Ben üst katta kadınlar bölümündeydim her yere uygun kıyafetler vardı yalnız bir sorun vardı ki fiyatlar uçmuş gidiyordu en ucuzunu bulabilmek için bilmem kaçıncı denememdeydim.
Aynanın karşısının da siyah kısa elbiseyle uzun bakışmanın ortasındaydım omuzlarında siyah danteller vardı ayakkabılarda siyah yüksek topuktu yanımda ki çalışana bir bakış atmayı ihmal etmeden kabine yürüdüm.
"Yok buda çok sıkıyor ben başka deneyeceğim."dedim kıza bakmaya yüzüm yoktu kabine doğru ilerledim içine girip üstümdekini çıkardım çalışan başka bir elbise getirdi.
Bu sefer ki elbiseyi aynadan üstüme doğru tuttum siyah uzun bir elbiseydi sağ tarafın da baldırlarıma kadar uzanan yırtmacı vardı ince askıları ve göğüs dekoltesiyle elbiseye olan hayranlığımı arttırıyordu.
Elbiseyi üstüme geçirdim ayağıma siyah ince topukluyu girip kabinden çıktım çalışan kadın ve yanında ki yaşlı kadın baştan aşağıya hayranlıkla süzdüler beni bir defa etrafım da döndüm ve owenın sesiyle bakışlarımı kahverengi koltuğa çevirdim.
"Aman tanrım morgana büyüleyicisin."dedi owen aynı zamanda da beni baştan aşağıya süzüyordu gülümsedim.
"Teşekkürler... sen seçtim mi kendi kıyafetlerini?"dedim yanında ki siyah poşeti gösterdi.
"Seçtim, bunu beğendiysen çıkalım."dedi owen başımla onayladım kabine girip dikkatle elbiseyi çıkardım ve çalışanlara uzattım.
Aşağıya kasanın olduğu yere doğru gitti kadın elbiseyle ve owenın takımını fiyatına baktı ve gülümseyerek;
"Toplam da ikisi 120.000 dolar beyefendi."dedi bir elbiseye birde kadına baktım kasaya yaklaştım.
"Yalnız ikisi de ayrı ayrı ödenecek elbiseyi ben ödeyeceğim."dedim kadın şaşkın gözlerle bizi süzdü.
"Ah öylemi üzgünüm bir yanlışlık ol-"ded, ama owen kadının sözünü bölüp büyük poşeti iki eline aldı.
"Yanlışlık yok buyurun kartım."dedi ve elinde ki siyah kartı çalışana uzattı çalışan büyük bir zevkle kartı alıp ödedi ve kartı geri uzattı.
"İyi günler yene bekleriz."dedi.
Çıkışa doğru ilerledik mağazadan çıkınca bakışlarımı owena çevirip kolundan tuttum.
"En yakın zaman da öderim."dedim, gülümsesi.
"Gerek yok morgana hediyem gibi düşün."derken bagajı açtı ve poşetleri arka tarafa yerleştirdi.
Bende yolcu tarafa bindim owen de gelince arabayı çalıştırdı.
"O zaman teşekkürler şimdi nereye gidiyoruz."dedim elimi klimaya yaklaştırarak gözlerini yoldan ayırmadan konuştu.
"Seni eve bırakacağım bir saat sonra almaya gelirim o zamana kadar hazırlanmış ol sonra başlasın görev."dedi başka da bir şey söylemedim zaten görevle ilgili bilgileri yolda aktaracaktı.
*
Baştan aşağıya siyahtım.
Owenda siyah bir ceket siyah bir gömlek giymişti sarı saçları arkaya doğru taranmıştı sıktığı hafif ama aynı zamanda erkesi parfümünü istemeden içime çektim kapının eşiğinde duran owen beni süzüyor ben de onu süzüyordum.
İkimiz de aynı anda bakışınca güldük ben donduğum yerde kenara çekildim eve davet ettim.
"Gelmez misin benim küçük dokunuşlar yapmam gerekiyor?"dedim mahcup bir ifadeyle baktı ve içeriye girdi oturma odasına yönlendirdim ısınmış düzleştiriciyi elime alıp saçımı düzleştirdim düz uzun saçlarımı geriye attım kırmızı rujumu siyah küçük el çantama sürüp koydum.
