İçeriğe geç

Çınar Yaprağı

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Çınar Yaprağı

Bölüm 1

Dönüm Noktası

Dün gece bir kabus gördüm. Bir sahil kasabasında dolaşırken gözüme bir anne, bir baba ve onların sarı saçlı ve mavi gözlü bebeği takıldı. Sonra birden önlerini karanlık bir silüet kesti, silüet bütün aileyi bıçak darbeleriyle yere vurdu. Sonrasında bir adam geldi ve tıpkı o karanlık silüet gibi bu adamın da yüzünü göremiyordum. Önce anne ve babayı kontrol etmeye başladı. Adamın hareketlerinden anladığım üzere ikisi de çoktan ölmüştü, sonra bebeği kontrol etti ve onu kucağına alıp koşmaya başladı. Adamı takip edince kendimi birdenbire bir hastanede buldum ve tam o sırada uyandım. Mason bana sesleniyordu. Mason, bebekliğimden beri hep yanımda olan, bana yol gösteren akıl hocamdır. Ben ve Christian -Ben ve Mason kısaca Chris diyoruz- onun ellerinde büyüdük. Christian ise benim en iyi arkadaşım hatta arkadaştan öte kardeş gibiyiz. Onu ve Mason’ı çok seviyorum, onlar benim ailem ve benim onlardan başka hiç kimsem yok. Mason ”Her şey yolunda mı?” diye sordu. ”İyi görünmüyorsun, kabus falan mı gördün?” Başımı “Evet.” dercesine salladım ve gördüğüm kabusu ona anlattım. Mason’ın gözleri fal taşı gibi açıldı ve sonra “Üzgünüm evlat, sana bunu daha önce anlatmalıydım.” dedi. “Ben geldiğimde annen ve baban çoktan ölmüştü, fakat senin yaşadığını fark ettiğim zaman hemen hastaneye koştum. Günlerce iyileşmeni bekledim ve o günden sonra sana tam 22 yıl boyunca ben baktım.” Bu sözlerinin hemen ardından ona sımsıkı sarıldım, gözlerim yaşlarla dolmuştu. “Beni yalnız bırakmadığın için sana minnettarım.” dedim. Sonra da Chris bizim konuşmalarımıza uyanmış olacak ki yanımıza geldi. Sonra halimi görünce “Danny, iyi misin ne oldu?” diye sordu. Ben cevap verebilecek durumda olmadığımı anlayınca Mason benim yerime cevap verdi. “Bir şey yok, sadece geçmişiyle ilgili bir kabus görmüş. Aslında ona daha önceden anlatmam gerekirdi fakat kötü etkilenmesini istemedim.” Chris hemen bana sarıldı. “Üzülme kardeşim, geçti. Biz senin yanındayız.” Her ikisine de teşekkür ettim. Hepimiz kendimize geldikten sonra kahvaltımızı yaptık. Mason’ın eli çok lezzetlidir, her sabah bizim için harika yemekler yapar. Hep beraber oturur keyifli bir sohbet eşliğinde kahvaltımızı yaparız. Ancak bu sabah gördüğüm kabustan ötürü durum biraz daha farklı oldu. Chris temkinli bir şekilde bana doğru döndü “Eğer senin için bir sakıncası yoksa rüyanda ne gördün? Söylemek zorunda değilsin tabii ki eğer istersen.” Ona bunu sorun etmediğimi söyledim ve gördüğüm rüyayı anlattım. Chris bir süre durdu ve sonra “Gerçekten çok üzgünüm.” dedi. “Kim olduğunu biliyor musun Mason?” Mason ise “Hayır, kimliğini tespit edemedim.” Dedi. “Ama başka suçlara bulaştığını biliyorum, kuzeydeki Waldoria krallığının kraliçesini de o zehirlemişti, ben bizzat görmedim ama saraydaki hizmetçi o karanlık silüeti kraliçenin odasından çıkarken görmüş. Üstelik kapının önündeki muhafızları da hipnoz etmiş.” Ben ve Chris şaşkınlıkla Mason’a baktık. Sonra Mason bir şey unutmuşçasına “Beyler, tarlada ekinler kaldı. Onları bir an evvel toplayıverin olur mu? Benim de ahırda biraz işim var.” İkimiz de onay verdikten sonra tarlaya doğru yola çıkmıştık. Geldiğimizde altın başaklar rüzgarda dans edercesine sallanıyordu. Chris “Haydi başlayalım.” dedi gülümseyerek. Hem ekinleri topluyor hem de sohbet ediyorduk.

“Sence bütün hayatımız burada mı geçecek Danny?”

”Bilmiyorum. Burada geçecekse de sorun değil, ben burayı seviyorum.”

”Ben de öyle ama içimde sanki buradan gitmek zorunda kalacakmışız gibi bir his var.”

”O ne demek öyle?”

“Bilmiyorum işte, sanki bir şey olacak da buradan gidecekmişiz gibi.”

”Böyle şeyler düşünme. Bak burası çok huzurlu. Güneş pırıl pırıl, ağaçlar yemyeşil, tarlalar ekinlerle dolu. Bu güzelliğin tadını çıkar.”

