İçeriğe geç

Çözemediğim Vakam

Bölüm 13 · 2 dk okuma

Çözemediğim Vakam

Bölüm 13

Gerçekten evli değiliz bilmiyor musun?

Eve geldiğimizde Ela ile Burak bahçe de masada oturmuş atıştırıyorlardı. Deniz onların yanına gidince bende yukarı odama çıktım. Üzerimi değiştirdim. Beyaz bir tişörtle, siyah bir şort giydim. Ev haline büründükten sonra yanlarına koştum. Masaya oturup bir sigara yaktım. Sonra Ela'nın Burak'ın suratına bir şeyler yaptığını fark ettim.

"Sen napıyorsun orada Ela?"

"Burak çenesine yumruk yemiş." Dedi Deniz.

"Ligi aldın mı bari?"

"Aldım. Ah! Ela yavaş."

"Aslan kardeşim."

"Çocuk yumruk yemiş senin düşündüğün şeye bak. Önceliklerini gözden geçirsen iyi olur." Diye araya girdi Deniz.

"Banane ben mi yedim?"

"Bencil pislik herif. Ayrıca içme şu zıkkımı! Gebericeksin en son cenaze işlemleriyle uğraşacağız."

"Birincisi ailemden biri olmadığın için uğraşmana gerek yok, ikincisi eğer ki ölürsem gömmek gibi şeylerle uğraşmayın- kapı çalıyor git bir bak."

"Kölen miyim? Kalk kendin bak."

"Ev sanki tek benim!" Ayağa kalktım. Kapıyı açınca karşımda Yiğit'i buldum.

"Oo aslanım geç geç." Geçmesi için kenara çekildim. Bilgi getirmişti herhalde.

"Yok abi ben rahatsız etmeyeyim-"

"Oğlum mal mısın? Geç. Sanki evde karımız var."

"Deniz-"

"Gerçekten evli değiliz bilmiyor musun tüm emniyet biliyor bunu? bahçeye geç."

"Tamam abi."

Arkasından kapıyı kapatım peşinden bahçeye geçtim.

Yiğit

Bahçeye çıktığımda o gün emniyette gördüğüm güzel kızda oradaydı. Ama bir çocuğun suratına pansuman yapıyor gibiydi. Henüz beni görmemişti. Çok yakındılar ve anlamadığım bir şekilde üzülmüştüm.

"Yiğit?" Dedi Deniz.

"Ha, şey ben suç aletini göstermeye geldim."

"Gel Deniz seni kıpkırmızı yapacağım." Dedi Yavuz abi.

"Off abartma."

"Otur Yiğit. Ela Yiğit'e bir bardak içecek getir."

"Tamam." Çocuktan uzaklaşıp içeri gitti.

Bir sandalye çekip Yavuz abinin yanına oturdum. O çocuk karşımdaydı.

"Yiğit otur biraz hep iş bir yere kadar. Birazdan bakarız."

"Olur."

"Bu benim kardeşim bu arada Burak." Çocuğun elini sıktım.

"Yiğit Taşkıran."

Ela bardağı önüme koydu.

"Bu da Ela tanıştınız mı bilmiyorum."

"Ben kendisini gayet iyi tanıyorum." Dedi Ela ve karşıma Burak'ın yanına geçti.

"Siz tanışıyor musunuz?" Dedi Burak.

"Hemen hemen." Dedim.

"Anladım. Ayrıca Ela benim sevgilim." Dedi. Bir an keşke buraya gelmeseydim dedim.

"Şaka!" Dedi Deniz. Yavuz abinin de çektiği duman boğazında kalmıştı öksürüyordu. Ela donmuştu. Burak gayet sakindi.

Paketin içindeki kanlı bıçağı masaya bırakıp. "Abi ben gidiyorum işim var emniyette."

"Bardağını bitirseydin-"

"Yok abi sağol." Yavuz abinin uğurlamasıyla evden çıktım.

Berk

Masadaki paketi alıp bodruma indim. Burak ve Ela'nın sevgili olması beni şaşırtmamıştı, hatta biraz sevinmiştim. Ama bir anda olmadık anda söyleyince garip geldi.

Kulaklığımı taktım: Sezen Aksu- Biliyorsun.

Eldivenlerimi giyip paketi açtım. Arkamdan bir ses duydum kapının kilidi açılmıştı. Deniz'di. Zaten başka kimse burayı bilmiyordu. Sessizce masanın karşısına geçip izlemeye başladı. İçinde çıkan analizi okuması için ona uzattım. Aldı.

Bende bıçağı incelemeye başladım. Üzerinde kurumuş kan benimle Turgut'a aitti.

Sonra Deniz bileğime dokundu. Kulaklığı çıkardım. Zaten şarkı bitmişti.

"Bıçakta iki parmak izi varmış. Biri Turgut'a diğeri Mustafa'ya ait. Üzerinde ki kurumuş kanda seninki ve Turgut'un ki."

"Tamam işte bence adamı oradan çıkarmak için yeterli kanıt elimizde. Eğer Mustafa Turgut'u bıçaklasaydı neden Turgut'un parmak izi bıçakta olsun?"

"Tamam belki cezası azalabilir fakat tamamen kurtulamaz. Seni sebepsizce bıçakladı."

"Bu da şok etkisinde olduğunu kanıtlar."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.