•A -> Aurelian
•E -> Elios
Aurelian:
»He/Them
»1000+ yaşında (insan yaşı olarak yaklaşık 26-27)

Elios:
»He/Him
»800+ yaşında (insan yaşı olarak 21-22)

•NOT: Karakterleri ayrı ayrı tasarladık o yüzden çizimleri farklı. Pinterestten vs almadık çizimler bizim yani.
Kendi halkı için savaşan bir elf vardı. Bu elf, Elios, bir gün ormanın derinliklerinde kaybolur ve geri döndüğünde onda bir gariplik vardı. Ellerinda siyahlıklar vardı ve nedeninin gayet farkındaydı. Lanetlenmişti. Normalde gücü olmadan doğduğu için halkını koruma iç güdüsüyle savaşçı olmuştu ama bu lanet ona istediği hayatı ziyan edebilecek bir lanetti. Başlarda kimse onda bir gariplik görmemişti, sonuçta aynı Elios'tu. Ancak lanet ilerledikçe lanetin taşıdığı gücü kontrol edememeye başladı. İlk başta sıradan eşyaları veya ağaçları dokunduğu anda öldürüyor, yok ediyordu. Sonrasında karıştığı bir kavga sonucu karşısındaki kişiye dokunduğu anda öldürmüştü. O günden sonra halk içerisinde dedikoduları çıkmış, dışlanmaya başlamıştı. Elios bu duruma dayanamayıp yaşadığı yere uzak bir yere yerleşmek zorunda kalır. Kendini başkalarından izole ettiği zamanlarını da laneti kontrol altına almaya adar.
Diğer taraftan kendini araştırmalarına adamış bir elf var, Aurelian. Her ne kadar yetenekli olsa bile güçleri yoktur. O da bu eksiği kapatmak için diğer canlılardan çektiği özleri kullanmaya başlar. Bu özleri kristallere aktararak özlerin güçlerini kullanır ancak özler bittiğinde güçleri de bittiğinden yenilemek zorundadır. Özleri aktardığı kristalleri de aksesuar olarak kullanır. Aurelian, yüzyıllarca kendini dünyayı keşfetmeye adamıştır. Yüzyıllarını birsürü yeni bitki ve türler keşfederek geçirmiştir. Araştırmalarını tamamladıktan sonra da yüksek düzeyli bir okulda profesör olarak çalışmaya başlar. Öğrencilerine yüzyıllarca edindiği bilgileri paylaşır.
Elios geçimini hırsızlık gibi işlerle sağlıyordur. En son Aurelian'ın çalıştığı yüksek öğretimli bir okula denk gelir. İçeride kimsenin olmadığını düşünerek içeri girer. Etraf karpkaranlık ve simsiyah kapşonuyla neredeyse görünmüyordur. Aklından belki buradaki sihir kitaplarından birinde lanetini kırmayı bulabileceği düşüncesi geçti ve hemen kütüphaneye yöneldi. Kütüphaneye giderken gözlerini değerli ödüller ve eşyalardan da ayıramadı... Yıllardır hırsızlık gibi işlerle geçindiği için kendini alıkoyamadan gördüğü tüm değerli eşyaları da almaya başlar. En son kütüphaneye girdiğinde geçtiği koridor arkasından yanmıştır. Birilerinin geldiğini anladığı için hemen kütüphanede saklanmaya başlar. Işıkları açan Aurelian'dı. Birinin geldiğini sezdiği için peşine takılmaya karar vermiştir. Koridordan geçerken süs olsun diye koydukları altın, gümüş tüm küçük parçalar çalınmıştı. Sıradan bir hırsız olduğunu sanarak güvenliği çağırmıştır ve kütüphaneye girip oranın da ışığını yaktı. Işık yanında Elios saklandığı yerden kaçış yolları aramaya başlamıştı gözleriyle. O sırada Aurelian aradığı kitaba bakarken bir taraftan hırsızı arıyordur. Kütüphanenin ilerisindeki altın, gümüş benzeri süsler çalınmadığı için hırsızın kütüphaneye saklandığının farkındadır. Aurelian'ın yaklaştığını hisseden Elios, hemen saklandığı yerden çıkarak kapıya doğru yönelir ve kütüphaneden ayrılır. Ancak kaçarken yanına aldığı çantasından bir altın süs düşmüştür. Sesin olduğu yere gelen Aurelian hırsızın kaçarken arkasında iz bıraktığını görünce güvenlikleri kütüphaneye yönlendirerek kendisi hırsızın peşine düşer.
