Ufak bir boyun ağrısı eşliğinde yataktan doğrularak sırtımı arkadaki yatak başlığına dayadım . Bu sırada Theo da kapıyı kapatır kapatmaz yanıma gelmişti . Anlaşılan kahvaltı vaktiydi .
...
- Kahvaltı hazır . Buyurma şerefine nail olacak mısınız ?
'' Ah pekala sanırım buyurmak zorundayım ?.. ''
- Hadi ama konuştukça yemek kaçıyor .
Aslında hiçbir yere kaçmıyordu ...
'' Pekala pekala ! ''
Yorganı üzerimden atarak doğruldum . Yataktan kalma esnasında biraz olsun zorlanmıştım . Hayret , bir iki gün önce daha da iyiydim ; yara daha yeni halinde iken !
- İyisin değil mi !?
'' Bir saniye ... ''
Başımı tutarak biraz yatağın üzerinde öylece beklemeye başlamıştım .
- Neresi ?
'' Tamam ! Bir şeyim yok . Artık gidebiliriz . ''
- Emin misin ?
'' Ufak bir ağrıydı geçti . ''
- Lena ...
'' Theo ! Hadi gidelim açım zaten . ''
- Yok burada kal sen kahvaltıyı ayağına getireceğim .
'' İyice abarttın ! ''
- Sadece seni düşünüyorum .
'' Dolaylı yoldan kendini düşünüyorsun ! ''
- Hala mı böyle düşünüyorsun ?
'' Yalan mı !? ''
- Bunu ben seçmedim Lena ... Seni seviyorum kendini seviyorsun diyorsun , seni düşünüyorum kendini düşünüyorsun diyorsun , sana bir şey olmasın istiyorum kendin için diyorsun o zaman ölmemem için kanını verdiğinde sende kendini düşündün ? Umurunda değilim ? Benimle birlikte sen de ölmemek için kanını içmeme izin verdin ?
'' Ben ... Ölmekten korkmadığımı biliyorsun ! Ölmeyi ne kadar istediğimi , hislerimi biliyorsun . Çok kolay anlaşılır seni sevdiğim ! ''
- Ne ?
'' Ne ? ''
- Söylediğin şeyin farkında değil misin ?
'' Ne hayır ! Yani ... Of Theo ! ''
- Bence sen bana teslim olmamak için kalıp uyduruyorsun daha doğrusu uydurmayı deniyorsun .
'' Teslim olmak derken , kölen miyim ben !? ''
- Cazibeme demek istemiştim .
'' Olmayan mı ? '' (Kahkaha atarak)
- Şaka yaptığını varsayıyorum .
'' Evet hıhı şakaydı ! ''
- Bir cazibemin olmadığını mı söylüyorsun gerçekten ? Yani aşk dolu sözler söyleyip büyüleyici bir şekilde gözlerinin içine baksam tepkisiz kalacaksın .
'' Maalesef öyle olmayacak çünkü üzerimde gerçek anlamda büyü yapacaksın ya da hipnoz ! ''
- Yapmayacağım .
'' O halde asla büyüne kapılmam ! ''
Acaba biraz fazla mı ileri gitmiştim ne ? Sanırım bariz bir şekilde yalan söylemekteydim ama yanlış yaptığımın farkına bile varamamıştım nedense .
- O zaman ben biricik kalbim için kahvaltı getirmeye gidiyorum gün ışığım ...
Dur ne !? Gün ışığı derken !? Dudaklarımı aralayıp bir şeyler geveleyecekken çoktan odadan kaybolup gitmişti . Adımın çok az kişi tarafından bilinen anlamıyla hitap etmişti bana . Gün ışığı , gün ışığım !
Şaşkınca yatağımın üzerinde oturuyorken kapı tekrar yavaşça açıldı ve Theo elinde koca tepsi ile girdi .
- O yüz ifadesi ne öyle ruh görmüşsün gibi ?
Şaşkınca dönüp suratına baktım , görmemiş miydim ki zaten dün gece !?
- Pardon ... Neyse bir daha olmayacak rahatlaman gerek , asla izin vermem !
'' Neler getirdin bu kadar çok ? ''
- Ruhuma özelce hazırladım .
'' İnan şuan çok komiksin (!) Etkilediğini falan mı sanıyorsun ? ''
- Etkilemek istesem zaten etkilerdim değil mi ?
'' Ona ne şüphe ? ''
- Masaya gelebilecek misin yoksa kahvaltıyı yanına mı istersin ? Gerçi bu da sorumu oraya geliyorum !
'' Ben kalkabiliyorum . Kime diyorsam ?.. ''
Theo elindeki tepsiyle yatağa doğru ilerledi . Yatağın yanına kısa sürede masanın etrafındaki sandalyeyi çekerek oturmuş tepsiyi de kucağına almıştı ve hiç vakit kaybetmeden çatalı tepsiden alarak getirdiği yiyeceklerden bir tanesine batırdı .
