İçeriğe geç

Cennetim

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Cennetim

Bölüm 5

5. Bölüm

Büşra, sevgilisinden duyduğu gerçeklerle kalbine ağırlık çöktüğünü hissetti ve bir an için nefes alamadı. Herkesin enerjisine hayran olduğu gülüşü güzel kız çok şey yaşamıştı içinde. Çiçek gülüşüyle acısını maskelerken nasıl bu kadar güçlü durabildiğini merak etti göğsündeki ağırlığı umursamadan.

Psikolog olan sevgilisi Kerem anlatmıştı ona bir gün: Bir hastasının olduğunu ve iki tane hap alması gerekirken iyikeşmesini hızlandırmak için daha fazla ilaç alıp kendini ölüme sürüklediğini.

Aleyna, babasından şiddet gördüğü için dayanamıyordu; acısını sonlandırmaya çalışırken çiçek gülüşünü soldurup sahip olduğu cennetini kaybediyordu.

Her gece kabuslarla uyanıp cılız bedenine rağmen ilaçlarını alıyor, içeride kopan kıyamete rağmen ayakta durmaya çalışıyordu. Okulda ise hiçbir şey olmamış gibi insanları kıskandıracak güzellikte gülüp güzel enerjisini yayıyordu.

Esas kız, herkesi mutlu ederken kendini kaybediyordu...

Büşra, Kerem'in kolları arasında arkadaşı Aleyna için ağlarken ikilinin hiçbir şeyden haberi yoktu

Fakat bir şeyden haberi olmayan biri daha vardı...

Aleyna Sayar'ın hoşlandığı genç, Giray Çağlar....

****************************************************

Giray her zaman oturdukları bankta Aleyna'nın gelmesini bekliyordu. Bu sırada başını usulca havaya kaldırıp gökyüzünü inceledi.

Mevsime göre hava oldukça güzeldi.

Hafifçe esen rüzgar dalgalı saçlarını usulca alnına döküp kaşındırırken Giray hafifçe bu güzel hisse gülümsedi.

Aralık olan çantasına kısa bir bakış attığında birazdan gelecek olan kıza vereceği çizime baktı, kendisi çizmişti.

Gülümseyerek çizimdeki kızın saçına yapıştırmış olduğu çiçeğe baktı, garip duruyordu fakat bunu önemsemedi.

Heyecandan dizleri titrerken elleriyle durdurmak için bastırdı ve bu haline gülerek "Aşık gibi davranıyorum." diye mırıldandı.

Heyecandan yerinde duramıyordu ve dışarıdan bakınca oldukça tatlı gözüküyordu, küçük bir çocuk gibiydi bu halleri.

Sonunda çiçek gülüşlü kız yorgun bir şekilde banka ilerledi ve varlığını belli ederek "Ve esas kız, yakışıklı çocuğun yanına yaklaşıp bankalarına oturdu." dedi.

Giray anında gülümsedi ve "Hoş geldin!" diyerek bankta esas kıza yer açtı. Aleyna kıkırdayarak banka oturduğunda kalbindeki garip çarpıntıyı umursamadan hoşlandığı yakışıklı oğlana bakıp cevap verdi, "Hoş buldum."

Giray çizimi direkt vermek istemiyordu, bu yüzden "Nasılsın?" diye sordu yüzünden silinmeyen gülümsemesiyle. Aleyna yutkunarak gülümsedi ve Giray'a ilk yalanını söyledi, "İyiyim."

Ve Giray ilk defa o an gerçekten demek istenilen şeyi algılayamadı...

Aleyna yutkunup "Sen nasılsın?" diye sorduğunda Giray çocuksu bir heyecanla "İyiyim ben, çok iyiyim." dedi. Aleyna onun bu haline samimi bir şekilde gülümsedi ve kırışan burnuyla birlikte Giray'ın içini bir güneş gibi ısıttı.

Giray açacak konu bulamadığı için sadece gülümseyerek Aleyna'nın yüzüne bakıyordu. Aleyna da aynı şekilde karşısında oturan oğlana bakarken göğsüne giren en kuvvetli sancıyı belli etmemek adına gülümsedi.

Hatta öyle güzel gülümsedi ki, tanıştıkları üç ay boyunca Giray'a en güzel gülümsemesini bahşetti Aleyna.

Çünkü çiçek kız, çiçek olacağını anlamıştı.

Gülümsemesini soldurmadan Giray'a bakarken, kalbinin göğsünü delecek gibi çarpmasının sesini kulaklarında hissetmiyormuş gibi yapıyordu çiçek kız.

Cennetine ne oluyordu? Cennetin kokusunu neden hissedemiyordu?

Esas kız, yakışıklı çocuğun şaşıracağı bir şey yapmıştı fakat huzurluydu. Bu da genç kıza yeterdi." diyerek arkasına döndü ve sırtını Giray'ın göğsüne yasladı.

Kulaklarının arkasında hissettiği kalp öyle sert çarpıyordu ki, Giray tüm çıplaklığıyla kulağının dibindeydi sanki.

Giray şok olmuştu ve kalbini engelleyeyordu, heyecandan mıydı yoksa mutluluktan mı bilmiyordu fakat tek bildiği şey güzel hissettiğiydi.

