İçeriğe geç

Dark Love

Bölüm 2 · 10 dk okuma

Dark Love

Bölüm 2

Sürpriz Yumurtadan Çıkan Potter

"Yani şimdi Damien'in bir abisi mi var?"

Olivia ve Sirius'un eve gelipte Daisy'i evde tüm olanların şaşkınlığı içinde bulmaları birkaç saat olmuştu, bu birkaç saatte herkes şaşkınlıklarını dindirmeye uğraşmış ve Daisy'e artık bir açıklama yapmak zorunda olduklarını fark etmişlerdi, daha doğru açıklamak gerekirse tüm olan biteni en doğru şekilde anlatmışlardı. Tabii, Daisy'nin olan biten her şeyi büyük bir sakinlikle dinlemesi durumun ilginç yanıydı. En azından Voldemort'un ismini duyduğunda onda hafifte olsa korkarak ya da iğrenerek tepki vermesini bekliyorlardı ancak o tam tersine her şeyi anlayışla karşılamış ve bunca yıldır onun yüzünden Harry'i ölü bilerek içlerinde kimsenin Damien'in bile bilmediği büyük bir kırgınlık, evlatlarından yoksun kalmalarının acısına buna sebep olan kişi yüzünden hem çok sinirlenmiş hemde onların adına oldukça üzülmüştü. Ona göre tüm suçlu Voldemorttu.

"Aynen öyle." Sirius onu onayladı. "Ancak bu şimdilik beşimizin bilmesi gereken bir sır Daisy, anlıyorsun değil mi?"

Daisy onu onaylasa bile hâlâ anlamadığı şeyler vardı ancak bu anlamadığı ve soracağı şeylerin Potterlar'ı kırabileceği ihtimali de vardı. Bu soruları daha sonra babasıyla baş başayken ona soracağını aklında bir köşeye not etti. Bunları boşverip aklına takılan başka bir soruyu dile getirdi.

"Anlıyorum ama bunu neden Damien'dan saklıyorsunuz?" Daisy'nin bunu sormasıyla Lily olduğu yerde huzursuzca kıpırdandı.

"Bunun için henüz erken." Bunu söyleyen James'ti, haklıydı çünkü her ne kadar kendine yediremese bile Harry Voldemort tarafından yetiştirilmiş bir çocuktu ve olaylar henüz bu kadar tazeyken onun hareketlerini iyiden iyiye kestirebilmekte zordu ki Damien'ın verebileceği tepki de cabasıydı.

Daisy kafasını onaylar biçimde salladı, haklıydı kimse Kim Olduğunu Bilirsin Sen tarafından yetiştirilen birini henüz kendi bile tanıma aşamasındayken bu kadar çabuk çocuğuyla tanıştıramazdı, o kişi kendi çocuğu olsa bile, emindi ki onun daha bilmediği konuşulmayan daha neler neler vardı. Daisy bozduğu ortamı yumuşatmak adına;

"Aslında gerçekten de o çok fazla seni ve Lily'i andırıyor James, yüzünü gördüğümde siması tanıdık gelmişti." Kapıda Harry'i ilk gördüğü zaman evet siması ona oldukça tanıdık gelmişti, bu sözler burukta olsa bir tebessüm yarattı ikisinin de yüzünde. Daisy gerçekten anlayışlıydı.

"Tabii ki de andıracak Potter genlerine sahip sonuçta, ah biliyor musun Çatalak eminim Harry de senin gibi Quidditchte çok iyidir." Daisy onu onaylar şekilde kafasını salladı.

"Bence benden de iyidir bu konuda ne de olsa benim oğlum." dedi James gururlu bir edayla.

"Tabii ki de Potter, tabii ki de benim oğlum senden daha iyidir bu konuda ne de olsa benim oğlum." Lily'nin ona sataşıp taklit etmesi odadaki herkesin yüzünde tebessüm oluşmasını sağlamıştı.

Daisy'nin anlayışlı ve sakin tepkisi James ve Lily de küçükte olsa bir umuda yol açmıştı. Harry'i bulduklarında sergilediği hareketler ve Voldemort tarafından yetiştirilmesi durumu ile toplum tarafından anlayışla karşılanmasının zor olacağının farkındaydılar ancak durumun yakın çevrelerindeki insanlar tarafından anlayışla karşılanması içlerine adeta su serpiyordu.

Daisy günün başında gerginlik dolu olan ortamın şu an yumuşamasından oldukça memnundu. Kovuk'tan buraya gelmesiyle onu son derece şaşırtan olaylar yaşaması, Damien'ın yıllar önce Voldemort tarafından öldürüldüğü sanılıp aslında kendisi tarafından yetiştirilen bir abisinin olduğunu öğrenmesi ve günün her şeye rağmen iyi sonlanması hayatın bir karmaşasının göstergesiydi onun için.

