İyi Okumalar 🦋
(Bir günde çok fazla yb attım. Lütfen bölümleri tekrar kontrol edin ve hepsini okuduğunuzdan emin olun. Yorum yapmayı da unutmayın)
_____________
~hyunjin~
H: "Yardıma geleyim mi güzelim?"
Kısa süren sessizliğin ardından yarı zamanlı kediciğimin sesi duyulmuştu.
F: "Hayır hallettim ben"
Elinde meyvelerle doldurduğu tabakla mutfaktan çıkarak bana baktı ve gülümsedi. Hamileliği ilerlediği için göbüşü gibi yanakları da şişmiş, tam ısırılmalık olmuştu. Ama ısırdığımda ağladığı için biraz çekiniyordum.
H: "Kabuklarını soymamız için bıçak da getirdin mi bebeğim"
F: "Onu unuttum"
Ağzına kadar dolu olan meyve tabağını sehpaya bıraktığında elimi bileğine sararak onu yavaşça koltuğa çektim ve oturmasını sağladım.
H: "Ben getiririm çiçeğim otur sen"
Başını sallayarak beni onayladı. Küçük bebeklerimin canı meyve çektiği için hızla mutfağa geçtim bıçak almak için.
F: "Ayy Hyunjin! Çabuk gel"
Bulduğum bıçağı telaşlı bir şekilde kaparak elime aldım ve salona geçtim.
F: "Hyunjin koş koş! Bebeğimiz kıpırdıyor!"
Kocaman gülümseyerek hızla koltukta oturan bedenin yanına geçtim ve bıçağı masaya bırakarak Felix'in kıyafetini kaldırıp göbeğini açıkta bıraktım.
H: "Bakayım"
F: "Hyunjin çok hızlı hareket ediyor. Garip hissediyorum"
Elimi yavaşça heyecanlı bir şekilde konuşan bedenin karnına bastırdım. Şimdilik gözle göremezsek de dokunarak hareketlerini hissedebilirdik.
Miniğimiz artık 22 haftalık olmuştu. Biraz fazla uyuduğu ve sakin bir bebek olduğu için kıpırdama konusunda tembeldi.
H: "Kızım"
Eğilerek sarışınımın karnına doğru fısıldadığımda sanki beni duymuş gibi elime taraf kaydı ve tüm vücudunu elimin olduğu tarafa sürükledi. Tanrım küçük bir yumak gibi Felix'in karnının sağ tarafına toplanmıştı.
F: "Hii Hyunjin acıtıyor böyle"
Gülümseyerek sesime ve dokunuşuma gelen kızıma öpücük kondurdum ve karnının her noktasını okşadım Felix'in gerilmemesi için.
Küçük masaj hareketlerimden sonra kızımız eski konumuna dönerek kediciğimin karnında uyku pozisyonuna geçmişti bile.
Normalde anne karnında bebekler 20 dakika aralıklarla uyurdu ama bizim miniğimiz her iki dakika aralığında uyuyordu.
F: "Seni şimdiden çok seviyor. Seni çok sevecek beni sevmeyecek. Sonra siz birbirinizi sevip beni yalnız bırakacaksınız"
Güzelimin karnını kapatarak elimi omzuna attım ve kendime doğru çekerek dudaklarına sesli bir öpücük bıraktım.
H: "Ben aşkımı bırakamam ki"
Anında küçük beden kulaklarına kadar kızardığında kaşlarımı çattım. Küçük bir öpücüğün onu bu kadar utandıracağını düşünmemiştim.
F: "Hyunjin sen şimdi aşk dedin ya"
H: "Hmm"
Küçük parmağını göğsüme bastırarak orayı okşadı ve kızarmış yanaklarını saklamak için başını önüne eğdi.
F: "Benim canım aşk çekti. Aşk yapalım mı?"
Elimi, başını önüne eğen bedenin çenesine sararak güzel yüzünü yüzüme doğru çevirdim ve kızarmış yanaklarına öpücük bıraktım.
H: "Şimdi bebeğimiz var ya güzelim riske atmayalım. Kızımız doğduktan sonra bol bol aşk yaparız"
Dudaklarını büzerek hayal kırıklığına uğramış gözleriyle bana baktığında kalbim sızladı. Onu üzmeyi sevmiyordum ama ikisinin de sağlığını tehlikeye atmak istemiyordum.
Felix çok narindi ve böyle hassas bir dönemde onun canını yakmak istemiyordum. Çenesine sardığım eli iterek sinirli bir şekilde koltuktan kalktı.
F: "Sen beni sevmiyorsun Hyunjin. Ayrılıp fakana alacağım senden. Bebeğimi de götüreceğim!"
Sinirli ve üzüntüden titreyen sesiyle konuştuğunda fakana diyişine gülmemek için dişlerimi sıktım. Arkasına bile bakmadan merdivenlere ilerlemiş ve odaya çıkmıştı.
Her ne kadar onu kızdırsam da üzsem de bu onların iyliği içindi. Bebeğimiz de ilk başta çok zayıftı ve iğneler sayesinde büyüttük onu. İki narin bebeğime zarar vermek istemiyordum. Felix de hormonları yüzünden bu kadar tepki veriyordu. Yarına unutacağına emindim.
Meyveleri ve bıçağı alarak merdivenleri çıktım ve odaya geçerek çatık kaşlarıyla bana bakan bedene baktım. Yorganı karnının üzerine kadar çekmiş, sırtını yatağın başlığına yaslayarak kollarını önünde birleştimişti.
