Barlas'ın rahatlığı beni sinirlendirirken ellerini yüzümden çektim ve onu kolundan tutup sınıftan çıkardım. Çok sinirliydim. Sınıftakiler bu konuşmayı duymamalıydılar. Bahçeye geldiğimizde orada kimsenin olmadığını gördükten sonra Barlas'ın kolunu bırakıp ona sinirle bakmaya devam ederek, "Sen nasıl böyle bir şey yaparsın? Ondan kurtulmam için yaptığın şeyin ne kadar tehlikeli bir plan olduğunun farkında mısın? Bunu nasıl yapabildin? Hiç mi korkmadın?" diye bağırdım.
Bağırmamı umursamazken, "Neden korkayım? Bunda korkulacak bir şey yoktu ki," dedi. Rahatlığı beni öldürecekti. Okula uyuşturucu sokmuştu ve sanki lolipop sokmuş gibi rahat görünmesi beni çileden çıkarıyordu. Nasıl bu kadar rahat olabilirdi? Yaptığı normal bir şey miydi? Konuşmadan önce etrafa bakıp bizi kimsenin dinlemediğinden emin olduktan sonra fısıldayarak, "Okula uyuşturucu soktuğunun farkında mısın sen?" diye sordum.
"Sokmak zorundaydım," dediğinde kaşları çatıldı. "Çünkü başka türlü onun bu okuldan atılmasını sağlayamazdım. Onu tanıyorum, okuldan atılmasını sağlasam bile ne yapar eder geri gelirdi. Seni rahatsız etmemesi için asla geri gelemeyeceği bir şey yapmak zorundaydım." "Nereden buldunuz onu?" diye sordum. Uyuşturucuyla işi olmayan biri o şeyi nereden bulabilirdi. "İsteyince bulmak zor olmuyor." Doğru, o çete lideriydi, değil mi? Uyuşturucu bulmak onun için zor olmazdı. "Yaptığın çok yanlıştı. Kullanmadığı bir şeyi nasıl kullanıyor gibi gösterebilirsin?" Güldü, "Kullanmadığı şey mi? O uyuşturucu kullanıyor Öykü."
"Ne?" Bu durumda polisler onu kolay kolay bırakmazlardı. Bu bizim için iyi olurdu ama yine de bizim yüzümüzden suçlanacak olması vicdanımı sızlatıyordu. "Polisler onu götürdü. Ne olacak şimdi? Hapse mi girecek?" Merakla yüzüne bakarken kafasını iki yana salladı. "Hayır girmeyecek. Demir sadece içicidir, satıcı değil. Satmadığı anlaşıldığında serbest bırakılır. Yani hapse falan girmez."Barlas o planı Demir'i okuldan attırmak için yapmıştı, belli ki bunu yapmasının nedeni hapse girmeyeceğini bilmesiydi. O, sadece Demir'in benden uzaklaşmasını sağlamıştı. Hapse girmeyecek olması hem beni rahatlatıyor, hem de korkutuyordu aslında.
"Şu an senin için intikam planları hazırladığına eminim."
"Biliyorum ama bu umurumda değil. Canımı sıkan tek şey vardı o da senin sınıfında sana yakın olmasıydı. Ama artık yok. Şimdi içim çok rahat."Şu an benim de öyleydi ama karakoldan çıkıp yanımıza geldiğinde hiç de öyle olmayacaktı. "Beni çetesine istiyor biliyorsun, değil mi?" diye sordum."Koluna dövmeyi yaptırdıktan sonra isteyemeyecek." Kesin cevabı sıkıntımı gidermezken endişeyle konuştum, "Bir katille uğraşıyoruz ve bu beni korkutuyor. Çok kötü şeyler olacak Barlas, yaptığın şey onu kışkırtacak!" Kendisi hâlâ çok rahat görünürken yüzümü avuçladı, "Sakin ol, bir şey olmayacak."
Bu benim için kolay değildi. Demir gibi biri hayatımızdayken sakin olmak imkânsız gibi bir şeydi, "Olamam, korkuyorum!"
"Ben yanındayım Öykü, neden korkuyorsun?" Kahverengi gözlerine korkuyla bakarken, "Sana bir şey yapmasından korkuyorum," dedim. Demir şimdiye kadar kötü bir şey yapmamıştı, sadece beni çeteye istediğini söyleyip durmuştu ama şu saatten sonra rahat duracağını sanmıyordum. "Bana bir şey yapamaz." Yine kesin konuşuyordu ama ben öyle düşünmüyordum. Demir Barlas gibi değildi. Saplantılıydı, katildi ve uyuşturucu kullanan biriydi. "Nedense ben buna pek emin olamıyorum."
Gülümserken yüzünü yüzüme doğru eğdi. "Sen kimin sevgilisi olduğunun farkında değil misin hâlâ?" Farkındaydım tabii ki. Çete lideri olabilirdi. Güçlü de olabilirdi ama karşısındaki de bir çete lideriydi. Hem de kötü çete lideri, "Barlas o bir katil!"Gözlerini devirdi. "Bundan emin değiliz. Emin olmadığımız için de katil diyemeyiz." Evet, emin değildik ama ondan korkuyordum. "Ya gerçekten katilse ve sana da zarar vermeye kalkarsa Barlas? O zaman ben ne yaparım?" diye sordum.
Sorum onun gülmesine neden olurken, "Hep kötü şeyler düşünmek zorunda mısın sen?" deyip ellerini yüzümden çekti ve bana sarıldı."Hayatımızda Demir gibi biri varken zorundayım," dediğimde başımı öpüp geri çekildi ve yüzüme baktı. O sırada zil çalıyordu. "Korkmak sana yakışmıyor Kaktüs. Benim tanıdığım kız cesurdu, ne oldu o kıza?"
Kafam önüme düştüğünde derin bir nefes alıp tekrar Barlas'a baktım. "Ben cesur falan olmak istemiyorum Barlas, ben sana bir şey olmamasını istiyorum." Güzel bakan gözleri gülerken, "Olmayacak zaten," dedi.Elimi kaldırıp yanağına koyduğumda usulca okşamaya başladım, "Olmasın. Buna dayanamam." Elimi tutup avucumu öptü ve tekrar yanağına koydu. Bir süre o şekilde durduktan sonra artık sınıfa gitmem gerektiği için elimi yanağından çektim. "Zil çaldı, içeri girmemiz gerekiyor."
