Son kez... İyi Okumalar 🦋
_____________
~hyunjin~
H: "Elimi tut güzelim. Sakın kıpırdama tamam mı korkacak bir şey yok"
Küçük beden dolu gözleriyle bana baktığında kalbim sıkışıyordu. O kadar korkuyordu ki gözlerine yansımıştı korkusu.
Minho, iki elini Felix'in omzuna sararak onu sabitledi dik durması için Chan ise anestezi iğnesini hazırlayarak Felix'in arkasına geçti.
Sezeryan doğum olduğu için sırtından anestezi yapılacaktı ama benim küçük kediciğim şimdiden çok korkuyordu. Tüm bunların hemen olup bitmesi için içimden dua ediyordum.
F: "Hyunjin"
Gözlerinden damla damla yaşlar süzüldüğünde defalarca küfürler ettim kendime. Anestezi kim bilir ne denli canını yakıyordu bebeğimin.
H: "Bitecek güzelim benim"
Küçük elleri elimi sıkıca tuttuğunda ellerine öpücük kondurarak onu sakinleştirmeye çalıştım ama anestezi çoktan onu etkisi altına almış olmalıydı ki kondurduğum öpücükleri hissetmedi.
M: "Tamam uzatabiliriz"
Felix uyanıktı ama tüm vücudu uykuda gibiydi. Yavaşça onu tekerlekli yatağa uzatarak alnına öpücük kondurdum.
M: "Görüyor musun kan vermek daha iyi"
Hemen dolu gözleri ile Minho'yu onaylamıştı. Tanrım bu haldeyken bile çok tatlıydı.
Ameliyatı Chan yapacaktı ve Minho da ona yardım edecekti. İki güvendiğim kişi oldukları için en ufak endişem yoktu. Sadece tek endişem küçük bebeğimin korkuyor olmasıydı.
C: "Tamamdır ameliyathaneye alalım"
Yatağı ameliyat odasına doğru ittiklerinde ben de Felix'ten uzaklaştım steril kıyafetler giyinmek için.
F: "Hyunjin! Hyunjin de gelsin!"
Küçük kediciğimin ağlamaklı sesini duyduğumda gözlerim dolmuştu. Bugün kesin ağlayacaktım artık kendimi tutamıyordum.
H: "Geliyorum güzelim merak etme"
F: "Hayır durdurun Hyunjin'i bekleyelim"
Minho başını sallayarak yatağı itmeyi bırakmış ve öylece kapının önünde benim giyinmemi beklemişlerdi. Maskeyi de taktıktan sonra onlara yetiştim ve güzelimin saçlarını okşayarak odaya geçtim.
...
F: "Gerçekten mi ne kadar güzel"
H: "Evet sahiplenildi. Hem çok mutlu fotolarını bile attılar bana"
Felix'in dikkatini dağıtmak için kim bilir kaçıncı hikayemi anlatıyordum. Makineye bağlı olduğu için kalp atışlarını görüyordum ve bu kadar konuşmama rağmen hala kalbi fazlasıyla hızlı atıyordu.
F: "Bitmedi mi Hyunjin?"
H: "Az kaldı meleğim benim"
Gözlerini yorgun bir şekilde kapatarak başını hafif kıpırdattı beni onaylamak için. Eğilerek maskemi hafif indirdim ve alnına küçük bir öpücük bıraktım.
H: "Uyuma güzelim. Şimdi uyuyamazsın. Aç gözlerini"
Gözlerinin üzerine de sıcak dudaklarımı bastırdıktan sonra yorgun bir şekilde kısıkça açtı gözlerini. Şu an tıbbi örtü ile Felix'in ameliyat tarafı ile görüşü arası kapatılmıştı.
Küçüğüm her ne kadar farkında olmasa da kan kaybediyordu şu an. Ve anestezi yavaştan vücudunu tamamen etkisi altına aldığı için uykusu geliyordu.
F: "Çok yorgunum Hyunjin bitsin artık uyumak istiyorum"
Maskemi geri takarak başına parmaklarımla masaj yaptım. Keşke onun çektiği tüm zorlukları kendime alabilseydim.
