Bölüm1. 17.09.2000
Pazar
Sessiz karanlik ve soğuk bir gece uyandığında perdenin arasından sizan ince bir ay ışıgindan baska bisey gorunmuyordu odanın içinde. Elini masanın ustune atıp saatine uzanmak istedi bir kac hamleden sonra saati aldi ve gece saat 02:10 du. Ayaga kalkti saga sola tutunarak odadaki isiginı yakmak icin düğmeyi aradı eli bu sefer. Dugmeyi buldu bir kac deneme ama elektrikler kesikti galiba. Biraz sinirli biraz urkek birazda ic cekerek " bu ne şimdi" dedi sessizce. Dışarda bir takım konusma sesleri çalındı kulagina. Ay isiginin yansıdıgı cama dogru yururken sag sola carparak camin onune geldi. Oflayip puflayip hafifce perdenin arasindan disariya baktı. Bu seslerde ne innesi kim var dışarıda acaba dedi. Kafasini saga sola cevirdi ama boguk derinden gelen karmasik konusma seslerinden baska bisey yoktu. Uyku sersemligi gitmis icini bir korku sarmisti. Kalp atislari git gide hizlaniyor adrenalin seviyesi yukseliyordu. Hizlica burnundan nefes almaya basladi ve yine karanlikda debelenerek yataginin basindaki komidini aradi elleri. Cekmeceyi acti ve camasirlarin icinde duran silahınıni buldu. Şarjorunu cikarip mermilerini elle kontrol ettikden sonra sessizce silahın kurma kolunu cekti ve mermiyi silahin agzina verdi. Boguk ve derinden konusma sesleri sanki oraya duzenlenmis bir planin baslangicini isaret ediyordu. Silahinin kabzasini sikica tutup yavasca kapiya dogru ilerledi. Odasinin kapisinin kulpundan tutarak yavasca acti. Gecenin sessiligini kapinin gicirtisi bozmustu. Artik cikardigi sesler umrunda bile degildi. Kim olursa olsun direk gelenlerin ustune mermileri bosaltacak kadar tetikdeydi. Yavas adimlarla holden dis kapiya dogru yaklasirken bir yandan da hesap yapiyordu farkli bir cok dusunce ve karmaşa sarmıştı bedenini. Dis kapinin durbun gozunden dışarı bakarak biseyler gorurum umuduyla bir sure bakindi. Ama hic bir sey goremiyordu. Konusma sesleri devam ediyordu. O an aklına köpeği Luck geldi. Bi an düşündü kopeginin neden hic sesini duymamisti. Normalde yabanci birilerini gorunce havlamisiyla mahalleyi inleten kopeginde hic ses yoktu. Bi an kalp atilari tekrar hizlandi derin bir korku endise ve uzuntu ile "acaba " hayir hayir olamaz yoksa Luck a bir seymi yaptilar diye düşündü. Kafasi iyice karismis durumdaydi. Kendini bir odaya haps olmus ve etrafi sarılmış disari ciksa ne ile karsilasacagini bilmiyor. Elektrikler kesik. Disarda hic bir ses yok her sey cok anormaldi. Artik ne olacaksa olsun yeter diye bagirak dis kapiyi acip silahini dogrultarak saga sola hizlica disari atti kendini. O an basina aldigi sert bir darbe ile bahcesindeki otlarin ustune düşüvermisti.
Saat 03:50
Basindaki siddetli agriyla ile gözlerini yavasca acti. Bembeyaz bir lamba gozlerini almisti. Gozleri kamasmis ve agrilar icinde boynunu kaldirip etrafina bakmak istedi. Sanki ustunde tonlarca yuk varmis gibi kalkacak mecali yoktu. Zihnen kendini biraz toplayip dusunmeye baslamisti. Soguk kanli olmasi gerektigini dusunuyor ama icindeki merak ve endisede bir yandan durtuluyordu. "Nerdeyim ben " sorusu surekli cevapsiz kalıyordu.
04:30
Ezan sesi ile tekrar gözlerini açtı. Sabah ezanı okunuyordu. Az once ki uyanip nerdeyim sorusunun mucadelesinden basarisiz olup yeniden uyumuştu bu sefer biraz daha kendink iyi hissediyordu sanki. Tekrar daha canli gozlerini acarak boynunu hafifce kaldirip saga sola bakarak "burasi da neresi " dedi.
