İçeriğe geç

Çiçekçi /Tefeci Kurgusu/ +18

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Çiçekçi /Tefeci Kurgusu/ +18

Bölüm 2

2 Bölüm.

"Bazı geceler kaçamazsın; sadece susarsın... ve kalbin, senin yerine bağırır."

...

Bedenine yapıştığım adamı hızlıca ittirdim. Elleri belimden çekilirken bende bedeninden ayrıldım.

Arkamdaki boyası sökülmüş duvara yasladım sırtımı.

Bu ara takım elbise moda olmalıydı. Zira herkesin üstünde takım elbise görmemin başka açıklaması olamazdı.

30-35 yaş arası bir adamdı. Kara kaş kara göz bir insandı.

Kısa bir an bana baktı. Düz bir ifadeyle süzdü. Sonra ise suratıma dönerek "Sen kimsin?" dedi.

Sağa sola tedirgince gözlerimi kaçırdım. Cevap vermek için ağzımı açmıştım ki dükkandan aceleyle içeri giren iki tane adamla konuşmak için açılan ağzımı kapattım.

Adamlardan kafasına kustuğumla göz göze gelince korkuyla çektim gözlerimi.

Kahkaha atan adamın konuşmasıyla ona döndüm. Saygıyla ellerini önünde birleştirmiş mahcubiyetle karşısındaki adama bakıyordu. "Abi biz adamı paketledik fakat kız bizi görünce onu da almak durumunda kaldık."

Adam boş boş göz kırpıştırarak adama baktı. Gözleri ise aniden bana dönünce ne yapacağımı bilemeyerek kafamı yere eğdim.

Adamın ise dik bakışlarını üstümde hissediyordum.

"Demek süpriz yumurtadan çıkmış bir çocuk sizi gördü."

Alaylı sesi tüylerimi diken diken ederken gözlerimi yavaşça yukarı kaldırdım. Adamın tek kaşını kaldırmış bana alaylı bir gülüşle baktığını görünce hızlıca tekrar başımı eğdim.

Kısık bir erkek gülüşü kulağımda hoş bir tını bırakırken buradan yok olmayı diledim.

Bu adamda onlarla birlikteydi demek ki. Arabada bahsettikleri 'patron' bu olmalıydı.

Bacaklarım zangır zangır titirerken yırtmaçlı olan elbisem de o itiş kakışta yırtılmıştı.

Bacaklarımın neredeyse hepsi ortadaydı ve titiredikleri için muhtemelen üç erkeğin de bakışları bacaklarımdaydı.

Gözlerim sımsıkı kapanırken bir damla yanağıma düştü. üç erkeğin de bakışlarının bacaklarımda olduğu düşüncesi midemi bulandırmıştı.

Titirememek için kendimi kasarken duvara yasladığım sırtımı oraya gömmek ister gibi bastırdım. Dudaklarım yine kusmamak için sımsıkı birbirine bastırılmıştı.

Kollarımı bedenime sararken bir göz yaşı daha düşmüştü gözümden.

Bana çocuk diyen adamın sert sesi kulaklarıma ilişince gözlerim açıldı. Kafamı kaldırıp bakmak istiyordum ama utançtan yapamıyordum.

Bir topuğu kırılmış pembe ayakkabılarıma bakarken bir göz yaşı da düştü.

"Çıkın dışarı. Kapının önünde bekleyin. Bu kızla ben ilgileneceğim."

Adamlar dükkanın çıkışına kadar gittiler ve çıktılar.

Burnumu çekmek istiyordum ama çıkan sesin adam'a gidiceğini bildiğim için onu da yapamıyordum.

Adam elini koluma sarınca rahatsızlıkla kaşlarım çatıldı. Çekmeye çalıştım ama öyle sıkı sarmıştı ki çekemedim.

Kolumdan çekiştirerek bir odaya soktu ve kapıyı kapattı.

Korkuyla yutkunurken gözlerim dehşetle açıldı. Can havliyle kapı kulpuna yapıştım ama omzumdan tutup duvara yaslamasıyla nefesim sıkıştı.

Artık midem bile bulanamıyordu. Kalbim korkudan öyle hızlanmıştı ki kalbim ağrımaya başlamıştı.

Dayanamıyordum artık.

Nefesini saçlarımın arasında hissedince tüm gücümü kullanarak göğsünden ittim.

geri çekilmeyince "Çekil. Lütfen çekil." dedim fısıltıyla.

Sanki sesim kısılmıştı.

Duymamış olmalı ki "Ne?" dedi sorgular bir biçimde.

Gözlerim sımsıkı kapanırken duvarlar üstüme üstüme geliyordu sanki. Sırtımda süzülen ter damlacığı tenimin ürpermesine neden oluyordu.

Yavaş yavaş sinir beynimin her hücresine girerken gözlerimin öfkeden karardığını hissediyordum.

Korku ise öfkemin arkasına saklanmıştı.

"Çekil önümden. ÇEKİL!" diye çığlık attım.

Nefesim artık çıkmıyordu sanki. Elim boğazıma gitti.

Adam ise boş gözlerle izliyordu beni. "Bu da kaçmak için yeni oyunun mu?" demesiyle artık oturup ağlama noktasına gelmiştim.

Öfkemin arkasına saklanan korkum yanına stresi de alarak yeniden çıktı.

