki?”

“Islanmışsın. Ben çekmecemde hep bir iki havlu tutarım.”

Hanako ıslak ceketi ve paçalarına baktı. Saçı da ıslanmıştı. Şuan kuş yuvası olduğuna emin olduğu saçarlını açtı. Havluyu aldı. Havluyu aldığını gören Hanami sevindi. Yakınlaşmak için yedi yılını harcayan Hanami, ‘Dün iyi ki de böyle bir şey yaşamışız.’ diye düşündü. Hanako’nun duruşunu yıllardır beğeniyordu. Ama çok fazla duvarı olan Hanako’ya ne yaparsa yapsın yaklaşamamıştı. Mutluydu. Hanami düşüncelere dalmışken, Hanako ceketini çıkardı. Gömleğini dirseklerine kadar katladı. Açtığı saçının uçlarını kuruttu. Hanako sonra on izleyen Hanami’yi fark etti.

“Havluyu yıkayıp getirsem sıkıntı olur mu?”

“Ha?”

“Havlu diyorum.”

“Ah evet, yani hayır ben yıkarım.”

“Ama kullandım?”

“Ah fark etmez.”

“O zaman yıkayıp getiririm.”

Hanako havluyu katlayıp çantasına koydu. Sonra saçlarını toplamaya başladı. Yasemin kokuyordu. Hoş ve sade. Aynı kendisi gibi. Hanako saçını toplamadıktan sonra Hanami’ye döndü.

“Hediye’ni içinde ne var?”

“Merak mı ettin Yui-chan?”

“Eh işte.”

“Fufufufu.”

Hanami sinsice güldü. Bu Hanako’yu daha da gerdi.

“Açsana.”

“Ama burada açma dedin.”

“Yoshi burada olduğu içindi o.”

“Açıyorum bak.”

“Aç, aç.”

Hanako giderek artan merakıyla, içinden garip bir düşünce geçirdi. ‘ Lan bana içi çamaşırı mı aldı?’ Önce paketi açarken bir durdu. Yani sonuçta Yoshi varken açmasını istemiyorsa en büyük ihtimal oydu. Sonra ‘Ne alaka be?’ diye düşündü. Hanami’ye dönüp baktığında ise sinsi sinsi bıyık altı güldüğü fark etti. Hızla pakete döndü. Hızlı hızlı açtı. Ve hiç beklemediği bir şey çıktı. Yılan Şarabı.*

“Ha?”

“Fufufuf şaşırdın mı?”

“Pardon Hanami-kun, ne alaka?”

“Hahahahhaahahahah!”

“He?”

Hanako, Hanami’yi şaşkın şaşkın izliyordu. Bu muydu gizlediği hediye?

“Şaşırmanı bekliyordum ama bu kadar şapşal bir surat yapman hahahahha!”

“Dalga mı geçiyorsun?”

Hanako yüzünü tekrardan ciddileştirdi. Hanami ise gülmekten nefes alamıyordu. Yoshimoto merakla onların masasına bakıyordu. Neye güldüğünü merak ediyordu. Hanami’nin gülmesi bitince Hanako’ya döndü.

“İçki seviyorsun değil mi?”

“Evet. Ama neden Yılan?”

“Fufufu ee tedavi amaçlı sonuçta.”

“Nasıl yani?”

“Vay Yui-chan, cidden kafan bu konulara basmıyor he?”

“Ne?”

Hanami iç çekti.

“Bize yardım ettiniz ya. Wang-san’la birlikte içersiniz.”

“Wang ve ben mi?”

“Evet, ikinize de teşekkür etmek istedim. Ama bunu Wang-san götürürken benim aldığımı söyleme.”

“Neden ki?”

“Öyle işte. Neyse canım, umarım beğenirsin taa Vietnam’dan geldi.”

“O zaman kabul edemem.”

“Olmaz ikinizde için.” ,

“Niye ben değil ikimiz?”

“Bilmem fufufufuf.”

Hanami kurnazca güldü ve önüne döndü. Hanako’yu ise aklında bir soru işareti ile bıraktı.

‘ Neden özellikle Yılan?’

Yıldızlı yerler:

Geong Si: Altıncı bölümde hatırlarsınız Yoshi, Wang’ı geong si’ye benzetiyor. Ondan dolayı da Wang onlara sert çıkıyor. Onunla dalga geçmek için gönderme yapıyor. ( Anlamına bakmak isteyen altıncı bölüm, yıldızlı kısımlardan bakabilir. Bir nevi zombi.)

Yılan Şarabı: Asya ve özellikle Vietnam ‘a özel tedavi amaçlı bir içkidir. Özelllikle bildiğimiz yılan şarabı. Afrodizyak etkilidir. Pahalı bir üründür. Hatta bir yazı ile size Hanami’nin Hanako’ya neden bu şarabı verdiğini, güldüğünü açıklayabilirim.

“Çin’in geleneksel tedavi yöntemlerine göre yılan önemli güçlendirici ve zindelik verici özelliklere sahip olarak görülüyor. Erkeklerin cinsel gücünü artırdığına, saç dökülmesi, sırt ağrısı ve romatizma gibi sağlık sorunlarına iyi geldiğine inanılıyor.”

Bilginize arz ederim. :)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.