İçeriğe geç

Cehennem Güneşi

Bölüm 5 · 9 dk okuma

Cehennem Güneşi

Bölüm 5

Ensedeki nefesin büyüsü

Kadınları ziyareti ardından eve geçmişti. Bu gece oldukça eğlenceli olacaktı ama önce biraz kendine gelmesi gerekiyordu. Mutfaktan gelen kokular onun için o kadar anlamlı ki bu yüzden ev yemeklerin aksatmamaya çalışıyordu. Üzerindekilerden kurtulduktan sonra sadece gömlek geçirip aşağıya indi. O geldiği için masa hemen hazırlanmıştı. Merdivenin başından huzurlu salonuna baktı tebessüm etti. Sonra masaya geçip yemeğine başladı. Gün içerisinde çalışırken acıktığını fark etmiyordu ama bu masaya oturduğunda açlığını net bir şekilde fark ediyordu.Güzel bir akşam yemeğinden sonra salona geçmişti ki kapı çalındı. Görevliler kapıyı açtığında içeriye adamlarından birisi gelmişti. "efendim, isterseniz malzemeleri alalım." "tamam Hakan, odayı biliyorsunuz zaten. Bende hazırlanırım birazdan yola çıkarız." "nasıl isterseniz efendim." Yanındaki adamlara o kadar çok güveniyordu ki zamanla onlarla çok derin bağlar kurmuştu. Odasına çıkıp üzerine ne giyeceğine karar verdikten sonra hızla eşyaları yatağın üzerine bıraktı. Siyah bir elbise giyecekti. Düz sade balon kollu belden bolalan bir elbiseydi. Bileklerinin hemen üzerinde bitiyordu. Saçlarını güzelce topladıktan sonra gözlerine ufak dokunuşlar yaptı. O kadar güzel kirpikleri vardı ki bakan herkes doğal olup olmadığını merak ediyordu. Zümrüt yeşili gözleri ona apayrı bir büyü katıyordu. Makyaj konusunda fazlasına aslında gerek yoktu ama bir an kırmızı rujunu gördü ve hızlıca onu da sürdükten sonra ayakkabılarını seçip hızla odasından çıktı. Basamakları zıplaya zıplaya iniyordu. Bu gece her şeyiyle ona iyi gelecekti. Aslında çok sık yaptığı bir şeydi ama son zamanlarda onunla da net bir şekilde ilgilenemiyordu. Dışarıya çıktığı an adamları da hızlıca arabalarına atladı. En sevdiği çıkış şekliyle evden ayrıldı. Güvenli alana doğru gidiyordu. Metruk alana geldiklerinde önceden gelen adamları orada düzenekleri kurmuştu. Bir kısmı etrafı kontrol ederken diğerleri de hazırlıkları tamamlıyordu. Yeni oyuncakları bir bir dizilirken önce hangisini deneyeceğini seçmeye çalışıyordu. Birisini aldı ve anında ilk atışını gerçekleştirdi. Her atışında çılgınlar gibi eğleniyordu. Sadece ruhu değil kendisinde de biraz delilik vardı Cehennem Güneşinin. Adamlarıyla birlikte yarışlar yapardı çoğu zaman. Onlar da bu konu da kusursuz eğitimler aldıkları için çok eğlenceli olurdu yaptıkları yarışlar. Atışlar bittikten sonra sandalyeler ateşin başına dizildi. Sıcak çay eşliğinde sohbet ettiler. Sohbet o kadar güzeldi ki her birinin farklı hayatları vardı. Her hikaye, telaş bambaşka hissettiriyordu. Saat oldukça geç olmuştu. Herkes araçlara geçtikten sonra alandan ayrıldılar. Gece oldukça ilerlemişti ama onun uğramak istediği son bir yer vardı. Orada olma ihtimaline karşılık bir içki içmek istiyordu. Adamların büyük bir kısmı evlerine dönüyordu bir kısmı da onun güvenliği için peşinden ayrılmaması gerekiyordu. Mekana geldiği anda zihninde çalan müzikle içeriye girdi. O kadar çok seviyordu ki burayı. İçindeki güneş burada alev alıyordu. Öncelikli olarak locasına geçti. Ortamın nabzını kontrol etmesi gerekiyordu. Eğlenen insanlar arasına karşımadan önce kadehini eline aldı ve tüm ruhuyla dans etmeye başladı. Gözleri onu arıyor olsa bile ruhu yalnızca kendisiyleydi. Kadeh üzerine kadeh içerken asla durmuyordu. Çünkü sarhoş olmak istiyordu ama olamayacağına emindi. Bakışları bir anda kilitlendi. Birileri mekana giriş yapıyordu. Gözlerini