İçeriğe geç

Cehennem Güneşi

Bölüm 3 · 9 dk okuma

Cehennem Güneşi

Bölüm 3

Cehennem Güneşinin ışığı

Gözlerini açtığında saat oldukça erkendi. Vücudunu kendine getirmek için gerneştiği sırada elleri saçlarına değdi ve nemli olduğunu hissetti. Yataktan doğrulup ilk iş olarak saçlarını kuruttu ardından ise yapması gereken işlerini kontrol edip gününü hayal etmeye başladı. Bu gün hafta sonu olduğu için şirkete gitmesi gerekmiyordu ama o hafta sonu olsa bile yapması gereken işleri iş yerinde halledip geriye kalan zamanını nerede geçirmek isterse orada devam ettirirdi. Üzerine siyah bir tulum giyip makyajını yaptı. Saat henüz oldukça erken olduğu için salona inip biraz kendine vakit ayırmaya karar vermişti. Görevliler henüz uyanmamıştı. Bu yüzden oldukça sessizdi ev. Sakin, telaşsız... Şöminedeki hazır odunları fark etti. Şömineyi yakıp onun huzurlu sesi eşliğinde kitabını okumaya başladı. Bir an da kapı açıldı, o an korktu. Görevliler gelmişti. Bir şey isteyip istemediğini sorduktan sonra işlerine başladılar. O ise kitabına devam etti. Canın gelene kadar okumak istiyordu.Can eve geldiği an birlikte kahvaltıya geçtiler."arabanız biraz hasar almış." Gülümsedim "biraz." "onu servise gönderttim. Bu gün yapılacak çok bir işiniz yok. Aile yemeğiniz var en önemlisi." Bütün hafta beklediği aile yemeği gelmişti. Kahvaltının ardından şirkete geçtiler. Canı bugün erken gönderdi. İşlerini tamamladığında öğleden sonra olmuştu. Gerekli olan evrakları alıp şirketten ayrıldı. Aile buluşma noktaları şehir dışında olacaktı. İki araç olarak seyahat ediyorlardı. Yolda dinlemeyi en çok sevdiği şarkılar eşliğinde buluşmaya gidiyordu.Belirli aralıklarla bu buluşmalar yapılırdı. İş yoğunluğu oldukça fazla olan aile üyelerine sahiptiler. Bundan dolayı da bağları her zaman sağlam tutmak için belirli aralıklarda buluşup eğlenceli vakitler geçirirlerdi. İstanbul'dan çıkmak gerçekten büyük bir meseleydi. Birkaç saatin ardından bağ evine ulaşmıştı. Aile üyelerinin arabalarını görünce sevindi. Arabasını park edip büyük bir mutlulukla eve giriş yaptı. Enerjisi o kadar yüksek bir insandı ki herkesin enerjisine güneş gibi doğuyordu."ben gel-diiim" Aile üyeleri onu görürü görmez hemen ayağa kalktı ve büyük bir mutlulukla onu karşıladılar. Kuzenleri, büyükannesi, büyükbabası ve geriye kalan büyüklerin hepsi oradaydı. Bir an durdu. Sadece anne ve babası yoktu burada. Onlarda zaten çok uzun zaman önce ayrılmıştı. İlerleyen zamanda onların ayrılmasına da değiniriz. Anne ve baba tarafı ticaret sağ olsun zaten hep birlikteydiler. Bu yüzden bu tarz toplantılarda yalnızca bir tarafa değil de tüm aile bir arada oluyordu. Yemekte önce güzelce sohbete devam ettiler. Herksin işi başından aşkındı. Birbirlerine bu konuda hep destek olmuşlardır. Tabi aile büyüklerinden gelen bu temeller onlarla birlikte iyice güçlenmişti. Yemeklerini yedikten sonra bahçede güzel bir ateş yaktılar. Bu gece herkes bağ evinde kalacaktı. Evden farklı bir yerde olmak çoğu insan için uyku kaçırıcı oluyorken o yatağa gittiğinde zaten yorgunluktan bayılmak üzere olduğundan hemen kendini uykunun kollarına bırakırdı. Bu gecede ondan farksız olacaktı. Hem yol hem de iş yorgunluğu vardı üzerinde. Saat ilerlemeye başlamıştı ki herkes odalara dağılmaya başladı. Valizler zaten çoktan odalara çıkmıştı. Odasına geçip üzerine rahat bir şeyler geçirdikten sonra biraz daha ormanlık alanı izledi. Sonra gözlerine hakim olamadığı an kendini yatağın huzurlu kollarına bıraktı. Perdeleri çekmeden uyuduğu için biyolojik saatiyle erkenden gözlerini açtığı