Hızlıca mutfağa girip cam kapıyı denedim . Ufak bir zorlama sonucu nihayet açılmıştı . Sanırım artık özgürdüm !
Hızlıca evden çıkıp koşmaya başladım . Yokluğum dikkat çekerse anında yakalanırdım ! Çimen olduğundan hızlı ve sesiz koşabilmiştim ama betona vardığımda temkinlice ilerlemeye devam ettim . Nihayet evin sokağından çıkabilmiş ve karanlık başka bir sokağa sapmıştım . Gece yarısı çıkmak ne kadar doğruydu bilemesem de ilerlemeye devam ettim . Bu sokaklar tamamen bilmediğim sokaklardı . Neredeydim ya da hala aynı şehirde miydim !?
Yavaş yavaş ilerlerken sokağın başında bir gölge fark ettim . Yönümü değiştirsem iyi olacaktı . Doğruca diğer sokağa sapmak için yan tarafıma dönüp ilerlemeye koyuldum ama birkaç adım atamadan önümde beliren başka bir gölge ile durmak zorunda kalmıştım . Kötü insanlar mıydı oksa kötü birer canavar mı !?
Ürkekçe yüzüm gölgeye dönük geri geri yürürken bir anda kolumdan tutulup yere fırlatıldım . Bu ... Çok güçlüydü !..
Kendimi toparlamaya çalışıp doğrulurken iki vahşi canavar üstüme sessizce avına yaklaşan aslanlar gibi yavaşça gelmeye başladılar . Sanki korkutunca daha bir zevkli oluyormuş gibi ... Tek sorun korku yoktu üstümde . Belki de ölürüm yetişemez ve kurtulurum ?
Gözlerimi yummuş ve öylece bekliyordum zaten kalkabilecek durumda da değildim dünden beri aç ve susuz ...
Yerde oturmuş öylece ölümümü beklerken anormal sesler duymaya başladım ve hemen gözlerimi açtım . Yine yetişmişti , lanet olsun !
- T-Theo ...
- Gecenin lordu diyeceksin !
Bunu diyerek kendi türündeki adama saldırmış ve saniyesinde leşini çıkarmıştı . Hemen kafamı bacaklarımın arasına gömüp kulaklarımı da sesleri duymamak için kapamaya çalıştım . Zaten betim benzim atmıştı . Üstüne bir de bunlar ... Kesin kusacaktım ! Etraftaki sesler bitmiş gibiydi ama yine de gözümü açmamakta kararlıydım . Taa ki bir el önüme düşen saçları geriye savurarak yüzümü açıp çenemden tuttuğu gibi başımı kendisine bakmam için kaldırana kadar !
Gözlerimi açıp baktığımda Theo'nun beni kafasını yana yatırmış bir şekilde sırıtarak beni izlediğini fark ettim . Sonrasında da konuşmaya başlamıştı .
-Bir kan avcısından gözlerini kapayarak kaçamazsın ve benden de koşarak ...Ayrıca hiçbir kan avcısı kalbine kazık yemeden ölmez . Zayıf noktaları kalp ve boyun . Anlayacağın kaçacakken bir daha düşün başına gelecekleri ve kaçıp kaçamayacağını . Çünkü emin ol her şeyi duyuyor ve görüyorum .
Daha sonra etrafa bakınarak ayaklandı . Sonrasında da elini uzayıp tekrar konuştu .
- Madem dışarısını özledin o zaman bu gece bizim olsun .
Şaşkınca yüzüne bakmaya devam ederken çoktan beni yerden kaldırıp çekiştirmeye başlamıştı . Bu sırada yerdeki kazığı görmüş idim . Cesetlerin yanına bırakmış . Ama nasıl alabilirdim ki !? Kolundan kurtulmaya çalıştığımda durup döndü .
- Yine ne var !?
Elimde 1 saniye yaparak arkamı döndüm ve elimle ağzımı kapattım .
- Kusacağım deme !
Onaylarca kafa salladım ve uzaklaşması için işaret ettim . Biraz uzaklaşıp hala bakmaya devam ediyordu . Dönmesi gerektiğini işaret ettim ama put gibi durmuş ve bakmakla yetinmişti .
'' Rahat edemiyorum dönsen mi !? ''
En sonunda göz devirerek arkasını döndü . Nihayet artık kazığı alabilirdim . Hiç vakit kaybetmeden yerdeki kazığı alarak görünmeyecek bir şekilde sakladım . Sonrasında da bir süre oyalandıktan sonra geri dönüp yanına gittim .
- Ee ?
'' Yanlış alarmmış , ufak bir mide bulantısı .
- O zaman yola devam !
...
