Alper yanımdan gitti. Hemen Sinan geldi yanıma koşarak.
"O senin elini mi tuttu?"
"Evet... Maalesef."
"Oğuz ağzına sıçacak.."
"Ona hiç şüphem yok. Hadi derse gidelim. "
Beraber derse girdik. Hoca aşk konusundaki görüşlerimizi merak ediyordu. Bir kaç kişi konuştuktan sonra Alper'e de sordu hoca.
"Evet Alper senin görüşlerini de merak ediyoruz."
"Aşk diye birşey yok hoca. Takılmalık olarak o kadar insan var ki. Kimse ciddi ilişki istemiyor."
Parmak kaldırdım. Hoca söz hakkı verdi.
"Belki de o kişinin zaten bir ilişkisi vardır. Ama sen üçüncü kişi olmayı kendin istemişsindir. Mesela ben evliyim hocam. Ama bu başka bir erkekle sohbet etmeyeceğim anlamına gelmiyor. İnsanlar aşkı sadece bir kişiyle konuşmak sanıyorlar ama yanılıyorlar. Önemli olan ne amaçla konuştuğundur. Eğer sen flört etmek için konuşuyorsan bu aldatmadır. Ancak sen arkadaş istiyorsan konuşmakta bir sakınca yoktur."
Alper söz hakkı alıp bağırarak konuşmaya başladı.
"Ama arkadaş dediğin kişiye ümit verirsen bu aldatmak değil midir? Karşıdaki kişiyi kendine aşık edip arkadaşımsın sen benim diyemezsin ki? Ayrıca onunla dans ederken elin kaydı diye en yakın arkadaşınla dans etmek de aldatmak değil midir?"
"Elimin kaydığı kişi kocam olsaydı bu aldatmaktı. Ama o kişi sendin Alper."
"Yine de kocanı aldatmış oldun."
"Kocam izin vermeseydi dans edemezdim herhalde."
"Ya sen onunla..."
"Çocuklar susun! Ben aşk hakkındaki fikirlerinizi alacaktım ama siz kavga etmeye başladınız. Sinan senin iznin var mıydı en yakın arkadaşıyla dans etmesine?"
"Evet hocam." dedi Sinan.
"Peki Alper'le dans etmesine iznin var mıydı?"
"Hayır."
"Haksız durumdasın Alper. Bir savunman var mı?"
"Var hocam. Hemde öyle bir savunmam var ki zort olacak Asena."
"Seni dinliyoruz Alper."
"Asena en yakın arkadaşıyla..."
Sınıfa bir hoca geldi. Beni çağırdı. Kurtulmuştum. Gerçekten son anda kurtulmuştum. Hoca niye çağırmıştı acaba?
"Hocam niye çağırdınız beni?"
"Seninle görüşmek istediğini ama kendisini göstermek istemediğini söyledi birisi. Kocanmış."
"Onun ne işi var burda?" diyerek mırıldandım kendi kendime.
"Efendim?"
"Yok birşey hocam."
Oğuz gelmişti. Niye gelmişti?
"Hocam biz yalnız konuşabilir miyiz?"
"Tabiki de."
"Oğuz senin ne işin var burda?"
"Ses kaydını erken dinlemeye geldim. Cebine koydu dimi Sinan?"
"Evet. Ama gelmen iyi oldu."
"Niye?"
"Boşver iyi oldu işte. Sınıftaki herkes o gün seninle öpüştüğümü öğreneceklerdi. Sinan'la evliyim sanıyorlar ya. Al dinle."
2x hızda dinledi. Yinede gayet net bir şekilde duyuluyordu. Oflayarak bana döndü ve telefonu geri cebime koydu.
"Mal bu herif ya! Of! Her boku söylüyor. Ama bir konuda da haklı. Sen ona ümit veriyorsun ve bu aldatmak. Buna devam etme Asena. Benim için hatta bizim için buna devam etme."
"Ama..."