Şu an uyumaması gerekiyordu. Doğum gerçekleşene kadar uyanık kalması en güvenlisiydi.
Tüm bunlar bittikten sonra iki bebeğimi de göğsümde uyutacaktım. Az kalmıştı.
H: "Birazdan bebeğimizin ağlama sesini duyacaksın güzelim. Ondan sonra uyuyabilirsin"
Kısık gözlerini kırpıştırarak beni onaylamaya çalıştı. Artık ne konuşacak hali ne de başını kımıldatacak hali kalmıştı.
Gergin bir şekilde Felix'ten uzaklaşarak Minho ve Chan'a taraf baktım ne kadar kaldığını sormak için. Ama onlara taraf döndüğüm an odadaki makinelerin sesini bastıran minik kızımın ağlama sesini duydum.
Maskenin altından alt dudağımı kanatırcasın sert bir şekilde ısırdım. Dizlerimin üzerine çöküp bebek gibi ağlamak istiyorum.
Chan gülümseyerek küçük bedeni Minho'nun kollarına bıraktığında Minho kanı tamizlemek için kızımı temiz beze sardı.
Öylece olduğum yerde dikilip kalmıştım. Ne Minho'ya yardıma gidebiliyordum ne de bir şeyler diyebiliyordum.
M: "Al bakalım prensesini"
Dolu gözlerimden birkaç damla yaş süzüldüğünde karşımda duran Minho'nun kolları arasındaki bebeği kucağıma aldım.
Kollarıma aldığım an sanki beni hissetmiş gibi gözlerini açarak etrafına bakındı. Gözleri aynı Felix'in gözleri gibi boncuk boncuk bakıyordu.
Çok hafifti, minicikti...
Dudaklarını büzerek ağlamak istediğinde hemen yavaşça kollarımda salladım onu. Kıpraşarak küçük elini örtünün içinden çıkarmıştı. Parmakları da kısa ve tombuldu. Her şeyiyle Felix'e benziyordu.
Kucağımdaki bedeni sallayarak, küçük kediciğime doğru döndüğümde onun çoktan anestezi etkisiyle uyuduğunu görmüş ve rahat bir şekilde gülümsemiştim.
C: "Dikişleri atıp bitiriyorum. Siz bebeği temizleyip giydirin"
...
F: "Hyunjin artık yemek yiyebilir miyim?"
H: "Daha değil güzelim. Su içmek ister misin?"
F: "Su yemek değil Hyunjin!"
H: "Biliyorum güzelim. Biraz daha sık dişini"
F: "O zaman kızımı ver bana"
Dudaklarını büzerek kollarını bana taraf uzattığında kucağımda uyutmak için salladığım minik bedeni dikkatli bir şekilde kollarına bıraktım.
Artık iki tane minik bebeğim vardı. Hala inanamıyordum buna.
Felix ilk uyandığında acıdan kıvrandığı için paniklemiştim ama neyseki ağrıkesiciler şimdilik tutuyordu onu. Birkaç gün ağrısı olacak ama sonra geçecekti.
Kucağında tuttuğu minik bedenin burnuna öpücük kondurarak gülümsedi. Deminden beri uyutmaya çalışıyordum ama sanki yeni doğmuş bebek değilmiş gibi boncuk gözleriyle etrafa bakınıyordu.
Ama şimdi Felix'in tek küçük öpücüğüyle mayışarak uyumuştu.
Sessizce yatağın kenarına oturdum ve kızımın saçlarını okşadım. Birkaç tane kısa tutamlar kendisini belli ediyordu ve saçları sarı da değil, sihay da değildi. Açık kahverengi tonundaydı sanki.
H: "Nabi"
Kızımızın ismini seslendirdiğimde kalbim teklemişti. Dudaklarımdan onun isminin çıkması hoş hissettiriyordu.