Biraz yürümenin ardından bir restoranın önündeydik ve şaşkınlığım hala devam ediyordu . Elindeki sivri kazık denen tahtayı iç cebine koyup kapıya yöneldi . Kapıdaki görevli giremeyeceğimizi kapatmak üzere olduklarını söyledi . Tabii Theo bunu pek umursuyor görünmüyor idi . Nazikçe adamın omzuna elini koyup şöyle söyledi :
- Bizim için bir boş yer olduğuna ben eminim . Hem fazladan para kazanacaksınız 15 dakika fazla mesai göz çıkarmaz .
Görevli '' Evet efendim ! Buyurun . '' diyerek kapıdan çekildi ve yolu gösterdi . Anlamadım hipnoz da mı edebiliyordu insanları !?
- Hadi neyi bekliyorsun gel !?
Düşüncelerimden sıyrılarak Theo'nun peşinden gittim . Bu yaptıklarına hala inanamıyordum . Beni kolumdan çekiştirip eve götürüp tekrar odaya tıkması gerektiği yerde yemeğe çıkarmıştı .
- Madem benim yemekleri sevmiyorsun o halde restorandan yeriz .
Theo bunu söyleyerek menü istedi . Gelen garson menüleri verip ortadan kaybolunca Theo menüyü alarak incelemeye başladı . Ben ise Theo'nun yüzüne bakmaktaydım . Ne yapacaktım şimdi ? Kazıklar onun gibileri öldürebiliyorsa o zaman ondan bu şekilde kurtulabilirim !?
Bu düşüncelere dalıp gitmiş iken Theo seslendi .
- Hey ne yiyorsun !? Her neyse en iyisi ben seçeyim .
Daha sonra garsonu çağırarak siparişleri verdi . İki vişne soslu bonfile . ve yemek sonrası da tatlı . Tabii sadece bir tane söylemişti . Yiyemiyor mu yoksa bana yedirmeyecek mi ? Umurumda değil açıkçası çünkü bir an önce burada işini bitirmek istiyorum !
Siparişler gelince doğruca yemeye koyuldu . Öylesine çatalla eti didip yiyormuş efekti verirken nihayet laf atabilmişti .
- Neden yemiyorsun ? Zorla mı yedirteyim !?
'' Doğru ! Bunu da yaparsın . ''
Etten birkaç parça alıp yedikten sonra ayaklandım . O kazığı nasıl saplayabilirdim ?
- Nereye ?
'' Lavabo . ''
Nihayet iznimi alabildikten sonra tuvaletin yolunu tuttum . Gerçekten o kazığı ona göstermeden nasıl çıkarıp da saplayabilirdim !? Çıkarsam bile saplayacak vaktim olmazdı ki ! biraz düşündükten sonra banyodan çıktım . Hala bir şeyler yemekle meşguldü . Anlamıyorum bu iştah nedir !? Güya kanla besleniyor !
- Nerede kaldın !?
'' Bunu da sormazsın be ! ''
- Her neyse yemeyeceksen kalkalım .
'' Sen yiyorsun ya ! ''
- Anlamadım ?
'' Benim yerime de yiyorsun ya ! Aşçılar daha da çok yapsın kurt gibi acıkmışsın ! Hayret kanla beslenene göre bu iştah hiç de fena değil ! ''
- Melez olduğumu unutuyorsun .
'' Melez ? ''
- Annem büyücü idi .
'' Ne !? ''
- Neyse detaylar önemli değil laf sokacağına bir şeyler ye . 1 dakikaya kalkıyoruz .
'' Zamanda tutuyorsun ... Harika ! ''
- Oyalanma son 47 saniye .
'' Yemeyeceğim kalkalım tokum şuan . ''
- Hiçbir şey yemedin bile .
'' Aksine bana bu kadarı yetıyor senin aksine . ''
- İyi kalk o zaman .
'' Zaten ayaktayım ! ''
- Hazırlan o halde .
'' Ne hazırlayacağım bavul mu !? Malum 2 defa üst üste kaçırıldım da toparlanmaya vakit bulamadım ! ''
- Doğru ... En iyisi senin evinden eşyalarını almak lazım .
'' Evimi biliyor musun !? ''
- Bulması zor olmasa gerek .
'' Beni de götür . ''
- Hıhı götüreyim de kaybol ortadan yine .
'' Ne olur bir kez daha göreyim onları ... ''
- Gidiyoruz hadi !
'' Lütfen ... ''
- Üsteleyip durma !
En sonunda kolumdan sıkarak beni restoranın dışına çıkardı . Biraz yürüdükten ve karanlık sokaklardan birine girdikten sonra kolumu sertçe çektim . Şimdi vakit nakitti . Ya kazığı saplayacağım ya da esir hayatına geri döneceğim !