"Aması falan yok Asena. Alper ile bir daha konuşmayacaksın. Ya onunla konuşup benimle konuşmayacaksın ya da benimle konuşup onunla konuşmayacaksın. Karar senin. Öptüm." dedi ve alnımdan öptü kafamı dudaklarına doğru çekerek.
"Seni seçiyorum. Onunla bir daha konuşmayacağım."
"Umarım. İki saat sonra dersler bitiyor değil mi?"
"Evet."
"Tamam. Bekliyorum."
"Görüşürüz." dedim ve ikimizde aynı anda arkanızı döndük. Aynı anda aynı senkronize bir şekilde yürümeye başladık. Sınıfa vardığımda ders bitmişti. Teneffüs olmuştu. Sinan hızla yanıma geldi. Ne olduğunu sordu. Konuştuğumuz herşeyi anlattım. Benim telefonumu alıp Oğuz'la konuşmak için bahçeye çıktı. Ve yine sınıftaki herkes cinsiyet farketmeksizin yanıma toplaştı. Alper hemen yanıma oturup belimden tutup kendisine çekti. Bırakmasını söyledim.
"Bırakır mısın?"
"Hayır. Bu incecik bele daha kaç kere dokunacağım ki?"
Herkes aynı anda "Oooooooo!" dediler.
"Rahatsız oluyorum. Çek şu elini."
"Ama benim hoşuma gidiyo sana dokunmak. Hele kıyafete değilde direkt vücuduna dokunmak daha çok hoşuma gidecektir." dedi ve okul formasının altından elini geçirdi. Hemen itip ayağa kalktım.
"Ne yaptığını sanıyorsun sen! Bu resmen t@ciz!"
"Saçmalama güzelim biz buna sex diyoruz." dedi ve üzerime çökmeye başladı. Bütün kızlar bizi gülerek izliyordu. Erkekler de öyleydi.
"Sana rahatsız olduğumu söyledim Alper. Terbiyemi bozmak istemiyorum."
Arkadan bir kız"İmanlı şey seni." dedi. Bu konuda bile dalga geçilince sinirlerim bozulmuştu. Alper'e bir kafa atıp onun üzerimden inmesine sebep oldum.
Bizi zevkle izleyen herkese bir tane yumruk attım. O bana laf atan kızın saçlarını toplar gibi kavradım elimle ve arka sıradan makas alıp kestim. Olabildiğince kısa kestim.
"Bir daha bana sapık anlamda yaklaşacak olursanız bu makası sizin gözlerinize sokarım! Anladınız mı? Şimdi yerinize oturun. Sende ağlama kız!"
Makası cebime koydum ve sırama geri oturdum. Sinan geldi. Kapıdan izliyormuş bizi meğer. Ve Oğuz'la konuşmak yerine bizi videoya çekiyormuş.
"Aferin benim yengeme!" diyerek fısıldadı. Dersin başlamasını umursamadan eve gittik Sinan'la. Videoyu Oğuz'a yollamış benim telefonumdan.
Eve geldik. Ses kaydını Oğuz'a verdim. Videoyu da izlemiş.
"Sen neymişsin ya? Benim yanımda niye kedi gibi oluyorsun?" dedi sırıtarak. Bunun cevabını bende bilmiyordum.
"Bunun cevabını bende bilmiyorum. Bir anda masumlaşıyorum djsjcjdjcjdjcjfjvjdnvjbdbcbdj!"
"Ama çok tatlı oluyorsun."
Kızardığımı hissedebiliyordum.
"Kızardın." dedi gülerek.
"Utandım." dedim gülerek.
Ses kaydını açtı. Elimi tuttuğunu anladı. Alper elimi tutmuştu en başta. Daha sonra Sinan'ın "Oğuz senin ağzına sıçacak." dediğini de duydu.
"Çok doğru demişsin kardeşim." dedi Oğuz bana bakarak.
"Yukarda bekle beni. Ben ses kaydını sonuna kadar dinleyip gelicem yanına."
"Ama elimi tutmasını ben..."
"Sana yukarıda beklemeni söylemiştim dimi? İçimden söylemedim ben onu."
