Ertesi sabah Masal mutfağa indiğinde Altay kahvaltı hazırlıyordu.
Masal şaşkınlıkla ona baktı.
“Sen kahvaltı mı hazırladın?”
Altay gülümsedi.
“Evet. Aç kalmanı istemiyorum.”
Masal istemeden gülümsedi.
“Dün sana kızgındım.”
“Biliyorum.”
“Bugün de biraz kızgınım.”
Altay güldü.
“Onu da biliyorum.”
Masal masaya oturdu.
Bir süre sessizce kahvaltı yaptılar.
Sonra Masal başını kaldırdı.
“Altay.”
“Efendim?”
“Bana gerçekten yardım etmek istiyor musun?”
Altay hiç düşünmeden cevap verdi.
“Evet.”
“Peki neden?”
Altay Masal’ın gözlerine baktı.
“Çünkü sen artık sadece ailelerimizin verdiği bir karar değilsin.”
Masal’ın kalbi hızlandı.
“Benim için farklısın.”
Masal ne diyeceğini bilemedi.
İlk kez Altay’ın yanında kendini güvende hissediyordu.
Ama tam o sırada kapı çaldı.
Altay ayağa kalktı.
Kapıyı açtığında karşısında tanımadığı bir adam vardı.
Adam Altay’a bir zarf uzattı.
“Bunu sana gönderdiler.”
Altay zarfı aldı.
Adam arkasını dönüp gitti.
Masal merakla sordu:
“Kim gönderdi?”
Altay zarfı açtı.
İçinden eski bir fotoğraf çıktı.
Altay’ın yüzü bir anda değişti.
Yakında…