"Şimdi gelelim sana Küçük Hanım," Sirius Daisy'e doğru döndü evet bir kargaşa hâkim kılmıştı ortalığı ancak Sirius evden çıkarlarken onu kesin bir dille eve asla izinsiz girmemesi gerektiği hakkında tembihlemişti, böyle düşünmek onu kızdırıyordu ancak yanlış bir anda gelirse Harry ona da zarar verebilirdi. Daisy'nin onun sözünü dinlememesi de onu huzursuz eden bir başka etkendi.

Daisy sıranın ona geldiğini anlayınca sandalyesinde huzursuzca kıpırdandı.

"Sana özellikle evden ihtiyacin olan bir şey olursa benden istemeni söylemiştim değil mi?"

Daisy gözlerini yere çevirirken kafasını usulca salladı, Sirius'un haklı olduğunun farkındaydı ancak onlar Kovuk'ta sakin sakin geçinip giderken burada olayların bu kadar karmaşık olduğunu nereden bilebilirdi ki sadece kitabını almak için gelmişti.

"Sadece kitabımı almak istemiştim."dedi Daisy sesini oldukça masum bir tonda tutmaya çalışırken.

"Sen normalde kitap kapağı bile açmazsın ki."

"Baba!"dedi Daisy kızgın bir tonda, tamam normalde kitap kapağı bile açmazdı ancak yeri gelince çalışmasını da biliyordu.

"Yalansa yalan de, öyle değil mi Olivia?"diyerek eşine döndü Sirius, Olivia iki elini birden olayda tarafsızım der gibi havaya kaldırdı.

"Bu konuda yorum yapmayacağım."

"Anne!"

"Olivia!"

Sirius ve Daisy ikilisinin aynı anda verdiği tepki karşısında Olivia ve Potter çifti hafifçe kıkırdadı.

"Baba şu an bana resmen yalancı muamelesi yapıyorsu-"diyerek babasıyla laf dalaşına girmişti ki yukarıdan gelen bazı tıkırtı sesleri ortamın sus pus olmasını sağladı.

Lily ve James ayaklanırken Olivia ve Sirius'ta ayaklanmaya başlamıştı ancak James'in sözüyle oldukları yerde durdular.

"Sanırım bizim artık Harry'nin yanına çıkmamız lazım siz kalın Daisy ile ilgilenmeniz daha doğru olur bir haftadır birbirinizi doğru düzgün görmeye fırsatınız olmamıştı."

James yorgun bir gülümseme onlara sunup önden çıkarken Lily de onu onaylayıp arkasından Harry'nin yanına çıktı. Ona göre bir haftadır onlar için bakanlık ile evleri arasından gidip gelmekten seferber olmuşlardı, kendi evlerini onlara Harry için bir sığınak olarak vermeleri de bir yana James onlara karşı oldukça borçlu hissediyordu.

Lily de James'in içinden geçenleri az çok tahmin edebildiği için elini usulca eşinin omzuna koydu ve sonunda her şeyin iyi olacağını düzeleceğini ona göstermek ister gibi hafifçe tebessüm etti, James eşinin ona sunduğu tebessüme sıcak bir gülümseme ile cevap verdi. Lily onun bu hayattaki en büyük şansıydı.

Bu sırada mutfakta Sirius James'e yeteri kadar yardım edemediği düşüncesinin getirdiği suçlulukla oturduğu yere adete çöktü. Daisy tüm bu olanlar karşısınde sessizleşmişti. Olivia eve tekrardan çöken bu karanlık havayı bozmak ister gibi ellerini birbirine vurdu.

"Pekala, aslına bakarsanız evde bayadır sıcak bir şeyler pişmiyor Daisy senin de annenin muhteşem yemeklerini özlediğini biliyorum o yüzden kalk ve ellerini yıka."

Olivia Daisy'nin oturduğu sandalyenin yanına giderek onu kollarından tutup kaldırarak ellerini yıkaması için mutfaktan kapı dışarı etti. Daisy o sırada söylenmeye başlamıştı; "Anne bizim bazen büyücü olduğumuzu unutuyorsun."

"Kes ve ellerini yıka, işimiz uzun."diyerek kapının ardından bağırarak yanıtladı.