Tek kolunu çiçek kızın beline sararken "Yakışıklı oğlan mutlu, esas kız buna emin olabilir." diye mırıldandı ve burnunu cennet kokulu kızın saçına daldırıp bir nefes çekti içine.

Giray'ın yaşadığını hissettiği an tam olarak bu andı.

Giray hiçbir şey demeden Aleyna'nın cennetini koklarken esas kızın göğüs çarpıntısı sonunda yavaşlamıştı.

Çiçek kızın ağrısı gitmişti, bu da onun gülimsemesini sağladı. Çiçek kızın dudakları çiçek tebessümüyle kalmıştı.

Birkaç dakika daha huzurlu bir şekilde öyle kaldıklarında Giray burnunu Aleyna'nın saçından çekti ve "Aleyna, aslında seni buraya çağırma sebebim bir hediye vermek istememdi." diyerek başladı konuşmasına.

Hâlâ elini Aleyna'nın belinden çekmemişti, yavaşça açık olan çantasına yaklaştığında gülümsedi ve içindeki çizimi eline aldı Giray.

Heyecanla Aleyna'nın belindeki elini sıkılaştırdı ve "Seni çizdim, gerçi senin kadar güzel değil ama en azından çiçek olduğunu hissettiriyor." diye mırıldandı kıkırdayarak.

Ardından bir şey dikkatini çekti Giray'ın, usulca kaşları çatıldı fark ettiği şeyle.

Resimdeki çiçek kızın başında duran çiçek solmuştu....

Giray'ın kaşları çatıldığında" Cennet çiçeği neden soluk Aleyna?" diye sordu. Hızlıca elindeki resmi bıraktığında göğsüne uzanan çiçek kızın onu cevapsız bırakmasına şaşırdı.

Yerinde doğrulduğunda göğsü Aleyna'nın sırtından çekilmişti. Çiçek kızın başı geriye doğru düşerken Giray şokla dudaklarını araladı ve "Aleyna, uyumanın sırası değil." dedi kaşları çatık halde.

Aleyna yüzünde asılı kalan tebessümüyle cennetini yitirmişti.

Aslında cennetini yitiren kişi Giray olmuştu....

"Aleyna, uyan. Hadi çiçeğim, uyanma vakti." dedi gülümseyerek.

Fakat çiçeği uyanmıyordu...

"Güzel çiçeğim, lütfen. Lütfen şu an olmaz." dedi yavaştan dolmaya başlayan gözleriyle birlikte. "Uyanmalısın Aleyna." diyordu kıza bakarken.

Gözünden akan yaşlar usulca yanaklarında bir yol izlerken Giray sarsmıyordu Aleyna'yı uyanması için.

Çünkü Giray çiçeklere nasıl davranılması gerektiğini iyi bilirdi. Ve çiçeklerin incinmemesi gerekirdi.

Çaresizce oturduğu yerden ayağa kalktı ve "Lütfen nefes al Aleyna, söz veriyorum tüm zakkumları solduracağım. Yeter ki benim çiçeğim solmasın." diye mırıldandı ağlamaların arasından.

Ama Aleyna solmamıştı zaten, yüzündeki gülümsemesi hâlâ yerini koruyordu.

Giray çaresizce dizlerinin üzerine düşerken boğazından çıkan çığlığa engel olamadı ve" Sen cennetsin Aleyna, cennetler ölmez!" diye bağırdı.

Banka doğru eğildi ve Aleyna'nın gülümseyen güzel yüzüne baktı," Solma güzel çiçeğim." diye mırıldanırken hıçkırışına engel olamadı ve Aleyna'nın yüzünü okşadı hafifçe.

O çok güzeldi, öyle çok güzeldi ki tüm zakkumları ona feda edebilirdi Giray.

İnanamazmış gibi güldü, kabullenemiyordu. Gözlerini çizdiği resme çevirdiğinde Aleyna'nın yanında durduğunu gördü.

Eş zamanlı olarak resimdeki çiçeği de solmuştu.

İki cennet çiçeği de gözleri önünde eridiğinde dayanamadı ve resimdeki solgun çiçeği eline alıp Aleyna'nın gülümseyen yüzü eşliğinde saçına taktı.

Elleri titreye titreye yerleştirdiği çiçeğe son bir bakış attı ve ıslak dudaklarına rağmen Aleyna'nın alnına ilk ve son kez minik bir öpücük kondurdu.

"Çok yakıştı sevgilim" dedi aciz bir şekilde. Kafayı yiyecek gibiydi, onun çiçeği ölemezdi.

Giray başını Aleyna'nın boynuna gömdü ve hıçkırışlarına engel olamadan sesli bir şekilde ağladı. Aleyna'nın boynundan dolayı boğuk çıkan sesi eşliğinde "Çiçeğimi yaşatamadım." diye bağırdı.

Gülümseyen Aleyna'nın cılız bedeni ilaçlara daha fazla dayanamamıştı, huzurlu olduğu tek yerde pes etmişti.

Belki çizimi görememişti ama esas çiçek dudaklarındaydı zaten, bu her zaman böyle kalacaktı.

O, her zaman çiçek kız olacaktı.

Ve esas kız, yakışıklı çocuğun göğsünde gerçekten çiçek olmuştu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.