"Hallettin mi?"
"Şu zamana kadar neyi yapamadım?"
"Haklısın Asena."
Biz Oğuz'la konuşurken kapı çaldı. Delikten baktım. Tanımadığım bir adamdı. Oğuz'u çağırdım. Kenara çekildim ve kapıyı açmasını bekledim. Kim olduğunu gerçekten merak ediyordum.
"Kuzen!" dedi Oğuz sevinçle. Ve sarıldılar.
"Oğuz biliyorum rahatsız ettim ama çok önemli bir konu var."
"Ne rahatsızlığı Emir'cim gel anlat, kötü birşey mi?"
Emir dedi. Sibel'in sevgilisi olan mı?
"Sen Sibel'in sevgilisi misin?" dedim Emir'e.
"Kocasıyım." dedi. Şok içindeydim. "Ama kocalık görevimi yapıp karımı koruyamadım. 1 senedir elimden gelenin fazlasını yaptım. Herkesle denedim. Güçlü güçsüz herkesi çağırdım yardım etsinler diye. Ama Mert ve Ozan'ı hiçbirimiz alt edemedik."
"Ama sen Ozan'ı pert etmiş adamsın ne demek hiçbirimiz birşey yapamadık?" dedim koltuğa, yanlarına oturarak.
"Adamları onu öldürmekle tehdit ediyor sürekli. Ben bu tehdit olayını senelerdir yaşıyorum ilk günden beri yemin ediyorum sinirlerim bozuldu artık!"
"Tamam kuzen sen sakin ol. Bir semedir niye ilk bana gelmedin?"
"Abi en uzakta sen varsın her metrede birisi var hepsini denedim diyorum."
"Haklısın kardeşim sende haklısın." dedi Oğuz sırtını sıvazlayarak.
Olayı anlattı Emir. Bizim konuşmamız şöyle ilerliyordu: Sonuç, giriş, gelişme.
"Arkadaşlar mal mal oturup dert yanacağımıza gidip kurtarmayı denesek?"
"Yenge haklı."
"Yengen haklı." Hemen Mert ve Ozan'ın evine gittik. Yanımda Doğa'yı öldürmeye giderken ne taşıyorsam daha fazlasını taşıdım. Nereme sığdırdım bilmiyorum ama yaptım bunu. İnşallah bizi de esir almazlar.
Yolda Emir konuşmaya başladı.
"Oğuz abi... Ya bizi de esir alırlarsa?"
Aklımı okuyordu resmen.
"Hayır kardeşim öyle birşey olmayacak. Sibel'i de Derin'i de kendimizi de sapasağlam geri eve getireceğiz. Korkma." dedi. Oğuz.
1 yıl geçmişti. Bir yıldır orada kim bilir neler yaşadılar...
Sonunda eve varmıştık. Evden ses çıkmıyordu. Kapıyı kırma kararı aldık. Ortada Emir, sağda ben ve solda Oğuz vardı. Kapıyı kırdık. Fakat gördüğümüz şey bizi en derinden etkilemişti. Öfkeyle karışık bir üzüntü sarmıştı vücudumu.
Sibel'i tekmeliyordu bir adam. Ve o sesini çıkaramıyordu. Ve son tekmesi benim bile canımı acıtmıştı. Bizi görünce o adam Sibel'in üstüne bastı... 5-10 saniye sonra geri indi.
Oğuz kendine geldi ve Emir'i de dürtüp adama saldırdılar. O sırada arkamızda bizi bir adamın şok içerisinde gözünden yaşlar süzülerek izlediğini gördüm.
Sibel "Emir!" diye bağırdı. "Çok canım yanıyor..."
Hemen bende bizimkilere takılıp yanımda getirdiğim bıçağı adamın karnına sapladım. O yere düşünce kafasına da sapladım. Ve içim soğumadığı için adamın karnında zıpladım. Yanlarında duran kızı ve Sibel'i kucaklayıp gittik. Aramızdaki adam da "Merak etmeyin ben onu öldürürüm. Yeterki Sibel'i kurtarın..." dedi. Kafamla onaylayıp arabaya bindim. Arkada Sibel ve diğer kız oturuyordu. Ortalarında ise Emir vardı. Kapıları kilitlemiştik. Önde ben ve Oğuz oturuyorduk. Emir kızları koluyla sarmıştı. İkisininde omzuna kolunu atmıştı. Kızlarda kafasını onun omzuna koyuyordu.
Sibel'in o hâlini hâlâ unutamıyorum.
Emir "Sen hayatımda gördüğüm en iyi kuzensin! Çok teşekkür ederim Oğuz abi. Dile benden ne dilersen!"
"Hop! Hop! Sakin ol delikanlı!" dedi Oğuz gülerek.
"Abi nasıl sakin olayım? Eve gidelim bir sağ sağlam, sonra ben ödeşirim yine."
Onlar gülüşürken telefonum çaldı. Annemdi arayan.
"Heh, söyle canım."
"Kızım evde misin?"
"Hayır ama birazdan evde olucaz. En geç bir yarım saate."
"Kızım konuşmamız gerekiyor."
"Tamam annecim anlat ben seni telefonda da dinlerim."
"Olmaz kızım, olmaz... Bu hepimiz için çok önemli bir konu."
"Tamam anne. Sen anahtarla gir bizim eve. Kapıyı falan kilitle sonuna kadar. Güvende olduğunu bileyim. En hızlı şekilde gelicez eve."
"Hayır Oğuz olmaz! Seninle özel konuşmamız lazım. Çünkü Oğuz sinirlerine hâkim olamıyor. Bunu herkes biliyor."
"Tamam sen nasıl istersen canım. Yaklaştık zaten. Görüşürüz."
"Görüşürüz annecim. İnşallah..."
Son kelimeyi fısıldayarak söylemişti. Neden? Babamın tayini mi çıkmıştı? Bunu konuşmadan anlayamazdık.
"Aşkım? Eve mi gidiyoruz, bizimkileri mi evlerine bırakıyoruz?"
"Onları evlerine bırakalım ondan sonra geçeriz eve."
Emir, Derin ve Sibel'i evlerine bıraktık. Ardından kendi evimize geçtik. Annem çoktan oradaydı.
"Anne ne konuşacaksak Oğuz'da olsun yanımızda. Çünkü sen bana ne anlatırsan anlat bilmesi gereken birşeyse ben ona anlatırım."
Oğuz'un yüzüne baktığımda masum bir gülümseme vardı.
Annemin yanına oturduk. Onu ortamızda bıraktık. Terleye terleye anlatmaya başladı. Çok telaşlıydı.
"Çocuklar, lafı gevelemek istemiyorum. Ben uzun uzun düşündüm. Ve düşünmek bir hataydı direkt bu kararı vermem lazımdı. Ben babanızdan b..." Tam devam edecekken kapı çaldı.