F: "Çok güzel isim"
H: "Kelebek, bizim minik kelebeğimiz 🦋"
Felix gülümseyerek başını kaldırdığında hemen dudaklarından kaçamak bir öpücük aldım.
J: "Nerede benim torunum!"
Jisung bağırarak içeri daldığında Minho da onun arkasından odaya geçmişti. Jisung heyecanlı bir şekilde yatağa doğru ilerlediğinde yataktan kalktım bebeği yakından görebilmesi için.
J: "Minicikmiş ya"
Minho'nun yanına geçerek onunla birlikte karşımızdaki manzarayı izledik. İşte aile buydu.. aile kendini ait hissetmediğin bir yer değil, aksine kendinmiş gibi hissettiğin yerdi.
H: "Teşekkür ederim"
İlk gün Felix'i yaralı bulduğum günden beri bana yardım etmişti Minho. Ona ne kadar teşekkür etsem azdı.
İlk gün.. Felix'in yarasını iyileştirmemde bana yardım etmişti ve şimdi kızımızı kucağımıza almamıza..
...
Kapıyı açarak yana doğru kaydım Felix'in geçmesi için. Her ne kadar bebeği, onun yarası var diye ben taşımak istesem de kızını bırakmıyordu.
Yarası olduğu için küçük adımlarla kucağındaki bebekle birlikte salona geçerek dikkatli bir şekilde koltuğa oturdu.
Ben de eşyaları içeri aldıktan sonra kapıyı kapattım ve salona geçerek koltukta oturan bedene baktım.
Kızımızı dizlerine yatırmış saçlarını, yüzünü okşuyordu..
Gözlerimi kırpıştırarak bir süre daha kitlendim onlara. Koltukta oturuyordu.. ilk kez bu eve geldiği gibi aynı yerde oturuyordu.
Nasıl da korkmuştum eve aldığım kedi insana dönüşüp koltuğumda belirdiğinde.
Şimdi aynı beden o koltukta, aynı yerde oturmuş bizden bir parça olan kızımızı seviyordu.
Ben belki yıllarca hiç aileye sahip olmamıştım ama artık ailenin en güzelini bulmuştum. Felix, beni hem eş, hem de baba yapmıştı.
Dolu gözlerimdeki yaşları temizleyerek koltukta oturan bebeklerimin yanına oturdum ve minicik eli tutarak okşadım.
Diğer elimle de Felix'in elini tutup iki güzelliğimin de eline küçük öpücükler bıraktım.
Bir zamanlar bu evde yapayalnızdım. Sonra hayatıma anlam katan kişiyle, sonrasında ise bizi aile yapan prensesimizle tanıştım.
Artık bu hikayeye üç kişi olarak devam edecektik...
_________________
Kızımızın adı Nabi, kelebek demek. Bu kitaba da kendimden bir parça bırakmak istedim.
Çok zor..
Veda etmek çok zor ama veda etmek zorunda değiliz. Bizi çocuk büyütmeye çalışan Hyunlix'in tatlı çabalarıyla dolu olan özel bölümler bekliyor.
CatLix sadece benim için değil okurlarım için de çok önemli bir kitaptı.
Bir hikayenin daha sonuna geldik. Umarım sevmişsinizdir. Umarım hiçbir bölümde sizi hayal kırıklığına uğratmamışımdır.
Hesabıma ve diğer hikayelerime göz atıp beni takip etmeyi unutmayın.
Başka hikayelerimde ve özel bölümlerde tekrar buluşalım BLUEES'lerim 🩵🦋
İnsta: @\keenblues
Dudakları, burnu, gözleri Felix ama yüzü Hyunjin. Nasıl oluyor bu yaa 😭😭
Küçük bir Not:
Aslında CatLix'i yazmaya başladığımda aklımdaki son Hyunjin'in komadan uyanması ve tüm bunların sadece hayal olmuş olmasıydı. Ama tatlı bir fice böyle bir sonu yakıştırmadım. Onlar ve onların sevgisi fazlasıyla gerçek. Artık aşklarının meyvesi olan minik kızları bile var...









