İçeriğe geç

Cortis Poyoyoi ile aranda elektriklenme var 💋🫦

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Cortis Poyoyoi ile aranda elektriklenme var 💋🫦

Bölüm 2

Ya bu başlık niye zorunlu amk

Keonho kendini tanıtınca ona çok benzeyen biri daha söze başladı “ben Seonghyeon” dedi. O çocukta fena değildi (taşşş). Ama benim aklım Keonho’dan başka bir şey düşünmüyordu. Lanet olsun nasıl başka bir şey düşünmüyorum düşünemiyorum. Çocuğun lanet bir şurası var ve anında etkiliyor. Sanki etrafındakileri kendine çekiyor da bende ona çekiliyorum. NE BEN ONA MI ÇEKİLİYORUM?

BEN ONA Mİ ÇEKİLİYORUM? Bu düşünceleri bırakıp onlara odaklandım uzun olanın adı martin sessiz olanın adı Juhoon ve tahminimce koreli olmayan çocuğun(çocuk?) adı James’di. Hepsi kendine yer bulup oturdu. Ders işleniyor zaman ilerliyor ama sanki bana işlemiyordu. Zaman adeta durmuş ve akmıyordu sadece onu düşünüyordum “Keonho…” diye fısıldadımkimsenin duymayacağı şekilde. Adı damağımda tatlı bir tat bırakmıştı. Sorun şu ki çocuk önüme oturmuştu ve ben onu izlemekten derse odaklanmamıştım. Semi’nin bana kalem atmasıyla kendime geldim ve derse odaklandım ama bu önümde oturan lavuk yüzünden fazlasıyla zordu.

🐢

Ve işte zil çaldı hemen ayağa kalktım. Bu dersi zar zor geçirmiştim önümde oturan eleman dikkatimin sahibi oldukça ben bu dersleri son buldurmaz geceyi gündüz edemezdim. Ama sonunda Semi ile dolaşmaya çıkmış ve kantinden atıştırmalık alıp bahçedeki banklarda oturmuştuk.

Saçlarım rüzgarla dans ediyordu eteğimin açılmaması için bir elimle tutuyordum ve Semi ile hararetli bir sohbet içindeydik. “Yaaaa Mincea şu martin var ya offofofofofof kanka onu bana ayarlasana” dedi.

“Nasıl olacakmış o ben onu tanıyor muyum canınım dışı”

“Ya ama lütfennn ayrıca canının içiyim”

“Semi çocuğu tanımıyorum ayrıca doğru söyledim canımın dışısın”

“Git tanış”

“Ama olmaz ki“

“Olur”

“Offf tamam Semi gider tanışırım”

Bana aniden sarıldı “canımın içisin varya şuan sen birtanesin” dedi yüzümde bir gülümseme oluştu ama trip atasım geldiği için onu hafifçe ittim geri sendelemek yerine kahkaha attı ve ikimizde güldük.

Zilin sesini tekrar duyunca üzülmek yerine sevindim “Mincea DERS BEDEEEN” diyen Semi ile gülümseyip el ele tutuştuk ve giyinme odasına doğru koşmaya başladık. Semi benden yavaştı ve ona tur bindirip kahkahalarla koşuyordum ki birden birine çarptım o kişi ise düşmemem için belimi tuttu kafamı çevirince Juhoon’u görmek beni şaşırttı. Karşımda o kadar yakışıklı duruyordu ki bir an dilim tutuldu. “Ö-özür dilerim” diyebildim sadece. O ise hafifçe sırıtıp belimdeki elini sıkılaştırdı. Bu hareketi garipsemiştim bunu neden yapmıştı? İlk başta Keonho’ya içim gitsede şuan Juhoon’la bu kadar yakınken Keonho’yu düşünemiyorum. Ellerimi göğsüne koydum ve uzaklaşmasını ister gibi onu hafifçe ittim ama bu onu etkilemedi. Aksine bana sahada yaklaştı. “Yakından güzelmişsin” dediğinde gözlerimi kaçırdım. Ona bakamadım bile. Tanrım ben bu kadar utangaç değilim bana ne oluyor? Sonunda kendime gelmiş olmalıyım ki “ne yapıyorsun ya bıraksana beni” dedim. Juhoon beni bıraksade yüzündeki sırıtış yerini koruyordu.

Sonra Semi’yi kolundan tutup giyinme odasına gittim. “KIZIM AZ ÖNCE NE OLDU O SENİ BELİNDEN TUTTU YAAA” diye haykırdı Semi.

“Biraz daha bağır ya bak dışaradaki nöbetçi hoca duymadı” dedim hem sinir hemde alayla

Semi omzuma vurdu ve dolaptan benden eğitimi için yedek kıyafet aldım. Gri bol baggy tarzında bir eşofman ve beyaz bol bir tişört giydim ama hala zayıf olduğum belli oluyordu. Ben bundan rahatsız oluyorum sanki fazla zayıfım kemik torbası gibi. Semi ise siyah eşofman ve beyaz tişört giymişti beraber sahaya geldik orada dizilen öğrencilerin arasına katıldık. Bilerek Martin’in yanına geçtim ve omzuna dokundum onu Semi’ye ayarlamaya çalışacaktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.