İçeriğe geç

Dağın Ardı Lobinin Ötesi

Bölüm 3 · 8 dk okuma

Dağın Ardı Lobinin Ötesi

Bölüm 3

3.Bölüm-Zeytin Dalı

Gökyüzü kapkaraydı. Ay yoktu. Yıldızlar sönmüştü sanki.

Almira, karakolun zırhlı kapısından ağır adımlarla çıktı. Timiyle birlikte sınıra gidiyorlardı. O sabah gelen istihbarat çok netti:

Bir grup terörist sınırdan sızacaktı. Yer belliydi, zaman belliydi.

O anlarda, Almira'nın aklında tek bir cümle dönüyordu:

"Bazen düşman, takım arkadaşın olur Almira…"

Zırhlı araçta yan yana dizilmişlerdi. Elif kaskını takarken söylendi:

"Yemin ediyorum Almira, şu bot yine vuruyor ayağımı,cenazemde cevizli fıstıklı Antep helvası isterim ona göre."

Ön koltuktaki Üstteğmen Ali karıştı araya hemen:

"Şeker koyma içine, tipik Elif yani… Kalorisiz helva sipariş ediyor şehadet anında da diyette..."

Elif anında döndü:

"Lan Ali, sen var ya, gökten melek inse ‘Bana can feda’ derken sen melekten selfie istersin gerizekalı."

Timi seviyordu Almira. Bu küfür, bu kahkaha onlara yakışıyordu. Çünkü sınır hattında, bazen sağlam kalmanın tek yolu bu saçma sapan konuşmalar oluyordu.

Zırhlı durdu. Gece karanlık. Sıfır ışık. Herkes sessiz...Hava da ıslak kan ve barut kokusu asılı.Telsizler fısıltıyla konuşuyor.

"Yat yere… Yavaş yavaş…"

İlerliyorlardı. 20 kilo yelek, bir o kadar da silah, mühimmat… Ama en ağır şey, omuzlarındaki sorumluluktu.

Elif sürünürken homurdandı:

"Yemin ederim, biz doğduğumuzda hastanede bize yanlışlıkla asker fişi kesmişler. Bu kadar mı insanın alnına yazılır acı çekecek diye!"

Ali karşılık verdi: "Lan sus. Bize rahimden istikamet karakol vermişler."

Arkadaki Gökhan da ekledi: "Şikayet etme. Ölünce zaten 5 dakika şehit haberi, sonra TRT Müzik'te halay devam eder, alış."

Almira sustu. Gülümsedi. Ama aklında hâlâ Yusuf vardı.

Yazardan not :Hayır, Yusuf değil.Yüzbaşı Tulpar Alp:))

Kafasını silkeledi.Şu an saha görevindeydi. Odaklanması lazımdı.

Sessizce dağlık alana yaklaştılar.

Termal dürbünle taradı bölgeyi Ali Üstteğmen.

Üç kişi…

Yere yatmışlar. Ellerinde kocaman bir çanta...Aldıkları istihbarata göre bir grup vatan bölücü, şehit mezarlıklarında ve okullarda canlı bomba olmayı planlıyordu.Ama unuttukları bir şey varsa o da bu vatanın aslanları onlara asla müsade etmezdi! Hele ki sırtlarını yasladıkları cennet kokulu şehitlerini, kansız amellerine ortak ediyorlarsa asla!

Elif fısıldadı: "Bunlar pikniğe gelmemiş. Yatırlık var çantada."

Ali sırıttı: "Yatırlık değil, kesin onlara yaşatıcağımız fanteziler var o çantada."

Gökhan: "Aha o zaman biz bu gece evdeyiz, onlarda pavyonumuza bir uğrar artık."

Almira mikrofondan komuta merkezine haber verdi.

"Ankara merkez, Kartal-1. Hedef tespit edildi. Üç kişi. Paketler mevcut. Müdahale ediyoruz."

Tetikteydiler.

Hızla çevrelediler.

Ama işler ters gitti.