anda ormanın yeni yeni aydınlanışına şahit oldu. Bir süre sadece yeşili izledi. Sonrada yataktan kalkıp hızlıca hazırlandı. Üzerine uzun bir elbise giymişti. Mutfağa inip bir kahve alıp ayılmak istiyordu. Evdeki sakinler bağ evine geldiğinde erkenden uyanmazdı ama kendisi uyanma saatini genellikle sabit tutmaya çalışırdı. Çalışanlar aile için kahvaltı telaşındayken kahvesini alıp hızlıca mutfaktan ayrıldı. Salondaki büyük masaya geçip çalışmaya başladı. Aslında tam anlamıyla çalışma denilemezdi kontrolleri tamamlıyordu. Canın gönderdiği mailleri inceliyordu. Kahvaltıdan sonra İstanbul'a dönecekti. Salona ilk teşrif eden aile üyesi ardından çalışmalarını kaldırdı ve onlarla vakit geçirmeye devam etti. Bu ona çok iyi geliyordu.Güzel ve neşeli bir kahvaltı ardından aile üyeleriyle vedalaştı. Ardından koruma aracıyla birlikte bağ evinden ayrıldı. Bu güzel ara ona çok iyi gelmişti. Aile üyelerini ara ara ziyaret ediyordu ama hepsini bir arada bulmak daha eşsizdi onun için. Önce şirkete sonra da evine geçecekti. Aslında şirkete uğramasını gerektirecek bir durum yoktu ama orada olmayı seviyordu. Eve gidince kalabalık bir evden gelmenin boşluğunu bir anda yaşamak istemiyordu. Odasına çıkıp güzel bir müzik eşliğinde çalışmalarını yürütmeye devam etti. Heyecanı, aksiyonu çok seviyordu ama bir o kadarsa sakinliği, durgunluğu da seviyordu. Ruhunda çok farklı zevklere sahip bir kişi vardı.Bu yıl içinde hedeflediği seviyeye çoktan ulaşmıştı lakin o ulaşır ulaşmaz daha büyük bir hedef koymuştu ve büyük hedefler daha büyük çaba gerektirir. Bunu da her şeyden daha iyi biliyordu. Bu fedakarlık onu bu zamana kadar asla yormamıştı. Hatta içindeki yaramaz ve hep daha fazlasını isteyen ruhunu beslemeye devam etmiştiDurmaya karar verdiği an alışverişe gitmeye karar verdi. Ardından da eve geçecekti. Alışveriş merkezine geldiğinde sevdiği bazı markaların ürünlerine bakıp istediği parçaları denemeye başladı. Kadınlar için alışverişin çok farlı anlamları vardı. Bu nasıl olurda bütünüyle ruhu etkiliyordu henüz çözülebilmiş değil. Kız arkadaşlarını akşam yemeğe davet etmişti. Onlara da güzel parçalar seçtikten sonra alışverişini tamamlayıp evine döndü. Akşam için çok güzel hazırlıklar yapılıyordu evde. Kendisi de özelce hazırlandıktan sonra arkadaşlarını beklemeye başladı. Görevliler bu akşam erken gidecekti. Çünkü kızlarla yalnız kalmak istiyordu. Kız arkadaşları yavaş yavaş gelmeye başlamıştı. Zaten dört kişi olacaklardı. Onları da uzunca bir süredir ihmal ediyordu. Bu yüzden gece hepsi için özel olacaktı. Yemekler harika görünüyordu. Özel hayatlar ve detayların eşliğinde sohbet ediyorlardı. Bu asla dedikodu değildi. Yalnızca birazcık masum sohbet.Kızlarla vedalaştığında saat oldukça geçti. Gitmemeleri için ısrar etmiş olmasına rağmen her birinin farklı bir nedeni vardı. Masanın üzerindeki telefonunu alıp odasına doğru ilerlemeye başladı. Uyumak istiyordu artık. Gün oldukça yoğun ama bir o kadar da mutlu bir şekilde bitmişti. Aniden telefonunun çalmasıyla korktu. Telefon Candan gelmişti. "efendim, teslimat erken geldi. Bu yüzden sizi bilgilendirmek istedim." "Can, teslimat nereye yapıldı?" "on sekizinci depo efendim." "tamam ben depoya geçiyorum." "bende hemen yanınıza geleceğim." Telefonu kapatıp hızlıca odasına çıktı. Şifonyerin üzerindeki belgelerini alıp evden ayrıldı. Korumalarına bilgiyi Can vermişti. Onlar da hızla hazırlandı. Arabalarından birisine binip hızla on sekizinci depoya sürmeye başladı. Teslimat silahlar üzerineydi. Gizli ve özel üretim silahlar. İçindeki heyecan ruhunu