Arkadaşlıkların sahte olduğunu inanırdım. Kimse benim gül cemalim için arkadaş olmaz. Kimse iyiliğimi düşünmez sanıyordum. Herkesin daha iyi bir seçeneği olduğunda yanındakini terk edeceğini düşünürdüm. Arkadaşlıktan yana pek yüzüm gülmemişti. Aşkta aramaya karar verdiğimde 16 yaşındaydım. Belkide bu hayatta yaptığım en büyük yanlışlardan biri. Hayatımın merkezine koyup, etrafında dönmektir. Elbet oda başka yörüngeye kayar. Bu hayatta bizleri koşulsuz şartsız sevebilecek kişiler yine kendimizdir. Kimse kendi kendinden kolay kolay nefret edemez. Bende öyle, her gün aynada gördüğüm kadına alışığım. Ondan nefret edemem. Onu sevmeye bilirim ama ondan nefret edemem. Bu hayatta başkaları tarafından sevilmek için kusursuz olmak gerekir gibi düşünürdüm. Ama babam beni sevmişti... İnsan o kadar kusursuz olsun ki kusursuzluğu ona saygı ve sevgi getirsin. Sevgi görebilsin. Çünkü sevilmeyen çocuk büyüyemez. Çocuğu büyüten şey duydukları, gördükleri, öğrendikleri şeyler değildir. Çocuk sevgiyle büyür. Bazıları sahte sevgi gördüklerinde bile o sevginin peşine takılırlar. Çünkü hiç duyup hissetmedikleri şeylere karşı açlık duyarlar. Yada bazıları benim gibi uzaktan sevilir. Sevildiğini düşünür, ama çevresinde pek buna dair davranışlar göremez. Kalpleri ne hissedeceğini bilemez. Mesela annem beni hep uzaktan sevdi. Aramızdaki mesafelerden bahsetmiyorum. Bazen aynı çatı altında bile uzaktan severdi. Aramızdaki mesafe çok kısa olsada, aşamazdık o sınırları. Sıkıcıydı çocukluğum hiç bir arkadaşım olmamıştı küçükken. Tam olacakken annemin kuralları girerdi araya. Sokağa çıkamazsın, erkeklerle oynamamalısın, üzerini kirletmemelisin, gibi nice kurallar ama anneme kızmadım. Kıyamazdım anneme üzmek istemezdim. Çocukluğumun tek arkadaşı Mert’ti. O bize her geldiğinde yeni bir oyun öğretirdi bana. Tek başıma oynayabileceğim oyunlar..."Ben gelmediğimde tek başına oyna tamam mı?" Derdi. Küçücük kalbiyle. Babamın eve geç geleceğini anladığımda kendi kendime oynardım. Çok eğlenirdim kendimle oyun oynamaktan. Şimdi ben küçücük kızı kendi küçüklüğünü mutlu eden birinden nasıl nefret edebilirdim ki? Edemezdim. Mert üniversiteye başladığında. Benim hayatımın dönüm noktası oldu. Annem babamın ölümüyle işlere dahada yoğunlaşmış, babam mezarda ben ortada kalmıştım. Mert’le beraber yaşamaya başladıktan sonra onun arkadaş ortamına da girmiştim. Burak ve Alaz la tanışmış ilk defa Mertten başka arkadaşlarım olmuştu. Ve ben bu 3 kişiyle babamın katilini arayacağımı aklımın ucundan geçirmedim. Herkes ölü gibiydi. Mert planı son kez gözden geçiriyor. Alaz bilgisayardan bir şeyler yapıyor. Burak... Burak ise o hala uyuyordu. Eminim ki onlarda benim gibi uyumamış lardı. Ne kadar denesemde yatakta sadece dönüp durmuştum. Alaz bilgisayarını kapatıp ayak ucunda oturduğu Burağı, uyandırmaya çalışıyordu. " Alaz siktir git dinlenmem gerekiyor, sen bütün gün bilgisayar başında oturacaksın. Ben çene çalacağım herkesle. Rahat bırak beni." Demişti mırıldanarak haklıydı aslında. Bu tatlı tripleri yüzümü güldürmüştü. Alaz gözlerini devirip işine odaklanarak devam etti. Bende herkes uyanması için kahve yapıyordum saat altıdan beri burada hazırlık yapıyorduk. Odama girip bir kaç saat sonra