"Ona yazdığım romanları gösterdim ama o okumadı, çünkü okumayı sevmiyordu..."
Adam bunu okuduktan sonra kitabı yavaşça elinden bıraktı. Sigarasını sessizce yaktı. Tütünün kara dumanını solumaya başladı ciğerleri. Düşünüyordu. Dün olanları... Büyük bir umutla düşünüyordu... Dünkü o cildi parlak, kağıt kaplı pahalı kitabı... O kitabın kendisine ait olmasını istiyordu... O kitabı yaşamak istiyordu, içine girmek istiyordu... Ama demişti ya işte o çok pahalıydı... Adam ise çok ucuz... Tabi değer dıştan ibaretse... Peki kalbe fiyat biçilebilir miydi? Bir kalp, aşka engel olabilir miydi? Adam romanları seviyordu, roman gibi seviyordu. Cildi parlak kağıt kaplı o kitabı daha mı çok sevmişti? Yoksa kendisini mi bulmuştu o kitapta? İnsanın kitaplardan daha iyi olabileceğine inanmıyordu.Sadece bir kitap bu kadar güzel olabilirdi ona göre.
Dün onu gördüğü an parlak kağıt kaplı kitabı geldi gözünün önüne. Sanki dileği gerçek olmuştu, girmişti sonunda kitabının içine! Romanının dalga dalga saçlarına dalmıştı Tamirci çırağı. Saklayı vermişti çocukça bir hareketle nasırlı ellerini araksına. Onun ojeli tırnaklarını, yumuk yumuk ellerini görünce. Romanın elleri beyazdı kendisinki kömür siyahı.