Hiç yanımdan ayrılmak istemiyormuş gibi görünürken iç çekip mecburen kabul etti. "Peki, girelim."Birlikte okulun arka kapısına doğru yürümeye başladığımızda, "Hiç ders dinleyecek halde değilim," dedim. Canım sıkkındı ve bu halde ders dinlemek bana işkence gibi geliyordu. "İstersen seni kaçırabilirim," dediğinde ona ters ters baktım, "Devamsızlığım kaç gün oldu haberin var mı senin?"
Yine umursamaz bir tavır takınırken, "Bunu o kadar sorun etme. Devamsızlıktan sınıfta kalmana izin vermem," dedi. Tek kaşım havaya kalktı, "Nasıl olacakmış o?" Muzipçe sırıttı, "Müdürü tehdit ederek." Gülmeye başlayıp, "Hadi oradan serseri!" diyerek hafifçe koluna vurunca güldü.
Birlikte okula girip sınıflarımıza geçtik. Sırama doğru yürürken sınıftaki herkesin Demir hakkında konuştuklarını duyuyordum. Onu kimin ihbar etmiş olabileceğinden bahsediyorlardı. Çantamı alıp eski sırama geçip oturdum. Koray ve Aysun yanıma gelince Koray kendi sırasına oturup bana baktı. Aysun'sa yanıma oturup oturmama konusunda kararsız kalsa da yavaşça yerine ilişti. İkisi de merakla yüzüme bakarken Koray kaşlarını çatıp, "Demir'in uyuşturucu kullandığını biliyor muydun?" diye sordu.
Ona bakarken kafamı iki yana salladım, "Hayır."
"Eminim Barlas biliyordu ama değil mi? Hatta Demir'i o ihbar etti." Sadece ihbar ettiğini düşünüyordu ama uyuşturucuyu onun cebine koyanın Barlas olduğunu bilmiyordu. Bilmemeliydi de. "Bilmiyorum Koray," dedim. Şaşırdı, "Sormadın mı?"
"Sormadım."
"Dün bana o çocuğun bahsettiğim katil çocuk olduğunu söylediğinde kanım dondu resmen. Onunla aynı sınıfta olduğuma inanamadım." "Rahat ol, artık onunla aynı sınıfta olmayacağız. Muhtemelen bu olaydan sonra okuldan atılacak," dedim. Bana inanamıyormuş gibi baktı, "Ne kadar rahatsın Öykü. Bu çocuk senin peşinde... Bunu sen söylemedin mi? Sence Demir gibi biri okuldan atıldı diye rahat durur mu?" Moralim iyice bozulurken kafamı önüme eğdim. "Durmaz."
"O zaman tehlikedesin demektir." Kafamı kaldırmadan ona baktığımda, "Biliyorum Koray," dedim.
Sıkıntılı görünüyordu. "Bir şeyler yapmamız gerekiyor." "Yapacağız zaten. Okul çıkışında koluma ejderha dövmesi yaptıracağım. Bu Demir'i benden uzak tutar," dediğimde Koray anlamamış gibi suratıma bakmaya devam etti "Barlas'ın çetesini simgeleyen bir şeyi neden koluna yaptırıyorsun ki? Anlamadım." Kafamı kaldırdığımda derin bir nefes aldım, "Çünkü artık çetedeyim." Koray'ın gözleri fal taşı gibi açılırken Aysun'un da aynı şekilde açıldığını gördüm. Bu onlar için büyük bir şok olmuştu, "Şaka mı bu?" Koray'ın sorduğu soruyla kafamı iki yana salladım, "Değil."Bakışlarındaki şaşkınlık, yerini kızgınlığa bırakırken, "Öykü, senin o çetede ne işin var Allah aşkına?"
"Demir'den kurtulmamın tek yolu buydu. Barlas'ın çetesine girersem artık beni kendi çetesine isteyemez. Racon böyleymiş."
"Seni çetesine mi istiyordu?"
"Evet."
"Sen onun ne işine yarayacaksın ki seni çetesine istedi?"
"Bir işine yaramayacağım. Sadece Barlas'ı sinirlendirmek için beni kullanacak aklı sıra." Koray'ın yüzü düşerken bakışlarını yere indirdi. Biraz sıkıntılı görünüyordu. "Ondan kurtulmanın başka yolu yok muydu?" Yalanımı sürdürmeye devam etmek zorundaydım. "Demir saplantılı bir katil Koray... Barlas'ın çetesine girmeseydim beni ne yapar eder kendi çetesine alırdı. Başka çarem yoktu," dedim. Beni anlamış gibi kafasını salladığında, "Haklısın galiba," dedi.
"Barlas'ın seni çetesine almış olmasına hâlâ inanamıyorum. Şimdi sen de onlar gibi haraç mı alacaksın?" diye sordu. Bunu hiç düşünmemiştim ama Barlas'ın bana bunu yaptırtacağını sanmıyordum. Çeteye haraç almak için girmemiştim. Ya da işkence yapmak için. Daha önce ikisini de yapmış olabilirdim, şimdi bunları yapmak istemiyordum. Ben sadece Barlas'ın alacağı intikam için ona yardım etmek istiyordum hepsi buydu. Gerçi o adamdan nasıl intikam alacağını bilmiyordum ama bunu öğrenip ona bu konuda yardım edecektim. Kesin kararlıydım.
"Saçmalama!" diye tepki gösterince kafasını hafifçe salladı, "Ne saçmalama? Öykü, çeteye girdin sen farkında mısın? Onlar ne yapıyorsa sen de onu yapacaksın."
"Barlas bana öyle bir şey yaptırmaz!"Güldü, "O yüzden çeteye girmek istediğin zaman sana haraç alma görevi verdi, değil mi?" Kafamı oflayarak Aysun'a çevirince onun bana baktığını gördüm. Bizi dinliyordu ama sesini çıkarmıyordu. Şu an konuşmak istediğinden o kadar emindim ki. Gözlerimi hemen ondan çektim. " O çeteye girmek için verilmiş bir görevdi."
"Şimdi çeteye girdin diye haraç almayacaksın yani." Bu konuyu hiç konuşmamıştık. Bana neler yaptıracağını bilmem gerekiyordu. Bunu sormak için biraz geç kalmıştım ama yine de öğrenmem lazımdı."Almam herhalde," deyip dirseklerimi sıraya dayayıp yüzümü avuçlarımın arasına aldığımda, bu konuyu daha fazla konuşmak istemiyordum. Merak ettiğim bir konuyu sormanın tam sırasıydı. "Koray, dün biz Barlas'la gittikten sonra ne oldu? Demir ne yaptı okulda? Kötü şeyler yapmadı değil mi?"