geri gelmiştim. Ve bizimkilerin çalıştığını görüp bende onlara katılmıştım. Kahveleri masaya koyup bende Burağın kalktığı kanepeye oturdum. Herkes kahvesini yudumlarken Alaz yüzünü ekşitti. " Şu kahveyi icat edeni bulursam bir daha bir şeyler icat etmesini engelleyeceğim bune olum ya, çay var mı? " dedi oldu olası kahveyi sevmezdi. Unutmuştum ama belli etmeden. " kalk kendin koy Alazcım poşet çaylar orada. " dedim elimle yerlerini göstererek söylene söylene kalkıp kendine çay koydu. Burak örgülü saçlarınızın dibine nazik nazik masaj yapıyordu. Mert planı son kez anlattı sabahtan beri zaten dört kere anlatmıştı ama biz ilk seferde anlamıştık. Herkes planı anladığına dair mırıltılar çıkardı Mert "o zaman gidin dinlenin" diyerek odalarımıza göndermişti. Mert biraz daha çalışmak için kalmak istedi ama Burak "herkes odasına dedin. Burasıda benim odam defol odamdan hazırlanacağım." Demişti Mert'de oflaya puflaya Alaz ile birlikte kaldığı odaya girmişti. ♧♧♧ Burak bizden bir saat önce çıkmıştı. Dikkat çekmemek için. Şimdi sıra bizdeydi. Mert kumral saçlarıyla uyumlu spor bir kahverengi gömlek giymişti. Altına beyaz bir baggy pantolon giymişti gözlüğünü çıkarıp lensleri taktı. Herhangi bir kaçma olasılığında dezavantaja düşmemek için. Ben de üzerime beyaz şortlu bir elbise giymiştim. Ayakkabılarımda klasik beyaz spordu. Normalde kızlar geç hazırlanır diye bir algı vardır. Ama bizde tam tersi ben Mert’i bekliyordum gömleğinin bir düğmesi fazla olduğu için onu sökmeye çalışıyordu. Ne kadar göze batmadığını söylesem de pek dinlemedi beni. Alaz da hazırlıklarını yapmıştı bilgisayarlar,tabletler daha adını bilmediğim bir kaç alette vardı yanında. Alaz bana bir kolye verdi. Bu kolyeye her dokunduğumda ısı termal özelliğiyle tehditte olduğumuzu anlayacaktı. Ve kolye hiç sırıtmıyordu. Eski Osmanlı devletinde kullanılan kalkanlara benziyordu. Ve bu kesinlikle çok havalıydı. Mert ne kadar buna gerek yok desede Alaz dinlememişti. Alaz bana yaklaşıp " Eğer yardıma ihtiyacın olursa kolyeye üç defa dokun ben hemen geleceğim." Dedi ellerini omuzlarıma koyup. "Endişelenme Mert var yanımda o bana zarar gelmesine izin vermez." Dedim rahatça. O ise sadece buruk bir gülümseme göndermişti. Mert sonunda odaya geldiğinde fazla düzenli gözüküyordu. " nasıl şuan " dedi Çocuksu heyecanla " mükemmel Mert " dedim m harfini uzatarak. Yüzü düşmüştü. " mükemmel üstü olmamış ben biraz daha ütüleyim en iyisi" dediği anda oflayarak kafamı duvara yasladım. Alaz katlanamıyormuş gibi " Mert çık yoksa yurtdışından getirdiğin bütün kumaşları kesicem " dedi Mert gözlerini fal taşı gibi açıp "tamam lan kumaşlarıma dokunma yoksa ben de senin ses sistemine kola dökerim" Demişti ikiside fazla çocuk gibiydi artık bunlara tepki veremiyorum. Mert'in uzattığı silaha dik dik bakıp daha fazla uzatmadan şortumun içindeki cebe silahı yerleştirdim. Sonunda odadan çıkabilmiştik. Gemide asansör vardı ona binip en alt kata inicektik. En alt kata indiğimizde Mert kulaklıkla Alaz'a haber vermiş ve kameraları 2 dakikalığına etkisiz hale getirmişti. Mert’te kulaklık vardı ama bana verilmedi. Hatta kulaklıktan haberim bile yoktu. Erzak deposunu ve temizlik eşyalarının deposu vardı. Mert açmayı