'' Kendim yi... '' Daha lafımı bile bitirmeden ağzıma tıkıştırıvermişti . Zar zor ağzımı kapayıp çiğneyebilmiştim . Hödük mü desem , sırılsıklam aşık mı desem yoksa güç için kullanıyor mu desem bilememiştim doğrusu .
...
Yedirdiği şeyler yüzüne iyice dudaklarım kurumuştu zaten dünden beri bayadır su içmemiştim . Tepsiye bakındığımda suyun olmadığını onun yerine kıpkırmızı bir içeceğin olduğunu fark etmiştim . Kıpkırmızı , kan kırmızısı !? Kan mı yoksa ? Kendisi için mi ? Benim için değildir dimi , o kadar da değil !? Merakımı yenemeyerek bardağı işaret ederek sordum :
'' Bu nedir ? ''
- Meyve suyu .
'' Af edersin de hangi meyvenin suyu !? ''
- A ah güvenmiyorsun dimi !? Vişne tabii ki . KAN YAPIYOR ! Tam da sana lazım olan şey ya hani .
'' Pardon ... Şey ... ''
- Kan sanmış olamazsın değil mi !?
'' Ne bileyim ben ? ''
- Kan olsa bardakta olmaz bir kere , o kadar psikopat değiliz .
'' Çünkü siz direk damardan besleniyorsunuz .(Sarılı boynumu göstererek)
Bunu söyledikten meyve suyundan bir yudum almıştım , vişne suyundan . Vişne suyunun ilk başını değil de sonuna doğru olan kısmı severdim . Tadını sevmiyor gibiydim ama içince alışıyordun ve o alışmışlık hissi sevdiğim asıl şey idi .
Meyve suyunu içerken Theo bana bakınıyordu . Avını bekleyen avcıya benziyordu şuan , ne yaptığını kestiremiyordum ; ne yapacağına !..
Boş bardağı tepsiye bıraktıktan sonra başımı kaldırıp Theo'ya baktım .
'' Neden öyle bakıyorsun ? '' Demeye kalmadan bir anda uzanıp boynuma dokunmuştu . İrkilip geri çekilecektim ki vazgeçtim .
'' Uzanamıyorum yaklaşsana ! '' diyerek sitem ettiğinde gülerek tepsiyi işaret ettim .
'' Tepkisi kaldırırsan halledebiliriz sanırım . ''
'' Doğru ! '' diyerek bir anda tepsiyi fırlatıp attı . Gerçekten fırlatıp attı ama daha bir mecazi ve iyi huylu bir şekilde . Eliyle bir köşeye ittirir gibi bir hareket yapmış ve tepsi kucağından kaydığı gibi masanın üzerine doğru hızlı bir harekete geçmişti . Her şey 1 saniye içinde olduğu için de fırlatıp atmış gibi anımsatmıştı .
Tepsi yerini bulunca Theo bana dönerek kaldığı yerden devam etti . Yavaşça yaklaşıp boynumdaki sargıyı çözmeye başladı . Beni gördüğünde yara sargılıydı . Ne kadar kötü olduğumu görememişti . Şimdi de o fırsatı kendisi yaratmış idi . Sargıyı canımı yakmamaya dikkat ederek yavaş ve nazikçe çıkardı ama hiç de istediği gibi olmamıştı . Ne kadar yavaş davransa da tek bir dokunuşu yaramı derinden acıtmaya , yakmaya yetiyordu .
- Özür dilerim canını yakmak istememiştim . (Parçalanmaya yakın gelmiş şahdamarına bakarken)
- Çok kötü ... Hemen ilgileneceğim . Pansuman çantasını getirip geleceğim .
Ayaklanıp bileğinden tuttuğum gibi durdurdum . Yavaşça ama bir o kadar da korkmuşça bana döndü . Bu gözlerindeki acı hissiyatta neyin nesiydi böyle ?
- Seni bu hale ben soktum , iyileşmen için elimden geleni de ben yapacağım . Şimdi otur ve eşyaları getirmemi bekle .
'' Kendini suçluyorsun ... ''
- Evet ! Çünkü suçlu zaten bendim ! Ne varda seni odaya kilitledim ki !? Yanımda daha güvendeydin , ne bileyim o kadar cesur olamaz sana dokunamaz sandım ... Seni öyle koruyabileceğimi ...
Bu sefer sözünü bitirmesine izin vermeyen taraf ben olmuştum ve hızlı davranarak lafını kesecek son hamleyi yaptım . Bu hamlemin gerçek sonumu getireceğini bilmeksizin ...
- Lena !? LENAA ! Amcaa !!
...