"E anlat bakalım görevimiz ne?"dedim yaslandığı yerden kalktı ve elin cebine koydu.
"Mia Grey ve Martin Grey ünlü şirket sahibi olan ikili toplum içine çok çıkmazlar bu yüzden yüzümüz hakkında sıkıntı çekmeyeceğiz."dedi ve davam etti."Gittiğimiz yer bir partinin yanında açık arttırma gitme amacımız bir kolyeyi açık arttırmadan satın almak."dedi başımla onayladım ve çıkışa yöneldim binadan çıktık ve karşımda lüks beyaz bir araba vardı yolcu koltuğuna bindim kapı açıldı ve owenda sürücü koltuğuna oturdu.
Arabayı çalıştırdı ve ana caddeye çıktı başımı cama çevirdim gün batıyordu sonbahar kendini belli ediyor ağaçlar yaprak döküyordu arabanın içi de en az dışarısı kadar soğuktu kollarımı kendime doladım çantamı kucağıma koydum.
Owen bana bir bakış attı ve klimayı çalıştırdı klimanın açılmasıyla gerilen bedenimi gevşediğini hissettim dışarıda ki abkışlarımı owena çevirdim.
"Eski çalıştığın iş yerini özlüyor musun?"dedim bana baktı ve başını olumsuz anlamda salladı
"Hayır oradan ayrılmayı ben istedim bana göre bir yer değildi."dedi gülümseyerek ama acılı bir gülümsemeydi.
"Sormam da sakınca yoksa sebebini öğrenebilir miyim?"dedim ellerimi çantamdan çektim saçlarımı kulaklarımın arasına sıkıştırdım.
"Birine olan güveninin kırılması diyelim."
"Ben ona kısaca aldatılmak derim."dedim yoldan bakışlarına çekip bana çevirdi.
"Sanırım aldatılmak ,kendime temiz sayfadan yepyeni bir başlangıç."dedi arabayı sağ yola doğru hızla sürdü hava kararmış etrafta huzur vermeyen bir sessizlik vardı.
"Üzücüymüş ama seni anlayamam çünkü hayatım da hiç aşık olmadım."dedim hızlıca bakışlarına bana çevirdi şaşkınca bir soru yöneltti.
"Nasıl yani küçükken felan hiç mi olmadın?"dedi güldüm ve başımı olumsuzca salladım aşk denen şey beynin oyunundan ibaretti.
"Bir nedeni var mı?"dedi arabayı biraz daha yavaş sürdü pencereyi açtım ve soğuk rüzgarın tenimi okşamasına izin verdim.
"Var erkeklerden nefret etmem."dedim içime derin hava çektim.
"Hayatım da ilk defa böyle biriyle karşılaşıyorum."dedi içeri girdim ve camı kapattım bedenimle beraber tamamen ona döndüm.
"O zaman bu senin için büyük bir benim gibisine nadir rastlarsın."dedim güldü cebinden izmaritini çıkardı çakmakla ucunu alevlendirdi büyük bir nefes çekti içine.
"İçer misin?"dedi başımı olumsuzca salladım.
"Kendime bir söz verdim sadece 1 mart günlerinde onun dışında içmem."dedim.
1 Mart annemin ölüm yıl dönümüydü ..arabayı lüks bir otelin önünde durdurdu arabadan indik önümüzde kırmızı halı vardı girişe doğru yan yana ilerledik owen elindeki izmariti yere attı ve ayağıyla söndürdü.
Omuzlarıma büyük geniş bir ceketi bırakınca owena baktım gülümsedi kapını girişinde ki görevlinin olduğu yere yaklaşınca büyük kemikli elleri benim ellerime dolandı.
Şaşkın bakışlarımı owena çevirdim fakat o bana bakmıyordu görevliye sahte kimliklerimiz uzattı beraber içeriye girdik.
"Sana söylemeyi unutmuş Mia ve Martin evli."dedi gözlerimi kocaman açtım ve başımı hızla owena çevirdim.
"Ya ne demezsin."dedim büyük geniş bir alan masalar ve satış in sandalyelerin olduğu alan içki dağıtan garsonlar ve şık giyimli çiftler.
Birbirine tutunan ellerimiz ayrıldı ve koluna girdim gençlerin olduğu büyük masaya geçtik bakışlar bize döndü herkese gülümsedim.