”Haklısın bence de öyle yapmalıyız.”

Bir süre daha hem ekinleri toplayıp hem sohbet ettik. Daha sonra Mason’ın bize yaklaştığını gördük. “Bu resmen bir felaket!” diye söyleniyordu kendi kendine. Chris şaşkınlıkla “Ne oldu?” diye sordu. Mason “Waldoria resmen savaş ilan etti.” dedi. “Ve sizin de gitmeniz gerekiyor. Hükümetin kesin talimatı.” Chris bana döndü “Gördün mü, sana söylemiştim!” Şaşkınlıkla Mason’ı dinliyordum.“Bugünün geleceğini biliyordum çocuklar, Waldoria kralı toprak konusunda oldukça açgözlüdür kendince topraklarını genişletip her yere hakim olmak istiyor. Üstelik tek sebebi bu da değil, bilmediğiniz başka bir durum daha var.” Zar zor “Ne gibi mesela?” diye sorabildim. Mason “Kraliçe öldükten sonra odasında buğday tanesi bulunmuş.” diye cevapladı. “ Waldoria topraklarında buğday yetişmez.” Chris “Yani hem Danny’nin ailesinin hem de kraliçenin katili olan adam buradan mı geliyormuş?” diye sordu. Mason “Aynen öyle.” diye cevap verdi. “Sadece bu değil, ayrıca hizmetçi katilin eldiveni düştüğünde başparmadığında bir süre buranın yönetimini üstelenen Chimeri hanedanın simgesi olan çınar yaprağı şeklinde bir dövme görmüş. Fakat tabii ki yüzünü görünmez hale getirebildiği için yıllarca kimliği tespit edilemedi.” Birkaç saniye kadar düşüncelere daldıktan sonra “Yani uzun lafın kısası hazırlanın. Yarın yola çıkıyoruz.” dedi.

“Kahretsin! Şimdi ne yapacağız?”

”Bilmiyorum Danny, Mason’a ve öğretilerine güvenmekten başka şansımız yok.”

”Ama Chris, buraya bir daha hiç dönemeyebiliriz!”

”Nedenmiş o?”

”O savaş dedikleri arena turnuvalarında kaç kişi ölüyor biliyor musun sen?”

”Kendini bu kadar hafife alma Danny, bizim öleceğimizi de nerden çıkardın?”

“Waldoria’nın savaşçıları çok kuvvetli onlara karşı kazanmamız imkansız!”

”Hiç belli olmaz. Şimdi yapmamız gereken tek bir şey var: Kazanmak.”

Hep beraber eve döndük. Çok yorulmuştuk, hepimiz hemencecik yataklarımıza uzandık. Uzanırken pencereden yıldızları seyrediyordum. Ne kadar da parlak, ne kadar da özgürlerdi. İstedikleri gibi ışık saçıyorlardı, hiç kimse onlara engel olmuyordu ve huzurlarını bozmuyordu. Bir yandan da kabusu düşünüyordum, acaba annem ve babam yaşasaydı ben de tıpkı yıldızlar gibi özgür olabilir miydim? Bütün hayatımızı organize etse de ben ve Chris, Mason’a çok şey borçluyduk. Sihirli güçlerimizi geliştirmemizde o yardımcı olmuştu. Ben telekinezi ile nesnelere ve canlılara kuvvet uygulayabiliyorum. Chris ise ışınlanabiliyor, ama bu güçlerimizi her zaman kullanmıyorduk çünkü bu tehlikeliydi. Sihirli güçleri olan çocuklar bizim topraklarımızda çok nadirdir ve ortalık bu çocukları kullanmak isteyen kötü adamlarla doludur. Bu yüzden güçleri gizlemek her zaman için en mantıklısıdır. Güçlerimizi hep eğitim için kullandık, daha önce hiç güçlerimizi kullanarak birilerine karşı savaşmamıştık. Zaten endişemin temel sebebi de buydu. Burada sihirli güçleri olanların sayısı çok nadirdir fakat Waldoria’da tam tersi oldukça yaygındır, bu da Waldoria savaşçılarının daha profesyonel olduğu anlamına geliyor. En korkutucu olan ise çoğunlukla kraliyetten olanlardır. Eğitimleri herkesten daha yoğundur ve bu konuda daha profesyonellerdir. Kim oldukları hakkında en ufak bir fikrim yok ancak oldukça güçlü oldukları kesin. Demem o ki sağ çıkmamız imkansız gibi bir şeydi. Köyü daha şimdiden özlemeye başlamıştım kim bilir ilerleyen zamanlarda durum nasıl olacaktı. Fakat bu diğer yandan karanlık katili yakalamam için bir fırsat olabilirdi. Evet, ne pahasına olursa olsun o katili yakalayacaktım ailemin katli için ondan hesap soracaktım ve cezasını en ağır şekilde çekecekti. Eğer bunu yapmazsam aileme büyük haksızlık etmiş olacaktım. O yüzden yapmam gereken en önemli şey o katili yakalamaktı.

Bölüm sonu

2 yorum