Arka taraftan ikinci bir grup daha çıktı.

Çatışma başladı.

Kurşunlar ıslık gibi kafalarının üzerinden geçiyordu.

Elif bağıra bağıra: "Aliiii! Cover ver banaaa!!!"

Ali eğildi: "Cover mı? PUBG'de değiliz kızım, burada kafanı çıkarsan sikiyorlar!"

Gökhan patlayıcıyı attı.

Bir grup sessizce yere yığıldı.

Ama arka taraf hâlâ sıkıyordu onların dişini.

Almira'nın kolundan bir kurşun sıyırdı.

Bir anda acıyla yere düştü.

"Ahh siktir!!! Ananı avradını!!!"

Normalde acıya alışkındı Almira ama bu ilk kez bir demir parçasının etini sıyırdığı andı...

Elif hemen eğildi: "Koluna mı geldi? Koluna mı geldi?!"

Almira dişlerini sıktı: "Yok la bacağıma geldi de kolumdan kanıyor gerizekalı!"

Ali: "Yemin ediyorum bu kız kurşun yerken bile taşak geçiyor, valla helal olsun."

Ama acı giderek artıyordu. Nefesi kesiliyor, gözleri kararıyordu.

Ama kalktı. Ayağa kalktı.

Çünkü bu toprakta düşmek vardı, kalmak yoktu.

"Devam edin! Bitirin,öpün bunları! Ben arkayı tutuyorum!"

Bir 10 dakika daha çatıştılar. Sonunda grup dağıldı.

Yaralıyı taşıyarak zırhlıya döndüler.

Yolda Elif yüzünü yüzüne dayadı teğmenimizi: "Nolur bayılma bak, acilde doktor bulmak mayına basmaktan zor burada."

Almira sırıttı: "Bayılmam… Ben… ben daha gidip o yüzbaşının ağzına sıçacağım."

___

Almira koğuşa girdiğinde sargılı kolunu öyle sıkıyordu ki parmaklarının ucu uyuşmuştu ama umursamadı. Acı mı? O da hayatın oyununun bir parçasıydı.

Elif arkadan seslendi:

“Kızım, kolun mosmor oldu, deli mi siktide hâlâ oyuna mı gircen?”

Almira kulaklığı takarken cevapladı:

“Lan benim kolum değil, sabrım morardı. Ben o yüzbaşının ağzına sıçmadan yatmam bu gece.”

Elif başını iki yana salladı:

“Sen kesin etkilendin ondan, bu kadar kafayı başka türlü yiyemezsin.”

Almira mikrofonu açtı, oyun lobisinde gözleri o nicki aradı. Ve işte oradaydı:

YÜZBAŞI-TULPAR

Görür görmez dişlerini sıktı.

“Vay vay vay… Barbie giydirmece hatunu da buradaymış gene.”

Tulpar Alp’in sesi kulaklıkta yankılandı:

“Vay benim obez gölgem… Ne oldu, bugün de mi kız gibi ağlayarak oynamaya geldin?”

Almira kolunu oynattı, sargı zonkladı. Dişlerini sıktı ama belli etmedi:

“Senin o ağzını oyun içinde haritadan haritaya sıçrata sıçrata gezdiricem, yemin ediyorum bu gece senin mouse’unu var ya oyuncak yaparım sana!”

Alp hafif haykırdı:

“Kızım… sen gerçek hayatta da böyle misin? Yani böyle… çat diye saydırıyor musun?”

Almira bir an duraksadı. Kolu çok fena yanıyordu. Mikrofonu azıcık uzaklaştırdı, nefesini zor tuttu. Ama sesi yine dimdikti:

“Ben gerçek hayatta da buradayım senin aksine. Az önce sınırda üç teröristle çatıştık, biri kolumu sıyırdı ama bak hâlâ buradayım. Ne oldu, beklemiyordun değil mi? Sen beni ‘yatakta cips yiyen obez’ sanıyordun.”

Sessizlik oldu.

