Hatıralar, hatıralar ve yine hatıralar. Evimizin önündeki bahçede babamın işkolikliğinden biraz olsun kurtulup hayata ,bize yüzünü döndüğü nadir anlardan birinde Nova'yı bir koluna beni diğer koluna almış o çok sevdiğimiz hikayelerinden anlattığı bir bahardaydık. Anlattığı her hikayenin sonunu bilimin anahtarı olduğunu düşündüğü sorgulamaya bağlardı. Kim ne düşünüyor, neden öyle düşünüyor her şeyi sorgulardı. Sonra yine bi işi çıkar ikimizinde saçını okşayıp "Önemli." "Gelince telafi edicem, söz" gibi bahanelerin arkasına saklanarak koşar, giderdi. Annem de çok farklı değildi. Aynı laboratuvarda iş ortağıydılar.
Sorgula Astra, sorgula. Kutunun tek özelliği uçmaması değildi. Üstünde ailemin laboratuvarlarının sembolü vardı. Kutunun üzerinde elimi gezdirdim sonra ellerim yavaş yavaş üstündeki kabartma satranç piyonuna deydi. Demek şifre bu... Heyecanla kutuyu açtım. "Ne yani sadece bir mektup mu?"