diri tutuyordu. Depoya girecekleri anda üstün koruma içinin rahatlamasını sağlıyordu. Arabadan indiğinde Can yanına geldi "efendim, tüm silahlar içeride. Hepsi eksiksiz ve kusursuz bir şekilde elimizde. Eğer onay verirseniz sevkiyat başlayacak." O sırada silahlara büyük ir heyecan ve hayranlıkla bakıyordu. "Can benim oyuncaklarım nerede?" "Beni takip edin efendim." Can hızla deponun farklı bölümüne ilerliyordu. Kapıdaki korumalar onlar gelince çekildi. Odaya girince gördüğü güzelliklerle çıldırabilirdi. Hemen yanlarına gidip bir bir incelemeye başladı. Silahların üzerinde özel sembolleri işlenmişti. "Can bu bebekleri hemen eve gönder ve lütfen bir aksaklık çıkmaması için uğraş." "hiç merak etmeyin efendim. Her şey kontrol altında."O an silahlardan birisini alıp beline yerleştirdi. Sonra da depodaki yapası gereken son işlemleri halledip Canla birlikte eve geçtiler. Evdeki özel deposuna yeni oyuncaklarını büyük bir özenle yerleştirdikten sonra genel bir durum değerlendirmesi yaptılar ama saat hemen hemen sabah olmak üzereydi. Bu yüzden biraz dinlenmeleri gerekiyordu. Can evine geçtikten sonra o da kendisini odasına attı. Bedenen çok yorgundu ama aklı aşağıda ki oyuncaklarındaydı. Sağlam bir kafaya ihtiyacı olduğu için zorla da olsa uykuya daldı. ...Yeni gün, yeni adımlar. Şirkete geldiğinden beri bir sonraki sevkiyat üzerine çalışma yapıyordu. Bir yandan ise en son yaptıkları anlaşmanın ilerleyişini çok dikkatli bir şekilde kontrol ediyordu. İşlerin kontrolü altında olmasına oldukça dikkat ediyordu. Kontrolünde olan şeyler sayesinde rahat bir şekilde bütün işleri yürütebiliyordu. Bazı dönemlerde krizler çıkabiliyordu ama onun önceden hazır olan h planı bile olduğundan çok zorlamıyordu. Bu gece yeni bebeklerini deneyecekti. Bu yüzden zamanın bir an önce akmasını istiyordu. Can elinde kahvelerle yanına geldiğinde kahve bile içmeyi unuttuğunu hatırladı. "çok teşekkür ederim." Büyük bir sevinçle elinden kahveyi aldı. Önce burnun bayram etmesi gerekiyordu bu yüzden kokusunu derince içine çekti. Ruhu ve mutluluk hormonu dans ediyordu. Kahvesinden aldığı yudum bütün çalışmasına iyi gelmişti. "Can, araştırman ne durumda? Biliyorsun ki biran önce harekete geçmeliyim." "efendim, çok az kaldı. Hiç merak etmeyin her şeyi halledeceğiz." Bir an içine sıkıntı girmişti. Konu acı çeken insanlar olunca kırmızı çizgisi aşılıyordu. Kadınları zorla fuhuşa zorlayan bir çeteyi bulmaya çalışıyorlardı. Çeteyi bulmalarına çok az kalmıştı. Buldukları an yapacağı şeyi de çok iyi biliyordu. Can birden ayaklandı. "efendim ben çalışmama geri döneyim. Bir gelişme olursa size hızlıca haber veririm." "tamam Can kolay gelsin." Can odadan çıktıktan sonra aklı Canın araştırmasına kaldı. Bir anda ayağa kalktı ve Canın odasına geçti. Can onun geldiğini görünce hemen ayağa kalktı. Bu haberi bu gün almışlardı. "biran önce çözmem gerekiyor Can." Elindeki bilgileri detaylı bir şekilde incelerken büyükbabasından bu konuda destek aldı ve çok geçmeden konum bulunmuştu.Cana baktığı an Can ne yapması gerektiğini çok net anlamıştı. Odasına dönüp eşyalarını aldıktan sonra hızla şirketten ayrıldılar. Oldukça kalabalık bir şekilde çetenin olduğu lokasyona gidiyorlardı. Burada işi yürütenler vardı. Onların hayatlarına cehennem güneşi doğacaktı. Sonra da kadınları kurtaracaktı. Şehrin kirli sokaklarında değildi. Oldukça elit bir alanındaydı konum. Villaya geldikleri an önce adamların konumlarını inceledi. Villanın güvenlik sistemi ellerindeydi. Kamerayla adamların ve korumaların detaylı konumları üzerine incelemeler