gözlerinden ayırmadan dansına devam ediyordu. Gece şu an başlıyordu. Locasına geçtiği an kendi locama geçtim. Yanında birçok kadın vardı. Cehennem Güneşiyse locasında insanları izleyip bir yandan da onu deli etmek için çılgın planlar yapıyordu. Kadehini bırakıp tekrardan alana geldi. Dans etmeye devam ediyordu. Bakışlarını üzerinde hissediyordu ama artık bakmayacaktı. Yanına yaklaşan adama yalnız takılmak istediğini söyledikten sonra danslarına devam etti. Dans edip zıplarken bileği burkuldu. Dengesini kaybediyor gibi olurken adamlarına baktı ve saniyesinde yanına geldiler. Bar taburesine geçmek istediğini söylediğinde onu oraya götürdüler. Çok önemli bir şey yoktu sadece ufak bir burkulma. Bir an daldı. Bütün gün gözünün önünden geçerken ne kadar güzel bir gün olduğunu geçirdi içinden. Dalgınlığı o kadar derindi ki yanına gelen adamı fark etmemişti bile. Ki o adam normal bir adamda değildi. Bardağını bırakıp ayağa kalkacağı an yanındaki adamla göz göze geldi. Bir an afalladı. Bar taburesiyle geri geri gidecekken onun refleksi sayesinde düşmekten son anda kurtulmuştu. Bacağında elleri vardı ki bu şu an çok tehlikeliydi. Şaşkınlığının dağılması saniyeler almıştı. Ellerine baktığı an çekmesini istediğini belli etti ama o an adam onu belinden kavradı. Bar masası ve kolları arasında sıkışmıştı. Bunun bedeninde uyardığı haz hiç bitmesin istiyordu ama tabi ki de hamlesini yapmalıydı. Kulağına doğru yaklaştı. "bir şey itiraf etmem gerekiyorsa beni çok eğlendiriyorsun oyuncağım." Bir yandan da elini çekmeye çalışsa da bir beton gibiydi. Gücü yetmiyordu. Cümlesini tamamladığı an adam çenesini tutmaya kalktı. Hızla başını geri çekti. "kelimelerini düzgün seç!" "Sınırlarını bil!" Bakışlarını olumsuz anlamda sallıyordu. İyice yaklaştı "ama bileceksin." Adamı her sözünde ne kadar sinir ettiğini çok net biliyordu. Burnundan solumaya başladığı an ayağa kalktı ve locasına doğru adım atacağı an bileğini kavradı. "benimle oynama. Bu oyun canını çok acıtır." Bileğini sirkeledikten sonra "sence acıdan korkan biri miyim oyuncak?" Önüne dönüp yürürken gülümsüyordu. Adamlarına baktığı an adamları yanına geldi ve mekandan ayrıldılar. Daha ne kadar oynayacaktı? Oyun nasıl farklı bir boyut kazanacaktı bilmiyordu. Bildiği tek şey bu oyundan iki tarafında haz aldığıydı. Bu gece de çok rahat uyuyacaktı. Bu savaş başladığı günden beri ona sataştığı günün geceleri kusursuz geçiyordu. Evine geldiği an ilk önce ayakkabılarını fırlattı. Sonra da banyoya geçip güzel bir duş ardından havlularıyla kendini yatağın kollarına bıraktı. ...Sabah yine aynı saatte uyanmıştı ama uyumasıyla uyanması arasında aslında çok bir zaman yoktu. Biraz yorgun uyanmıştı ama güne başlaması gerekiyordu. Suya kavuşup uykusunu açmak istiyordu. Yataktan doğrulup banyoya geçti. Sabah dinlemeyi sevdiği şarkılar eşliğinde güne başlarken bir yandan da bu gün kendini çok iyi hissetmediğini fark etti. Sanki yorgunluk bedenin değil de ruhundan kaynaklanıyormuş gibi hissediyordu. Biraz iyi gelmesi açısından renkli bir elbise giymişti.