İçeriğe geç

Cinayet Aşk

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Cinayet Aşk

Bölüm 1

Küçücük Bir Kız Çocuğu

Merhaba. Ben henüz 14 yaşında bir kız çocuğuyum. Adım Asena Çevikbaş. Yine sıradan bir gün okula gitmek için uyanmıştım. 8. sınıfa gidiyorum bu arada. Daha sonra annem odaya girdi.

"Hadi kızım daha hazırlanmadın mı?"

"Sadece saçlarımı tarayacağım annecim. Birşey mi oldu?"

"Hiiiç. Sordum sadece."

"Tamam."

Okula gittim. Derslerim bitmeye yakınken içimde kötü bir his oluştu. Sanki bugün birşey olacak gibi geliyordu. Son teneffüste kesinlikle dışarı çıkmam lazımdı. Kendimi iyi hissetmiyordum. Ancak ders daha yeni başlamıştı. Ve ben dayanamayacaktım. Hoca izin verir mi hiç bilmiyorum.

"Şey... Hocam." dedim izin vermemesinden korkarak.

"Efendim kızım." dedi hoca.

"Lavaboya gidebilir miyim?"

"Neden?"

"Özel bir durumum var da..."

"Tamam kızım gidebilirsin." dedi. Hoca kız olduğu için özel durumum olduğunda izin vereceğine emindim. Hemen koşarak sınıftan çıktım. Lavaboya gittim. Kimse yoktu. Elimi yüzümü yıkadım ve ellerimi fayansa koyarak derin derin nefes aldım. Anksiyete bozukluğum şuan gerçekleşmemeliydi. Bunu şuanda yaşamamalıyım. Bütün makyajım akabilir. Babam makyaj malzemesi üretmiyor ne yazık ki! Beş dakika boyunca düşünüp sakinleştim ve son teneffüste sevgilimle -aşkın yaşı yoktur düştük bir kere bu sevdaya- konuşmalıydım. Bu arada kimse bilmiyor ailemden. Söylemeyi de düşünmüyorum. Her neyse. Zil çaldı falan filan sonra ben hemen arka sıramda oturan sevgilime anlattım hislerimi.

"Ya aşkım ben çok kötü hissediyorum. Yani çok kötü birşey olacak gibi geliyor..."

"Ya olabilir hayatım sen sıkma canını bunun için. Derste bu yüzden mi sessizdin?"

"Evet"

Biraz daha konuştuk ve eve gitme vakti geldi. Eve vardığımda annemle bu konuyu konuştum ve bana söylediği şey bütün hayatımı mahvetti...

"Kızım. Şimdi bunların sırası değil. Ama biz senin bu davranışlarını düşündük taşındık ve genetiğimizin bozulmaması için bir karar aldık."

"Nedir o?"

"Evleniyorsun..."

"NE?! ANNE SEN ŞAKA MI YAPIYORSUN SİZE NE YAPTIMDA BÖYLE BİR KARARA VARDINIZ?"

"Senin bana böyle bağırıp hesap sormaya hakkın yok Asena. Yürü ve akşam ki istemen için kıyafet bul!"

Nasıl yani... Bu ciddi mi? Bugün evlenecek miyim ben? Hayatım burada bitemez hayır! Hayır habuk etmiyorum! Lütfen bu bir şaka olsun! 1 Nisan olduğunu söyleyin bana! Lütfen!

Saatler saatleri götürdü. Ailemle birlikte elbise seçtik saçımı yaptık ve birazda girilecek odaları temizledik. Akşam oldu. Görücüler geldiğinde çok korkmaya başlamıştım. Herkese sırayla "Hoşgeldiniz." dedim ve damadın benden yaşça büyük olduğunu gördüm. Elindeki çiçek ile çikolatayı aldım.

"Sen biraz küçükmüşsün. Ama bir şekilde halledeceğiz."