yaptıktan sonra planı uygulamaya başladılar. Kapıyı teknoloji sağ olsun hiç zorlanmadan açmayı başarmışlardı. Korumalar çok kısa süre içerisinde etkisiz hale getirilmişti. Cehennem Güneşi yeni oyuncağını eline alıp korumalarıyla birlikte hızla villanın içine daldı. Tüm soğuk kanlılığıyla adamları tek tek etkisiz hale getirdi. Kimse Cehennem Güneşinin refleksleriyle yarışamazdı. Adamları tek tek dizdirdikten sonra öfkesini kontrol etmeye çalışsa da bir an onların kadınları yaptıkları aklına gelince nefes almaya ihtiyacı olduğunu hissetti. Terasa geçip nefes aldıktan sonra onların yanına geri döndü. Şu an onlara aklında deli dehşet şeyler yapmak istiyordu ama ellerini bu iğrenç şeylerle kirletemezdi. Cana baktığı an Can başını olumlu anlamda salladı. Ardından birer kurşun daha ayaklarına sıkıp hızla villadan ayrıldı. Her birine insan dışı işkenceler yapılacaktı. Canla bunun üzerine güzelce konuşmuşlardı. Kadınların olduğu yere gidiyordu. Adamları orayı temizlemişti. Kendisinin yapması gereken o kadınların hepsini kanatları altına almak olacaktı. Çünkü biliyordu ki insanlar onlara hiç de iyi muamele etmeyecekti. Kapıya geldiği an gördüğü kadınlarla bir an kanı çekildi. Dizleri titremeye başladı. Kadınlara bunu zorla yaptırdıkları için türlü işkencelere maruz kalmışlardı. Kadınlar ona bakıyordu. Ortamda çok derin bir sessizlik hakimdi. Yalnızca Cehennem Güneşinin topuklu ayakkabı sesleri yayılıyordu."artık korkmanız gereken bir durum yok kardeşlerim. Hepiniz benim korumama altında olacaksınız. Kimse size dokunamayacak. İstemediğiniz şeyleri yapamayacak. Geç kaldığım için her birinizden çok özür dilerim." Gözü yaşlı bir şekilde ona bakan kadınların gözünde umut ışığını görmek ona yetmişti de artmıştı da. Salona birçok doktor ve psikolog gelmişti. Onlar kadınlarla ilgilenirken o da onların kalacakları yerler konusunda bir sıkıntı çıkmaması adına Canla konuşuyordu. Kadınları özel bir alana götüreceklerdi. Bir süre tedavi olup iyi olmaları beklendikten sonra harbini koruması altında hayatlarına devam etmeleri için elinden gelen her şeyi yapmaya devam edecekti. Aslında şirkete dönmesi gerekiyordu ama bu gün yaşadığı olaylar onu psikolojik olarak çok yıpratmıştı. Biraz nefes almaya ihtiyacı vardı. Şirkete geçmeden önce bir kafeye geçti. Sevdiği butik kafelerden birisiydi. Kahvesini yudumlarken insanların telaşında bir an kendi telaşını hissetmemeye çalıştı. Etrafımızda her gün yüzlerce hatta binlerce insanla karşılaşırız. Her birinin farklı bir hayatı, sıkıntısı ve telaşı vardır. Herkesin yaşadığı kendisi için çekilemez ve zordur. Aklında binlerce düşünce geçerken sevdiği bir müzik çalmaya başladı. O an sadece müziğe odaklandı. Sonra da o kadınların hayatlarına dokunabilecek kadar büyük bir güce sahip olduğu için çok mutlu oldu.Kısa bir mola ardından dünyadaki tüm insanlar adında daha fazla çalışmak için şirketine geri döndü. Her zaman daha çok çalışacaktı ve çok fazla kalbe dokunacaktı. Yapması gereken işleri tamamladıktan sonra kadınları ziyaret etmeye gitti. Onları uzaktan bir şekilde izlerken bir şekilde yaralarının sarılmaya başlanmış oluğu onu rahatlatıyordu. Artık kimse onların bedenine onlar izin vermediği sürece dokunamayacak ve işkence edemeyecekti. Dahası her birinin özellikleri ve yetenekleri üzerine çeşitli iş imkanlarına sahip olacaklardı. Cehennem güneşi her gün daha fazla parlamaya devam ediyordu. Zamanı geldiğinde öyle güzel ışıldayacaktı ki... Yeni bölümle ilgili yorumlarınızı belirtmeyi unutmayın.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.