İyi Okumalar 🦋
_____________
~hyunjin~
Attığımız her adımda elimi tutan el daha da sıkı tutunuyordu bana. Tarif edilen odanın önünde durduğumuzda gergince kapıya bakan sarışınıma taraf döndüm ve elini tutan elimin parmağıyla okşadım yumuşak tenini.
H: "Gergin misin?"
Düşüncelere dalmış gibi, konuştuğumda hafif irkilmiş ve başını kaldırıp bana bakarak tatlı bir şekilde gülümsemişti.
F: "Birazcık"
Ben de onun kadar gergindim ama belli etmemeye çalışıyordum. Minho'ya ne kadar güveniyor olsam da bu durum herkese açıklayabileceğimiz bir durum değildi.
Felix, insan ve kedi formuna dönüşebilen bir erkek olmasına rağmen karnında bebek taşıyordu. İmkansız geliyordu kulağa.
Ama Minho her şeyi hallettiğini, sorun olmayacağını, doktor arkadaşının güvenilir birisi olduğunu söylüyordu.
Bu kısımda bana sadece gergin olan bebeğimi sakinleştirmek düşüyordu.
H: "Korkmana gerek yok güzelim. Yine bebeğimize bakıp iyi olduğunu görüp gideceğiz"
Başını hızlı hızlı sallayarak beni onayladı. Daha fazla randevuya geç kalmamak için hafif bir şekilde kapıyı tıklattım ve içeriden duyduğum sesten sonra kapıyı açarak içeri geçtik.
Kapıyı kapattığımda koltukta oturan doktor gülümseyerek ayağa kalkmış ve bize taraf gelmişti. Minho'nun yaşlarında genç bir doktordu.
C: "Hoş geldiniz. Ben doktor Bang Chan"
Sıcak gülümsemesi bulaşıcıydı. Gülümseyerek bana uzatılan eli tuttum.
C: "Minho'nun kuzeni Hyunjin olmalısın"
Benden önce davranıp konuştuğunda başımı sallayarak elimi geri çektim. Bakışları diğer elimi tutan Felix'e kaydığında kalbim anlık olarak sert bir şekilde atmaya başlamıştı.
Umarım bu yolda ona güvenebilirdik ve hiçbir sorun çıkmazdı.
C: "Sen de Felix olmalısın"
Felix gergin bir şekilde gülümseyerek başını salladığında onu kendime doğru çekip sıkıca sarılasım geldi. Küçük bebeğim gergin olmasına rağmen gülümsemeye çalışıyordu.
C: "Zaman kaybetmeden ultrasona geçelim o zaman"
Sanki dilim tutulmuştu. Tanrım geldiğimden beri doğru düzgün konuşamamıştım bile. Sevdiğine zarar gelme korkusu ne kadar da zor ve katlanılması boğucu bir şeydi.
Açıkçası Chan'ın bir şey sormaması hoşuma gitmişti. Ben odaya girdiğimizde soru yağmuruna tutulacağımızı sanmıştım. Ama anlaşılan Minho gerçekten çoktan konuşup halletmişti.
Sadece başımı sallayarak onaylayabilmiştim doktoru. Gösterdiği yatağa doğru ilerleyerek Felixin üzerine çıkmasına yardım ettim. Küçüğüm yatağa rahat bir şekilde uzandığında Chan elinde sıkma jel ile gelmişti.
Tekerlekli sandalyesini çekerek yatağın kenarına oturdu ve kapalı olan aleti açarak Felix'e taraf baktı. Hemen küçüğümün kazağının eteklerini tutarak kaldırdım ve karnını dışarıda bıraktım.
C: "Öncesinde Minho bakmıştı değil mi?"
Jeli Felix'in karnına sürerken sorusunu sorduğunda artık kendimi toparlama zamanım gelmişti.
H: "Bir ay önce geldiğimizde Minho baktı"
Anladığını belirten mırıltılar çıkararak başını salladı ve ultrasonu Felix'in karnına bastırarak ekrana odaklandı.
C: "Bir ay önce geldiğinizde Minho kaç haftalık olduğunu söyledi?"
Aleti kediciğimin karnına bastırarak gezindiriyor, dikkatli bir şekilde ekrana bakıyordu. Sarı yumuşak saçları okşamayı bırakarak onun yanına geçtim ekranı görebilmek için.
H: "Kesin 3 haftalık olduğunu hatta daha büyük olabileceğini bile söyledi. Kalp atışları bile duyuluyordu."
Kaşlarını çatarak beni başıyla onayladı ve ekranın üzerindeki birkaç tuşa basarak odayı pıt pıt atan kalp atışı sesleriyle doldurdu.
C: "Biraz zayıf gibi"
Alt dudağımı ısırarak başımı salladım. Normalde hızlı atması gerekirken kalp atışları daha dizgindi. Gergin bir şekilde yerimde doğruldum. Soğuk terler döküyordum resmen. Küçücük kalp atışı sesleri bile beni ne denli korkutmuştu.
C: "Sekiz buçuk haftalık. Ama küçük kalmış"
Chan aleti birkaç kez daha Felix'in karnında gezindirdikten sonra uzaklaştırarak kapattı ve peçeteliği bana uzattı.
Kendime gelip peçete almam birkaç saniyemi almıştı. Aklıma kötü şeyler geliyordu ve düşünmeyi durduramıyordum.
Peçeteyi almaya çalıştığımda titreyen elim Chan'ı güldürmüştü.
