İçeriğe geç

ÇİLLİ

Bölüm 2 · 2 dk okuma

ÇİLLİ

Bölüm 2

BÖLÜM 2: Ela Gözlü Sessizlik

Sabah olduğunda Deniz her zamankinden daha erken uyandı. Alarm çalmadan gözlerini açmıştı. Pencereden süzülen ışık, odasına sarı bir sessizlik bırakmıştı. Uyanır uyanmaz aklına gelen ilk şey, dünkü teneffüste “yarın anlatacaklarım var” diyen Yasemin’in mesajıydı.Sonra… Ayaz. Yeşil gözlü, sessiz çocuk. Sanki zihninin bir köşesinde sürekli duruyordu.Yatağından kalktı, saçlarını açtı ve aynada kendine baktı. Çilleri belirgindi, ela gözleri bu sabah nedense daha canlıydı. Belki de artık sadece aynaya değil, bir çift yeşil göze de görünme fikri içten içe hoşuna gitmişti.Mutfakta annesi tost hazırlıyordu, küçük kardeşi Yağız masaya oturmuş cep telefonunda bir oyun oynuyordu.“Dün sınıfa yeni bir çocuk gelmiş, annesi eczaneye gelen kadın değil mi?” dedi annesi birden.“Bilmiyorum,” dedi Deniz. “Belki de.”“Çok sessizmiş oğlu. Dilek Öğretmen söyledi. Ama iyi çocukmuş. Akıllıymış.”Deniz kaşlarını kaldırdı. Annesinin bile bu kadar kısa sürede bilgi alması onu şaşırtmıştı.Yağız araya girdi:“Ben de sınıfa yeni bir çocuk istiyorum. Ama erkek değil, kız olsun. Çok bağıran biri ama.”Deniz gülümsedi. Yağız’ın saçlarını karıştırdı. “Sana sessiz bir kardeş bile fazla zaten.”Okula vardığında Yasemin çoktan sınıftaydı. Kapının önünde ayakta durmuş, Deniz’i görünce el salladı. Gözleri “bombayı patlatacağım” der gibiydi.“Söyle hadi,” dedi Deniz, montunu çıkartırken.“Dün Ayaz bahçede yalnız oturuyordu ya teneffüste... Sonra biri onunla konuşmaya çalıştı, o da kalkıp gitti. Hiç cevap bile vermemiş. Sanırım insanlarla arasında mesafe kuruyor,” dedi fısıltıyla.“Ya da sadece ilk gün olduğu için,” dedi Deniz omuz silkerek. Ama içten içe o mesafeyi kendisine kurmadığını düşünmek hoşuna gitmişti.Dilek Öğretmen derse geldiğinde, sınıfta sessizlik oldu. Herkes yerindeydi. Ayaz yine erkenden gelmiş, defterini açmıştı. Yazısı düzenliydi, kalemi düzgün tutuyordu. Deniz, onun her hareketini fark ettiğini fark ettiğinde bir an utanır gibi oldu. Neden bu kadar dikkat kesiliyordu ki?Matematik dersinin ortasında Dilek Öğretmen tahtaya bir problem yazdı ve sınıfa döndü:“Bu soruyu kim çözmek ister?”Sınıf sessizdi. Birkaç kişi göz kaçırdı.Ayaz parmak kaldırdı. Sakin adımlarla tahtaya çıktı. Kalemi aldı ve düzgün bir yazıyla çözümü yapmaya başladı. Kimse konuşmuyordu. Birkaç kişi fısıldadı:“Vay be, hem yeni hem zeki.”“İyiymiş çocuk.”Ayaz çözüp tahtadan ayrıldığında, Dilek Öğretmen gülümsedi. “Çok güzel. Tebrik ederim. Gerçekten sağlam mantığın var.”Ayaz sadece başını eğdi, hiçbir şey demedi.Deniz o anda karar verdi:Teneffüste sınıfta az kişi kalmıştı. Yasemin kantine gitmişti. Deniz kitabını çıkarmış ama okuyamıyordu. Ayaz yanındaydı, sessizce defterine bir şeyler çiziyordu.“Dünkü problemi çok hızlı çözdün,” dedi Deniz aniden.Ayaz döndü, gözleri onunla buluştu. “Teşekkür ederim. Sayılar... sessizdir. Anlatmak için konuşmana gerek kalmaz.”Deniz bir an durdu. Sonra gülümsedi. “Bu çok güzel bir cümle.”Ayaz kalemine baktı. “Bazen cümleler kelimeden çok, bakışlarla kurulur.”O an göz göze geldiler. Kısa, ama derin bir saniyelik bağ kuruldu.Deniz’in içinde bir şey kıpırdadı. Bir kalp, belki. Belki bir merak, belki de daha fazlası.O gün okul çıkışı Yasemin’in telefon mesajı şuydu:Deniz cevap yazmadı.Yatağına uzandığında elinde bir defter vardı. Sayfayı açtı. Üzerine şöyle yazdı:Ve içinden şöyle geçirdi:

“Ayaz’ın hikâyesini okumaya başlıyorum galiba…”

Bölüm sonu

1 yorum