Elios kaçarken bir taraftan gördüğü değerli süs eşyalarını çalmaya devam ediyordur. En son içerisinde bir sürü eşya olan bir ofise denk gelince duraksamıştır. Bu ofiste aradığı her şey vardı neredeyse. Tereddüt etmeden hemen içeri girdi ve orayı soymaya başlar. Girdiği ofisin sahibi olan Aurelian koridorlara bakarken hırsızın girmediği koridorların içerisinden bir şey çalmadığını farkedince yalnızca çalınmış süsleri olan koridorlara bakmaya başlar. Koridorlar en son onu kendi ofisine götürmüştü. Hiç stres olmamıştı hırsızı ciddiye almadığı için. Ofisinde hem değerli eşyalar var hemde değerli bilgilerin yazılı olduğu kitaplar ve defterler ancak önemli bilgilerin yazılı olduğu kitaplar mühürlüydü. Bilgilerin mühürlü olduğu rahatıyla gayet sakindi, değerli eşyaları çok umrunda değildi geri alırım düşüncesiyle. Sakince içeri girdiğinde karşısında hırsızı, Elios'u, görür.
A: Yolun buraya kadarmış, hırsız.
E: Hımm...
Elios gözüyle onu süzer ve kıkırdar.
E: Şehirde adı geçen araştırmacı sensin demek... Memnun oldum.
Aurelian onun alaycı konuşmasını çok umursamaz ve güvenlikleri ofisine doğru çağırır. Elios paniklese bile olduğu yerden kaçmaz aksine hâlâ gördüğü değerli eşyaları çalmakla meşguldür. Kısa bir süre sonra güvenlikler gelir ve Elios'u yakalamaya çalışırlar ancak Elios onlardan birine dokunduğu gibi güvenliklerden biri oracıkta ölmüştü. Diğer güvenlik paniklerken Aurelian gayet sakindir. Elios'un lanetlendiğinin farkındadır ve savaşmak yerine oracıkta duruyordur. Elios güvenliğin korkusundan yararlanarak ofisin dışına kaçmaya başlar. Güvenlik acil durum niyetiyle okulu büyüsüyle mühürler içeriden kimse dışarıya kaçamasın diye. Elios kaçarken Aurelian peşinden gidiyordu onu yakalamak için. Başta onu çok ciddiye almamıştı ama onun
lanetinin ne kadar güçlü olduğunu görünce
onu kontrol altına almaya karar vermiştir.
Elios arkasına bile bakmadan kaçarken Aurelian sarmaşık özünü aktardığı kristalin gücünü kullanarak Elios'u yakalar.
E: Hah... Siktir...
A: Yolun buraya kadar.
Ses tonunda en ufak bir sinir bile yoktu, gayet sakindi. Ama bu sakinliği Elios'u daha da korkutmuştu. Acaba bana ne yapacak düşüncelerine dalmışken Aurelian yanındaki tokayla onun gözünü kapattığı saçını yüzünden çekerek tokayı takar. Yine de Elios'un görüşünde bir değişiklik yoktu. Saçıyla sakladığı gözü zaten kördü. Aurelian onun çaresiz halini görünce gülümser.
A: Ben Aurelian. Kim olduğumu duymuşsundur muhtemelen o yüzden açıklamama gerek olduğunu düşünmüyorum. Peki ya sen? Adın ne ve nereden geldin? Seni buralarda ilk kez gördüm muhtemelen buralı değilsin.
E: Adım... Adım seni ilgilendirir mi? Hırsızın tekiyim zaten. Geldiğim yerde hep dışlandım burda da aynı şekilde adımın yayılmasını istemem.
Aurelian, dünyayı gezerken aldığı kristal yüzüğe aktardığı özel özü kullanırken, Elios'un alnına dokunarak zihnini okur.
A: Hmm... Elios ha? Güzel isimmiş.
E: Sen... Nasıl?..
Aurelian "nasıl" sorusuna cevap vermez ve yalnızca gülümser.
A: Her bilgenin kendine has sırları vardır, değil mi?
Aurelian'ın tavırları Elios'u sinirlendirmiştir ancak kaçmaya çalışsa bile tekrar yakalayacağının farkındadır. Aurelian güvenliğe seslenerek okulun etrafındaki mührü kaldırmasını ister. Güvenlik mecburen kaldırır ve Aurelian Elios'u bağladığı sarmaşığı sürükleye sürükleye evine götürür.
Eve geldiklerinde Aurelian çok heveslidir. İlk kez lanetli bir elf görmüştü ve üzerinde araştırma yapabilecekti. Aurelian'ın o hevesli yüzünü gören Elios iyice gerilmişti.
E: Ne yapacaksın bana...
A: Lanetini kırmak için yardım edeceğim. ♡