Lobide, o sürekli espriler yapan adam birden sustu.

Sonra o ciddi, o net, o asker tonu geldi:

“Gerçekten… asker misin?”

Almira gülümsedi. O acıdan gözleri dolmasına rağmen, sesi kaskatıydı:

“Teğmen Almira Demir. Şırnak – Sırın Karakolu. Bugün operasyon dönüşü kolumdan sıyırttım. Yara taze, sinirler sağlam. Devam ediyoruz yüzbaşım.”

Yüzbaşı Tulpar’ın sesindeki hava bir anda değişti.

“Orospu çocukları… ben seni sadece oyun lobisinde kafa siken bir tip sanıyordum.”

Almira dişlerini sıktı:

“Sen de öyleydin. Oyun oynuyor, racon kesiyorsun sanıyordum. Meğer biz aynı taraftaymışız gerçektede komutanım.”

Alp:

“Yüzbaşı Tulpar Alp. 5. Komando Tugayı. Bugün Hakkâri’de çatışmadaydım. Yemin ederim, senin gibi bir deliyle oyunda karşılaşacağım aklıma gelmezdi.”

Almira:

“Lan ben seni lobide fake yüzbaşı sanıyordum. Hiç yüzbaşı havası alamamıştım sizden komutanım.”

Hem laf sokuyor hem de rütbeyle konuşuyordu,ağız alışkanlığı işte...Bazı komutanlar rütbeye görev dışındada çok önem verirdi.

Alp:

“Sen de bana ses tonuyla Call of Duty’de bağıran ergen gibi geliyordun. Nereden bileyim kolun kan içinde klavyeye yapışık oyun oynadığını.”

Almira hafif nefes nefese kaldı, ama yine lafı yapıştırdı:

"Benim klavyem kanlı, seninki ketçaplı. Aramızdaki fark bu işte yüzbaşım."

Alp güldü: "Senin klavyen kanlıysa, benim mouse da barut kokuyor, güzelim."

Almira acıyla kolunu oynattı. Dişlerini sıktı, ama acının üstüne basarak konuştu:

"Mouse'una ruj sürmeyi bırak da biraz aim yapmayı öğren, sana kill bırakmaktan bıktım artık."

Alp: "Senin çenede laf sokmaktan bıkmıyor maşallah. Bu ne lan, operasyondan dönüyorsun hâlâ dalga geçiyorsun. Canın acımıyor mu hiç?"

Almira gözlerini kıstı. Kolu zonkluyordu, ama sesi sapasağlamdı:

"Acı? Burası Şırnak komutanım, acı burada doğduğumuz dilden biri. Dağımda teröristler var,acıya zaman yok."

Alp bir anda ciddileşti:

"Gerçekten iyi misin?"

Almira hafif yutkundu, bir anlık bir sessizlik oldu, sonra hızla bastırdı:

"İyi değilim, mükemmelim. Bugün üç kişi gömdüm, hepsi lobide yok yazıyor şu an. Sana da yer hazırlıyorum, haberin olsun."

Alp hafif kıkırdadı: "Sen var ya, ne zaman haritada önüme geçsen, aklıma şey geliyor…"

Almira lafı yapıştırdı: "Ne geliyor lan ? Obez gölge falan deme, ekrandan yakana yapışırım yüzbaşım."

Tulpar güldü: "Yok yok, o değil. Senin ‘anani avradini’ diye bağırdığın an geliyor hep aklıma. O kadar sahici bağırıyorsun ki, yemin ederim kulaklığın içinden parmak arası terlik fırlayacak sanıyorum."

Almira kolunu oynattı, acı canını yaktı ama sesi hâlâ sertti:

"Gerçek hayatta bunun rövanşını yapalım komutanım,‘AĞĞĞH SİKTİR’ diye bağırmak var ya… sana müthiş Oscar sahnesi olur yüzbaşım."

Yğzbaşı Alp bir an sessiz kaldı, sonra hafifçe dedi:

"Senin gibi kadınlar her yerde bulunmaz."

