"Teklifimi kabul ediyor musun?"
Kerem'in sesi ofisin sessizliğinde yankılandı.
Önümde duran sözleşmeye baktım.
Bir yıl.
Sahte bir nişan.
Altı ay sonra evlilik.
Karşılığında hayatımı değiştirecek kadar para.
Mantığım bunun kötü bir fikir olduğunu söylüyordu.
Ama gerçekler daha acımasızdı.
Babamın borçları vardı.
Annemin tedavi masrafları giderek artıyordu.
Ve ben ne kadar çalışırsam çalışayım yetişemiyordum.
"Bir şartım var."
Kerem kaşını kaldırdı.
"Dinliyorum."
"Aileme zarar gelmeyecek."
"Gelmez."
"Ve bana yalan söylemeyeceksiniz."
Bu kez yüzünde garip bir ifade oluştu.
Sanki bu şart hoşuna gitmemişti.
"Bazı şeyleri söyleyemem."
"Bu yalan söylemekle aynı şey."
Birkaç saniye boyunca birbirimize baktık.
Sonunda elini uzattı.
"Anlaştık mı?"
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
Yaptığım şeyin hayatımı değiştireceğini biliyordum.
Elini sıktım.
"Anlaştık."
---
Üç gün sonra.
Ülkenin en prestijli yardım galalarından biri düzenleniyordu.
Ve o gece nişanımız açıklanacaktı.
Makyaj odasında aynaya bakarken kendimi tanıyamadım.
Üzerimde koyu lacivert bir elbise vardı.
Saçlarım omuzlarıma dökülüyordu.
Tam o sırada kapı açıldı.
Kerem içeri girdi.
Siyah smokiniyle her zamanki gibi kusursuz görünüyordu.
Bana baktı.
Uzun uzun.
Normalden daha uzun.
"Ne var?" diye sordum.
Cevap vermedi.
Sadece bakmaya devam etti.
Sonra boğazını temizledi.
"Güzel olmuşsun."
Şaşkınlıktan neredeyse gülüyordum.
Bu adamdan ilk iltifatı almıştım.
"Tarihî bir an."
Kerem gözlerini devirdi.
"Abartma."
Ama yüzündeki hafif gülümsemeyi kaçırmadım.
---
Gala salonuna girdiğimiz an yüzlerce kamera bize döndü.
Flaşlar patlamaya başladı.
İçgüdüsel olarak geri çekildim.
Kerem kolumu tuttu.
"Bana yaklaş."
"Ne?"
"Daha yakın."
"İnsanlar izliyor."
"Tam olarak amaç bu."
Belime elini yerleştirdi.
Kalbim kontrolden çıkmıştı.
Bu sadece bir oyundu.
Sahteydi.
Tamamen sahte.
Ama vücudum bunu anlamıyor gibiydi.
Sunucu sahneye çıktığında bütün salon sustu.
"Bu gece özel bir duyuru yapılacak."
Kerem elimi tuttu.
Avuçları sıcaktı.
Benimkiler ise buz kesmişti.
"Kerem Arslan ve nişanlısı..."
Nişanlısı.
Bu kelimeyi duymak bile tuhaftı.
"...hanımefendiyi sahneye davet ediyoruz."
Alkışlar yükseldi.
Sahneye çıktık.
Kerem mikrofonu aldı.
Yüzlerce kişi bize bakıyordu.
"Bu akşam özel hayatımla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum."
Salon nefesini tuttu.
Kerem bana döndü.
Sonra hiç beklemediğim bir şey yaptı.
Elimi kaldırıp üzerine bir öpücük kondurdu.
Kalbim duracak gibiydi.
Ve o anda fısıldadı:
"Gülümse."
"Ne?"
"Gülümse. Çünkü birazdan ortalık karışacak."
Mikrofona döndü.
"Hanımefendiyle evleniyoruz."
Salon bir anda patladı.
Gazeteciler bağırmaya başladı.
Flaşlar arka arkaya çakıyordu.
Tam her şey kontrolden çıkmışken salonun girişinden bir kadın sesi yükseldi.
"Bu evlilik gerçekleşmeyecek!"
Herkes dönüp kapıya baktı.
Uzun sarışın bir kadın öfkeyle bize doğru yürüyordu.
Ama en korkutucu olan şey kadının kim olduğu değildi.
Kerem'in yüzünün bir anda bembeyaz kesilmesiydi.
Çünkü ilk kez onu gerçekten korkmuş görüyordum.
Ve o kadın bizi işaret ederek tek bir cümle kurdu:
"Kerem, ona gerçeği anlatmadın değil mi?"