Bombos bir hastane odasi kolunda bir serum saginda bir dolap ilerisinde odanin kapisi vardi.
Kendini toparlayip hafifce yatakdan kalkti. Elini basina goturdu basi hala siddetli agriyordu. Basinda bir sargi vardi. Ne olup bittigini hala anlamamisti. Aklinda bir suru cevapsiz soru vardi. Sorularina belkide cevap bulacagi yer o odasindaki kapinin arkasindaydi. Kolundaki seromi cikardi. Zar zor ayağa kalkip kapiya dogru sendeleyerek gitti. Kapiyi acti ve yavasca urkek bir sekilde koridora dogru kafasini uzatti. Klasik hastane manzarasi bir cok hemsire hasta bakicilar doktor vs hepsinde farkli bir telas ve kosusturmaca vardi. Yapmasi gereken sey aklina geldi ve tek care sessiz sedasiz buradan kacmakti. Artik hic bir soru aklini bulandirsin istemiyordu. Kendini sadece oradan kacmaya odaklamistı. Ustunu basini kontrol etti. Esofmani uzerinde ama ustundeki tisortte kan lekeleri vardı. Kafasini tekrar cikarip koridora bakti ve hic kimsenin farkinda degilim diye dusundu ama unuttugu bir sey geldi aklina ya koridorun diger ucu!! Kafasini hemen korudorun diger tafafina uzatti solda bir kac bekleyen hasta bir kac da hasta yakini oldugunj dusundugu normal insanlar gozune carpti. Bir kaciyla kisa bir goze goze temas olsada pek dikkatini ceken bir durum olmadi. Koridorlardaki tabelalara bakip cikis tabelasini gozleri aradi. Bir kac poliklinik yazisi disinda bir sey goremedi. "Cok vakit kaybettim artik cikmaliyim bu lanet yerden" diyerek kendisini koridora atti. Doktorlarin degilde koridorun diger tarafina dogru ilerlemeye basladi. Koridorun sonunna dogru gittikce baska yon tabelalarinin oldugunu farketti. Biraz daha hizli hareket ederek cikis yazisini aramaya basladi gozleri koridorun sonuna geldiginde sag ve sola iki koridor daha oldugunu gördü. Acaba ne tarafa gidecekti. O esnada yani basinda bir ihtiyar belirdi. Yurumekte bile gucluk gecen bu amca acaba kendisine yardimci olabilecekmiydi. Yavasca egilip " amcacım cikis ne tarafta biliyormusun" diye sessizce sordu. Ama kulaklari cok agir isiten amca elini kulagina goturup anlamadıgını ifade etti. Biraz daha sesini yükselterek sorusunu tekrarladi amca bu sefer anlamıştı galiba. Sagdaki koridoru isaret etti ve yavasca uzaklasmaya basladi. Hafif bir heyecanla koridora dogru ilerledi. " bu sefer oldu galiba " diyerek kendini teselli etti. Bir yandan dikkat cekmeden bir yandanda hizlica cikmak istiyordu. Koridor belkide hayatinda hic bitmeyen bir yol olmustu. Bir yandan yorgun yarali ve psikolojik bir cokus yasiyordu adeta. Kafasi cok karmasik ve yine bir suru cevapsiz soru...
Korudorun sonuna yaklastiginda bir giris cikis yogunlugunun oldugunu farketti iste cikis orasiydi. Cikisa yaklasinca gozune kapidaki guvenlik gorevlisi carpti. " Hay Allah bir bu eksikti dedi " hemen kendisini toparliyip soguk kanlilikla güvenlikcinin yanina giderek " memur bey kolay gelsin şu koridorun solundaki alanda bir kac tartisan vatandas var korkuyorum kavga edecekler" dedi ve guvenlik gorevlisinin dikkatini kendi uzerinden atmasini sagladi. Guvenlik gorevlisi hızlıca koridora dogru gidince kendisini hemen disari atip gözden kayboldu.
