İçeriğe geç

Cinayet Aşk

Bölüm 6 · 5 dk okuma

Cinayet Aşk

Bölüm 6

Eve Dönüş

Eve geldiğimizde Sinan'a sarıldım ve beraber koltuğa oturduk. Oğuz bizi öyle görünce biraz sinirli şekilde ortamıza oturdu. "Evine hoşgeldin güzellik." dedi Oğuz.

"Sana gerçekten çok teşekkür ederim. Yani herşey için. Tabi bunların birazının sebebi sensin ama kurtaran da sensin."

"Öyle dediğine bakma sen onun Sinan. Kendi kendini kurtardı."

"Ahahahahahahahahah! Eee beni özlemediniz mi?

"Özlemez olur muyuz? Ben bile özlediysem Oğuz'u düşünemiyorum." diyip yanağından öpüp sarıldım. Oda yanağımdan öpüp sarıldı.

"MESAFEYİ KORUYALIM." dedi Oğuz.

Hepimiz gülüştük. Oğuz'a baktığımda içimde garip bir his vardı. Karnımda birşeyler hissediyordum. Hamile miyim lan? Of saçmalama Asena! Lan aşık mıyım? Neyse hamile olmaktan iyidir. Kes sesini Asena! Kendime bir yumruk atmak istedim ama atmadım. Hehehe! Off her neyse.

"Oğuz..." dedim gözlerinin içine bakarak.

"Söyle karıcığım."

"Oğuz... Ben senden..." Tam söyleyecekken telefonu çaldı. Annemmiş.

"Ne var valide sultan? Çok önemli birşey konuşuyorduk. ... Tamam tabikide buyrun gelin. ... Bizde annecim bizde. Sinan'la karımın da selamı var. ... Ne demek elini sıcak sudan soğuk suya sokmuyorum. ... Aynen öyle çok huzurluyuz. O da öyle düşünüyor. ... İyi günler."

"Bizim selamımız yoktu ama neyse. Ayrıca gerçekten çok huzurlusunuz." dedi Sinan alay ederek. Ben ise hiç oraları karıştırmadan bir soru sordum.

"Annemler mi geliyor?"

"Evet annenler yemeğe geliyor. Biz şu konuşmayı bir tamamlayalım mı?"

"Olmaz Oğuz. Akşama çok az kaldı şimdi mi arama ihtiyacı duymuşlar. Doğrusu bizde eve yeni geldik. Neyse hadi yardım edin bana."

"Ne yiyeceğiz yenge akşama?"

"Bakıyorum..." dedim buzdolabını inceleyerek. Tavuk sote yapmaya karar verdim. Sacı indirdim ve yere dik bir şekilde koydum duvara yaslayarak.

"Eee söyle." dedi sabırsızca.

"Gidip insan kesmek için bıçak, kılıç falan al. Sinan sende soyun."

"Ne!" dedi Oğuz anlamayarak.

"Sinan'ı yiyeceğiz. Ya mal mısınız tavuk sote yapacağım. Gidin biber alın. Acı olursa daha iyi olur."

"Yenge öyle desene ya ilk baştan. Korktuk a.k"

"Sen korktun." dedi Oğuz. Biz yine gülüşürken bir yandan da yemeği hazırlıyordum. Oğuz hemen karşıdaki manavdan 1 kilo biber alıp geldi. Sinan'a onları gösterdiğim şekilde doğramasını söyledim. Yemekler hazırdı. Oğuz'a da tabakları verdim. Her sandalyenin önüne birer tane koydu.

"Eee annemler gelemedi hâlâ." dedim koltuktaki yastıkları düzeltirken.

"Boşver gelmesinler hemen. Biz şu konuşmayı bir tamamlayalım mı?"

"Hangi?" dedim hatırlamayarak.

"'Ben senden' dedin kaldın. Devam ettir. Sen benden ne?"

"He o konuşmayı diyorsun sen. Iıı... Şey diyecektim."

"Ney diyecektin?"

"Ben...senden..." Ve kapı çaldı.

"Ya bu nasıl bir zamanlamadır ya?" dedi Oğuz sıkıntıyla. Çünkü ağzımdan çıkacak olan bir cümleyi bekliyordu sadece. Kapıyı açtım ve hepsiyle sarıldık. Hepsi dediğim annem, ablam ve babam. Ama bizimkiler de sarıldıkları için öyle deme ihtiyacı duydum sanırım.