Sinirli yüz ifadesi tatlı olmaktan başka bir işe yaramıyordu. Üstelik yorganla örtmesine rağmen kendisini belli eden göbüşü..
Kendime hakim olmalıydım. Bana sinirliydi ve şu an ısırırsam saatlerce ağlar, kendimi affettiremezdim.
Sessizce odaya geçerek yatağın diğer kenarına oturdum ve meyve tabağını dizlerimin üzerine koyarak hala düz bir şekilde karşıya bakan sarışınıma baktım.
H: "Hangisinden istersin"
F: "Elma!"
Sert ve sinrli çıktığını sandığı ses tonuyla bana emir verdiğinde gülümsememi bastırarak başımı salladım ve kırmızı elmayı küçük dilimlere ayırarak ona taraf uzattım.
Yüzüme dahi bakmadan uzattığım elmaları aldı ve hala çatık olan kaşları eşliğinde yedi.
F: "Portakal"
Başımı sallayarak portakalı da tek lokmalık parçalara ayırarak dudaklarına doğru uzattım. Yüzüme bakmadan meyvelerini yiyordu.
Küçük bebeğimi fazlasıyla kızdırmıştım sanırım. Acil gönlünü almalıydım.
H: "Bebeğimizin odası için eşyalar seçmeye başlayalım mı?"
Önünde birleştirdiği kollarını açarak şaşkın bir şekilde bana doğru döndü ve küçük totişini kıpırdatarak yatakta yanıma yaklaşıp boncuk gözleriyle yüzüme baktı.
F: "Seçelim. En güzellerini seçelim Hyunjin tamam mı?"
O kadar masumdu ki.. en ufak şeyde bile kırgınlığını unutuyordu. Kalbi kin ve sinir tutamayacak kadar yumuşak, temizdi. Her gün tekrar tekrar ona aşık oluyordum.
Saçlarına öpücük kondurarak bir parça portakal daha sıkıştırdım dudakları arasına ve komidinin üzerinde duran bilgisayarı açtım.
Minik kızımızın odasını yavaştan hazırlamamız gerekiyordu artık.
...
Ayaklarını koltuğa uzatmış dondurmasını yiyen bedene yaklaştım ve elimdeki kremi sehpanın üzerine bırakarak sehpayı koltuğa doğru yaklaştırdım ve üzerine oturdum.
F: "Bu bittikten sonra bir tane de çikolatalı dondurma yiyebilie miyim?"
H: "Yiyebilirsin güzelim"
Havalar yavaş yavaş ısınmaya başlıyordu ve malum küçük kediciğimin canı dondurma çekmişti ben de evde bulunsun diye bolca almıştım ama büyük bir yanlış yapmıştım. Anlaşılan dolaptaki dondurmalar bitmeden bize uyku yoktu.
H: "Bakayım göbüşüne"
Hemen tatlı bir şekilde başını yana doğru eğerek gülümsedi ve kıyafetini sıyıyrarak büyümüş göbeğini açıkta bıraktı.
Eğilerek kocaman olmuş göbüşe birkaç öpücük bıraktım. Normalde kızım öpücüklerime karşılık verir ve kıpırdardı ama bu sefer sessiz kalmıştı. Anlaşılan uyuyordu benim uykucu.
Zaman hızlı geçiyordu ama planladığım kadar zor değildi. Felix'in hormonlarına ayak uydurmak zor olsa da hamileliği zor geçmiyordu.
Çok sakin, huzurlu ve sevgi dolu hamilelik geçirdiği için bebeğimiz de sakin bir bebekti. O yüzden geceleri uyuyor, Felix'i de rahatsız etmiyordu.
Sadece küçük tatlı problemler vardı. Mesela kediciğim bazen asla doymuyordu. Bazen bebeği kendisinden ağır olduğu için beli ağrıyordu.
Bazen ağlamak istediğinde ağlayacak neden bulamayıp bana kavga edelim de ağlayayım Hyunjin diyordu.
Bunun gibi tatlı sorunlarımız vardı. Ve bittiğinde özleyeceğim türden şeylerdi. Diğer taraftan da bitmesine seviniyordum. Artık Felix'in vücudunun zorlanmasını istemiyordum.
Öpücükler kondurduğum göbüşü okşayarak sehpaya bıraktığım kremi aldım ve azıcık elime sürerek dondurma yiyen bebeğimin göbüşüne sürdüm.
En hafif karnı belirdiğinden beri her gün çatlak kremi ile masaj yapıyordum güzelimin göbüşüne. Böylece derisinde çatlaklar da oluşmamış güzelimin canını yakmamıştı.
Kremi masaj yaparak iyice vücuduna yedirdikten sonra uyuyan kızımı uyandırmamak için sarışınımın kıyafetini indirdim ve dondurmasını bitirmek üzere olan kediciğime baktım.
Orman meyveli dondurma yediği için ağzının kenarları mor olmuştu.
F: "Hyunjin çikolatalı olanı getirir misin~"
Tatlı bir şekilde konuştuğunda elimi koltuğun başlığına yaslayarak üzerine doğru eğildim ve dondurma olmuş dudaklara sesli bir öpücük bıraktım.
H: "Getiririm güzelim"
Mutfağa doğru giderken dudağıma yayılan onun tatlı dudaklarının ve dondurmanın tadını almak için dudaklarımı yaladım. Bebeğimiz bir an önce doğarsa iyi olurdu çünkü ben sevgilimi özlemiştim.
______________
Azmışlar.
Finale son iki bölüm kaldı. Depresyondayım 😭😭