08:00
Hastanenin disinda mustakil tek katli evler vardi. Oldukca elit bir semtti. Villa tipi Evlerin arasinda ilerliyordu artik hava aydinlik ve insanlar islerine gitmek icin evlerinden cikiyor kimi arabasina biniyordu. Kimi cocugunu okula yolcu ediyordu. Kendisi cok dikkat ceken bir haldeydi. Bir an once eve gidip olan biteni analiz etmek aklında ki soruların cevabini bulmak istiyordu. Cok bitkin ac ve yorgundu. Biraz dinlenmek icin bir duvar kenarini gozune kestirdi ve sırtını duvara yaslayip hemen oturdu. Uzun bir solukdan sonra bir golge ustune dustu. Kafasini kaldirdiginda karsisinda takım elbise kiravatli bir beyefendi vardi. Elindeki canta kolundaki saat ve kiyafetiyle bir is adami oldugu belliydi. Bir kac saniye goz goze geldikden sonra zengin adam " dostum bir sorunmu var yardimci olayim istersen" dedi. Bir kac derin oksurugun ardindan "Beni evime goturebilirmisin ?" dedi. Zengin adam biraz dusundukden sonra "elbette tarif edersen neden olmasin " diyerek onu kaldirmak icin elini uzatti. Kendini zar zor ayaga kaldirdi eve elini tutup ayaga kalkti. Guc kuvvet arabanin arka koltuguna oturdu. Basini koltuga yaslayip derin bir nefes
aldi. Zengin adam arabasini calistirip emniyet kemerini takdikdan sonra dikiz aynasından yorgun yarali ve bitik halde gorunen adama sordu.
" Soyle bakalım adin ne senin ?
Gozlerinde ki fer gitmis yarim yamalak gözlerini acarak
- Benim adım Ruhat dedi..
- İlginc isim dogrusu,benim adimda Yener dedi.
Ruhat o kadar bitkindi ki hic bir tepki vermedi.
Yener dikiz aynasindan surekli Ruhat 'ı izliyor ve ayni zamanda kontrol ediyor. Kisa bir seszligin ardindan Yener tekrar bir soru ile sesziligi bozdu.
- Hastaneyi goturmemi istermisin dostum pek iyi gozukmuyorsun.
- Hayır sadece eve gitmek istiyorum
- Peki bana anlatmak isterden yardimci olmaya calisirim sana. Nasil bu hale geldin? Neler yasadin ? Bilmiyorum ama sana yardim etmek isterim.
- Tesekkurler ama eve gitmem lazim.
Bu konusmalarin ardindan tekrar bir sessizlik oldu ve daha once tarif ettigi evin onune gelmislerdi.
- Yener : Geldik dostum
- ..........
- Hey dostum Ruhat beni duyuyormusun
Ruhat arabanin sicagi ve rahatligiyla uykuya dalmisti. Arka kapi acilip yuzune serinlik vurunca sicrayarak uyandi.
-Ne oldu nerdeyim
Yener : korkma dostum evine geldin dedi.
Ruhat adam yuzune bos bos bakarken evinde cevapsiz kalan sorular olduğunu hatirladi. Hemen araban indi ve sagol dostum hersey icin dedi ve direk evinin bahce kapisinin onune dogru yurumeye basladi. Yener oradan ayrilmisti. Kim bilir dunya kucuk belki kader onları yine bulusturacakti...
Saat 12:00 olmustu Ruhat hemen bahce kapisini acti ve etrafi kollayarak iceri bir yabanci gibi urkekce girdi. Sanki evde hic bir sey yasanmamis gibiydi. Bahce kapisindan iceri girip kopegi Luck a seslendi. Bir kac kez daha saga sola bakarak kopegine seslendi bir yandanda kulubesine dogru ilerliyordu. Cok sevdigi kopegi ölmüsmüydü acaba kulubenin icindemiydi ya öldürdülerse diye düşündü. Gözleri doldu aglamakli bir buruk sesle yine seslendi köpeğine ama yine hic birses seda yoktu. Luck aslinda egitimli bir alman kurduydu. Eğitimini bir polis okulunda almis akilli ve atılgan bir kopekti. Bahcede arayislarina saga sola bakmasima ragmen Luckdan ne bir iz vardi nede bir hareket. Aklina dun yasadiklari geldi film gibi gözünün onunden gecti bir an hersey. Evin kapisina dogru yonelip icerde neler olduguna bakmak icin ilerlemeye basladi. Dis kapinin acik ve aralikli bir sekilde oldugunu farketti. Gece elinde silahla