İçeriğe geç

Çiçekçi /Tefeci Kurgusu/ +18

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Çiçekçi /Tefeci Kurgusu/ +18

Bölüm 1

1 Bölüm.

Kitapta hiç bir şekilde suçu övmek gibi öğeler bulunmamakadır. Aynı zaman da rahatsız olacağınız kadar yaş farkı var.

Ve başrol erkek karakterimiz kızı kaçıran adam değil.

Güzel okumalar dilerim🙏🏿

"Bazen bir adım, bir ömürlük karanlığa açılır."

...

Günün son müşterisini de ağırladıktan sonra artık dükkânı kapatmanın vakti geldi de geçiyordu.

Kepengi aşağı indirmek için büyük bir güç uygulamam gerekti. Çünkü şu aralar cidden güçten düşmüştüm. Daha iyi şekilde beslenmem gerekiyordu.

Eve gidince güzel ve sağlıklı bir akşam yemeği yemeyi aklımın bir köşesine yazdım ve dükkânı kapattım.

Elimde, resmen top hâline gelmiş, doğru düzgün bile bedenimi ısıtamayan hırkayı geçirdim üstüme.

Bu kadar işlevsiz bir hırkayı yanıma almamın sebebi, dükkânı bu kadar geç kapatacağımın hesapta olmamasıydı.

Ne kadar kış ayında olsak da sabah güneşliydi. Ben de bu yüzden uzun ama yırtmaçlı bir elbise giymiş, üstüme de incecik, hırka bile sayılmayacak bir şey almıştım.

Akşama kadar dükkândan müşteri eksik olmayınca, dükkânı maalesef geç kapatmıştım. Aslında iyi de olmuştu. Ay sonu zorlanmadan su ve elektrik faturasını ödeyebilirdim belki de.

Dükkânın anahtarını küçük sırt çantama atıp onu da sırtıma takarak hızlıca yola koyuldum.

Tedirgince sağa sola bakarken bir yandan da aceleci adımlarla yürüyordum. Sessiz sokakta sadece benim adımlarım yankılanıyordu.

Bir anda bir rüzgâr esince sanki bedenime yüzlerce iğne batıyormuş gibi tüylerim ürperdi.

Kollarımı kendime sarıp ellerimi aşağı yukarı oynattım, az da olsa ısınabilmek için.

Evim uzakta değildi fakat bu soğukta sanki hiç bitmeyecek bir yolda yürüyormuşum gibi hissediyordum.

Beş dakika yürüdükten sonra alışık olduğum o yol ayrımını gördüm.

Normalde hiç duraksamadan uzun ama güvenli yolu seçerdim ama şu an hiç de o durumda değildim. Adımlarım önce yavaşladı, sonra durdu. Kararsızlıkla iki yol ayrımına baktım.

Ya yolu uzatıp güvenli ama soğuk bir yolculuk yapıp eve varacaktım ve sabahında ağrıyan bir boğaz ve akan bir burunla okula gidecektim...

Ya da yolu kısaltıp tedirgince ama hızlıca eve varacaktım.

Hızlı bir karar vermeye çalıştım. Uzun ama aydınlık yolu her zaman kullanırdım ama şu an kısa yol bana nimet gibi geliyordu.

Daha fazla yolun ortasında aptal gibi beklemek istemediğim için titreyen bacağımla bir adım attım.

Kısa yola girdikten sonra ne kadar karanlık olduğu büyük bir

gerçeklik olarak yüzüme çarptı.

Korkuyla yutkunurken etrafı kontrol ettim. Doğru düzgün hiçbir şey görünmüyordu. Hızlıca sırtımdaki çantayı çıkardım ve içinden telefonumu aldım.

Çantamın fermuarını hızlıca çekip tekrar koluma taktım. Feneri açarak gideceğim yola tuttum. Her şey yolunda görünüyordu.

Feneri açık tutarak hızlı adımlarla yürümeye devam ettim.

Başım aşağıda giderken gelen sesle adımlarım bıçak gibi kesildi.

İtiş kakış sesleri geliyordu. Boğuk bir şekilde de bir adamın yardım çığlıkları...

Nefesim hızlanırken aklım koşarak buradan kaçmamı söylüyordu. Kalbim ise sesin geldiği yere gidip ne olduğuna bakmamı istiyordu.

Ben ise hayatım boyunca her zaman kalbimi dinleyerek seçim yapmıştım.

Kalbim yerinden çıkacak gibi atarken sakinleşmek için elimi kalbime koydum.

Sesler hâlâ geliyordu.

Sesi takip ederek yolun hemen yan tarafına geldim.

Yolun o tarafında küçük bir duvar vardı ve sırtı bana dönük iki tane takım elbiseli adam duruyordu.

Nefesim kesilirken duvara iyice saklandım, görünmemek için. Telefonumdaki feneri titreyen parmaklarımla kapattım.

Telefonu elimde sıkarken, iki adamdan biri elindeki pamuğu aralarına aldıkları hafif kilolu adamın dudaklarına bastırdı.

Bu sırada adamın yüzünü görmüştüm. Bu adam benim yan komşumdu!

Şokla dudaklarım aralanırken elimi ağzıma kapattım.

Komşumuz Sadettin Amca'yı bayılttıktan sonra ikisi tutup yanlarındaki siyah araca tıktılar.

