İçeriğe geç

cold as you// barış alper

Bölüm 5 · 4 dk okuma

cold as you// barış alper

Bölüm 5

dört: geçmiş zaman

Barış'ın magazine düşen açıklaması Melis için çok kırıcı olmalıydı.

"Öyle bir şey yok arkadaşlar. Birkaç kez denk geldik o kadar."

Kendisini bir organizasyon çıkışı sıkıştıran muhabirlere bunları söylemişti. Pişman değildi, şimdi olsa "Kim o? Tanımıyorum." bile derdi. Ama tabii bu durum Melis ile zaten savsak olan bağlarını iyice gevşetti. Kızın açıklayalım herkese fikrini desteklemediği için ayrılmış bulundular. Gerçi Barış ne zaman sevgili olduklarını da anlamamıştı ya! İşte şimdi böyle evin salonunda Kerem onu neşelendirmeye çalışırken kara kara düşünüyordu.

"Sana bir şey diyeceğim ama kızmak yok." Dedi Kerem birden. Barış kaşlarını havaya kaldırdı. Ne olmuştu yine durduk yere? "Ahmet bana ben Leyla'yı beğendim, falan dedi. Ben tabii bir şey diyem..."

"Napmış napmış?" Barış yerinden bir ok gibi fırladı. "Azgın piçe bak! İki dakika görüp neyi beğenmiş?"

"Ne bileyim oğlum? Bu akşam yemeğe çıkacaklarmış. Tabii ben diyemedim Barış'ın eski sevgilisi, konuşma diye. Ama senin de haberin olsun. Bize ters yani bu durumlar."

"Amınakoyarım onun, kimi beğeniyormuş iki dakikada? Dünyada başka insan mı kalmadı lan? Herkes benim eski sevgilimin peşinde."

"Güzel kız, Allah için." Barış, Kerem'e ters bir bakış attı. "Dünya ahiret yengemiz tabii de. Ama öyle lan! Ne sanıyordun? Sen kızdan ayrılınca kızın aşk hayatı mı bitecekti?"

"Kerem beni daha fazla sinirlendirme."

"Oğlum niye ayrıldın o zaman? Madem ayrıldın niye başkasının lafı geçince böyle hoplayıp zıplıyorsun?"

"4 sene beraberdik. Alışamıyorum başkasıyla olabileceği fikrine."

Kerem elini Barış'ın omzuna attı. "Valla alışsan iyi olur. Kimse senden izin falan almayacak kardeşim. Kaçırdın treni."

Barış'ın sabrı tükendi. "Biriyle olacaksa da bu senin eskort bağımlısı Ahmet olmayacak. İzin vermem."

"Bak tekrar edeyim, oğlum kimse senden izin almıyor."

"Göreceğiz." Barış telefonunu kaptıği gibi kapıya yöneldi. "Hoşlanmış da beğenmiş de? Ben senin götüne o lokantayı sokmaz mıyım?"

Leyla, Ahmet'in arabasından inmek üzereyken adama döndü. "Teşekkür ederim bıraktığın için."

"Önemli değil." Ahmet mahçuptu kıza aslında. Reddedilmeyi beklemiyordu. "Kusura bakma seni rahatsız ettiysem. Yanlış anlamışım."

"Neyi yanlış anlamışsın?"

"Ben bu hoş tavırların bana sanmıştım." Ahmet süzdü kızı son defa. Leyla müthiş rahatsız oldu. "Sen zaten çok tatlı biriymişsin."

"Neyse... geride kaldı. Teşekkür ederim tekrar."

****

Leyla, Nazlı ile eğlenmek için geldikleri mekanda Barış'ı gördü. Anlaşılan Galatasaray FK yine kutlayacak bir şeyler bulmuştu. Ama bunun ne olduğundan emin değillerdi. Leyla'yı fark edip yanlarına gelen Kerem oldu.

"Nasılsın Leyla?" Samimiyetle sordu.

"İyiyim, teşekkür ederim. Sen nasılsın?"

"Ben de iyiyim. Sana bir de kendi adıma teşekkır etmek istedim."

"Önemli değil. Ne zaman istersen. Sizle tanışmadık, Kerem ben bu arada."

Geldiğinden beri Hipnoz olmuş gibi onu izleyen Nazlı'ya elini uzattı. Kiz havada yakaladı o eli.

"Nazlı ben de. Leyla'nın fakülteden arkadaşıyım."

"Sen de doktorsun?"

İşte kız bununla övünmeye bayılıyordu. "Dermatolojide uzmanlık yapıyorum."

