"Karanlık Lord düşecek... ama savaş bitmeyecek."
"İki çocuk doğdu aynı gecede.
Biri karanlığı durduracak,diğeri kaderi yeniden
yazacak."
1981
Godric's Hollow
|
|
|
√
"Anlamıyorsun, Lily... yapmak zorundayım."
Sarışın kadının sesi titriyordu. Söylediği sözlere kendisi bile inanmak ister gibiydi, karşısındaki kıpkızıl saçlı kadına baktı. Odanın içindeki hava ağırdı; sanki duvarlar bile yaklaşan felaketi hissediyordu.
Şöminede yanan ateş çıtırdıyordu ama sıcaklık kimseyi ısıtmıyordu.
"Hayır, Maria," dedi Lily Potter, sesi çatlayarak. "Böyle yapamayız. Bir yol olmalı. Dumbledore bir şey bulabilir, James- biz-"
Cümlesi yarım kaldı.
Çünkü Maria çoktan bakışlarını odanın köşesindeki beşiğe çevirmişti.
Yan yana duran iki küçük beşik... dünyanın bütün umutlarını taşıyor gibiydi.
İki bebek, olacaklardan tamamen habersiz şekilde uyuyordu.
Biri kızdı. Alev kızılı saçları daha şimdiden ışığı yakalıyordu; küçücük yumruğu battaniyenin üstünde duruyordu.
Diğeri ise bir erkek bebekti -
başındaki kuzgun siyahı saçlar bir bebeğe ait olamayacak kadar gürdü. Nefes alışları sakin, huzurluydu.
Maria'nın gözleri yumuşadı.
"Onların kaderi birlikte yazıldı, Lily," diye fısıldadı. "Yolları ne olursa olsun... bir gün yeniden kesişecek."
Yavaş adımlarla beşiğe yaklaştı. Tahta zeminin gıcırtısı bile fazla yüksek geliyordu. Eğildi ve kızıl saçlı bebeği büyük bir dikkatle kucağına aldı.
Bebek hafifçe kıpırdandı ama uyanmadı.
Lily'nin gözleri doldu.
"Black seni affetmeyecek," dedi kısık bir sesle. "Bunu yaptığını öğrendiğinde..."
Maria birkaç saniye cevap vermedi. Sadece bebeğin yüzüne baktı. Küçük burnuna, titreyen kirpiklerine...
Lily haklıydı, sevdiği adam onu affetmiycekti.
Sonra derin bir nefes aldı.
"Gerçeği öğrendiğinde affedecek," dedi sonunda. "Çünkü neden yaptığımı anlayacak." Sesi bu kez daha kırılgandı. "Biz kurtulamayabiliriz, Lily... ama onları kurtarabiliriz."
Kucağındaki bebeği biraz daha kendine çekti. "Herkesi kurtaracaklar. Ve birbirlerinin yaralarını... birlikte saracaklar."
Tam o anda diğer beşikten ince bir ağlama sesi yükseldi.
Erkek bebek uyanmıştı.
Sanki bir şeylerin yanlış olduğunu hissetmiş gibi huzursuzca ağlıyordu.
Lily hızla yanına gidip onu kucağına aldı.
"Şşş... buradayım," diye fısıldadı, gözyaşları yanağından süzülüyordu. Küçük Bebek annesinin sesini duyunca yavaşça sakinleşti.
Lily başını kaldırdı.
"Sence... ona iyi bakacaklar mı?" diye sordu. Sesindeki korku saklanamayacak kadar büyüktü.
Maria tereddüt etmedi.
"Cissy beni kırmaz," dedi kararlı bir şekilde, sesi güven doluydu.
"Ona kendi çocuğu gibi bakacak. Buna eminim."
Zaman daralıyordu.
Maria masanın üzerindeki mühürlü zarfı aldı. Parmakları hafifçe titriyordu. Kapıya doğru yürüdü; her adım, geri dönülmez bir vedaya yaklaştırıyordu onu.
Tam kapıyı açacakken Lily'nin sesi arkasından yankılandı.
Bu, belki de son kez konuşmalarıydı.
"Adı ne olacak?"
Maria'nın eli kapı kolunda dondu.
Sessizlik çöktü.
Başını eğip kucağındaki bebeğe baktı. Küçük kız huzurla uyuyordu. Çiçeksi, sıcak kokusu içine doldu.
Gözleri yumuşadı.
"Adı..." dedi fısıltıyla.
Bir an durdu.
"Bloom olacak."
Lily sustu.
Maria kapıyı aralarken son kez konuştu, "Karanlığın ortasında açan bir çiçek olacak."
Ve kapı sessizce kapandı.
O gece iki kalp sustu.
Ama geride kalanların içinde, dostluklarının yankısı hiç susmadı.
Bir anı gibi değil… kapanmayan bir yara gibi yaşamaya devam ettiler.
Çapulcular artık dört kişi değildi.
Biri toprağın soğuk sessizliğine emanet edilmişti.
Biri demir parmaklıkların ardında, işlemediği bir suçun ağırlığını taşıyordu.
Biri konuşmayı bırakmış, acısını sessizliğe gömmüştü.
Diğeri ise hayatta kalmanın utancıyla, kendi gölgesinden bile kaçıyordu.
Bir zamanlar kahkahaları koridorları dolduran o dört çocuk…
Artık sadece hatıralarda yan yana duruyordu.
Bir anne son nefesinde korkuyu değil sevgiyi seçti ve böylece ölüm bile dokunamadı küçük çocuguna..
Karanlık Lord bir gün düşecekti, evet.
Dünya yeniden nefes alacaktı.
Işık kazanacaktı.
Ama bazı gecelerin bedeli zaferle ödenmezdi.
Çünkü bazen dünya kurtulur…
kahramanlar yine de geri dönmezdi.
Ve geriye kalanlar, kazanılmış bir savaşın içinde
kaybettikleri insanlarla yaşamayı öğrenmek zorunda kalırdı.