İçeriğe geç

Chionophile

Bölüm 6 · 5 dk okuma

Chionophile

Bölüm 6

6

.

.

Ve..bir..iki..üç...

Belkide dahada uzun bir zamandır burada böylece dikilmiş duruyorduk. Kimse kıpırdamıyor, bir şey söylemiyordu. Zaman durmuştu sanki. Çevremizdeki insanlar; kalkıyor, oturuyor yada konuşup bir yerlere gidiyordu. Ama zaman denen kavram bizim için geçerli değildi sanki. Zaman bizim için durmuştu.

Bakışlarım iki kişi arasında gidip geliyor, birinin en ufak bir tepkisini yada dakikalardır aklımı kurcalayan o bitmek bilmez soru işaretlerini giderebilecek bir şeyler söylemesini bekliyordum.

Ama kimse ne merakımı giderebilecek bir şey söylüyor ne de neler olup bittiğini anlayabileceğim bir şey yapıyordu. İkisininde bakışları birbirine kenetlenmiş yalnızca dakikalardır yüzlerinden silinmeyen o şaşırma ifadeleriyle birbirlerine bakıyorlardı.

Bakışlarımı Jimin'den çekip karşımızda tekerlekli sandalyeyle duran ve adını bile bilmediğim çocuğa sabitledim bakışlarımı. Belki o bir şeyler söyler diye düşünmüştüm oysa onunda Jimin'den farkı yoktu.

Nihayet onunda bakışları beni bulduğunda yüzündeki ağlamaklı ifadeyi daha net görmüştüm. Onula sadece bir kere, kısa süreliğine karşılaşmış olsak da o sürede sürekli gülümsediğini görmüştüm. Ama şimdi yüz ifadesi bildiğim tüm olumsuz duyguları içinde barındırıyor gibiydi. Bir kaç dakika önce beni gördüğünde el sallayıp gülümsemişti. ama bir süre sonra yanıma Jimin geldiğinde ise gülümsemesi bir anda solmuş, yüzü; korku, endişe ve şaşkınlıkla harmanlanmış bir ifadeye bürünmüştü.

Bana baktığında bir şeyler söyleyeceğini ummuştum ama hemşire şu anda içinde bulunduğumuz durumdan habersiz tekerlekli sandalyesini ittirip onu çoktan uzaklaştırmıştı.

Kafam sorularla allak bullak olmuştu. Beni tesadüf eseri kurtaran bu çocuğun Jimin ile nasıl bir ilgisi olduğu yada son gördüğümde gayet sağlıklı olan o çocuğun neden tekerlekli sandalye kullanma gereği duyduğu merak konusuydu. Ve buna benzer onlarca soru..

Aklımda cevaplandıramadığım yada ikisinin anlayabilmem için hiç bir şey söylemediği onlarca hatta yüzlerce soru aklımı kurcalıyor, sorularıma yanıt olabilecek hiç bir bilgim yada fikrim olmadığı için belki bir cevap bulurum diye etrafta geziniyordu bakışlarım. Nihayet bakışlarım beni aydınlatabilecek tek kişinin, Jimin'in üzerinde durduğunda bakışlarımı, onun anlamlandıramadığım bir ifadeye bürünmüş yüzüne çıkarıp bedenimi tamamiyle ona döndüm.

Ama hiç bir sorumu yanıtlayabilecek bir durumda değildi. Yüzü ona baktığım her saniye daha da kötü bir hal alıyordu. Yüzü; şaşkınlıktan mı yada sinirden mi bilinmez ikide bir kasılarak korkunç bir hal alıyor, durduğu yerde zaman zaman kıpırdanıyordu. Kendimi daha fazla tutamayıp kendinde mi değil mi diye seslendiğimde

Beni duymamazlıktan gelip yere sabitlediği bakışlarını beyaz hastane zemininin her santiminde gezdirip sonunda bir noktada durdurmuştu. Yüzü az önceki halinden daha kötü bir hal alıyor kaşları yavaş yavaş çatılıyordu.

"Jimin!...jimin iyi misin?"

Dakikalardır yere sabitlediği bakışları nihayet beni bulduğunda onu dürtmek amacıyla omzuna yerleştirdiğim elimi yavaşça çekip, bir şeyler söylemesini bekleyerek yüzüne baktım.

Bir şey söylemek bir yana dursun sadece kıpırdamadan yüzüme bakmıştı. İyi olmadığını biliyordum elbette. Yalnızca bu davranışları tuhaftı ve korkmama sebep olmuştu. En son içinde ne olduğunu yada kimden geldiğini bilmediğim bir kutu gelince. Sinirlenmiş ve hastalığını tetiklediği için kriz geçirmişti. Bu hali yine o günkü gibi sonuçlar doğurabilirdi. Ve ben böyle bir durumu kaldırabilecek kadar iyi hissetmiyordum.

Bir süre daha anlamsız bakışlarla yüzüme bakmış ardından arkasından seslenmeme rağmen yanımdan hızla uzaklaşmıştı.

Bu hali hiçte iyi değildi. Onu böyle bırakamazdım Sakinleşmesi gerekiyordu. Ama o her saniye biraz daha kötüleşiyordu. Her defasında odasına yönelttiği adımlarını dahada hızlandırıyor, benimde ona ayak uydurup onu biraz gerisinden takip eden adımlarımı hızlandırmama sebep oluyordu. Sabah uyandığımdan beri ağrısı kesilmeyen bacaklarıma aldırmadan onun ardından hızlıca yürümeye devam ettim. Ne kadar hızlı yürüsemde ona yetişememiş yerimde durup kapıyı sertçe çarpışını izlemiştim. Çıkan ses bir süreliğine dikkatleri üzerimizi çekse de herkes yine önüne dönmüş aralarında konuşmaya devam etmişlerdi.

