Defne’nin hayatındaki tek kaos kendi zihninden ibaret değildi; bu kaosun küresel çapta bir de suç ortağı vardı: Gece. Gece, Defne’nin çocukluktan beri her deliversine ortak olan, "Önce yap, sonra düşünürüz" felsefesiyle yaşayan, kırmızı rujundan ve laf sokma sanatından asla ödün vermeyen bir grafik tasarımcıydı. Defne’nin yaşadığı felaketler zincirini duyar duymaz ilk uçakla onun yanına taşınmış, o küçük eve kendi çılgın enerjisini de getirmişti.
Pazartesi sabahı şirketin ana lobisi, adeta iki fırtınanın buluşma noktasına döndü. Gece, Defne’ye unuttuğu önemli bir proje dosyasını yetiştirmek için şirkete fırtına gibi daldığında, elindeki devasa boyuttaki kahve bardağını mimarlık şirketinin diğer ortağı, Aras’ın en yakın arkadaşı Volkan’ın özel dikim İtalyan ceketine boca etti.
Volkan, şirketin "düzen ve prestij" bakanıydı. Titiz, her şeyi jilet gibi olan, kurallara bağlı bir adamdı. Ceketindeki devasa lekeye bakıp şoka girdi.
"Harika! Gerçekten harika!" diye gürledi Volkan, elindeki mendille beyhude bir çabayla ceketi silmeye çalışırken. "Bu şirkete gelen kadınların genel bir koordinasyon problemi mi var? Biri telefon kırar, diğeri ceket mahveder!"
Gece, gözlerini devirerek elini beline koydu. Volkan’ın o steril, kasıntı duruşu anında damarına basmıştı. "Bakın jilet beyefendi, önünüze baksaydınız bu koordinasyon problemini yaşamazdık. Ayrıca o ceket zaten fazla sıkıcıydı, kahve lekesiyle en azından bir karakteri oldu. Rica ederim, tasarım danışmanlığı ücreti istemez."
Volkan’ın ağzı hayretle açık kalırken, gürültüye gelen Defne ve Aras lobide belirdi. Defne, Gece’yi görünce elini alnına vurdu. Aras ise Volkan’ın morarmış yüzünü ve Gece’nin diklenişini izlerken bıyık altından gülüyordu.
Olay ofis katına taşındığında, Aras aylardır Defne’nin o çelikten duvarlarını yıkamadığı için yepyeni bir stratejiye geçmeye karar vermişti: Gıcıklık operasyonu. Madem ona nazikçe, bir erkek olarak yaklaşamıyordu; o zaman profesyonel alanı kullanarak kızın o sakin, mesafeli duruşunu bozacak, onu kışkırtacaktı. Hiç değilse gözlerinde o sahte profesyonellik yerine gerçek bir öfke ve tutku görmek istiyordu.
Öğle arasında Defne, çizim masasında yeni otel projesinin dış cephe detayları üzerinde titizlikle çalışıyordu. Aras, elinde soğuk bir kahveyle odasına girdi. Masanın kenarına, Defne’nin kişisel alanını hafifçe ihlal edecek kadar yakın oturdu ama yine de dokunmadı.
"Mimar Defne Hanım," dedi Aras, sesine olabildiğince sinir bozucu, ukala bir ton katarak. "Bu çizimdeki kolonlar bana biraz fazla... nasıl desem? Eski nişanlının zevki gibi demode geldi. Şirketimizin vizyonu bu kadar vizyonsuzluğu kaldırabilir mi, emin değilim."
Defne’nin elindeki çizim kalemi kağıdın üzerinde sertçe durdu. Kalbi aniden hızlansa da derin bir nefes aldı. Aras’ın onun hassas noktasına, geçmişine kasıtlı olarak dokunduğunu biliyordu. Başını yavaşça kaldırdı, gözlerini Aras’ın o muzipçe parıldayan gözlerine dikti.
"Aras Bey," dedi Defne, sesindeki çelikten tonu korumaya çalışarak. "Eski nişanlımın zevksiz olduğu doğru, zaten o yüzden hayatımda değil. Ancak bu kolonlar demode değil, post-modern neoklasik tarzda. Eğer mimarlık diplomanızı bir magazin dergisinden almadıysanız, aradaki farkı görebilmeniz gerekirdi."
Aras, aldığı bu sert cevaba rağmen içten içe keyiflendi. Kızın gözlerindeki o kıvılcımı görmek hoşuna gitmişti. Masaya biraz daha eğildi, aralarındaki mesafe azaldıkça Defne’nin nefesini tuttuğunu fark etti. "Öyle mi? Belki de bana bu farkı bu akşam bir iş yemeğinde anlatırsın? Tabii, kariyer planların elverirse..."
Defne tam lafı yapıştıracaktı ki, yan odadan bir çığlık ve ardından bir şeylerin devrilme sesi geldi.
İkili hızla yan odaya geçtiklerinde manzara tek kelimeyle absürttü. Volkan, Gece’nin üzerine gelmesine engel olmak için elindeki bir maketi kalkan gibi tutmuş, Gece ise elindeki devasa cetvelle Volkan’ın üzerine yürüyordu.
"Bana bak titizlik abidesi!" diye bağırıyordu Gece. "Benim tasarımlarıma 'çocuk oyuncağı' diyemezsin! Seni o özel dikim pantolonunla şantiyedeki harç karma makinesine atarım!"
"Uzak dur benden deli kadın!" diye arkaya kaçıyordu Volkan. Ama gözlerindeki o nefret, yavaş yavaş şaşkın bir hayranlığa ve hayatında ilk kez karşılaştığı bu vahşi enerjiye karşı koyamamaya evriliyordu. Volkan, hayatı boyunca hep kurallara uyan kadınlar görmüştü; Gece onun ezberini tamamen bozmuştu.
Aras ve Defne aynı anda araya girdi. Defne, Gece’yi kolundan tutup geriye çekerken, Aras da Volkan’ı sakinleştirmeye çalıştı.
Defne, Aras’a döndü. Gözlerinde "Siz ve arkadaşınız tam bir felaketsiniz" ifadesi vardı. "Aras Bey, görünen o ki şirketinizde sadece projeler değil, sinir katsayıları da test ediliyor. Bu akşamki iş yemeği teklifinize gelirsek... Hayır. Çünkü benim bu akşam arkadaşımı akıl hastanesine yatırmaktan kurtarmam gerekiyor."
Defne, Gece’yi de peşinden sürükleyerek odadan çıkarken, Aras arkalarından bakıp kahkahayı patlattı. Volkan ise hala ceketindeki lekeye ve kapıya bakıyordu.
"Aras," dedi Volkan, üstünü başını düzelterek. "Bu kızlar normal değil. Bunlar evrenin bize gönderdiği bir ceza."
Aras, Defne’nin masasında bıraktığı kaleme baktı. Yüzündeki o gıcık ama aşık gülümsemeyle mırıldandı: "Ceza mı ödül mü bilmem Volkan... Ama ben hayatımda hiç bu kadar eğlenmemiştim."