"Hayır yapmadı. Normal bir öğrenci gibi takıldı."
"İyi bari kimseye zarar vermemiş."
"Aslında şey oldu... Bütün sınıfa senin en çok takıldığın arkadaşının kim olduğunu sordu." Aysun'a bakıp gözlerimi tekrar Koray'a döndürdüğümde, "Söylediniz mi?" diye sordum. Demir'in bunu boş yere sormadığını bildiğim için Aysun ve Koray'ı öğrenmesini istemiyordum. "Biz söylemeyecektik ama Demir bütün sınıfı tehdit edince herkes ona bizi gösterdi. O da doğru olup olmadığını teyit etmek için bize sordu ve biz de mecburen doğruyu söylemek zorunda kaldık," dedi.
Kesin bir şey yapacaktı. Bunu boş yere sormadığını o kadar iyi biliyordum ki. Aklındaki şeyin ne olduğunu çok merak ediyordum. Sırf birlikte takıyoruz diye Aysun ya da Koray'a bir şey yapmaya kalkmazdı, değil mi? Arkadaşlarıma zarar verecek kadar ileri gitmezdi. Eğer öyle bir şey yaparsa ölürdüm ben. Bu okuldan atılıp arkadaşlarımdan uzak kalacak olması içimi biraz rahatlatabilirdi ama bir şey yapmak isterse bunu dışarıda da yapabileceğini bildiğim için aklıma kötü şeyler geliyordu.
***
Çıkışta Barlas'la birlikte dövmeciye giderken çok heyecanlı olduğumu hissediyordum. İlk defa dövme yaptıracaktım ve kolumda nasıl duracağını merak ediyordum. Arkadaşlarımdan acıdığını duymuş olsam da umurumda değildi. Bir an önce Demir'e Barlas'ın çetesinde olduğumu kanıtlamak istiyordum. Sessizce geçtiğimiz yolları izlerken Barlas yüzüme baktı. "Ne oldu Kaktüs, hiç konuşmuyorsun?"
Gülümsedim. "Hiç. Sadece dövmemin kolumda nasıl duracağını düşünüyordum."
"Hepsi bu mu?" "Aslında bir şey daha var. Demir dün biz okuldan ayrıldıktan sonra bütün sınıfa en çok kiminle Takıldığımı sormuş. Herkes Koray ve Aysun'u söylemiş. Bunu öğrenmek istediğine göre bir şeyler planlıyor olmalı, korkuyorum Barlas. Arkadaşlarım tehlikede olabilir."
"Sakin ol, Demir'in henüz ne düşündüğünü bilmiyoruz. Bilmeden de boşuna telaş yapma. Buna gerek yok," dedi. Bu kadar rahat olmasının sebebini anlayamıyordum. "Ama iyi şeyler düşünmediğini biliyoruz. Onlara zarar verebilir!" deyince kaşlarını çattı, "Böyle bir şey yapacağını sanmıyorum. Başına gelecekleri bilir ve onlara zarar vermeyi düşünmez. Merak etme sen."
"Peki, sence ne düşünüyor? Bunu neden sormuş olabilir?"
"Bilmiyorum. Yakında öğreniriz." Umarım geç kalmış olmazdık. İkisi de savunmasızdı ve Demir isterse onlara çok rahat zarar verebilirdi. Bunu bildiğim için korkum her saniye daha fazla artıyordu. Belki katil olduğunu bilmesem bu kadar korkmazdım...
Birkaç dakika sonra dövmeciye ulaştık. Geldiğimizi gören bizden sadece birkaç yaş büyük olduğunu düşündüğüm esmer genç bir çocuk masasından kalkıp yanımıza yaklaşırken, "Ooo Barlas uzun zaman sonra seni görmek güzel," deyip gülümseyerek yanımıza geldi ve ona elini uzattı, "Hoş geldin." Barlas çetesine giren herkesi buraya getiriyor olmalıydı. Barlas'ın ve çetedekilerin dövmesine bakılacak olursa bu işte bayağı iyiydi. Barlas, "Hoş bulduk Can," deyip tokalaşırken ben çocuğun kolunu inceliyordum.
İki kolunu da dövmelerle doldurmuştu, vücudunda da aynı şekilde olduğundan emindim. Bu kadar dövme yaptırmanın bir hastalık olduğunu düşünürken şaşkın bakışlarım çocuğun kolundan hemen çektim. Dövmeci çocuk bana da elini uzattı. "Sen de hoş geldin."
"Çeteye giren yeni arkadaş bu mu?" Barlas kafasını sallayıp, "Evet," deyince çocuk elimi bırakıp ona şaşkınca baktı. "Bade'den sonra çeteye bir kız daha alacağını düşünmemiştim." Barlas gülümseyerek, "Ben de düşünmemiştim," diyerek bana bakınca elimi tutup öptü, "Ama aldım." Çocuk Barlas'ın bu hareketiyle aramızda bir şeyler olduğunu anlayınca bana birkaç metre ötemizde duran koltuğu işaret etti. "Sen şöyle otur istersen ben de dövmenin taslağını hazırlayayım."
Koltuğa geçerken etrafı inceliyordum. Çok büyük bir yer değildi, duvarlarda bir sürü dövme şekilleri asılıydı ve hepsi de oldukça ilgi çekiciydi. Koltuğun hemen önünde büyük bir vitrin, içinde boya kutuları ve ne işe yaradığını bilmediğim birçok malzeme görünce kaşlarımı çattım. İlk defa dövme yaptıracağım için hâlâ gergindim. Koltuğa oturup okul gömleğimin kolunu dirseklerime kadar katladım ve Barlas'a baktım.
O da masasına oturmuş dövmenin taslağını hazırlayan çocuğa bakıyordu. "Dövme büyük olmayacak Can. Sadece bilek içine yapacağız, ona göre hazırla." Çocuk, "Tamam," deyince şaşırdım. "Neden benim dövmem büyük olmayacak?" Barlas yanıma yaklaşıp oturduğum koltuğun önüne çömelerek kucağımdaki elimi tuttuğunda, "Ne kadar büyük olursa canın o kadar yanar."
