Ertesi gün sabah gün doğumunda evden çıkıp okula gittim. Ehliyetim olduğu için motorla gidiyordum. Okula geldiğimde motoru park ettim ve bir bisiklet yerine anahtarlı kilidimle bağladıktan sonra kaskımı çıkartıp motora bağladım. Okulun kapısından giriş yaptığımda garip bir atmosfer etrafımı sardı resmen. Kimsecikler yoktu ortada. Zil çalmıştı ve herkes sınıftaydı fakat garip bir şekilde diğer çalışanlar yoktu. Sınıfıma gittim ve sırama oturdum. Sıra düzenimiz hala aynıydı. Bir süre sonra Deniz geldi, çantasını yanımdaki boş yere resmen fırlatıp yine aynı enerjiyle yanıma oturdu. “Günaydın!” Dedi. Çantamdan kitabımı çıkarırken başımı kaldırmadan cevap verdim “Günaydın.”
Bir süre sonra hoca geldi. İlk iki ders biyoloji dersiydi. Sonraki iki ders Türkçeydi. Dersler göz açıp kapayıncaya kadar bitti ve kulüp saatleri geldi. Yanımda Emir ve Batın’la kulüplere doğru ilerledim. Onları kulüplerine bıraktıktan sonra ben kendi kulübüme gittim. Derin bir nefes aldım, daha kapıyı açamadan biri aniden kapıdan içeri doğru çekti beni. Neler olduğunu kavrayamamışken kapı kilitlendi. İki erkek kollarımdan tutup beni bir sandalyeye oturttular. Kalkmama izin olmadığını belli edercesine beni tutmaya devam ediyorlardı. Bir hışımla onları ittim ve ayağa kalktım. “Delirdiniz mi siz? Kaçacak falan değilim ya. Adam akıllı davranın, temastan nefret ederim.” Dedim.
O an kulüp sessizliğe büründü. Kapıyı kilitleyen kız güldü, yanıma geldi ve beni inceledi. Kollarımı geniş göğüsümde kavuşturdum ve onlara tek bir duygu belirtisi vermedim. Erkeklerden biri bana bakıp konuştu. “Oldukça agresifmişsin.”
“Agresif olmam karşımdakinin hâl ve hareketlerine göre değişiyor.” Dedim. Kız bu sefer bir kahkaha attı. “Fena laflar ediyorsun.” Dedi. İç çektim ve duvara yaslanıp karşımdaki üç erkek ve bir kızdan oluşan grubu inceledim. Ardından tekrar konuştum. “Arda ben. Okula yeni gelen öğrenciyim işte.”
“Biliyoruz.” Dedi sarışın erkek. “Bizde fotoğrafçılık kulübüyüz. Diğer adıyla cinayet kulübü.” Cinayet kulübü mü? Hah, bunların birkaç tahtası gerçekten eksik. “Anlıyorum. Çok kitap okuyor ya da film izliyor olmalısınız.” Dedim. O an hepsi ciddiyetle bana bakınca duraksadım. “Ciddi misiniz siz?”
Kızıl saçlı erkek yanıma geldi, elini omuzuma koydu. “Evet, inek. Beğenemedin mi? Biraz sus da kulübümüzün başkanı herşeyi açıklasın.” Diyerek siyah saçlı, saçının ön kısımları sarı olan kızı gösterdi. Kız bana baktı ve konuşmaya başladı.
“Ben Gamze. Şuradaki sarı kafalı olan Murat, yanındaki kızıl kafa Kuzey ve Murat’ın yanındaki açık kahve saçlı olan ise Noah. Kendisi Londra’da doğduğu için ismi farklı fakat iyi Türkçe konuşuyor.” Dedi Gamze. Noah bana döndü ve hafifçe gülümsedi. “Memnun oldum.” Dedi. Başımı salladım ve tekrar etrafa bir göz gezdirdim. “Pekala, şöyleki hakkınızda inanılmaz fazla dedikodu var. Nedir bu kulübün gizemi ve amacı?” Diye sordum ve tekrar Gamze konuşmaya başladı.
“Bizim işimiz insanları öldürmek. Evet, bildiğimiz cinayet. Elbette durduk yere adam öldürmüyoruz, geçerli bir nedeni, suçu ve öldürdüğünün bir kanıtı olması lazım. Biri olmazsa bu kulüpte bizzat bizim tarafımızdan işkenceye maruz kalırsın. Kanıtı ise telefondan fotoğraf çekerek olmayacak tabi, internetten görüntü alabilirsin sonuçta. Fotoğraf makinesiyle cinayetinin fotoğrafını çekeceksin. Burada birçok fotoğrafı makinesi var. Al istediğini kullan. Ayrıca fotoğraf makinesiyle cinayet işlemek bizim için en güvenli yöntem çünkü makineyi yanımızda götürdüğümüz için geriye hiçbir delil bırakmıyoruz. Ayrıca eğer bir ay içinde 5 kişiden az kişi öldürürsen ay içinde en çok cinayet işleyen kişi tarafından herşeye uğrayabilirsin. Öldürülebilirsin, işkence çekebilirsin veya onun adına bir cinayet işleyebilirsin. Kısacası fotoğraf yoksa cinayet yok sayılır, kulüp için herşeyini ortaya koyacaksın ve bizi birine anlatırsan sonunu iyi beklemeyeceksin” Diye anlattı Gizem.