"Neyi?" diye sordum anlamamazlıktan gelerek. "Seni..." dedi ve dudağının kenarı kıvrıldı. Bu neydi şimdi? Şaka gibi. Daha sonrasında biraz konuştular ve annem beni kahveleri yapmam için mutfağa gönderdi. Kahveleri yaptım yapmasına ama içine tuz katmak istemedim. Tam götürecekken annem geldi ve tuz katıp katmadığımı sordu. "Katmadım anne." dedim. "Olur mu hiç öyle şey! Damadın kahvesine tuz katılmadan kız istenmez." dedi. "O zaman katmayayım ve onlarda istemesin!" dediğim an annem beni bir kenara itti ve tuzu alıp fincanı farklı olan kahveye tuzu bocaladı. Sonrasında kahveleri getirmemi söyleyip içeri geçti.

"Heh, geldi benim gelinim!" dedi o adamın annesi.

"O sizin değil. Diğerini alır mısınız?" dedim babasına nazikçe. Sıra o çocuğa geldiğinde "Farklı olan fincan seninki." dedim. Sonra sırıtıp "Sende istiyorsun, itiraf et." dedi. Sinirlerim bozulsa da belli etmemeye çalıştım. Kahveler içildi ve sonunda kız isteme anı geldi. Babası o klasik cümleyi kurdu.

"Eee, sebebi ziyaretimiz belli. Allah'ın emri peygamberin kavliyle kızınız Asena'yı oğlumuz Oğuz'a istiyoruz."

"E tabii neticede kızım evleniyor. Ona da sormak lazım." dedi babam. Annem bana kaş göz yaptı. Ne demeye çalıştığını anlamıştım. "Siz nasıl uygun görürseniz..." dedim sadece.

"Tamam o zaman, verdik gitti!" dediler ve yüzükler takıldı, eller öpüldü. Ardından beni hemen onların evine yolladılar. Sabah erkenden kalktım ve okula gitmek için hazırlanmaya başladım. O sırada telefondan sevgilimle konuşuyordum. Olayları anlatıyordum çok bağırmadan. Lavabodaki aynada hazırlanıyordum. Sevgilimle yani Emre ile görüntülü konuşuyordum. Hazırlanmam bitmek üzereyken Oğuz uyandı ve yanıma geldi.

"Kimle konuşuyorsun?!" dedi. Korkmaya başladım. O daha 26 yaşında olmasına rağmen sekizinci sınıfta okulunu dondurmuş işe başlamıştı. Ve artık beni okuluma o bırakacak ve istediği zaman derse girebilecekti.

"Yakın arkadaşım." dedim.

"Sen yakın arkadaşınla aşkımlı maşkımlı mı konuşuyorsun?"

"Her neyse, ben çıkarım birazdan kapatıyorum kanka." dedim ve aramayı sonlandırdım.

"Hızlı ol." dedi. O kim ki bana emir veriyor acaba?! Her neyse. Arabayla okula gittik. Daha dersin başlamasına yarım saat vardı. Girer girmez tüm bakışlar üstümüzdeydi. Çünkü girer girmez Oğuz benim elimi tutup havaya kaldırmıştı.

"Herkes duysun! ASENA ARTIK BENİM KARIM!" dedi ve korkuyla elini bıraktım. Emre ile sarılıp onu sakinleştirmeye kalktım. Elimden tutup beni dışarı çıkardı. Okulun ıssız bir yerinde bana bağırarak konuşmaya başladı.

"Bu ne demek oluyor Asena?! Evin değişmiş, yüzük takmışsın, kendinden bilmem kaç yaş birisiyle evlenmişsin! Ve senin sevgilin var! Ben seninle ciddi düşünüyordum. Ama sen başkalarıyla ciddi düşünüyormuşsun!" dedi ağlamaklı gözlerle. Bende ağlıyordum o anda.

"Kendi isteğimle evlenmedim!"

"Kimse seni yönetemedi şu yaşına kadar! Bu yaştan sonra mı yönetecekler?!"

"Zorla tanımadığım birisiyle evlendim ben Emre. Aşkım nolur affet beni! Bende istemiyorum. Ama bizim aşkımız böyle olmak zorunda. Sevgili olucaz tabiki yine ama artık daha çok telefonla görüşüp, daha az sarılıp birbirimizi öpücez. Ve yanımda Oğuz oturucak. O adam..."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.