"Sorun değil ki, dayanabilirim," deyince Barlas çömeldiği yerden ayağa kalktı ve burnuma küçük bir öpücük kondurduktan sonra alnını alnıma dayadı. "Ben dayanamam..." Sıcak nefesi yüzüme değerken gülümsedim. O da gülümsüyordu. Dövmeci çocuk taslağı getirince Barlas kafasını geri çekip ona baktı, "Canını çok fazla yakmamaya çalış."
Çocuk, "Elimden geleni yaparım," deyince Barlas elimi bıraktı ve geri çekildi. Çocuk oturduğum koltuğun yanındaki sandalyeye yerleşti. Kolumu koltuğun koluna koydurup dövme yapacağı yere çizdiği taslak kâğıdını yapıştırdı. Birkaç saniye beklettikten sonra kâğıdı çıkarıp üzerine krem gibi bir şey sürdükten sonra dövme makinasını aldı. Sanırım artık başlıyorduk. Gözlerimi kapatıp beklerken Barlas'ın elimi tuttuğunu hissettim. Korktuğumu düşündüğü için elimi tutuyordu ama korkmuyordum. Sadece kendimde böyle şeylere bakamadığım için gözlerimi kapatmıştım.
Ben kan aldırırken bile iğneye bakamazdım, şimdi derime birçok kez iğne girip çıkacaktı ve ben bunu izlemek istemiyordum. İçim bir tuhaf olacaktı çünkü biliyordum.Ben hâlâ gözlerim kapalı bir şekilde beklerken makine çalıştı. İğne derime girerken kolumu kasmamaya çalışıyordum ama dakikada bilmem kaç kez derime batmaya başlayınca istemeden kasıldığımı hissedebiliyordum. Canım çok yanmıyordu, belirgin bir acı vardı ama dayanabiliyordum. İşlem devam ederken gözlerimi açıp Barlas'a baktım, yüzünü buruşturmuş koluma o şekilde bakıyordu. Canımın çok yandığını düşünüyor ve bu yüzden bakmak istemiyordu belki de.
Elimi sıkıca tutarken bir anda bırakıp, "Ben dışarıdayım," diyerek hızlı bir şekilde oradan çıktı. Ardından bakarken çıkmasının iyi olduğunu, bakmaya devam etseydi eğer dövmeyi yarıda bıraktıracağını düşünüyordum.İşlem düşündüğümden daha uzun sürmüştü. Can, "İşte bitti," dediğinde sevindim. Dövmem tıpkı diğerlerininki gibi siyah beyaz ancak boyu onlardan farklı olarak işaret parmağımın uzunluğu kadardı. Bileğimde gerçekten çok hoş görünüyordu. Aptal bir gülümseme yerleşmişti yüzüme. Şimdi gerçekten Barlas'ın çetesindeydim ve bunu simgeleyen bir şey taşıyordum. Çok mutluydum.Uzun bir süre dövmeme baktıktan sonra Can'a teşekkür edip Barlas'a göstermek için hemen dışarı çıktım.
Onu arabasının önünde sigara içerken görünce yanına gidip gülümseyerek bileğimi uzattım. "Nasıl olmuş?" Kolumu tutarak dövmeme baktığında, "Güzel görünüyor," dedi. İfadesizce söylediği şey moralimi bozmuştu, oysa ne hevesli gelmiştim yanına. "Beğenmedin mi?" Gözlerini kolumdan çekip gözlerime bakarak, "Beğendim," dedi. "O zaman neden öyle görünmüyorsun ve neden bunu yaptırmış olmam umurunda değilmiş gibi davranıyorsun?" diye sordum.
Gözlerime birkaç saniye daha bakıp elindeki sigarayı yere attıktan sonra ayağıyla söndürüp elleriyle yüzümü avuçladı ve beni iyice kendine çekti. "Canın yandı ve buna yine ben neden oldum, farkında mısın?" diye sordu. "Dövme yaptırmayı ben istedim Barlas."
"Canının yanmasından nefret ediyorum."
"Acımadı ki..." Gözlerini açıp gözlerime bakınca, "Yalan söyleme," diye uyardı. Gülümseyerek, "Tamam, biraz acıdı," dedim. Bu onu da güldürürken ellerini yüzümden çekti ve bana sıkıca sarıldı. Yüzü boynumdayken kokumu içine çekiyordu. Onunla saatlerce böyle kalmak istesem de üşüdüğümü fark ettim. Üstümde sadece okul gömleği vardı ve hava oldukça soğuktu. Barlas üşüdüğümü anlayıp kendini geri çektiğinde, "Arabaya bin de daha fazla üşüme, seni fabrikaya götüreceğim," dedi"Fabrikaya mı? Neden?" diye sordum. "Bizimkilere çeteye girdiğini henüz söylemedim, birlikte söyleriz diye düşündüm."
Çocukların buna ne tepki vereceğini düşünürken heyecanlanmıştım, "Çok iyi düşünmüşsün. Annemi arayıp ona geç geleceğimi söyleyeyim o zaman."
"Tamam sen arabaya geç ben de Can'la vedalaşıp hemen geliyorum." Arabaya oturup montumu üzerime giydim ve hemen annemi aradım. Ona yalan söyleyeceğim için üzülüyordum ama başka çarem yoktu. Barlas'la takılmak için buna mecburdum. Yoksa annem onun gibi biriyle takılmama asla izin vermezdi.Telefonu kapattıktan sonra koluma baktım. Dövmemin etrafı kızarmıştı ve çok az sızı vardı. Yeni olduğu için bunun olması normaldir diye düşünüyordum. İlk defa yaptırdığım için mi yoksa sevdiğim çocuğun çetesini simgelediği için mi bilmem sürekli dövmeme bakmak istiyordum.
***
Kısa süre sonra fabrikadaydık. Çetin, Samet ve Ali kanepelerin birkaç metre ötesine koydukları varilin içinde ateş yakmışlar ısınmaya çalışıyorlardı. Biz de onlar gibi varilin yanında durup bir süre muhabbet ettikten sonra Barlas onlara çeteye girdiğimi söylemişti. Hepsi önce şaşırsa da daha sonra sevindiler. Dövmemi onlara gösterirken fabrika kapısında bir hareketlilik hissedince kafamı çevirip oraya baktım. Bade ve Ateş gelmişlerdi. Birlikte gelmişlerdi ve gayet mutlu görünüyorlardı.