İş yerinde daha çok sade renkleri tercih etse de bu gün kendine ne iyi gelecekse onu yapabilirdi. Kahvaltısını hızlıca yaptıktan sonra Canla birlikte şirkete geçtiler. Yol kenarında çiçek satan bir kadını gördü. Arabayı müsait bir yere çektikten sonra "hemen geliyorum." Arabadan çıkıp hızlı adımlarla çiçekçi kadının yanına gitti."kolay gelsin." "teşekkür ederim." Bir buket seçti önce ama sonra diğer buketleri de alıp şirketteki kadınlara dağıtmak istedi. Adamları çiçekleri arabaya taşıdı. O da elinde iki buket çiçekle arabasına döndü. Araca biner binmez diğer buketi Cana uzattı. "efendim." "içimden geldi." Can gülümsüyordu. "daha önce hiç çiçek almamıştım efendim. Teşekkür ederim." Şirkete geldiğimizde buketimle birlikte odama çıktım. İşlerime başlarken sadece işlere odaklanacağım için bu durumdan biraz olsun kurtulmak iyi gelecekti. Bir ara Canın odasına gidecekken ofisteki masaların üzerindeki çiçekleri görmek mutlu olmasına neden olmuştu. Sanki hayat bulmuştu bu soğuk duvarlar. Tam kapıyı çalacaktı ki Can kapıyı açtı. Birlikte yapmaları gereken illeri hallettikten sonra odasına döndü. Bu gün bir davete katılacaktı. Ofiste hazırlanacaktı. Yapması gereken işleri tamamladıktan sonra çalışma odasındaki özel odaya geçip hızlıca hazırlandı. Bu oda ofiste kalması gereken geceler için hazırlanılmış bir alandı. Ayanda kendisini inceledi. Siyah pantolon, beyaz balon kol gömleği, ceketiyle hazırdı. Renkli elbise ardından kendini çok daha şık hissediyordu. Makyajını kontrol etti sonra da şirketten ayrıldı. Davetin olacağı alana giderken trafiğe takılmıştı ama zamanında orada olacaktı. Güzel bir akşam yemeği ardından müzik dinletisi ve sergi olacaktı. Aklı çok dağınıktı, bir yandan da kendisini toplamaya çalışıyordu. İnsanların telaşları arasında kendi de kaybolmuştu. Evlerine yetişip konfor alanına ulaşmak için çabalayanlar. Acil birisine yetişmek için yolda olanlar. Güzel veya kötü haber alacak olanlar... Hayat herkese oldukça farklı senaryolar sunuyordu. Sadece şunu biliyordu ki herkesin zorlandığı ve çok mutlu olduğu zamanlar oluyordu. Çok güzel gibi görünen ama ardında dram barındıran hayatlar gibi. Yada sade yaşam yaşıyormuş gibi görünüp aslında nice güzellikler yaşayan insanlar gibi...Yalıya giriş yaptığında aracını park etti. Çok fazla koruma vardı alanda. Kapıda yakın dostu Nesrin karşılamıştı. Ona sımsıkı sarıldı "hoş geldin canım.""hoş buldum." Ayrıldıkları an arkadaşı bir şeyler olduğunu fark etmişti. Omzuna dokundu "her şey yolunda mı?" "sıkıntı yok canım. Sadece bu gün kendimi çok iyi hissetmiyorum ama önemli bir durum değil geçer." Arkadaşının emin olmadığını anlayınca daha fazla gülümsedi, konuyu dağıttıktan sonra onunla birlikte içeriye geçti. İçerideki birçok kişiyi tanıyordu. Onlarla kısa bir muhabbet ardından kendisini kenardaki koltuğa bıraktı. Bir yandan ise yalının dokusunu inceliyordu. Her bir köşesi yaşanmışlık dolu eşyalarla doluydu. Birisinin yanına doğru geldiğini görünce başını oraya çevirdi ve gelen kişiye oldukça şaşırdı. Ağzının açık olup olmadığını kontrol edecek kadar. Bu adamın burada ne işi vardı ki? Yanını işaret etti "oturabilir miyim?" kadın başını olumlu anlamda salladıktan sonra zihnini dağıtmak için başka şeylere odaklanmaya başladı. Adamın yanında oluşu barda hissettiği o heyecanı tetikliyordu. Yemek için büyük salona geçtiklerinde aklında sadece buradan biran önce gitmek vardı. Yemekte güzel sohbetler eşliğinde güzel bir vakit geçirilmişti. Sonrasında sergi için yalının alt katına geçildi. Ellerde içecekler herkes sanatsal çalışmaları bir bir inceliyordu. Bir tablonun önünde uzunca bir süre durdu. Sanki kendisinden bir şeyler bulmuşçasına dalgın bir şekilde tabloyu incelemeye devam ediyordu. Ensesinde bir nefes hissedinceye kadar. Tüm vücudu o an uyarılmıştı. Bunu kimin yaptığından çok emindi. "bu gece oyun oynamak istemiyorum." "farkındayım." O an telefonu çaldı. Can arıyordu. Arkasına dönüp gülümsedikten sonra "müsaadenizle." Yanından ayılırken bile ruhunun orda kaldığından emindi. Rahat