Olivia'nın sorunları bir süreliğine de olsa göz ardı etme yöntemi buydu, ne yeri ne zamanı olmasa bile en olmayacak ama onu ve çevresindeki kişileri rahatlatacağından emin olduğu işlere yöneliyordu eh işe de yarıyordu tıpkı şu an olduğu gibi. Sirius Olivia'nın ne yapmaya çalıştığını anlayınca hafifçe gülümsedi onun bu yanına bayılıyordu etrafta ne kadar kötü olay olursa bile o bir şekilde etrafındaki pozitif işlere yönelip çevresindeki insanları rahatlatmaya çalışıyordu bu kısa süreliğine bile olsa kendi de dahil herkese iyi geliyordu.

Daisy tekrar mutfağa girerken Olivia dolapları karıştırıyordu; "İnanmayacaksınız ama evde hiçbir şey kalmamış." diyerek ikisine doğru dönüp ellerini beline yerleştirdi.

"Sanırım birinin alışverişe gitmesi gerek." bunu derken gözlerini esneyen Sirius'a doğru çevirdi.

Sirius ona doğru yönelen bakışların farkına vararak elini olmaz der gibi salladı; "Ben bunun için fazla yorgunum."

Ancak Sirius bir saat sonra ellerinde alışveriş poşetleriyle gelerek mutfağa giriş yapmıştı.

"Merlin'in çorapları adına gerçekten yoruldum." diyerek sandalyelerden birine çöktü, Daisy onun bu haline kıkırdadı.

"Bu yorucu alışveriş için teşekkürler."dedi Olivia onun poşetleri bıraktığı yerden alıp mutfak tezgahının üstüne koyarak.

"Rica ederim bebeğim."

Olivia ona sırıtarak cevap verirken işe koyulmaya başlamıştı pekala gerçekten herkesin uzun zamandan sonra düzgün bir şeyler yiyip biraz da olsa rahatlamaya ihtiyacı vardı.

Böylece Blacklerin mutfağında bir haftadan sonra tıpkı diğer günlerdeki gibi güzel kokular yayılmaya başlamıştı.

***

"Harry'i de yemeğe çağırmayı denemeli miyim sence?"dedi Lily ellerinde yemek tabaklarıyla masaya doğru ilerlerken. Olivia arkadaşına baktı;

"Her ne olursa olsun Lils Harry de bu aileden biri ve en sonunda Harry bu evde bu aileden olan herkes ile aynı masaya oturacak belki biraz zaman alacak ama o kendi ailesinden kaçamaz, bunun farkında ve farkında olduğu için bu tür hareketler sergiliyor yani denemekten bir zarar gelmez diye düşünüyorum."

"Teşekkür ederim Olivia." dedi Lily arkadaşına dolu gözler ve gerçek bir gülümseme ile bakarken elindeki tabakları masaya bırakarak mutfaktan çıktı.

Daisy bir hafta sonra odasına ve evine kavuşmanın rahatlığıyla günün yorgunluğunu üzerinden atmak için yemek hazır olana kadar duşa girip çıkmıştı ve bu onu çok rahatlatmıştı, umuyordu ki artık evden uzakta olmasına gerek kalmazdı ancak sadece umuyordu ve öyle olmayacağını da çok iyi biliyordu. Elinde havluyla odanın içinde dolanırken bir oda ötesinden gelen bağırma sesleri ile olduğu yerde durdu.

"Beni özgürlüğümden mahrum bırakan sizlerken şimdi hiçbir şey olmamış çok mutlu bir aileymişiz sizden biriymişim gibi beni onlarla beraber aynı masada yemek yemeye mi çağırıyorsun?"

Lily sessizdi. Harry'den alaylı bir kıkırdama sesi çıktı.

"Yok istemem, gerçek yüzlerini saklayan sahte insanlarla aynı masaya oturmam ben. Sadece bekle hepinizi bu yaptığınıza pişman edeceğim."

Harry'nin sözlerinden sonra sert bir şekilde kapı kapanma sesi geldi ve koridorda yankılanan Lily'nin sessiz hıçkırıkları, ardından ise çöken büyük bir sessizlik.

Daisy elindeki havluyla kalakalmıştı, tepkisizdi. Sadece Harry'nin sözlerinin acımasızlığına şaşkındı. Yıllarca kendi evladından mahrum kalan Lily iken kendi evladı tarafından sanki suçlu oymuş gibi muamele görende oydu. Lily'nin halini düşündükçe onu ve James'i ilk defa bu kadar çaresiz gördüğünü fark etti, onlar her ne durumda olurlarsa olsunlar mutlaka bir umudun olduğuna olan inançları tamdı onlara göre her şey düzelebilirdi ama şu an resmen çaresizliğin vücut bulmuş hali olan iki insan gibi etrafta dolanıyorlardı, buna rağmen mücadeleyi elden bırakmıyorlardı ne kadar çaresiz olurlarsa olsunlar.