Bade Ateş'e bakıp gülümseyerek elini tuttu ve tekrar bize baktı. Bunu görmek yüzümde gülücüklerin açmasına neden olurken heyecanla konuştu. "Arkadaşlar bizim size söylemek istediğimiz bir şey var. Biz artık birlikteyiz." Dün olanlardan çocukların haberi olmadığı için hepsi şaşkındı ama Barlas ve ben mutluyduk, gülümsüyorduk. Sonunda olmuştu. Artık birlikteydiler ve çok mutlu görünüyorlardı.
Bugün okula da gelmemişlerdi, dün akşamdan beri uzun uzun konuşmuş olmalıydılar. Yanlarına gittim, mutluluğumu dile getirmek istiyordum, "Ben, çok sevindim. Bu gerçekten inanılmaz bir şey. Mutlu olmayı hak ediyorsunuz. Umarım hep mutlu olursunuz."Ateş elini omzuma koyup, "Sağ ol Öykü," derken Bade gülümsedi ve "Senin sayende," dedi. "Sen olmasaydın belki de biz asla birlikte olmayacaktık. Teşekkür ederim Öykü. Sana kızdığım için de özür dilerim." Bana bunun için teşekkür etmesi beni sevindirirken, "Şu an çok doğru bir şey yaptığıma emin oldum." dedim."Hayatıma burnunu soktuğun için sinirlenmiştim ama şu an iyi ki sokmuşsun diyorum. Sen olmasaydın ben gerçeği ona asla anlatamayacaktım."
"Burnum ilk defa işe yaradı desene..." dediğimde ikimiz de gülmeye başladık. Çocuklar olayı anlamadığı için bize boş boş bakıyorlardı."Bade, bu nasıl oldu? Yani siz ne ara..." Çetin'in yarım bıraktığı soruyu Ateş cevapladı, "Bunu boş ver Çetin, oldu işte. Biz artık birlikteyiz." Çocuklar şaşkın ama aynı zamanda mutlu bir şekilde onları tebrik ederken Barlas gelip yanımda durdu. Bir süre ikisine de bakıp gülümsedikten sonra, "Çok mutlu olun," dedi. Bade ona gülümseyip, "Sağ ol," deyince Ateş yutkunarak Barlas'a baktı. "Ben senden özür dilemek istiyorum."
"Ne için?"
"Sana güvenip de çetene girmediğim için..."
"Şimdi bunu konuşmayalım. Sırası değil."
"Hayır, tam da sırası... Konuşmak istiyorum. Sana güvendiğimi biliyorsun. Sadece bana bunu söylediğinde değiştiğini düşünmüştüm, seni tanıyamıyordum. Bunun için özür dilerim. Aptalın tekiyim. Bir amacın olduğunu anlamalıydım. Ama anlayamadım işte. Seni yalnız bıraktım!"
Gözleri bunun pişmanlığıyla dolarken kafasını yere eğdi. Barlas da eğmişti. "Bana güvenmemen beni çok kırdı Ateş."
"Biliyorum," deyip kafasını kaldırarak tekrar Barlas'a baktı. "Eğer kabul edersen şimdi yanında olmak istiyorum. Babanın intikamını birlikte alalım. Sana yardım etmeme izin ver. Beni de çetene al. " Barlas ona inanamıyormuşçasına bakarken, "Sen ciddi misin?" diye sordu. "Evet." İkisinin yüzünde de sanki çok eskiden kalan bir hazineyi bulmuş gibi bir sevinç vardı. Birbirlerine sarıldılar. "O zaman çeteye hoş geldin kardeşim." Ateş gülümseyerek, "Hoş bulduk kardeşim," derken onları izliyordum, hepimiz izliyorduk.
Onları böyle görmek hepimizi mutlu etmişti. Çetin, "Demek çeteye yeni bir daha girdi ha!" diyerek sevincini dile getirince Bade, "Başka kim girdi ki?" diye sordu. Soruyu ben cevapladım. "Ben girdim." Gözleri şaşkınlıkla bana dönerken onlara dövmemi gösterdim. Bade, "Ne zaman oldu bu?" diye sordu. "Dün."
"Sonunda girdin demek."
"Evet," deyip Barlas'a baktım ve sevinçle gülümsedim. "Bu sefer kolay oldu."
"Sevgili torpilidir o."
"Evet, galiba öyle oldu." Biz gülüşmeye devam ederken Çetin keyifle Ateş'in yanına yaklaştı ve gülerek koluna dostça vurduktan sonra Barlas'a baktı, "Madem çeteye iki kişi daha girdi bunun şerefine bugün hepimiz haraç almaya gidelim ne dersin. Geçen sefer Hikmet'ten alamadığımız haracı bugün alalım."Bade heyecanla, "Bu iyi olur. Hem Ateş de nasıl iş yaptığımızı öğrenmiş olur," deyince Barlas bunu direkt kabul etti "Olur tabii ama önce Öykü'yü evine bırakayım."
Belli ki haraç alırlarken yanlarında olmamı istemiyordu. Bu beni sevindirmiş, onun bana kötü şeyler yaptırtmayacağını anlamıştım. Bunlar bana göre şeyler değildi ama nedense onlarla gitmek istiyordum. Haracı onların alacak ben yalnızca yanlarında duracaktım. "Eve gitmeyeceğim. Sizinle gelmek istiyorum." Artık ben de bu çetedeydim ve böyle şeyler yapmayacak olsam bile onlarla birlikte gitmek istiyordum. "Hayır gelmiyorsun."
"Nedenmiş o? Ben de bu çetedeyim ve sizinle gelmek istiyorum."
"Haraç alacağımız kişi tehlikeli biri, seni oraya götüremem."
"Tehlikeye alışkınım."
"Uzatma Öykü, gelemezsin."
"Gelmek istiyorum."
"Ben de gelmeni istemiyorum."
"Beni tehlikeli yerlere götürmeyeceksen neden çeteye aldın?" Sorduğum soruyla bakışlarını benden kaçırınca aklıma gelen şeyle ona öfkeyle baktım. "Bir saniye... Sen sadece Demir beni çetesine alamasın diye kabul ettin, değil mi? Beni rahat bıraksın diye?"
"Evet," derken tekrar gözlerini gözlerime çevirdi. Sinirlenmiş gibi görünüyordu. "Demir'in senden uzak durmasının tek yolu buydu... " Bizimkiler kavga edeceğimizi düşündüğü için üzüntüyle bize bakarken, öfkeyle soluyup Barlas'ı sinirle göğüslerinden ittim ve hiçbir şey söylemeden koşarak dışarı çıktım.
