İçeriğe geç

CENNET KRALLIĞI

Bölüm 10 · 2 dk okuma

CENNET KRALLIĞI

Bölüm 10

MASKENİN ARDINDAKİ KARANLIK

Taş odanın içinde ağır bir sessizlik hâkimdi.

Meşalelerin titrek ışığı, kılıçların çeliğinde parlıyordu.

Siyah pelerinli adam birkaç adım öne çıktı.

"Majesteleri... Sonunda yüz yüze geldik."

Baldwin kılıcını indirmedi.

"Kim olduğunu söyle."

Adam hafifçe güldü.

"İsmimin artık bir önemi yok."

"Öyleyse neden peşimizdesin?"

Adamın bakışları bu kez Alya'ya çevrildi.

"Bizim istediğimiz kral değil."

Alya'nın kalbi sıkıştı.

"Ben mi?"

"Sen."

Şövalyeler hemen Alya'nın önüne geçti.

Adam devam etti.

"Yıllardır seni arıyoruz."

Alya şaşkınlıkla başını iki yana salladı.

"Ben sıradan bir esirim."

"Hayır."

Adamın sesi bu kez daha sertti.

"Sana öyle söylendi."

---

Baldwin tek adım öne çıktı.

"Yeter."

Adam sustu.

"Kızın geçmişiyle ilgili ne biliyorsan burada söyle."

Pelerinli adam birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra kemerinden eski bir madalyon çıkardı.

Madalyonun üzerinde yine o iki yılanlı mühür vardı.

"Bu mühür..."

Alya'nın nefesi kesildi.

"...annenin boynundaydı."

Odanın içindeki herkes donup kaldı.

Alya'nın gözleri doldu.

"Annemi tanıyor musun?"

"Tanıyordum."

"Babam?"

Adam cevap vermedi.

Baldwin bunu fark etti.

"Demek babasını da tanıyorsun."

Pelerinli adam, krala bakarak soğuk bir gülümsemeyle konuştu.

"Belki senden bile daha iyi."

---

Tam o anda dışarıdan boru sesleri yükseldi.

Bir şövalye bağırdı.

"Majesteleri! Dışarıdan asker sesleri geliyor!"

Pelerinli adamın yüzündeki gülümseme kayboldu.

"Bu mümkün değil..."

Bir başka ses mağaranın girişinden yankılandı.

"Kudüs Kralı yalnız gelmez."

Kapının dışındaki taşlar sarsıldı.

Ardından büyük bir gürültüyle kapı kırıldı.

İçeri, beyaz pelerinli onlarca Kudüs şövalyesi doldu.

En önde, kralın sancağını taşıyan yaşlı bir komutan vardı.

"Majesteleri!"

Baldwin başını hafifçe eğdi.

"Tam zamanında."

Pelerinli adam geri çekildi.

İlk kez planı bozulmuştu.

"Kılıçlarınızı çekin!" diye bağırdı.

Dar odada şiddetli bir çatışma başladı.

Çelik sesleri taş duvarlarda yankılanıyordu.

Alya bir sütunun arkasına çekilmişti.

Tam o sırada yerde düşen madalyonu gördü.

Kimse fark etmeden eğilip onu avucuna aldı.

Madalyonun kapağı istemeden açıldı.

İçinde yıllar önce çizilmiş küçücük bir resim vardı.

Resimde genç bir kadın...

Kollarında kızıl saçlı küçük bir çocuk tutuyordu.

Ve yanlarında duran adamın yüzü...

Alya'nın nefesi kesildi.

Onu daha önce görmüştü.

Hem de çok yakından.

Ama bunun nasıl mümkün olabileceğini henüz anlayamıyordu.

Bölüm Sonu

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

11. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.