C: "Endişelenecek bir şey yok. Felix kendisi de küçük olduğu için bebeğin küçük boyutlarda olması normal. Sadece kalbi için iğne yapacağım. Gelişimine yardım eder. Onun dışında tabii ki çok iyi beslensin"
Derin bir nefes alarak kediciğimin karnına bulanmış jeli temizleyerek peçeteleri çöpe attım ve yatakta uzanan bedeni ellerinde tutarak kaldırdım ve oturmasına yardım ettim.
O da endişelenmiş olacak ki boncuk gibi parlayan dolu gözleriyle bana bakıyordu. Tek elimi sırtına sararak yatakta oturan bedenin saçlarını okşadım nazikçe.
C: "Anladığım kadarıyla Felix güzelce yemek yemiyorsun"
Chan tüpteki sıvıyı iğneye çekerek, şırınganın içindeki havayı çıkarmış ve elindeki iğneyle bize doğru yaklaşmıştı.
Felix ise dudaklarını büzerek suçlu bir bebek gibi salladı başını.
C: "Bol bol yemek, meyve, sebze yemezsen bebeğin büyümez ama"
Ağlamak üzere olduğu için dudaklarını daha da büzerek başını salladı. Ağzını açıp tek kelime bir şey söylerse ağlamaya başlayacağına emindim.
C: "Omzunu açalım"
Refleks olarak elimi Felix'in omzuna sararak Chan'ın gözlerine baktım. Hala içimde tamamen güven oluşmamıştı. Elimi ona doğru uzatarak diğer elinde duran boş tüpü işaret ettim.
H: "Önce iğnenin içeriğine bakabilir miyim?"
Chan anlayışlı bir şekilde başını sallayarak boş tüpü bana verdiğinde zaten mineral iğnesi olduğunu anlamış ve derin bir nefes almştım. Bu yaptığım belki doğru değildi ama tek seferde ona güvenemezdim.
C: "Minho bana her şeyi anlattı. İlk başta şaka yaptığını sandım ama gayet ciddiydi. Hatta az önce kendim kontrol edene kadar inanmamıştım bile. Bir doktor olarak hastamın özel hayatını gizli tutmak borcumdur. Bu konuda bana güvenebilirsiniz."
H: "Teşekkürler"
Minho'nun böyle bir arkadaşı olduğu için çok şanslıydım. Başımı sallayarak elimi Felix'in omzundan çektim ve kazağını kaldırarak tek kolunu çıkardım. Böylece omzu rahat bir şekilde çıplak kalmıştı.
Chan, pamukla omzunu temizledikten sonra ince uçlu iğneyi bembeyaz ete batırdı. Anında kediciğim diğer kolunu belime sararak yüzünü göğsüme gömmüştü.
Zaten ağlamak üzere olduğu için, iğne bardağı taşıran son damla olmuştu. Kendince yüzünü göğsüme gömerek ağlamasını gizliyordu.
Elimi yumuşak saçlara daldırarak başına hafif masajlar yaptım. Mineral ve vitamin iğnesi olduğu için tek seferde değil de yavaş enjekte edilmesi gerekiyordu.
F: "Hyunjin kolumu yakıyor"
Başı göğsüme gömüldüğü için ve sessizce ağladığı için sesi fazlasıyla kısık çıkmıştı. Başımı eğerek saçlarına küçük bir öpücük bıraktım.
H: "İçinde B grubu vitaminleri de olduğu için birazcık yanması normal güzelim. Az kaldı"
Yüzünü göğsümden kaldırmayarak başını salladı ve belime sardığı eli ile kıyafetime sıkıca tutunarak beni daha çok çekti kendisine doğru.
En ufak canı yandığında, sorun çıktığında, üzgün olduğunda hatta benden utandığında bile bana sığınıyordu.
Fazlaca masumdu. Ona zarar gelmesini istemiyordum. Artık bu ikiye katlanmıştı. Hem ona hem de bebeğimize zarar gelsin istemiyordum. Zaten bebeğimiz de ona benzemiş, onun gibi minicik olmuştu.
C: "Bitti"
Doktor iğneyi dikkatlice çekerek küçük yara izine yara bandı yapıştırdı ve çöpleri atmak için çöp kutusuna doğru ilerledi.
H: "Bitti güzelim kaldır başını"
Yarı zamanlı kediciğim yüzünü kaldırarak kızarmış burnu ve gözleriyle yüzüme baktı. Şimdi değil, eve gittiğimizde onu öpücüklere boğacaktım.
C: "Bir hafta sonra tekrar kontrol için randevu vereceğim. İçimiz rahat etsin diye bir kez daha iğne yapalım"
Başımla doktoru onaylayarak yatakta oturan bedenin üzerini giyindirmiş ve yataktan inmesine yardım etmiştim.
Gözlerinde hala endişe vardı. Odadan çıktığımızda beni soru yağmuruna tutacağına emindim.
H: "Ama bebek iyi dimi doktor"
Gözlerimle yanımda bana sokulan bedeni işaret ettiğimde Chan mesajı almış bir şekilde gülümseyerek konuştu.
C: "Tabii ki iyi. İyi olmazsa zaten hastaneye yatırırdım. Sadece bol bol yemek yemesi gerekiyor"
________________
Her ficimde Chan'ı doktor yapmazsam götüm sikiliyormuş.
Final çok yakın 😭