denedi ama açılmadı ve bir kaç bu gibi depo vardı. Koridorun sonundaki son kapının önüne geldiğimde Mert hızla yanıma koşup "gitmeliyiz son 30 saniye " dedi hızla arkasından koşup asansöre bindim fazla adrenalin insanı öldürebileceğini fark etmiştim. "son kapı... son kapı kalmıştı" dedim nefes nefese. " tamam hallederim ben zaten, pek bir şey yok gibiydi o katta. " Demişti oda kesik kesik nefesleriyle. "Alaz biraz daha zaman kazandıramaz mısın kardeşim?" Merte yüzde yüz hak veriyordum. Bir şeyler daha konuştuktan sonra diğer kata gelmiştik burasıda temizdi... Heryer çok temizdi hiç bir yer de şüphe uyandırıcı biri veya bir şey bulamamıştık. Burağıda görmüştük gerçekten durumundan çok memnun görünüyordu. Herkesle gülüp eğleniyordu. Son kata gelmiştik artık Alaz kameraları etkisiz hale getirmiyordu. Çünkü bu katta insanlar oldukça fazlaydı ve dikkat çekmemiz çok düşüktü. Son katta Mertin bahsettiği odalar olduğunu tahmin ediyordum. Mert asansörden inmeden önce elini uzattı. Mahcup mahcup bakıyordu. Omurgamı dikleştirdim ve elini tuttum. Küçüklük oyun arkadaşım, kuzenim, abim, kardeşim gibi tuttum elini. Mert elimi bırakıp küçükkende yaptığı gibi. Kollarını omuzuma atıp yürüdü. Dışarıdan iki sevgili gibi görünüyorduk ya da iki yatak arkadaşı gibi... bu düşünceler bile midemi bulandırıyordu. İkimizde bu durumdan memnun değildik ama Mert çok rahat gözüküyordu. Katın girişindeki iki görevli bizi durdurdu. "Burası çiftlere ayrılmış bir kattır efendim." Dedi kalın sesiyle " Oh mükemmel, bizde zaten böyle bir yer atıyorduk." Dedi sesi titremişti ama hiç bozuntuya vermemişti. Bende onu onayladım başımla adamın dudağının bir kısmı havalandı ve pişkin pişkin " buyurun " dedi şuan adam bizi çatır çutur birbirimizi yiyeceğimizi hatta başkalarını da yiyeceğimizi sanıyordu. Hatta emindi. Babamla ilgili bir işaret bulayım bende sizi yiyeceğim Allahın öküzleri. Mert bir kapıyı açtığında bende hemen içeri girdim. İçerisi çok ağır parfüm kokuyordu. Mert hemen geleceğim deyip beni bırakmıştı. Planda o odalara bakacak bende odaların başındaki olan adamı oyalayacaktım. Girdiğimiz kapıdan ayrı başka odalarda vardı odalar arasında camlar vardı. Mertin verdiği dosyalarda yazıyordu. Nedenini sorduğumda "insanlar fantezi sever " Demişti birbirlerini izleyerek partnerleriyle birlikte oluyorlardı midem çok hassaslaşmıştı bunları öğrendikten sonra. Adam kenarda biriyle konuşuyordu yani oyalama gibi bir derdim yoktu. Mert bir süre sonra yanıma geldi " Yok hayatım aradığım şeyi bulamadım" dedi yüksek sesle "yada aradığı birini" dedi adam yanındaki zengin olduğu belli olan adama. Sessizce söylemişti ama dudaklarını okumuştum yaptığı ima iğrençti. Birkaç odaya da girmeye çalışmıştık ama giremedik önümüzdeki son kapıydı. Bu sefer ben Mertten önce girdim. Burada sesler daha yoğundu bu sesler beni geriyordu yanımdaki Mert’te gerilmişe benziyordu. Bu sefer odanın dışında da insanlar vardı. Ayakta konuşup flörtleşiyolardı. Mert daha fazla durmadan yine burayı taramaya başladı bende görevlinin yanına varıp. " Merhaba burada yeni mi çalışmaya başladınız." Diye sordum pat diye sorduğum soru için içimden kendime öfke kusuyordum. Orta yaşlardaki adam "hayır bir ay oldu, bir aydır