Çok sinirlenmiştim ve hemen buradan gitmek istiyordum. Zaten bu kadar kolay kabul etmesinden anlamalıydım. Başta çetesine girmem için bana görevler veren çocuk şimdi direkt aldığı için ondan şüphelenmem gerekiyordu. Ama şüphelenmemiştim işte. Beni bu amaçla çeteye aldığını anlamamıştım. Baştan söyleseydi, sebebi her ne olursa olsun kabul ederdim zaten söylemeyişine kızıyordum sadece.
Peşimden gelip sıkıca kolumdan tutunca beni kendine doğru çevirdi "Nereye?"
"Sana ne, bırak beni!" deyip elinden kurtulmaya çalışırken kolumu daha sıkı tuttu, "Sana nereye dedim?" Ona sinirle bakarken, "Eve gidiyorum!" diye bağırdım.
Birkaç saniye yüzüme baktıktan sonra kolumu bıraktı ve bana arabayı işaret etti "Arabaya bin, seni eve ben bırakacağım."
"Hayır, kendim gideceğim!" deyip arkamı döndüğümde, "Peki," deyip beni ani bir hareketle omzuna atınca neye uğradığımı şaşırdım, "İnat etmek iyi bir şey değil bunu biliyorsun, değil mi Kaktüs?" Beni bırakması için çırpınıyordum ama bu bir işe yaramıyordu. Kapıyı açıp beni koltuğa oturturken, "Seni eve ben bırakıyorum," deyip sırıtarak geri çekildi ve kapıyı kapatıp yerine geçti. Arabayı çalıştırırken ona bakmıyordum. Yanımdaki camdan dışarıyı seyrederken konuşmayacağımı anladığı için kendi de konuşmadı.
Evin önüne geldiğimizde çantamı alıp kapıyı açmak için hazırlanmıştım ki Barlas kapıyı kilitleyince hızla dönüp ona baktım. "Kapıyı neden kilitledin?" Hiçbir şey söylemeden bana doğru uzanınca elini koltuk başlığına koyup gözlerimin içine baktı. "Konuşalım diye." Omzumu silktim, "Konuşmayacağım!" Sinirim geçmişti ama hâlâ onunla konuşmak istemiyordum. Çünkü tekrar sinirlenmek istemiyordum."Eve gelene kadar sakinleşmeni bekledim. Şimdi sakinsin ve biz konuşacağız," deyince gözlerimi ondan ayırıp ön camdan dışarıya baktım.
Yumuşak hareketlerle çenemden tutup yüzümü kendine doğru döndürdü. "Peki, söyle o zaman ne zamandan beri çetene girmemi istiyordun?" Bu soruyu sormamın amacı bunu Demir'den önce isteyip istemediğini öğrenmekti. Gözlerini gözlerimden ayırmadan, "Demir seni çetesine almak istediğinden beri," dedi.Tek kaşım havaya kalkarken, "O olmasaydı istemeyecektin yani?" diye sordum.
Direkt cevap verdi, "O zaman buna gerek duymayacaktım."
"Çetene girmek istemeseydim ne yapacaktın Barlas?" Elini çenemden çekti ve hafifçe gülümsedi, "İstedin ama değil mi?"
"Ya istemeseydim?"
"İstemeseydin seni zorlamazdım. Demir'in seni kendi çetesine almaması için başka bir yol bulurdum. Ben sırf ondan korktuğun için değil gerçekten istediğin bize katılmanı istedim," dedi. Kaşlarım çatılırken, "Zaten o yüzden kabul ettim. Gerçekten istediğim için, yanında olmak istediğim için. Ama sen sanki çetende değilmişim gibi davranıyorsun. Sizinle haraç almaya gelmemi bile istemiyorsun," dedim.
Bu onu sinirlendirmeye başlamıştı, "Seni çeteye aldım diye gittiğimiz her yere götürecek değilim. Ayrıca gideceğimiz yer tehlikeli bir yer. Bu yüzden bizimle gelemezsin!" O yanımdayken bana bir şey olmazdı ki... "Gelmek istiyorum ama." Sinirle suratıma bakmaya devam ederken, "Ne yapacaksın, haracı sen mi alacaksın?" diye sordu. "Hayır, tabii ki... Ben sadece yanınızda olmak istiyorum." Kafasını sabır diler gibi yukarı kaldırdı ve birkaç saniye o şekilde durup tekrar indirdi. "Tehlikeli diyorum sana, neden anlamıyorsun?" Kabul etmeyeceğini anlayınca ben de sinirlendim. "Peki, sence bu çetede olmam tehlike değil mi?"
Sorum onu şaşırtırken bir süre sessiz kaldı. Böyle bir şey söylememi beklemiyordu sanırım. Siniri birden geçmişti. Dediğim şey onu biraz kırmıştı galiba. Bir süre sessiz durup yüzüme öylece baktıktan sonra, "Asıl bu çetede olmaman tehlike. Demir peşinde Öykü... Tehlike peşinde," dedi. Ona hak verirken söylediğim şeye pişman olmuştum. Haklıydı, hem de çok haklıydı.
Demir çetede olmadığımı düşündüğü için hâlâ peşimdeydi ve ben Barlas'ın çetesinde olmamın tehlike olduğundan bahsediyordum. Tam bir aptaldım. Bunu söylediğim için Barlas'a üzgün bir şekilde bakarken telefonum çaldı. "Annem arıyor." "Onu daha fazla bekletme, hadi git." Çağrıyı meşgule atıp telefonu tekrar cebime koyduğumda kafamı kaldırıp Barlas'a baktım. Çetesinde olmamın tehlike olduğunu söylediğim için bana kızmasını ya da kırılmasını istemiyordum. Bu yüzden bu konuyu konuşup eve öyle girmek istiyordum. "Barlas ben dediğim şey için üzgünüm. Aptallığım için kusura bakma. Seni kırdım galiba."
Hafiften gülümserken kırgın ya da kızgın olmadığını hemen belli etti. Kafasını koltuk başlığına yaslayıp, "Öyle bir şey yok, kırılmadım merak etme. Sen de haklısın, bir çetedesin sonuçta. Bu yüzden böyle düşünmen gayet normal," dedi. Buna kırılmış olmamasına sevinirken ona sıkıca sarıldım. "Gerçekten üzgünüm." Gülerek bana sarıldığında, "Gerçekten sorun değil," dedi. Gülüşüne eşlik ederken telefonumun tekrar çalmasıyla oflayıp kendimi geri çektim. Telefona bakmıyordum çünkü yine annemin aradığını biliyordum. "Gitmem lazım." Barlas, "Tamam," deyip yanağımdan öpünce ben de onu öpüp, "Yarın görüşürüz," dedim.
