Ne düşünüyordun? neredeyse vücudumdaki her köşede bulunan, kabuk bağlamaya yüz tutmuş, hayatımın en karanlık döneminin emareleri olan bu yaraların; senin kaç kadına değdiğini bile tahmin edemediğim o iğrenç dudaklarına değince iyileşeceğini mi düşünüyordun? tanrım biliyordu ya şüphesiz senin dudakların benim yaralarımı kirletirdi. bi'kere benim o yaraları açarken de sararken de kanını temizlerken de neler yaşadığımı biliyor muydun, nasıl çabaladığımı biliyor muydun? evet hepsini ben yaptım, kendi yaralarımı kendim açtım, kendim temizledim, kendim sardım. eskiden insanları çok çabuk affederdim, kendime olan saygım olabildiğince düşüktü, yüzümde bir maske vardı. İnsanlara yaranmaya ortama uyum sağlamaya çalışırdım, herkesin huyuna giderdim, gerçek düşüncelerimin dışarı vurmasına izin vermezdim, dışlanmaktan korkardım, yalnızlıktan korkardım. Kendimden, asıl benliğimden korkardım. ama insanlar, canavardı. insanlara yaranmaya çalıştıkça, batardın. Kendini gizledikçe, sustukça, toprağa gömülürdün, nefessiz kalırdın, ölürdün. insan dediğin varlık şüphesiz bu dünyada çok nadir bulunan bir türdü. bu maske beni bir güne kadar idare etti. Yalnızlıktan, kendimden kaçmayı başardım. Ancak her yolun bir sonu vardı, benim yolumun sonu uçurumdu. Ben artık o maskeyi taşıyamıyordum. Omuzlarım taşıyamıyordu. Maskeyi çıkarıp atmam lazımdı ama sanki bana yapışmıştı, yapamıyordum. Yüzümden çıkarıp atamıyordum. Çevremdeki insanlardan nefret ettim, her birinden nefret ettim, yüzümdeki o maskeye rağmen ben artık yalnızlıktan kaçamıyordum. Çünkü artık uyum sağlamak istediğim bi' ortam yoktu, iğreniyordum. İnsan denen varlıktan iğreniyordum. Benim yüzümdeki maske buydu, çıkmıyordu, çıkaramıyordum ama kimseye zarar da vermiyordum. oysa insnaların yüzündeki maske sayısı o kadar çoktu ki ikiyüzlü kelimesi bu kişileri tanımlamakta kesinlikle yetersiz kalırdı; onlar çok yüzlüydü, karaktersizdi, insan değillerdi. Ben kimseye zarar vermedim, kendim haricinde. izler bıraktım, kendimde. Yaşamın izleri, geçmişin izleri, o maskenin izleri. Unutmamak için. O maskeyi çıkarıp, çöpe atabilmek için. Çöpe attıktan sonra arkamı dönüp çöpten geri almamak için. yok etmek için. tekrar o kıza geri dönüşmemek için. acımadım, acıdı ama üzülmedim çünkü artık bitmesi gerekliydi. Bu maskeyle kendimden nefret ediyordum. Ruhum bu maskenin arkasında sıkışıp kalmıştı, onu özgür bırakmalıydım. Çünkü başka hayatım yoktu. Bir gün maskeyi çıkardım ve ertesi gün çöp kutusuna ellerimi uzattım, geri almak için. O sırada gözlerim kollarıma takıldı, izlere; geçmişin izlerine. Hatırladım, nasıl hissettiğimi hatırladım. O maske in hapishanenin bir bileti olduğunu hatırladım ve çöpten uzaklaştım. Yaralarım kabuk bağlamaya başladı, kabukları söküp attım, tekrar kanattım. Unutmamak için. Ruhum için, özgürlük için. Kendimi hazır hissettiğimde ve o maskeye karşı içimde sadece nefret hissi kaldığında yaralarımı temizlemeye başladım, kabuk bağlamalarına izin verdim. onları sardım, öptüm, kremler sürdüm. Yine de izleri hep bir yerdeydi, biliyordum. O yüzden onlardan nefret etmedim yoksa yaşayamazdım. Şimdi sen gelmiş benim yaralarımı öpüp iyileştirmekten bahsediyorsun. Şüphesiz senin dudakların benim yaralarımı kirletir, tuz olur, benim canımı acıtır. Senin bile sayısını bilmediğin bilmem kaç kadına değmiş dudakların, benim kimsesiz yaralarıma ihanetimdir, şüphesiz öyledir. *
Bölüm 2
ihanetimdir.
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.