Almira hemen cevap verdi:

"Lan romantizm yapma bana, ben romantik değilim, ben direkt roket atar fırlatırım adamın suratına."

Alp güldü: "Biliyorum. Zaten o yüzden buradayım. Seni her gün geçemiyorum oyunda ama her gün sana denk gelmek istiyorum."

Askerlikte oluyordu böyle,XX kromozomlu varlıklara özleminden bazen ekstra testestoron dolu oluyordu bazı askerler.Aynı şekilde flörtten uzak kalmış kadın askerlerde flörte meyilli olabiliyordu rütbe dışında.Her ne kadar intikam yolunda aşktan kopalı uzun zaman olsada Almira için ,nasolsa oyun bu bir daha nerde karşılaşabiliriz ki diyerek karşılık vermek istedi yüzbaşına.Onun yüzbaşı...

Almira hafifçe durdu. Bir an ciddileşti:

"Seninle bir gün aynı masada çay içsek… yine böyle oje sürmemi mi istersin sana yüzbaşım?"

Alp gülümsedi: " Ben şeker karıştırırken sen bana çay kaşığı fırlatırsın."

Almira: "Yemin ederim fırlatırım. Şekersiz içeceğim diye tutturursan bardağı da kırarım."

Baran: "Tamam tamam, limonlu içerim, çayda kavga etmeyelim bari. Ama sen bensiz oyun oynamadan yaşayamıyorsun, farkındayım."

Almira gülümsedi:

"Ben yaşarım da… sensiz bu oyun çekilmez yüzbaşım."

O anda, Tulpar’ın sesi hafifçe değişti.

"Senin gerçek olduğuna hâlâ inanamıyorum ya. Düşünsene… oyunda kafa göz dağıttığım, ergen sandığım kadın… meğer sınırda kurşun yiyor, hâlâ gelip oyunda bana racon kesiyor."

Almira: "Sen hâlâ aşko kız skin’iyle geziyorsun, karakter seçimini değiştir de biraz karizma yapalım birlikte yüzbaşım."

Yüzbaşı : "Kıyamam sana, hâlâ oyunla dertlisin. Bak… söz, bir gün görevde yollarımız kesişirse, sana kendi timimle en sağlam çatışma anımızı anlatacağım. Ama yüz yüze."

Almira hafifçe mırıldandı:

"Yüz yüze mi… olur. Ama o gün çay benden, laf sokma benden, ama cover senden olacak."

Baran gülerek: "Anlaştık Teğmen Hanım. Bu arada… tebrikler."

Almira şaşırdı: "Ne tebriki lan?"

Alp: "Bugün sağ çıktığın için. Hayatta kaldığın için. Ve bu kadar güçlü olduğun için. Cidden helal olsun sana vatan yolunda."

Almira’nın sesi hafif titredi, kolunu tutarken gözleri doldu ama yine lafı gediğine koydu:

"Helal olsun mu? Daha oyun bitmedi yüzbaşım. Daha çok canını sıkacağım."

Baran: "Canımı sık, yeter ki hep burada ol."

Oyun bitti. Lobiden çıktılar.

Ama o gece, Almira ilk kez… kolundaki acıyı bir an unuttu.Çünkü bazı insanlar, oyun arkadaşı değildir.Kimi insanlar… kaderin sana hediye ettiği süprizlerdir.Oyun oynamak zevk vermez,oyuna girdiğin insanlar zevk verir diye boşuna demediklerini fark etti.Ama bu beklenmedik flörte kendini kaptıramazdı.Dağında hala bir avuç kansız vardı ve oyuna girmesinin sebebini,teyzesini unutamazdı!

Ve Almira, bir sırtdaş daha kazanmıştı.Hem düşman, hem takım arkadaşı, hem de belki… bir gün gerçek hayatta çayını paylaşacağı bir yüzbaşı.

---

"İstikbal Göklerdedir!"

Bölüm sonu

1 yorum