Kerem'in aslında amacı selam verip ayrılmaktı yanlarından ama Nazlı'yı görünce fikrini değiştirdi. Masada kalıp sohbete devam etti. Yarım saatin sonunda Leyla, kendine ve Nazlı'ya bir içki almak için desk'e yöneldi.

"Merhaba?" Arkasından bir ses duydu. Kafasıni çevirdi, Yağız'ı gördü. Geçen gün polikliniğe gelen hastalardan Mesude Hanım'ın oğlu.

"Merhaba Yağız."

"Tesadüfün böylesi."

Leyla gülümsedi. Bu çocukta çok hoş bir şeyler vardı. Uzun boylu ve yakışıklıydı. Ama sadece bu da değil. Çok eğlenceli ve espiritüeldi.

"Öyle gerçekten. Tek misin?"

"Aslında arkadaşım ve sevgilisiyle geldim. Ama 3.tekerlek olmaktan gına gelmişti. Sen?"

"Ben de arkadaşımla geldim güya ama ben de bir anda 3.tekerlek oldum." Eliyle Kerem ve Nazlı'yı işaret etti.

"Kerem Aktürkoğlunu nereden tanıyor arkadaşın?" Yağız hayretle sordu. "Çok pardon! Böyle sorguya çeker gibi."

Leyla güldü. Sahici bir gülüştü. Onları uzaktan izleyen Barış da anladı. Flörtöz bir gülüştü.

"Sana bir içki ısmarlayayım mı?"

"Olur ama ben bir lavaboya uğrasam önce."

"Tamam. Çantanı bana bırak istersen."

Leyla çantasını Yağız'a teslim ettikten sonra dar bir koridora girdi. Onun hemen arkasından da Barış Mekan çok kalabalık olmadığından tuvalet de boştu. Sarhoşluğun getirdiği savsaklıkla biraz sendeledi.

"Leyla?" Diye seslendi Barış.

"Ne işin var burada?" Leyla hayret etti.

"Kimdi o yanındaki?" Barış lafı dolandırmadan sordu.

"Sanane ya!" Leyla onu umursamadan tuvaletlerden birine girdi. Gerçekten işemesi gerekiyordu.

"Hayır, anlamıyorum. Önce Ahmet lavuğu sonra bu! Tüm dünya ayrılmamızı mı bekliyordu? Ne ara tanıştın bu kadar insanla?"

"Sen Melis ile ne zaman tanıştıysan o zaman!"

"Of!" Leyla elini yıkarken bile söylenmeye devam etti. "Düzgün cevap ver bana! Kim o herif, ne ara tanıştınız?"

Leyla ellerini kuruladıktan sonra tüm bedenini döndürdü Barış'a. Burun buruna geldiler. Bu yakınlık ikisini de olduğu yerde kıvrandırdı. Çok özlemişti. Bu biçimli yüzü, kendini her zaman öpen bu tatlı erkek dudaklarını... Kendinden bu kadar uzun olmasını, büyük olmasını.

"Seni ilgilendirmiyor artık Barış!" Çenesini dikleştirdi. "Hem de hiç!"

Barış yukarıdan baktı kıza. Yaklaşabildiği kadar yaklaştı. Sonunda aralarında hiçbir mesafe kalmadığında kızın küçük burnuna sürttü dudaklarını. "Özlemedin mi beni?" Dudaklarını burnundan yanaklarına çıktı. Öptü orayı da yavaşça. İkisi de sarhoştu. Hem de çok fena. İkisi de yarın pişman olacaktı ama yine de öpüştüler.

Leyla, Barış'a aşıktı. Hem de çok fena. Onun yanında kendini güvende hissediyordu. Bedenine hayrandı. Uzun boyu, iri yapısı, olgun yüzü. Zaten ilk bunlara tutulmuştu. Sonra onu eğlendiren halleri, gözlerinin önünde genç bir adamdan yetişkin birine dönüşmesi... Dayanamıyordu. Ne zaman gelse adam onun için hazırdı. Bu öylesine problematik bir yere gidiyordu ki... Kendini suçluyordu artık.

Zar zor ayrıldılar birbirlerinden. Leyla gözlerini kapatmış, vücudu Barış ile duvar arasında ezilmişti.

"Niye yapıyorsun bunu bana?" Ağlamaklıydı. "Neden bırakmıyorsun beni."

Barış irkildi. Kızı basbaya ağlatmıştı. Üstelik ne uğruna? Bir anlık sarhoşluk heyecanı için. Geri çekildi, hiçbir şey demeden çıkıp gitti.

Leyla'yı orada acısıyla ve Barış'a olan aşkıyla bıraktı.

Bölüm sonu

13 yorum