Beni bırakmak istemiyormuş gibi görünürken iç çekti ve "Görüşürüz," dedi. Çantamı alıp gülümseyerek arabadan çıktığımda kapıyı kapatmadan önce kafamı eğip Barlas'a baktım, "Dikkatli olun Barlas."
"Hep dikkatliyiz." Eve girip elimdeki çantayı yere bıraktım. Annem elinde tuttuğu telefonla mutfaktan çıkıp yanıma geldi. "Öykü, nerede kaldın kızım sen?" Üzerimden çıkardığım montu vestiyere asarken, "Geç geleceğimi söylemiştim ya," dedim. Kaşları çatılırken kolumu tutup bileğimdeki dövmeye baktı. "Bu ne? Dövme mi yaptırdın sen?" Gömleğimin kolu dirseğime kadar katlanmıştı görmemesi imkânsızdı. "Evet."
"Nereden çıktı bu şimdi?" Suratıma kızgınlıkla bakarken korkuyla yutkundum. "Hiç. Sadece hoş görüneceğini düşündüm." Annem böyle şeylerden hoşlanmadığı için sinirlenmişti. Gözlerini devirip kolumu bıraktığında, "Yaptırmadan önce benden izin almalıydın," dedi. "Evet, biliyorum bunun için çok üzgünüm anne ama sana söz bu ilk ve son dövmem olacak. Lütfen kalmasına izin ver. Lütfen!" dedim. Sanki izin vermese sildirecektim de. Bunu sırf iş işten geçtiği için izin vereceğini düşünerek söylüyordum. Sildirmek için canımın yanmasına müsaade etmeyeceğini biliyordum çünkü."Öykü dövmenin hoşuma gitmediğini biliyorsun." Dudaklarımı büktüm. "Ama sildirirsem canım yanacak sen de bunu biliyorsun." Bıkkınca nefes verip kafasını iki yana salladığında, "Bir daha dövme yaptırmıyorsun," diye uyardı. Neyse ki bu kadarla atlatmıştım. "Hadi şimdi ellerini yıka ve mutfağa gel, senin için bir şeyler hazırladım açsındır."
"Üstümü değiştirip hemen geliyorum." Formamdan kurtulup rahat bir şeyler giydikten sonra hemen mutfağa annemin yanına gittim. Bir yandan yemek yerken bir yandan sohbet ediyorduk. Görüştüğü adamı anlatıyordu bana. İyi biri olduğunu ve ona âşık olabileceğini söylüyordu. Ona babamı unutturacağına memnun olduğumu görüşmelerinin beni mutlu ettiğini söylüyordum anneme. Biliyordum çünkü bunu onaylıyor olmamı çok istiyordu. Ben de istediğini yapıyordum. Sevinmiş gibi yapıyordum.Uzun bir muhabbetten sonra odama geçtiğimde biraz ders çalışıp hemen yatağıma girdim. Aklım bizimkilerdeydi. Haracı alabilmişler miydi acaba? Bunu merak ettiğim için Barlas'a mesaj atmıştım.
Müsait olmayan bir zamanda aramış olmaktan korkuyordum çünkü. Çok geçmeden cevap geldi. Haracı alamadıklarından bahsediyordu. İkidir vermediğine göre Barlas'tan pek korkusu yoktu anlaşılan. Yazışmamız uzun sürdüğü için gözlerimin kapandığını hissediyordum. Uykum gelmişti. Barlas'la vedalaşıp telefonu komodinimin üzerine bıraktıktan sonra kendimi uykunun huzurlu kollarına bıraktım.
Sabah alarmımın sesiyle uyanınca banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım ve formamı giyip annemin hazırladığı kahvaltıdan bir şeyler atıştırdıktan sonra hemen evden çıktım. Hızlı hızlı yürüyerek okula geldiğimde Koray arkamdan seslendi. Koşarak yanıma gelince, "Günaydın," diyerek gülümsedi. Ben de gülümseyip, "Günaydın," dedikten sonra nasıl bir tepki vereceğini merak ettiğim için dövmemi gösterdim. Hayretle kaşlarını kaldırmış etrafı hâlâ kızarık olan dövmemi incelerken, "Oha! Öykü bu çok iyi olmuş," dedi. "Barlas'ın çetesinin simgesi olmasa ben de yaptırmayı düşünebilirdim. Gerçekten çok hoş görünüyor."
Gülerken kafamı kaldırıp ona baktım. O hâlâ dövmeme bakıyordu, "Seninki neden bu kadar küçük?" "Barlas canımın çok yanmaması için küçük olmasını istedi." Gözlerini dövmemden alıp gözlerime kaldırınca, "Çete liderimiz çok düşünceli," dedi"Evet öyle." Koray'ın gülen gözleri bahçe kapısının oraya kayınca, "Geldi seninkiler," dedi.
Kapıya doğru baktığımda Barlas'ı ve diğerlerini okulun dışına park ettikleri arabalardan çıkarken gördüm. Bade ve Ateş de onlarla gelmişti. El eleydiler. Onları böyle görmek yine yüzümde gülücükler açmasına neden olurken Koray'ın şaşkın sesiyle gülümsemem daha da büyüdü, "Bir saniye, şu an yanlış görmüyorum, değil mi? Ateş ve Bade el ele!"
"Doğru görüyorsun. Onlar çıkıyor," dedim. Şaşkın bakışlarını gözlerime çevirince, "Bade'nin Barlas'tan hoşlandığını sanıyordum, siz öyle söylüyordunuz," dedi. Evet, Aysun ve ben de öyle biliyorduk çünkü. Gerçeği öğrendiğimde de onlara söyleyememiştim. "Evet ama sen haklı çıktın. Bade Barlas'tan hoşlanmıyormuş."
"Ateş'ten hoşlandığını hiç tahmin etmemiştim."
"Ama hoşlanıyormuş."
"Ateş neden onların arabasıyla geldi okula? Barlas'la aralarında sorun olduğunu sanıyordum."
"O sorunu hallettiler, Ateş de artık çetede."
"Şakamı bu?"
"Yoo değil."
"Bu ne ara oldu?"