"Merhaba millet."dedim onlarda gülümsedi herkesle teker teker el sıkıştık.
"Mia tatlım estetik mi yaptırdın ne kadar değiş missin?"dedi benim yaşlarımda doğal sarışın olan kadın güzeldi ama boyu 1.50lerdeydi.
"O kadar mı belli oluyor oysa Martin gözlerini benden alamadığını söylemişti."dedim başımı owenın omzuna koydum kocaman gülümsedim.
"Yok tatlım daha güzelleşmişsin."dedi ve kahkağa attı masada ki herkes kendi haline takılıyordu owen kulağıma doğru eğildi.
"Bir an sana bakınca bu kadın kim dedim herkesi büyülüyorsun morgana."dedi sıcak nefesinin tenime çarpmasıyla tüylerim diken diken oldu.
Dans müziği çalınca herkes dans etmek için ortada toplandı owen bana baktı elini uzattı ve hafif öne eğildi
"Leydim benimle dans eder misin?"dedi gülümsedim elimi elinin içine koydum.
"Neden olmasın."dedim kolumdan tuttu tam ortaya geçtik.
İki elini belime yerleştirirdi bende ellerimi omzuna koydum buz mavisi gözleri parladı kendimi müziğin ezgisine bıraktım yüzüme biraz daha eğildi.
Etrafta ki müzik sesleri sustu sanki yalnız ikimiz varmış gibi bir hissiyat oluştu zaman durdu gibi geldi kendime onu kaptırmamak için gözlerimi etrafta dolaştırdım.
"Birazdan açık arttırmaya geçerler o zamana kadar bu anın tadını çıkar."dedi etrafta dolaşan bakışlarımı ona çevirdim her kelimede ayrı bir ima vardı başımla onayladım dudaklarımı birbirine bastırdım.
Bakışlarını bir saniye olsun gözlerimden çekmiyordu.
"Söylesene morgana acın büyük mü?"dedi maviliklerinin en derinlerine odaklandım.
"Tahmin edemeyeceğin kadar."dedim öne doğru eğildi ve başım geriye düştü sertçe kendine çekmesiyle yakınlığımız arttı etrafta ki insanlar yavaş yavaş dağılıyordu piste sadece biz vardık.
"İşini bırakma sebebinle aynı sebep mi?"
"Hayır ben kalbimin ayrı yerlerinden darbe yedim en büyük darbeyi de çocukluğum aldı."dedim artık bizden başka kimse dans etmiyordu ayrıldık ve herkesin toplandığı yere yavaşça yürüdüm çalışanlardan biri owena 10 numara yazan bir pankart verdi.
En önün ikinci ısırasına yerleştik çok fazla insan vardı ışıklar söndü sadece sahne gibi yüksek yerin ışıkları yandı yaşlı hafif göbekli bir adam çıktı kürsüyü kendine yaklaştırdı çalışanlardan birisi elinde cam kutuyla bir tablo getirdi.
Bir kadın ve adam vardı dans ediyorlardı sanattan anlamadığım için bunu sanatla ne alakası vardı onu da anlamadım.
"Evet ilk satacağımız şey 111.00000 dolar."dedi ve elinde ki şeyi bir kere vurdu ilk başta kimseden ses çıkmadı.
"Kimse arttırmıyorsa ben alıyorum."dedi bir numaralı kadın benimle konuşan sarı saçlı kadındı.
"Arttırıyorum 222.0000"dedi yaşlı bir adam sarı saçlı kadın sinirle baktı ve kartını kaldırıp bağırdı.
"Arttırıyorum 312.0000." dedi sarışın kadın kürsüdeki adam zevkle ikisine bakıtı.
"Arttıran yoksa bayana satıyorum sattı-"dedi kürsüdeki adam sözünü bölen adama çevirdi bakışlarını.
"848.000"dedi deminki yaşlı adam ,şaşkın bakışları çaprazım da ki adama çevirdim cidden değer miydi.
"999.000000"dedi başka bir kadın sesi tanıdık bir sesti bakışlarıma arka tarafa çevirdim.
Andieydi kırmız renkli dudaklarıyla gülümsedi ve elinde ki 9 numarayı kaldırdı kırmızı bir elbise siyah bir şapka takmıştı...






