İçeriğe geç

Cenazede tanıştım

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Cenazede tanıştım

Bölüm 4

Sessizlik ve fırtına

Karacaahmet’teki taşlı yolları geçerken içimde bir huzursuzluk vardı. Geçen zamanın yarattığı bu tuhaf boşluk, bir türlü kaybolmuyordu. Arda’nın bana yazdığı son mesajdan sonra, işler iyice karmaşıklaşmıştı. “Bir şeyler var,” demişti. Ama ne vardı? Kendimi o kadar yabancı hissediyordum ki… Sanki her adımda bir şeyler beni bekliyordu, bir şeyler beni izliyordu. Belki de bu yüzden, bugün yine buradaydım. Yalnızdım, fakat yalnız değildim gibi hissediyordum.O soğuk öğle vakti, aynı eski çay ocağına gitmek istedim. Plastik tabureler, buharlı çay bardakları, hep aynı. Ancak bir şeyler değişmişti. Sanki zaman durmuş gibiydi, ama ben hala hareket ediyordum. Kafamda geçen düşünceler arasında, Arda’nın ve o tuhaf karşılaşmaların izleri vardı. Ama bugün farklıydı. Bugün, buradaki havada bir şeyler vardı.Çayımı yudumlarken, etrafımdaki insanları izlemeye başladım. Herkesin yüzünde bir hüzün vardı. Ama o kadar derin bir hüzün ki, neredeyse görünür hale gelmişti. İnsanların arasında bir tanesi, bana doğru bakıyordu. Gözleriyle bir şeyler söylemek istiyordu, ama hiç konuşmuyordu. Soğuk bir bakışı vardı. Tanımadım. Tanımak da istemedim. Ancak o bakış, bir şekilde bana tanıdık geldi. Bir his vardı, ama ne olduğunu çözemiyordum.Hızla gözlerimi çevirdim. Her şey normal gibiydi, ama bir şey eksikti. O adamın bakışları… Onlar, bana bir şey anlatmaya çalışıyordu. Bir şüphe, derin bir rahatsızlık hissettim. Çayımı bitirip kalkmaya karar verdim. Ancak ayağa kalkarken, cebimdeki telefon titredi. Hızla çıkarıp mesajlara baktım. Arda’dan gelen bir mesaj vardı:“Bugün burada bir şeyler var, Zeynep. Hemen git, kimseye güvenme.”Yüzüm bembeyaz oldu. Göğsümde bir ağırlık oluştu. Nefes almakta zorlanıyordum. Zihnimdeki o ince korku, tüm vücudumu sarmaya başladı. Hızla dışarıya yöneldim. Karacaahmet’in soğuk taş yolları, her zamankinden farklı görünüyordu. Bu sefer sanki her şey daha fazla buğuluydu. Her adımımı atarken, bir şeylerin arkamdan yaklaştığını hissettim. Dönüp bakmaya cesaretim yoktu, ama hislerim beni aldatmıyordu.Birkaç adım attıktan sonra, o garip silüet tekrar beliriverdi. Mavi saçlarıyla, giydiği karanlık kıyafetleriyle tanıdık bir figür… Lira Nox. O tanıdık ama bir o kadar yabancı kadının gözleri yine üzerimdeydi. Her adımımda o karanlık bakışları, bir ağırsınıfı gibi üzerime çökmeye başlıyordu. İçimden bir ses, kaçmam gerektiğini söylüyordu.Lira, birkaç adım atarak yanımda durdu. “Beni takip ediyorsun, Zeynep,” dedi. Sesindeki sakinlik, bana bir an önce her şeyin normal olduğunu düşündürtmeye çalışıyordu. Ama içinde bir şey vardı… O kadar derindi ki, kelimelerle anlatılamazdı. “Seninle daha fazla konuşmak zorundayız.”“Kim olduğunuzu biliyorum,” dedim. “Ve siz... siz değil misiniz, beni izleyen?” Hızla başımı çevirdim. O adam yine yoktu. Ama Lira’nın yanında olduğunu fark ettim. “Bana açıklayın, ne istiyorsunuz?”Lira, derin bir nefes aldı. Sanki bir şeyleri yavaşça yutuyordu, ama sonra gözleri parladı. “Seninle olmak zorundayım. Ve seninle her şeyin nasıl biteceğini göstereceğim. Bunu kabul etmek zorundasın. Sen ve Arda, aslında aynı dünyada değilsiniz. O ve sen, farklı iki kişilik taşıyan ama aynı gücün etrafında dönen iki farklı insan.”Birden, zihnimde şimşek gibi bir düşünce çaktı. “Ne demek istiyorsunuz?”Lira hafifçe gülümsedi. “Çünkü o, bir parça gizem taşıyor. Ama sen, Zeynep, daha farklısın. İçindeki güç, hem ona yakın hem de ondan uzak bir şey. Eğer ikiniz bir araya gelirseniz, her şey değişecek.”O anda, korkudan daha fazlası vardı. Bir tür çekim vardı, ama Lira’nın söylediklerinin beni bu kadar etkilemesi, her şeyin anlamını kaybetmesine neden oluyordu. İçimde bir boşluk oluştu, bir şüphe ve de korku karışımı…Telefonum bir kez daha titredi. Bu kez Arda’dan geldi: “Zeynep, ne olur beni dinle. Bu işin içinde çok büyük bir tehlike var. O kadına güvenme. Yanındayım, çok yakınım.”Lira, o an telefonumun ekranına göz attı. “Çok geç,” dedi. “Onu zaten bulamayacaksın.”Zihnimde bir anda her şey bir araya geldi. Arda’yla ilgili düşündüğüm her şey, şimdi bambaşka bir anlam taşıyordu. Lira, Arda’yı tanıyordu. Ama Arda da Lira’yı tanıyordu. Bu ikisi arasında bir bağ vardı. Benim farkında olduğumdan daha fazla.Bir adım daha attım. “Beni rahat bırakın. Ben bir şeyleri değiştiremem,” dedim. Fakat Lira’nın cevabı, soğuk bir rüzgar gibi çarptı: “Bunu yapmak zorundasın, Zeynep. Ve bir gün, o soğuk taşlar arasında her şey yerli yerine oturacak. Ama belki de geç olacak.”Lira, kayboldu. Gözlerim karardı, her şey silikleşti. Arkama dönüp baktığımda, sanki hiçbir şey olmamış gibi, herkes sessizce yerinde duruyordu. Ama ben bir şey fark ettim: O kadar yakındı ki… Her şey çok yakındı. Ve ben, bu geceyi ne kadar daha atlatabileceğimi bilmiyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.