cikmisti disari evet ya silahım o nerede diyerek hizlica kostu kapinin onune bakti otlarin arasina kapinin esigine saga sola bakinip elleriyle yokladi otlarin icini. Eline silahinin kabzasi degdi evet silahiydi bu. Hemen silahini alip beline koydu ve hemen evin girisin de ki bir kac basamakdan hızlıca atlayip kapiyi sonuna kadar araladi. Girişteki sigorta panosu geldi aklina kapagi acip sigortalari kontrol etti. Sigorrtlararda sorun goremedi hepsi saglamdi. Evin girisindeki dugmeye basip isigi yakti. Oysa ki dun elektrikler yoktu ama simdi isiklarda yaniyordu. Yattigi odaya girdi hzilica hersey biraktigi gibiydi. Evde hic bir sey kurcalanmamis hersey yerli yerindeydi. Gelip yattigi kanepeye oturup ellerini basinin arasina alip derin bir oh cekti. Neler yasamisti gelenler kimdi , bahcede
konusanlar kimdi, kapiyi acinca kafasina vurup bayiltanlar kim di bunlar ? "Allahim yardim et kafayi yiyecem neler oluyor kim bunlar neler oluyor? Enson aklina gelen sey en imkansiz en olmayacak buyuk sirrinin ortaya cikmasimiydi yoksa? Kendi kendine soylendi " Yoo yo hayir bu imkansiz" ayrica boyle bisey olsa sessiz sedasiz gitmezlerdi. Beni öldürürlerdi yada ne biliyim hastaneye goturmezlerdi. Ya beni kim götürdü hastaneye ? Onlar olsa hastaneye neden gotursunler ki beni dedi kendine. Surekli kendine sorular soruyordu ama bir turlu net bir cevap bulamiyordu. Her soyledigi ve her sordugu sorudan yine kendinden aldigi her cevap sadece varsayim gibiydi. Hic bir cevap icini rahatlatmiyordu.
Sinirlendi "off off offff " dedi ve hizlica kendini yattigi kanepeye sırtüstü birakti. Gozlerini tavana dikmiş bakarken belindeki silahi cikarip yastiginin altina koydu. Gözleri tavana bakarken yavas yavas kapanan göz kapaklariyla derin bir uykuya daliverdi.
17:00
Ruhat yine gozlerini acti ve bu sefer evdeydi.
Aclikdan karnı can cekisiyordu resmen. Uyku iyi gelmis biraz toparlamaştı kendini. Lavaboya gidip aynada kendisini izledi bir sure.Basindaki sargiyi cikarip yarasini kontrol etti. Şakagindaki 3-4 tane dikis vardı. Usti basi berbat haldeydi. Duşa kabine girip duş aldı. Ustunu degisip temiz biseyler giyindikden sonra bişeyler yemek icin disari cikti. Sonbaharin verdigi hafif serin ve temiz havayi icine cekip her sıklıkla gittigi restauranta gidecekti. Evinin önünde duran eski 73 model klasik bir mercedesi vardi. Babasindan yadigardı. Babasini 18 yasindayken kaybetmis tek hatirasi bir kac resim ve o arabaydi. Zaman zaman icine oturup anilarini yad eder insan gibi arabayla dertlesirdi. Onunla ayni duygularini paylastigini dusunup ikimizde yalniziz derdi hep. Bir arabadan bir makinadan ziyada duygulari olan bir insan gibi onunla konusur dertlesirdi. Yine kapisina elini atinca babasi geldi aklına. "Keske " dedi. " Keske olsaydinda basini omuzuna koyup bir cocuk gibi aglasaydim babam." Yalniz kimsesiz ve zor durumdayim. Keske burda olsa yanimda olsan " dedi ve ic cekerk arabasina oturdu. Direksiyona tutunup bir kac dk huzunlu bir bekleyisin ardindan. " Tamam tamam iyiyim merak etme geldim iste "dedi arabasina." Hadi gidelim senide beklettim" dedi.
17:30
Restauranta girdi . Garsonlar calisanlar taniyordu Ruhat'ı onlarla selamlasti karsidan ve her zamaan oturdugu kosedeki deri koltuklu masanin yine kendine revize oldugunu gorunce hafif tebessum etti. Restaurantin sahibi Gazi isminde biriydi. Onun lakabı Doktordu cünkü herkesin yarasini saran babacan bir adamdi. Herkese yardim eden cömert yiğit bir adamdi. Garson cocuk yanina gelerek "Abi Hosgeldin Nasılsın? Dedi.