Adımlarım geri geri giderken pembe topuklu ayakkabımın kurumuş bir yaprağa basmasıyla korkuyla irkildim.

Çıkan ses muhtemelen adamların kulağına gitmişti. Yoksa kapıyı kapattıktan sonra sesin geldiği yöne, yani buraya dönmelerinin başka bir açıklaması olamazdı.

Korkuyla geriye doğru birkaç adım daha attım. Böylece adamlar iyice buraya dönmüş ve bana doğru gelmeye başlamışlardı.

Koşmak için sırtımı onlara dönmüştüm ki kolumu tutan eller ve dudaklarıma bastırılan pamukla gözlerim kocaman açıldı.

Yüzümü sağa sola sallayarak pamuktan kaçmaya çalışırken bir yandan da kollarımı ellerinden kurtarmaya çalışıyordum.

Fakat iki adama karşı gücüm neredeyse yoktu. Üstelik dudaklarıma bastırılan pamuktan yayılan koku burnuma kadar gelmiş, gözlerim yavaştan kapanmaya başlamıştı.

Bilincim kapanmasın diye gözlerimi açık tutmaya çalışıyordum ama başaramıyordum.

Çırpınmalarımın yerini hareketsiz bir beden alırken, gitmemesi için o kadar uğraştığım bilincim de gitmişti.

Ve gözlerim en sonunda daha fazla dayanamayıp kapanmıştı.

...

Bedenim hareket eden bir şeyin içinde sallanırken midem de aynı anda çalkalanıyordu. Her zaman en ufak şeyde bulanan midem, stresin ve nerede, kimin elinde olduğumu bilmemenin etkisiyle gereğinden çok daha fazla bulanıyordu.

Dilimin ve damağımın da kuruduğunu hissediyordum. Sanki uzun süre su içmemiştim.

Bilincim, yanılmıyorsam on dakikadır açıktı ve benim tek yaptığım uyuma numarası yapmaktı. Aslında gözlerimi açmak istiyordum ama uyandığımda bana ne yapacaklarını bilmediğim için hâlâ rol yapıyordum.

Sanırım bir arabada yolculuk yapıyordum. Arabanın içinde buram buram ter ve yoğun bir erkek parfümü kokusu vardı.

Beni bayıltan iki erkekle aynı arabada olmak bacaklarımı korkudan titretiyordu.

Bedenimin titremesini durdurmaya çalışırken yabancı bir erkek sesiyle kulaklarım adeta dikleşti.

"Ne yapacağız bu kızı?" diyordu orta yaşlı bir erkek sesi.

Benden bahsettiklerini anlamamak için aptal olmak gerekirdi.

"Bu itle birlikte kızı patrona teslim edelim. O ne yapacağını iyi bilir."

'İt' diye bahsettikleri komşum Sadettin Amca'ydı muhtemelen. Ve beni onunla birlikte "patron" dedikleri kişinin eline mi bırakacaklardı?

Korku ve stresten kalbim küt küt atarken arabanın durduğunu hissettim.

Gözlerimi korkuyla açtım ama sürücü tarafındaki adamın kapıyı açtığını görünce gözümü hızla kapattım.

Kapı kapatma sesinden sonra benim olduğum taraftaki kapı açılınca kalbim yerinden çıkacak gibi atmaya başladı.

Yabancı ellerin önce belimde, sonra bacaklarımda dolaştığını hissedince boğazıma kadar gelen sıvıyı tutamadım.

Gözlerim bir anda açılırken ağzımdaki tüm sıvıyı önümdeki kafaya boşaltmıştım.

Aynı anda adamı kafasından itmiştim.

Nefes nefese, yüzüm buruşturulmuş hâlde kendimi korur gibi kollarımı bedenime sardım.

Adam başını kaldırdığında yüzünü gördüm. Kafasındaki kusmuğumla dehşet bir ifadeyle bana bakıyordu. Ağzı şokla açıktı.

Ben de şaşkındım. Hem de çok.

İkimiz de birbirimize bakarken arabada varlığını yeni fark ettiğim adamın kahkahası sayesinde bakışlarımız ayrıldı.

O, kafasına kustuğum adama bakarak hayatındaki en komik olayı izliyormuş gibi gülüyordu.

Ama maalesef ben onun kadar eğlenmiyordum.

Bedenimde dolaşan eller sanki hâlâ varlığını koruyordu ve ben yine kusacak gibiydim.

Zangır zangır titrerken ani bir hareketle arabadan çıktım.

Kafasına kustuğum adam şoktan bir şey yapamazken diğeri hâlâ aptal gibi gülüyordu.

Fakat gülecek bir şey yoktu.

Koşarak adamın yanından geçtim ve etrafa kısa bir göz gezdirdim.

Eski püskü bir dükkânın önünde durmuştu araba.

Hızlıca dükkâna doğru koşmaya başladım. Eğer şansıma orada biri, hatta birileri varsa beni bu adamlardan kurtarabilirlerdi.

Hızla dükkâna girdim. Adrenalin bedenimi sarmışken yıkık dökük duvarların arasından geçiyordum.

Durmaya niyetim yoktu.

Fakat bedenime çarpan bir beden beni durdurmakla kalmadı, geri de püskürttü.

Geri geri gidip yere düşeceğimi sanarken belime sarılan kollarla bir erkek bedenine yapıştım.

...

Bindik bir alamete gidiyoz gıyamete✌🏾

Sizi seviyorum🤍

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.