Zeynep’in gözlerinden okunan kararlılık, her zamankinden farklıydı. O eski mektup, annesinin son mesajı, bir kapıyı aralamıştı ve artık o kapının içindekilerden kaçmak mümkün değildi. Arda’yla birlikte o karanlık koridordan geçmeye karar verdik, ama her adımda, bilinmeyen bir tehlikenin izini sürüyorduk. Geriye dönüş yoktu.Malikânenin odaları, yılların içinde birikmiş hüzünle doluydu. Her bir köşe, geçmişin izlerini taşıyor, fakat her adımda geleceği şekillendirmek için attığımız bir adım gibi hissediyordum. Arda'nın gözleri, her zaman soğuk ve sakin olmasına rağmen, bir kaygı barındırıyordu. “Bundan sonra her şey değişecek, Zeynep,” demişti.Ve ben de farkındaydım; değişen sadece biz değildik. Burası, bu mekan, tarihini çoktan unutan bir ev değildi. O eski taşlar, duvarlar, her bir anı... Hepsi birer ipucuydu. Hepsi, peşinden koştuğumuz gerçeğin parçalarıydı.İçeri girdiğimizde, bir anda karanlık bir oda daha fark ettim. Diğer odalardan farklıydı. Odaya doğru adım attım ve birden Arda’nın sesiyle irkildim: “Zeynep, dur.”Ama ben durmadım. İçeri girdim. Odaya girdiğimde, içeride birkaç eski tablo ve bir masa vardı. Üzerinde ise eski bir sandık. Sandığın kapağı hafifçe açılmıştı. İçine baktım, içim burkuldu. Eski el yazmaları, fotoğraflar ve garip semboller vardı. Bir anda bir ses duyuldu arkamdan.“Onlar seni bekliyor.”Ses tanıdık gelmişti. Arkama döndüğümde, karanlık bir siluetin belirdiğini fark ettim. Lucian, elinde bir mum tutarak, bir adım öne çıkmıştı. Yüzü ciddiydi, ama aynı zamanda sanki yıllardır bir sır saklıyormuş gibi bir ifade vardı.“Lucian, buraya nasıl geldin?” dedim, ancak sesim titriyordu.Lucian biraz daha yaklaştı ve sesini alçaltarak, “Zeynep, seni uyarmalıydım,” dedi. “Ama ne yazık ki, uyarılar bir işe yaramayacak. Her şey çok daha karmaşık. Malikâne sadece bir yansıma. Gerçekler, daha derinde saklı.”Bir an durakladım. Arda’ya döndüm. O da Lucian’ın sözlerinden bir şeyler anlamış gibiydi. Ama şimdi yalnızca bir şey vardı: Sadece bu odanın sırrını çözebilirsek, diğer her şeyin anlamı olacaktı.Lucian, “Bu sandığın içindekiler, ailenin geçmişini çözebilir. Ama şunu unutma, Zeynep, bazı sırların açığa çıkması, seni tehlikeye atabilir,” dedi.Ve o an, bir şey daha fark ettim. Sandığın içindeki eski fotoğraflar, annemle birlikte olduğum çocukluk anılarıma benziyordu. Yıllardır kaybolmuş bir anı gibi. Bir fotoğraf, o kadar tanıdıktı ki, neredeyse o anda annemi tekrar yanımda hissediyordum.Bütün vücudum titredi. Arda yanı başımdaydı. Bu anı yaşarken, aramızdaki bağ her geçen saniye güçleniyordu. Sadece geçmişi değil, geleceği de bir araya getiriyorduk. O karanlıkta, sadece birbirimizin varlığına güvenerek, adımlarımızı daha sağlam atıyorduk.Birden Lucian, sesini yine alçaltarak konuştu: “Zeynep, bir şeyler fark etmelisin. Senin ailenin geçmişi, sıradan bir geçmiş değil. Bir oyun oynanıyor ve senin bu oyunun bir parçası olman gerekiyor. Ama seni korumak istiyorum. Benim gücüm, senin gücün kadar büyük değil. Dikkatli ol.”Ve aniden her şey karardı. Zeynep’in kafasında yankı yapan, sadece ses değil, zamanın, mekanın ve içindeki tüm gerçeklerin bir arada birleştiği korkutucu bir his vardı. Hızla başını kaldırıp etrafına bakındı, ama her şey yine normaldi. Arda'nın elini hissetti. Arda ona bakıyordu ve bir şey söylemeye hazırlanıyordu. Ama o an, Zeynep bir şey fark etti.Gözleri parladı, bir adım daha attı ve sandığın içindeki bir kağıdı hızla aldı. “Bu…” dedi Zeynep. “Bu mesaj… Annem bana bunu bırakmış!”Fakat bu sadece başlangıçtı. Zeynep’in geçmişiyle yüzleşmeye başladıkça, daha büyük bir sırrın da var olduğunu anlamaya başlamıştık. Artık arkasına bakmadan devam etmek zorundaydık. Gelecek ne getirirse getirsin.Bundan sonra Zeynep’in ve Arda’nın birlikte çözmek zorunda olduğu bir yolculuk başlıyordu. Karanlık sırrın çözülmesiyle birlikte, bu yolculuk onları sadece geçmişe değil, geleceğe de bağlayacaktı.
Bölüm 31
Kayıp zamanın peşinde
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.