Ruhat: iyiyim kardesim çok şükür dedi ve Doktoru sordu.. - Doktor nerelerde
- Abi Gazi abi gelmiyor iki gundur
dedi ve
- Hayirdir abi yaralarinimi sardircaksin yoksa diye bir espiri yapti.
- Ruhat : Biraz durdukdan sonra bizde yara bitmez doktorsa Sifa eksilmez. Sifayi veren Allah ama Doktorsuz da olmaz dedi. Bunun ustune garson cocuk :
-abi gecmis olsun benden bir istegin varmı ?
- her zamankinden
Dedi Ruhat ve garson
- Tamam abi afiyet olsun simdiden.
dedi ve ayrıldı. Ruhat bir yandan Restaurantin icini oturanları suzerken bir yandan da Doktoru
dusunuyordu. Neden iki gundur gelmez ki.
Restaurantta iki takim elbiseli carpti gozune sanki arada sirada Ruhat'a bakiyorlardi. Yada
herseyden suphlenir hale gelmisti. Garson cocuk yemegi getirdi. Ruhat tekrar sordu cocuga -Aslanım peki doktoru aramadinizmi nerelerde neden gelmiyor yenge hanıma felan sordunuzmu?
- Abi sorduk yengede bilmiyor evede gitmemis 2 gundur.
- Allah Allah doktor boyle yapmazdi hele burayi birakip iki gun kaybolmasi imkansiz. Peki bu ikigun icinde anormal bir durum gelisme herhangi bir olay oldumu?
- Yok abi . Yalniz
Dedi ve yavasca yaklasip kulagina dogru şurada oturan iki adam varya abi onlarla görüştü burada en son . Birseyler konustular ve Doktorun canı sıkıldı. Bu adamlar gittikden sonra Doktorda gitti ama o gun baya canı sıkılmıstı. Bizimlede hic konusmadi dedi.
- Tamam Aslanim ben bakacam
Dedi ve garson cocugu gonderdi.
Yemegini yerken ara ara da adamlari kontrol ediyordu. Acaba kendisnin yaşadıklarıyla alakasi varmiydi bu durumun. Yemegini yedikden sonra ucterini masaya birakip kapiya dogru yöneldi garson cocuklara eliyle karsidan tesekkur ederek disari cikti. Disardan son bir bakisla adamlarin hala otorup oturmadigini gözünün ucuyla kestirdi. Eger bu adamlarin bu durumla alakasi varsa mutlaka benimde pesime dusecekler dedi. Doktor yasca kendisinden 10 yaş büyüktü. 52 yaslarindan 1.70 boylarinda hafif kilolu ama cok dinamik biriydi. Gecmisinde bir cok spor daliyla ugrasmis güçlü kuvvetli biriydi.
18:30
Ruhat arabasina bindikten sonra uzakdan restaruranti izleyecegi bir soteye cekti arabasini ve takip de kalıp beklemeye basladı.
Onbes dk sonra o iki takim elbiseli adam cikip saga sola bakarak siyah luks arabalarina bindiler. Ruhat bu adamlardan iyice kuskulanmaya basladi. Adamlar araclarina binip devem ettiler Ruhatta peslerinden onları takip etmeye basladi.
Yarim saat sonra arac bir kose basina gelip durdu. Ruhatta arkalarinda onlarin göremeyeceği sekilde bir yerde durdu. Ama bir durum vardi. Luks araba ve o iki takim elbiseli adam. Ruhatin evnin kosesinde bir kuytudaydilar. Evini gozetliyorlardı. Ruhat cok şaşkındı. Yoksa bunlarmıydı Ruhati hastanelik edenler. Artik hic birsey eskisi gibi olmayacaktı. Bu gercekle yuzlesmesi ve birseylerle hesaplaşma vaktinin geldigini anlamıştı.
20:00
Hava kararmış ve adamlar hala sokagin basinda bekliyorlardı. Belliki Ruhatin eve gelmesi icin takipdeydiler. Cunku Ruhat yaklasik 4 senedir sakin ve rutin bir hayat yasiyordu. İzini kaybettirmis bir cok seyden uzaklasmiş sade bir hayat. Tanıdıklarının ona ulasamayacagı herkesten soyut bir hayat ve kimsesizlik. Onu bu hale iten neydi. Herkesden herseyden kaçması telefonsuz teknolojisiz iletisim olmayan bir hayat. Gecmis de yasadiklari aslinda hic hafif seyler degildi. Normal bir insanin kaldiramayacagı seylerdi.