Bir süre orada dikilip az önce Jimin'in sertçe kapattığı kapıya bakmıştım öylece. Jimin'in odasının biraz ilerisindeki odama yönelmek üzere arkamı döndüğümde yine onu görmüştüm. Bir süre olduğum yerde kıpırdamadan durmuş hemşirenin tekerlekli sandalyeyi benim olduğum tarafa doğru getirişini izlemiştim. Hemşireye duyamadığım bir kaç bir şey söyledikten sonra tekrar bana döndüğünde hemşire onu yanıma getirmiş ve yanımızdan uzaklaşmıştı. Bir kaç saniye öylece hemşirenin gözden kayboluşunu izledikten sonra ona döndüğümde gülümseyen yüzü kaşlarımın şaşkınlıkla havalanmasına sebep olmuştu. Az önceki halinden eser yoktu.

"Bana yardım etmiyecek misin?"

Dediği şeyle düşüncelerimden sıyrılıp ona cevap vermeye çalışmıştım. Saşkınlığmı üzerimden atamıştım hala.

"Ah.. tabi."

Arkasına geçip kavradığım tekerlekli sandalyeyi yavaşça ittirip yürümeye devam ettim. Aklım hâlâ az önce olanlardaydı. Aklımda bir çok soru dönüp duruyor, cevap bulamadan yerini yeni sorular alıyordu. Neler olduğunu anlayamamıştım.

Tekerlekli sandalyeyi bulduğum boş masanın yanına itip onun karşısındaki sandalyeye geçtim.

Bakışlarım yüzünün her santiminde geziniyor, bir şeyler söylemesini yada bir şeyler yapmasını bekleyerek ona bakmaya devam ediyordum. Nihayet bakışlarını dakikalardır sabitlediği noktadan alıp yüzüme çıkardığında o düşünceli hali yok olmuş yerini dudağının üstünde beliren minik gamzeler eşliğinde yüzüne yayılan ufak bir gülümseme almıştı.

" İsmim Hoseok....Jung Hoseok."

Bir süre gülümseyen yüzüne bakmış ardından masada duran karton kahve bardağına bakıp düşüncelere dalmıştım ki sesini tekrar duymamla başımı hızla masadan kaldırıp bakışlarımı yüzüne çıkardım.

"Sen...senin ismin nedir?"

Gülümseyerek dediği şeye ufak bir tebessüm edip cevap verdim. Sıcak kanlı biriydi.

"Min Hyerin.."

Kahvesinden ufak bir yudum alıp tekrar masaya bıraktı.

"Peki burda mı kalıyorsun, Hyerin?"

Burada uzun süreli kalcak olmam bende ufak çaplı bir hayal kırıklığı hissettirsede çabucak toparlayıp. Başımı evet anlamında salladım.

"Hmm... O zaman çok karşılaşacağız, Hyerin!"

Dediği şeyle ikimizde gülümseyip kahvelerimizden birer yudum aldık. Sanırım onunla iyi anlaşacaktık. O iyi birine benziyordu. Elimdeki bardağı masaya bırakıp aklımdakini sordum.

"Sende burada kalıcak mısın peki?"

Bir süre bakışlarını masaya sabitleyip düşündükten sonra bakışlarını tekrar yüzüme çıkarıp gülümsedi.

"Sanmam...sadece arada uğrarım böyle."

"Ya ayağın...ayağına ne oldu?"

Bakışlarımı sargılı ayağından çekip yüzüne çıkardığımda yüzünde bir anlık düşünceli bir ifade görmüş sonra bu ifadenin yerini ufak bir tebessüm almıştı.

"Sadece ufak bir incinme...Bir kaç güne kalmaz üzerine basabilirim sanırım ."

Başımı anladığıma dair sallayıp son yudumunu da içtiğim boş kahve bardağını yavaşça masaya bıraktım.

"Hyerin..?"

Devam etmesine dair mırıltılar çıkarıp dikkatimi ona verdiğimde düşünceli bakışlarını yüzüme çıkarıp sordu.

"Okul falan... yani gidiyor musun?

Dudaklarımı birbirine bastırıp başımı hayır anlamında iki yana salladım. Bu durum beni üzüyordu.

"Hayır....

üniversiteye yeni başlamıştım.. ama bırakmak zorunda kaldım."

Başını anladığını belirterek sallayıp bir süre masaya düşünceli bir edyla baktıktan sonra birden aklına bir şey gelmiş gibi başını kaldırıp gülümseyerek bana baktı.

"O zaman benden dört yaş küçüksün öyle mi?"

"Bilmem...herhalde öyle." Dedim kocaman gülümseyerek.

Uzunca bir süre gerek benden gerek ondan öylece konuşmuştuk. O kendisi hakkında pek bir şey söylemesede bir şey dememiştim. Söylemek istemiyor olabilirdi. Sadece o an aklımıza gelen konulardan konuşmuş koyu bir sohpete dalmıştık beraber. Aklımda hala bir takım sorular olsada sormamıştım o kadar ileri gidemezdim. Jimin ile aralarında neler yaşandı yada tanışıklılıkları...karşılaştıklarına ikisininde şaşırması..merak ettiğim konulardı. Ama bunları soramazdım.

Buna hakkım yoktu.

...



======================================

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.