"Dün." Kafasını hafifçe iki yana sallayıp sesli bir nefes verdi. "Bu okulda hızına yetişemediğim şeyler oluyor." Lafı beni güldürürken yanımıza gelen Barlas'ın, "Günaydın," demesiyle bakışlarımı ona çevirdim. "Günaydın." Barlas dünkü olaya rağmen keyifli görünüyordu. Muhtemelen Ateş'in çeteye girmesi ve Bade'yle birlikte olması yüzünden mutluydu."Güne şaşırarak başladık bakalım bu böyle devam edecek mi?"
Koray'ın bakışlarının hâlâ Ateş'in üzerindeydi."Neye şaşırdın böyle Koray?" "Anlaşılan çete büyüyor. Önce Öykü şimdi de Ateş. Ne yapıyorsun? Okuldaki herkesi toplamaya mı çalışıyorsun? Anlayamadım."
"Diyelim ki öyle. Bir sorun mu var?"Koray kendini geri çekmiş kafasını iki yana sallarken, "Yok. Bir sorun yok," dedi. "Sıradaki sensin haberin olsun." Barlas'ın sözüyle Koray'ın gözleri kocaman olunca gülmeye başladım. Onu korkutmuştu. "Şaka yapıyor Koray, ona aldırma." "Bir an gerçek sandım," deyince Barlas da güldü. O sıra yanımıza diğerleri de gelmişti. Koray Ateş'e bakarken, "Tebrikler Ateş, Bade'yle birlikte olmana sevindim," dedi. "Ama çeteye girdiğin için tebrik edemeyeceğim kusura bakma." Barlas ona ters ters bakıp, "Koray kes sesini!" diye uyardı.
Koray korkuyla başını sallayıp ağzına hayali bir fermuar çekti. Bu beni yine güldürürken Çetin'in, "Bunların burada ne işi var?" demesiyle hepimiz kapıya doğru baktık. Demir ve çetesini okulun dışına park ettikleri arabalardan çıkarken görünce gülümsemem bir anda kayboldu ve yerini şaşkınlık aldı. Barlas'a, "Onun okuldan atılmış olması gerekmiyor muydu? Ne işi var burada?" diye sordum.
Barlas daha ağzını açmadan büyük bir şaşkınlık daha yaşadım. Demir arabasının kapısını açmış Aysun'un inmesini bekliyordu. Şaşkınlık ve korku dolu gözlerle onlara bakmaya devam ederken yutkundum. Korkuyordum. Aysun'un onun çetesine girmiş olabilme ihtimalinden korkuyordum. Onunla konuşmadığım için bana tepki olsun diye böyle bir şey yapabilir miydi? Hayatına müdahale ettiğimi düşünüp beni cezalandırıyor olabilir miydi? Hayır sanmıyordum. Demir onu çetesine zorla almış olmalıydı. Bunu Aysun'un isteyeceğini düşünmüyordum. Ama yine de onun hatalarından asla ders almayan biri olduğu aklıma gelince...
Sorulardan ve sinirden beynim yanacak gibiydi ki Demir'in bize doğru geldiğini gördüm. Aysun ve Demir'in çetesi arabaların yanında kalırken o tek başına gelip önümüzde durdu. Aysun'u zorla almış olması fikri beni öyle öfkelendirmişti ki kendimi tutamadım. "Aysun'un senin yanında ne işi var? Onu çetene mi aldın? Bana bak eğer öyle bir şey yaptıysan çok kötü olur!" Demir boş tehdidime gülmeye başladığında öfkeyle ona bakıyordum. Gülmesi beni daha da sinirlendirmişti. "Aysun'u çeteye almak mı? Fena fikir değilmiş ama ben seni tercih ediyorum," dediğinde üzerine atılmamak için kendimi zor tutuyordum.
Barlas sakin kalmaya çalışırken bizimkilerin hepsi tetikteydi. Bir tek Çetin ne yapacağını bilemez halde Demir'in çetesindekilerin yanında sırtı bize dönük duran Aysun'a bakıyordu. "Okuldan atılmadın mı sen?" diyerek bağırdığımda pis pis sırıttı. "Evet, ama bu okula gelip özlediğim insanları göremeyeceğim anlamına gelmez," diyerek gözlerimin içine baktı. Barlas önüme geçip bana bakmasına engel olunca ona bir adım daha yaklaşıp gözlerini gözlerine dikti.
Sert yüz hatları iyice gerilmiş ve bakışlarında büyük bir öfke belirmişti. "İtiraf etmeliyim ki planın çok iyiydi Barlas ama keşke beni içici değil satıcı olarak gösterseydin, o zaman benden uzun bir süre kurtulmuş olacaktın. Hata yaptın. Dışarıda olmam sana çok pahalıya patlayacak!" Biraz eğilip bana göz kırparak Barlas'a döndü. "Ayrıca şunu bilsen iyi olur, sevdiğin kızı çeteme alana kadar durmayacağım. O senin değil benim yanımda olacak!"
Söylediği şey Barlas'ın sinirden ellerini yumruk yapmasına neden olurken artık beni çetesine istemekten vazgeçmesi için öne çıkıp dövmemi gösterdim. "Ben Barlas'ın çetesindeyim beni hiçbir yere alamazsın." Gözleri gösterdiğim dövmeye kayınca bir süre öylece kaldı. Sanırım bunu beklemiyordu."İçeride olmamı fırsat mı bildin Barlas?" dediğinde sinirinin sesine yansıdığını fark ettim. "Hemen onu çeteye alıp dövmeyi yaptırmışsın."
Barlas'ın bir şey söylemesine izin vermeden konuşurken yine aynı şeyi tekrarladım, "Artık beni çetene alamazsın Demir!"Demir bir süre Barlas'ın gözlerine öfkeyle bakmaya devam ettikten sonra aklına bir şey gelmiş gibi pis pis sırıtarak bana döndü. "Evet, çeteme alamam ama bu seni onun yanından alamayacağım anlamına gelmiyor."
Kaşlarım çatılırken ona garip garip baktım. "Ne demek bu?"
"Şu demek, sana işkence yapan bir adamla olmak yerine benimle birlikte olmayı isteyebilirsin. Seni buna ikna edebilirim, hatta belki Annen de bana yardım edebilir..."Söylediği şeyler kafamda yankılanırken ne demek istediğini anlamaya çalışıyordum. Öfkeden başım dönmeye başlamıştı. Dizlerimin bağı çözülüp yere düşmeden önce gördüğüm son şey Barlas'ın hırsla parlayan endişeli gözleriydi.