Daisy ikisinin halini düşündükçe içinde Harry'e karşı dayanılmaz bir öfke oluştu ve kendini onun kapısında buldu. Neden buraya gelmişti bilmiyordu belki onun James ve Lily'i ne kadar üzdüğünü yüzüne vurmak onların ona verdiği değerin bir gramını bile hak etmediğini söyleyecekti. Evet o kesinlikle bu evdeki kimsenin ona yaptığı iyiliklerin bir gramını bile hak etmiyordu.

Bu düşüncelerle sinirle Harry'nin kapısını açtı, Harry elindeki iksir şişeleri vücudundaki sargılar ve sert bakışlarıyla kimin geldiğine bakmak için kapıya döndü, gelen kişinin Black kızı olduğunu görünce hafif bir şaşırsa da yüz ifadesini bozmadı hangi cesaretle gelebilmişti? Daisy ise onun tıpkısı denebilecek aynı sert ancak nefret dolu bakışlarla ona bakıyordu. Pekala gerçekten bu çocuğun tek bir darbesiyle ölebilirdi ancak umurunda değildi. Lily ve James'i üzen kimseyi affetmezdi. İşaret parmağını Harry'e doğru sallayarak sinirli adımlarla tam önünde durdu.

"Sen! Sen kimin evinde kimi üzüyorsun?" Ağzından bir anlık çıkanlar ile kendi de şaşırsa da istifini bozmadı. Karşı taraftan bir tepki bekliyordu ancak Harry onun aksine büyük bir sakinlikle tepkisiz bir şekilde ona bakıyordu, evet şaşırmıştı ama onun hakkında duyduğu şeylere rağmen karşısına çıkıp ona sataşacak cesareti bulmasına şaşırmıştı.

"Ne?"

"Bütün bir insanların yaptıklarını göremeyecek kadar nankörsün evet ama seni o adamdan kurtarmalarına rağmen sana hâlâ bir şans vermelerine rağmen kendi annenin kalbini kıracak kadar acımasız mısın gerçekten?" Daisy'nin sonlara doğru sesi kısılmış bakışları sert bir ifadeden çok üzgün bir köpek yavrusunun bakışlarına benzemişti.

"Kurtarmak mı? Anne mi?" Harry sözlerinin ardından alaylı bir ses çıkarmıştı. Bakışları dalga geçer gibi bir hâl alsa da Daisy'nin tam önüne geçip bu sefer keskin bir hâl alan bakışlarını ona sabitlemişti.

"Babamdan kurtulmak istediğimi nereden biliyorsun sen? Hikayenin ne kadarını biliyorsun? Beni ait olduğum yerden, hayattan, insanlardan koparıp zorla burada dört duvar arasına tıkan onlarken acımasız olan ben miyim sence?"

Daisy Harry'nin sözleri ile buz keserken o geri çekilip hiçbir şey olmamış gibi sırıtarak elindeki şişeleri odada bulunan masanın üstüne sakin yerleştirdi ardından kendi kendine cevap verdi.

"Hayır pek sanmıyorum. Sahte insanlara ihtiyacım yok herkes ait olduğu yerde ait olduğu insanlarla olmalı. Tıpkı şu an senin katılman gereken musmutlu akşam yemeğiniz gibi, eminim şu an çok sevgili baban burada benimle yüz yüze bir görüşme içerisinde olduğunu bilse çok endişeli olurdu."

Harry son sözlerini söyleyip odada bulunan banyoya doğru yönelirken Daisy içinde bulunduğu şoktan azda olsa kurtulup kendine geldi. Bu çocuk gerçekten kafayı yemiş olmalıydı.

"Gerçekten çok iğrençsin." Daisy iğrenmiş bakışlarıyla beraber kapıya doğu yöneldi ancak çıkmasına bir adım kalmışken durdu. Harry de onun konuşmasının devamını boş ancak aynı zehir akan gözlerle bekliyordu.

"Umarım hatalarının farkına vardığında senin için çok geç olmaz Potter." Daisy'nin son sözleri bu olurken kapıyı arkasından sertçe kapattı.

Harry, Daisy'nin odadan ayrılmasının ardından banyodan içeri girip kafasındaki tüm düşüncelerle sıcak bir duşa girdi. Daisy'nin ne tür insanlar ne tür kandırmacalar içinde olduğunu düşünüp alay eder şekilde kıkırdadı.

Ancak Harry James Potter büyük kandırmacalar içinde olan asıl kişinin kendisi olduğundan habersizdi.

Bölüm sonu

2 yorum