bir alana geçtikten sonra telefonu açtı. "Can." "Efendim, kadınlardan birisinin durumu çok iyi değil." "sorun ne Can?" "Psikolojik olarak iyi durumda değil efendim. Buradaki kadınların hiçbiri çok iyi değil yaşadıklarından sonra ama bu kadın iyileşmeyi reddediyor." "ben hemen geliyorum." Telefonu kapattıktan sonra koşarak hızlıca üst kata çıktı. Ardından da araçlara atlayıp kadınların özel alanına doğru yola çıktı.Nasıl yardımcı olabilirdi bilmiyordu ama yardımcı olması gerektiğini biliyordu. Mekana geldiklerinde Can kapıda onu karşıladı. Doktorlar ve ilgilenen sorumlarla konu hakkında detaylı bilgiler aldıktan sonra kadının odasına çıktı. Giderken buraya gelirken ki telaşından eser yoktu. Hatta adımlar geri geri gidiyordu sanki. Kapıyı usulca çaldıktan sonra içeriye girdi. Kadın sırtı ona dönük olacak şekilde uzanıyordu. Dokunulmamış bir yemek ve kapalı ışıklarla karanlıkta uzanıyordu. Koridordan gelen ışık sayesinde önünü görüyordu. O an köşedeki lambayı usulca yaktı. Kadın doğrulmaya başladığı an yanına geldi ve engel oldu. "rahatsız ettiğim için üzgünüm ama biraz sohbet etmeye ihtiyacım vardı. Burada seninle sohbet edebileceğimi düşündüm." Kadın cevap vermedin öylece gözlerine bakıyordu. Bakışları ardında çok fazla kelime vardı ama yaşanmışlıkların suskunluğu vardı dudaklarında.Bir anda onu kendisine çekti. O kadar sıkı sarıldı ki kadının kalp atışlarını hissedebiliyordu. Başını omzuna koyan kadın kendisini çok fazla tutuyordu "ağla" sessizce söylemişti bunu ama kadın kendini tutmaya devam ediyordu. Daha yüksek bir ses tonuyla söyledi "ağla." Kadın ağlamamak için kendini tutmaya devam ediyordu ama farkında değildi ki o an ona güç vermeye çalışan kadın her ağla dediğinde o ağlıyordu. Kadın kendisini geri çektiğinde onun gözyaşlarını sildi. Sonra onun da gözlerinden yaşlar akmaya başladı. "içimizdeki zehirleri boşaltmalıyız. Yaşamaya devam edebilmek için bunu yapmalıyız." Başını olumlu anlamda sallıyordu. İki kadın o an birbirini toplamaya çalışırken aslında kendi ruhlarını iyileştiriyordu. "geçmişi geri alamayız. Yaşanılanları silemeyiz ama yarını kendimiz inşa edebiliriz." Kadın derin bir nefes aldıktan sonra "beni hayallerimle sattılar." Yatağa sırtını yaslarken yanına gelmesini işaret etti. O da sırtını yasladıktan sonra kadın anlatmaya devam etti. "siz bizi kurtarana kadar yaşadıklarım değil. Hayallerimle beni satan insanı atamıyorum. Onun ruhumdaki yaraları kabuk bağlamıyor ki onu atabileyim. Olmuyor, defalarca denedim ama başaramıyorum. Yaralarım her gün daha fazla kanıyor. Bende artık o yaraları bedenimle atacağım. Kendimle yok edeceğim." Ellerini kavradı ve "kendini onun için feda etmek yok. Sana bunu yaşatanı kendi ellerimle sana sunacağım. Ona yapmak istediklerine sen karar vereceksin. Sonra da hayallerini gerçekleştireceğiz. Sana Cehennem Güneşinin yemini olsun o hayaller gerçek olacak ama önce birileri ceza çekecek. Bu yüzden bana kim olduğunu söyle. Gerisi asla mühim değil." Kadın bir anda ona sarıldıEns"bunu neden yapıyorsunuz? İnsanların birbirine bu kadar düşman olduğu dönemde bunu neden yapıyorsunuz?" "bu da benim yaralarımı iyileştiriyor. Hayatına dokunduğum hayatlar yaşamımı değerli kılıyor ama aslında bu kelimelerden çok daha fazlası. Kendin gözlerinle göreceksin." Kadına eşlik ederek yemek yedi. Aslında canı hiçbir şey istemezdi yemekten sonra ama ona eşlik etmeliydi. Günlerce yemek yemeyen bir kadın için yemek yemek elbette kolay değildi ama zamanla iyileşecekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.