Ağzımdan bir hıçkırık kaçarken "Yemin ederim bir şey görmedim. Hiç bir şey görmedim. Sadece adamı gördüm. Ama onuda kimseye söylemem. Yemin ederim demem!" dedim çığlık atarak.

Yalandı. Beni bıraktıkları anda koşa koşa karakola giderdim. Böyle bir şeyi görmezden gelmemin imkanı yoktu.

ÜSTELİK ADAM KAÇ SENELİK KOMŞUMDU!

Hıçkırığım ardı ardına gelirken iki elimi yüzüme kapatıp sırtımı duvara sürterek yere çöktüm.

Adam ise tam önümde durduğu için çok başka yerleriyle burun buruna gelmiştim...

Elimi yüzümden çekerek adamı bacağından ittirdim. "ÇEKİL! ÇEKİL! İĞRENÇ ŞEYİNİ GÖRMEK İSTEMİYORUM!" Hıçkırıklarım peş peşe gelirken yana düştüm.

Hayatımın tam şuanda bitecek olması ve benim de bunu bilmem beni nefessiz bırakacak derecede ağlamaya itiyordu.

"Niye ağlıyorsun? Ayrıca iğrenç şey mi? Emin ol görenler bir daha istiyor." diyen kibirli sesiyle hızlıca doğruldum. Yere çökmüş şekilde olduğum için pantolonun'un önü direkt yüzüme bakıyordu ama ben oraya bakmıyordum. Başım kalkmış şekilde yüzüne bakıyordum.

Kurumuş göz yaşları yanağımı ıslatmış ve görmesem de yüksek ihtimal burnumun ucu kızarmıştı.

Kendimi acındırmak için mükkemel bir pozisyondu yani.

Adam ise ne yaptığımı sorgular bir şekilde bakıyordu. Tek kaşı kalkmış garip garip bakıyordu bana.

"Sana yemin ederim gördüklerimin hepsini tam şimdi şuan unuttum. Buradan eğer çıkarsam kimseye hele ki bir polise ağzımı açıpta hiç bir şey söylemeyeceğim." Onu inandırmak için güven veren bir bakış attım.

Bu sefer ciddiydim. Hayatım söz konusuydu.

"Bana bunun garantisini verebilir misin?" diyen şühpe dolu sesiyle anlamaz bir bakış attım.

"Yemin ettim ya." dedim anlaması için gözlerimi kocaman açarak.

Alaylı bir gülüş firar etti dudaklarından. "Bu kadar mı yani? Sadece bir yemin mi? Daha fazlasını yapabileceğini sanıyordum."

"Ne?" dedim anlamaz bir bakış atarak. "Daha ne yapayım?"

Dediğimi duymazdan geldi. "Adamımın kafasına sen mi kustun?"

Kısa bir an göz kırpıştırdım. "Ne?"

"Halbüki gayet basit bir soruydu. Kustun mu kusmadın mı?" diye iyice köşeye sıkıştırdı beni.

Aklıma bedenime dokunan yabancı eller gelince hızlıca sağa sola salladım başımı.

Bu seferde bir penisine kusmak istemezdim. Zira adamın pantolonu direkt ağzımın önündeydi.

Çok göz göze gelmemeye çalışsam da ne kadar başarılı olduğum meçhüldu.

"Evet, ben kustum." dedim açık yüreklikle. "Çünkü adam'ın beni taciz etti. Eğer kusmasaydım belki de yaptığı iğrençliğe devam edecekti."

"Nasıl taciz etti?"

Adam elleri tekrar tekrar geldi aklıma. Belimi ve bacağımı nasıl okşadığı ve dokunduğu geldi.

O anların beynime hücum etmesiyle sinir dalga dalga yayıldı vucuduma.

"Aptal mısın sen? Nasıl taciz etmiş olabilir?!" dedim sinirle. Sonra ise dediklerimin farkına vardım.

Sanki daha demin adama yalvarmıyormuşum gibi ona hakaret etmem patavatsızlık mı yoksa aptal cesareti mi karar veremezken tek yaptığım pişmanlıkla yutkunmak oldu.

Belki adam beni bırakacaktı ama şimdi bırakacağı varsa da bırakmazdı. Hatta belki de öldürürdü.

Diğer adamların ondan 'patron' diye bahsetmesi ve etrafa yaydığı tehlikeli enerjiden önemli biri olduğu anlaşılıyordu.

Aklımdan bin bir felaket senaryosu geçerken adam fazlası ile garip bir şey yaptı.

Güldü.

Evet yanlış duymadınız.

Güldü.

Şaşkınlıkla kafamı kaldırıp suratına baktım. Gülüşü durmuş yerini küçük bir tebessüm almıştı.

"Emin ol şuan bunu bir başkası demiş olsaydı onun o dilini keser sonra ise kurtlarıma yem ederdim. Fakat şuanda bunu yapmak hiç içimden gelmiyor." dedi dudaklarında hala o küçük tebessüm varken.

Dedikleri kulağıma girince ve ne dediğini idrak edince tenim solmaya başladı.

Beni tam şuanda öldürmesi an meselesiydi.

Tek bir sinirine bakardı.

Duvarın dibine sindikçe sindim.

Buradan hemen şimdi kurtulmak istiyordum. Fakat bu isteğimin yerine gelmeyeceği gün gibi açıktı.

...

Umarım kitap wattpad'e ilgi gördüğü kadar burada da ilgi görür.

Sizi seviyorum, görüşürüz🤍

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.