bu gezi organizasyonu için çalışıyoruz." Dedi yorgun gözleriyle uzun zamandır uyumuyormuş gibi gözüküyordu. Sonra ağzından bir şey kaçırmış gibi. " aman kızım sakın bu dediklerimi deme." Dedi sessizce fısıldayarak." Tamam söylemem kimseye ama bir şey daha sorayım ben de gezi için geldim zaten. Buradaki yardımcılar her yeri çok iyi ezberlemiş hemen odamı odamın yanındaki odayı herşeyi ezberlemişler. Siz bir ayda bu kadar şeyi nasıl ezberlediniz.?" Elimi alnıma vurarak "ne olur yanlış anlamayın bende çok kayboldum gemiye bindiğimden beri." Dedim samimi gibi görünmeye çalışarak. Umarım benden şüphelenmez. İçimden bir ses bu adam kimseye bir şeyden bahsetmez. Yalan söylemiştim daha hiç bir çalışanla konuşmamıştım. Adam " 1 ay gemide kalma şartı vardı işe girme şartıydı görünüşe göre memnun kaldınız bu uygulamamızdan" dedi buruk gülümsemesiyle " ah büyük patron gerçekten çok zeki bir adammış" dedim sahte gülümsememle. Adam da sahte gülümsememe inat samimiyetle gülümsedi ve onu çağıran kişinin yanına gitti. Demek işe girme şartları gemide bir ay geçirmekmiş hem mantıklı hem mantıksız gibi geliyordu. Ve büyük patron demişti. Küçük patron da mı vardı kafayı yemek üzereyim. Ve omzuma bir el dokundu Mert sanarak hemen arkamı döndüm ancak karşımda başka biri vardı. Adam ona olan bakışlarımı umursamayıp odaları gösterdi seks odalarını gösterip. " hangi numaraydı sizin " dedi buz mavisi gözlerini kırpıştırarak adamın suratına iğrenmiş gözlerimle bakıp "höst lan geri bas oda yapmayayım seni" sözlerim adamın bana bön bön bakıp en sonunda defolup gitmesine yaramıştı. Ellerimi boğazıma götürdüm kendimden iğreniyorum burada olduğum için. Herşeyden bu inlemelerden, bu ışıklandırmadan bu adamlardan bu gemiden hatta bu denizdende. Derken telefonum çaldı arayan Alaz’ dı derin bir nefes çekip aramayı açtım. " Nefes iyimisin kolyeye olan temasın ısıyı arttırınca tehlikeli bir durum var sandım" kolye... doğru elimi hemen kolyeden çektim "iyiyim dalmışım Mert’e söylemişsin elini hızlı tutsun " dedim nefesimi vererek tahammülüm kalmamıştı artık " Nefes, Mert yanımda ve sende ona tuvalete gideceğim diye mesaj atmışsın, se... Sen neredesin? Sesi titremişti ama beynim de titriyordu sanki "Ne...Be...ben öyle bir şey demedim Mert.. yanımdaydı az önce sonra gitti ben hala o odaların birindeyim " diyebildim sadece korkuyorum hemde çok ben öyle bir mesaj atmadım. Ve telefonum hep cebimdeydi telefonun ardındaki Alazın dediklerini umursamadan mesajlara girdim ve gerçekten 20 dakika önce mesaj atmıştım bu odaya girdikten sonra ama ben atmadım. Merte ben atmadım. Aman Allahım aklımı gerçekten kaçırıyor muyum? Yada bizimkiler bana şaka yapıyorlardı ani bir baş dönmesiyle hemen ellerimi yandaki duvarlardan destek alarak asansöre kadar gittim rastgele bir katta bastım yeterki buradan uzaklaşa bileyim burası bana iyi gelmemişti. Asansörden indiğimde katta bizim sarışın kız ve ekibini gördüm. Yanlarına ufak ama dikkatli adımlarla ilerlemeye çalıştım. Ben onlara yaklaştıkça onlar benden uzaklaşıyor gibiydi fazla ses kafamı iyice döndürmüştü en sonunda yere yığıldım. Ve hatırladığım tek şey ise bağırışmalardı.
Bölüm 4
4. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.