Masaya geçtik. Ben Sinan'ın yanında, ablam annemin yanında ve baş köşelerde de babamla Oğuz oturuyordu. Yemeklerimizi yemeğe çoktan başlamıştık. Sohbetler ediliyordu. Tam o sırada Oğuz'u birisi aradı. Göz ucuyla kimin aradığına baktım istemsizce. "Özge'mmmmm" kaydedilmiş birisiydi. Hadi öyle kaydediyorsun tamam ama neden sonuna beş tane "m" koyup kesme işareti ile ayırıyorsun? Eğer beni bir erkek aramış olsaydı ortalığı yıkardı! Annemler olmasa bende yapardım ama onun yerine sakince sormayı tercih ettim. Geriye yaslanıp kollarımı birleştirdim.

"Özge kim?" diye sordum medeni kalmaya çalışarak.

"İş yerinden birisi."

"Direkt ismini yazmak varken neden sonunu o kadar uzattın? Çok mu yakınsınız yani? Hayır yani sen 1 haftadır izinlisin seni akşamın bu saatinde tatildeyken neden arıyor?"

"Tamam sakin ol karıcım hemen 'Özge Hanım' olarak kaydediyorum yemek bitince. Hem ararım da Özge Hanım'ı. Derdi neymiş anlarız."

"İyi. Ye şimdi yemeğini." Emir verme görevini üstlendiğimi farkettiğinde bana sakin kalmaya çalışır bakışlar attı. Ve annem lafa girdi.

"Tamam kızım abartma istersen. Neticede o senin kocan. Özge'nin değil. Hadi yiyin yemeğinizi sakince." dedi annem aramızı bozmak istemediği için.

"Tamam anne, haklısın. Kocam olduğunu unutuyorum bazen."

Tesadüfün de böylesi. Şimdi de benim telefonum çalıyordu. "Aa, bu ne yemekte sürekli arıyorlar. İzninizle bir kalkıp bakayım kim olduğuna. Yanıma almamışım." dedim. Oğuz'un gözleri benim üzerimdeydi. Her hareketime dikkatle bakacaktır eminim. En ince detaylarına...

"Kimmiş karıcım?"

"Iıı..." Ben şimdi herkesin içinde Emre'nin aradığını nasıl söyleyeceğim?

"Kim diyorum sana." dedi bağırmadan ama öfkesini tutmaya çalıştığını belli ederek.

"Şey ya..."

"Kim ablacım söylesene. Bak geriyorsun bizi. Birşey mi oldu?"

"Evet babacım hadi söyle. Özel birisi mi? Bizden birşey mi saklıyorsun?"

"Yok babacım estağfurullah. Ne saklayacağım ben sizden. Şey... Sinan'ın annesi arıyor. Sinan gelsene içerde konuş. Galiba seni aradı ama duymadık ondan beni aradı."

"Beni aramak varken?" dedi Oğuz şüpheyle. Gözlerimden anlamış olmalıydı. Kesinlikle anlamıştı. Salak Asena! Bir arkadaşım diyip içeride konuşsana! Sinan yanıma geldiğinde o da anlamıştı sanırım. "İçeri geç konuşuyor gibi yap. Bekle biraz." dedim hızlıca fısıldayarak. Kafasıyla tamam der gibi bir işaret yaptı.

Masaya geçtim. "Tamam bakmayın bana öyle. Dilim kilitlendi o an. Olabilir."

"Evet kız haklı olabilir gitmeyin üstüne. Hatun sende bakma kıza öyle. Herkes yemeklerine devam etsin!" dedi babam. Oğuz'a kafamı çevirdim. O bakışlar katlanılmazdı.

"Karıcığım bana bir bardak su katar mısın?" dedi sinirini geçirmek ister gibi. Ama bakışları değişmedi. Çekinerek kalktım ve su katmak için bardak aldım. Sinan geldi o sırada.

"Ne diyor annen Sinan'cım?" dedi Oğuz.

"Şey ya onlar da yemeğe geleceklermiş ama sizin olduğunuzu söyleyince başka güne erteledik. Ayrıca yemekler yendi. Yani biraz geç haberimiz oldu."

"O kadar uzun süre ne konuştunuz!"

"Tamam oğlum sakin ol ne bu sinir, bu öfke?" dedi babam.

"Ya hal hatır sorduk sen niye bu kadar üstüme geliyorsun abi ya?"

"Tamam otur." diyerek tekrardan emir verdi Oğuz. Ben ise Oğuz'a suyunu vermiş ve oturmuştum onlar konuşurken.

"Hadi bakalım ellerine sağlık ablacım herşey çok güzeldi ben bir lavaboyu kullanayım. Ne tarafta?"

"Afiyet olsun baldız." diyerek araya girdi Oğuz.

"İlerde ev tele..." derken sertçe sözümü kesti Oğuz.

"Ev telefonunun yanındaki kapı. Asena pek konuşkan değil bu ara zorla konuşmasın."

Ağzımı kapattığı elini sertçe yere indirdim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.