Aslinda O da normal bir insan degildi. Peki Ruhat kimdi ?
20:15
Luks arabanin bir anda kontak anahtari acildi tam araci calistiracaklardı ki arabanin arka kapisi açıldı. Onde oturan takim elbiseli adamlar kapinin sesiyle arkaya donduklerinde kendilerine silah dogrultmus olan Ruhat'ı gördüler. Hareketsiz ve sesiz kisa bir sure ve uzun uzun manasiz
bakislarin ardindan Ruhat elinde silahla arka koltuga yavasta oturdu ve kontak anahtarini istedi. Kontagi kapatip anahtari Ruhat' a veren adamlar birbirlerine bakip şaşkın bir sekilde kaldilar. Ruhat el hareketiyle adamlardan silahlarini istedi. Çaresiz bellerindeki silahlari cikardilar.
21:00
Saatler ilerledikce Ruhat sinirleniyor ve surekli sorular sorup adamlarin hakkinda bilgi almak icin onlari tehdir ediyordu. Adamlar artik caresi kaldiklarini ve Ruhat'in ne kadar ciddi oldugunu görünce konusmaya karar verdiler.
Digerinden yasça biraz daha büyük olan şöför koltugundaki hafif kir sacli adam abi yanlis anladin. Bizi Doktor gonderdi. Zor durumda oldugun icin dunden beri burdayız. Bian şaşkınlığını gizleyemedi Ruhat..
-Nasıl ?
- Abi dun gece senin evin onunde bir hareketlilik varmış. Doktor bizi aradi biz buraya geldik. Geldigimizde siyah bir panelvan arac vardı. Bahcede 2-3 kisi vardı. Durumu Doktara bildirdik ve seni adamlarin ellerinden almamız icin bize emir verdi. Biz seni aldik hastaneye götürdük tekrar hastaneye geldiğimizde sen yoktun.
- Peki ya Doktor ? Doktor nerde şimdi.
- Abi onu biz bilmeyiz kendisi soylemeden biz nerde oldugunu bilemeyiz
Ruhat şaskındı olan bitene anlam veremiyordu. Sormaya devam etti.
- Peki o adamlar kimdi ve nerdeler şimdi. Ya kopegim Luck o ? O nerede biliyomusunuz? Onu gördünüz mu hic ?
- Adamlarin kim oldugunu bilmiyoruz abi biz operasyon duzenleyince kaçtılar. Tespit edemedik ama gizli ve profesyonel bir birimin adamlari oldukları belliydi. Desifre olmamak icin seni birakip kactilar. Normalde biz onlara operasyon cekemeyiz. Kopegin Luck'a gelince o Doktorla beraber durumuda iyi saglikli herhangi bir sorun yok.
Ruhat biraz daha rahatlamistı. Bir dostunu daha kaybetmedigi icin cok mutluydu. Sanki gecirdigi zor anları bi anda unutmus gibiydi.
Sorularina devam eden Ruhat;
- Doktora ulasmam lazim. Hemen ona goturun beni . Dedi
- Abi suan bunu biz yapamayiz ama Doktor sana ulasacaktir. Sadece biraz daha sabırlı olman lazim, dedi.
Ruhat biraz dusunceli saskin ve rahatlamis bir sekilde Peki dedi. Adamları yolcu etti silahlarini verdi ve tesekkur edip ayrildi. Arabasina binip evine geldi ve tekrar odasina gecip yatagina uzandı ve rahat bir gece gecirecegini dusunerek yattı.
19.09.2000 Salı
Saat 07:00
Yeni bir gün, güneşli bir hava.
Kapi caliyor tak tak tak. Ruhat sicrayarak kalkti yerinden. Artik yastiginin altinda tuttugu silahini kapar kapmaz kapiya dogru yöneldi. Kapının durbun gozunden bakip kontrol etti. Sabah sabah kim bu dedi icinden ama yine bisey goremedi durbunden. Yinemi ayni seyleri yasayacakti. Cama geldi tekrar cok az perdeyi aralayip disarı baktı. Disarda ki adam da perdenin kipirdamasiyla seslendi Ruhat benim ben gel disardayim. Bak sana ne getirdim diye seslendi. Bolum1 sonu....

