Özlemek...
Bir bitki neyi özler ?
Tanımadığını özleyebilir misin ?
Görmediğine hasret kalır mısın ?
Sarmaşık kalmıştı günlerce yol girmişti. Aylarca, yıllarca... Bir dönem vazgeçmişti, bıkmıştı, yorulmuştu, usanmıştı...
Artık korkuyordu kendi sonundan korkuyordu. Dünya'da hiçbir şeyi kalmamıştı.
O kaybedendi aslında...
Başta demiştim ya Sarmaşık'lar şanslı, Çiçek'ler şanssız diye. Sarmaşık da şanssızdı aslında. Sarmaşık olmasına rağmen.
Sarmaşık annesi yoktu, yıllarca bu gerçeği kendine hatırlatmak istemese de içindeki bu boşluk belki de ondandı. Peki dolar mıydı? Sanmam...
Yürüyordu, yürüyordu, yürüyordu...
Yol bitmiyor, çoğalıyor bilmediğini özlüyordu... Bulamıyordu Sarmaşık! Sarmaşık yıllardır aradığı sevgiyi, merhameti bulamıyordu. Annesi kendisiyle beraber alıp götürmüştü...
"Neden ? Neden anne... Neden sadece sen gitmedin neden yanında bazı duyguları da götürdün. En azından onlar kalsa benimle. Seni de unutmazdım..."
Sarmaşık ilk kez sevgiyi annesine hissetmişti. Sonra annesine hissettiği bütün duygular gitmişti.
Sevgi, merhamet, barış... Kısaca bütün güzel duygular. Sarmaşık hepsini aramış; Vadi'ye barışı getirmiş, Tohum'una merhamet etmiş ama sevgiyi bir daha kimseye hissedememişti.
Aşık bile olamamıştı...
Aslında annesi onu hatırlayıp üzülmesin diye kendisiyle beraber duygularını da almıştı. Ama Sarmaşık kaybolmuştu...
Kendi evinde kaybolmuştu.
Hiçbir yere sığamamıştı.
Yollara düşmüş, aydınlık aramıştı.
Aradığı aydınlığın annesi olduğu ve asla gelmeyeceğini bile bile aramıştı.
Sarmaşık aramayı çok sevmişti.
Bulamayacağını bile bile
Beklemeyi çok sevmişti
Dönemeyeceğini bile bile
Özlemeyi çok sevmişti.
Kavuşmayacağını bile bile
...
"Çiçek, çiçek solmuş..." Sarmaşık'ın merhamet duygusunu anladığı çiçeği kendini ararken yok olmuştu... O da Sümbül gibi bulutların ardında kalmıştı...
Bu göl, bu gökyüzü... Sarmaşık'ın her şeyini almıştı... Bütün sevdikleri bulutların arkasındaydın... Sarmaşık artık hiçbir şey merak etmiyordu. Ne aydınlığı ne de karanlığı artık o da bulutlarların arkasına saklanmak istiyordu. Belki çiçekleri de oradaydı...
Benzersiz diye adlandırılan çiçeğinin soluk yapraklarına baktı. Yapraklardan birini kopardı.
Sümbül'ün göz yaşıyla ıslanmış yaprağıyla annesinin topraklı dalının arasına koydu.
Şu anda üç duygu Sarmaşık'ın elindeydi.
Sevgi,
Merhamet,
Barış...
Üçü de birbiriyle bağlantılıydı aslında barışın olduğu yerde merhamet, merhametin olduğu yerde ise bir parça sevgi vardı.
Sarmaşık kutusunu koymak için çok da derin olmayan bir kuyu kazdı. Kutuyu kuyuya gömdü, üzerini toprakla kapattı. En son üzerlerine su döktü. Sonuçta b
u üç duygu temizlenmezse büyük yıkımlara sebep olabilirdi...