"Tamam." dedim ve yukarı çıktım. Üzerimi değiştirip saçımdaki tokayı çıkardım. Bileğime takıp saç diplerime masaj yaptım parmak uçlarımla. Daha sonra tarak ile taradım saçlarımı. Çoraplarımı çıkarıp tüylü terliklerimi giydim ve tam o sırada Oğuz geldi.
"Ooooo! Ev haline geçmişiz bakıyorum?" dedi ve oyuncu sandalyesini çekip oturdu. Döne döne bana birşeyler söylemeye başladı.
"Demek senin elini tuttu ha? Doğru mu?"
Ayağıyla sandalyeyi durdurdu. Bacaklarını iki yana açtı. Dirseklerini dizine koyup öne eğilip ellerini önde birleştirdi. Gözleri üzerimdeydi. "Cevap?" dedi.
"Doğru."
"Güzel. Çok güzel. Sınıfta senin vücuduna dokundu ha? Doğru mu?"
"Doğru."
"Hatta elini kıyafetinin altından azgınca sokup tenine dokundu ha? Doğru mu?"
Sessiz kaldım bir süre.
"Cevap!"
"Doğru." dedim halı desenine bakarak. Çünkü birazdan çocuk gibi azar işitecektim.
"Doğru... Demek senin tenini dilediğince elledi. Doya doya. Bu da mı doğru?"
"Hayır. Bu yanlış. Ben rahatsız oluyordum beni ellemesinden doğal olarak."
"Sen rahatsız oluyorum deseydin ellemezdi vücudunu. Kimse ellemezdi karımın tenini. Hiç mi tüylerin diken diken olmadı? Hiç mi ayağa kalkıp sınıftan çıkmak aklına gelmedi? Bu kadar mı meraklıydın Alper'in seninle cinsellik yapmaya çalışmasına? SEN HİÇ UTANMADIN MI ASENA? HİÇ DÜŞÜNMEDİN Mİ BENİM NE HALDE OLDUĞUMU? BU KADAR HOŞUNA GİTTİYSE GİT ONUNLA YAŞA! Atalay'ın evinde yaşadığın gibi..."
"Söyledim! Bırak dedim sevmiyorum seni dedim. Evliyim ve rahatsız oluyorum dedim. Yaptığın şey t@ciz dedim ama dinlemedi ki. Benim hoşuma gidiyor ama, dedi. Ne yapmaya çalıştığının bende farkındaydım Oğuz. İlkokul çocuğu değilim ben. Tüylerim bırak diken diken olmayı, sırf o daha fazla dokunamasın diye kılıç gibi oldu. Ayrıca eğer videoyu aklın yerindeyken izleseydin kaçma imkânımın olmadığını görürdün. Ve evet, senin ne hâlde olduğunu o an hiç düşünmedim. Çünkü o an kendimden başkasını düşünecek hâlde değildim. T@ciz edildim ben tüm sınıfın ortasında ve seni düşünmedim. Normal değil mi sencede? Başkalarını bu işin içine katıp bağırdığın zaman haklı mı olduğunu sanıyorsun? Ama üzgünüm, haklı olmayı sen çok yanlış anlamışsın." dedim ve aşağıya inmek için oturduğum yerden doğruldum. Oğuz ise beni engellemek için daha önce yaptığı gibi üzerime çöktü. Ben ise kafamı yana çevirdim.
"Hiçbir yere gitmiyorsun. En azından ben olmadan. Şimdi elimi tutuyorsun ve aşağıya beraber iniyoruz."
Tutmadım.
"Hadi!"
Yerimden sıçradım. Elimi uzattım. O tuttu. Ben ise parmaklarımı gerdirdim. Eline değdirmedim.
"Bu ne Asena?" dedi elimi havaya kaldırarak.
"Kız kuralı. Barışsak bile trip geçmeden el tutulmaz. Tabi senin gibi kabalar ile birlikteysek böyle tutulur."
Güldü. "İyi bakalım öyle tut." dedi gülmeye devam ederek. Ben ise somurtuyordum.