İyi Okumalar 🦋
_____________
~hyunjin~
H: "Ne oldu küçüğüm anlat bana"
Kollarını boynuma daha sıkı sarıp bana sokulduğunda kalbim sızladı. Onu öyle soğuk havada dizleri üzerinde görmek delirtmişti beni.
Felix olmasaydı onlarla kavga bile edebilirdim. Ama tüm bunlardan önce küçük kediciğimin iyi olması daha önemiydi.
Bana sıkıca sarılan bedeni koltuğa oturtarak önünde diz çöktüm ve ellerimi yanaklarına yaslayarak kızaran burnuna baktım.
H: "Sana bir şey mi dediler? Yoksa bir şey mi yaptılar güzelim?"
Başını hayır anlamında sallayarak burnunu çekti ve kollarını karnına sararak gözlerimin içine baktı.
F: "Düştüm ben Hyunjin. Yanlışlıkla düştüm. Bebeğim iyi mi? Onun canını mı yaktım?"
Gülümseyerek ellerimi yanaklarından indirerek karnına sardım ve ona doğru biraz daha yaklaşarak kiraz dudaklara öpücük bıraktım.
H: "Yakmamışsın canını güzelim benim. Bir şey olmaz. Dizlerinin üzerine mi düştün?"
Başıyla beni onayladığında ellerimi karnından çekerek dizlerine yasladım ve orayı okşadıktan sonra eşofmanının paçalarını sıyırarak kızaran dizlerine baktım.
Çok sert düşmemişti ama olsun. Onun minicik bile zarar görmesi canımı sıkıyordu. Parmağımla okşadığım kırmızı dizlerinin üzerine minik öpücükler bıraktım.
F: "İyi mi bebeğimiz Hyunjin?"
Dudaklarımı kızarmış dizden uzaklaştırarak koltukta oturan küçüğüme baktım ve onu rahatlatmak adına gülümsedim.
H: "Bakayım bebeğimiz iyi mi"
Ayağa kalkarak kollarımı zarif bedenin ince beline sardım ve onu sırtüstü koltuğa uzatarak üzerine doğru eğildim.
Şaşkın bakışlarıyla bana bakıyor olması onu daha da tatlı yapıyordu. Bu kadar tatlı bir sevgilim varken başkasına aşık olmamı nasıl beklerlerdi benden.
Sarışınımın kazağını sıyırarak göbüşünü gözler önüne serdim ve biraz vücudumu koltukta aşağılara doğru indirerek ağırlığımı vermeyecek şekilde kulağımı Felix'in karnına yasladım.
Yarı zamanlı kediciğimin kıkırtısını duyduğumda gülümseyerek derin bir nefes aldım. O mutluyken ben yaşıyormuş gibi hissediyordum. Onun azıcık bile üzgün olması hayatımı durduruyordu.
H: "Minik zeytinimiz iyi mi orada?"
Gerçekten şakasız bir aydır zeytin yiyemiyorduk evde. Felix bu konuda fazlasıyla katıydı. Gördüğü her manavda zeytinleri eve götürmesinden korkuyordum.
Küçüğüm daha da sesli gülerek minik ellerini başıma yasladı ve saçlarımı okşadı. Tanrım.. işte huzur buydu.
Bebeğime hamile eşimin karnına uzanıp, saçlarımın okşanması.. işte yaşamak buydu.
H: "Hmm öyle mi?"
Meraklı kediciğim hemen başını koltuktan kaldırmış ve bana bakmıştı sorgular bir şekilde.
F: "Ne dedi Hyunjin?"
Ben de başımı Felix'in karnından kaldırarak elimi yasladım ve orayı yumuşak bir şekilde okşadım. Tek elim bile karnını sarmaya yetiyordu. Minicikti kediciğim..
H: "Öpersem iyi olacakmış. Öyle dedi"
Sarışınım gülümseyerek başını geri koltuğa yasladı ve kollarını kaldırarak siyah saçlarımı okşamaya devam etti.
Ben de halinden memnun bir şekilde yüzümü sevgilimin göbüşüne daha da yaklaştırarak her noktasına sesli öpücükler bıraktım.
Felix'in sıcak tenini öperken kulağıma dolan gülücük sesleri beni daha da huzurla dolduruyordu.
F: "Hyunjin gerçekten iyi değil mi?"
Son kez yumuşacık göbüşe sesli ve kocaman bir öpücük bıraktım ve küçüğümün daha fazla üşümemesi için kıyafetini indirdim.
H: "İyi güzelim merak etme. Zaten yarın aylık kontrolümüz var. Orada içimiz daha rahat eder"
Başını sallayarak beni onayladı ve koltuktan destek alarak doğrulup oturdu. Gözlerindeki endişeyi hala görebiliyordum.
Hafif bir düşmeyle bir şey olmazdı tabi ki ama yine de onun ne kadar korktuğunu hissediyordum. Yarın ilk kontrolümüze gidecektik. Hem bu yolculukta bize yardım edecek doktorla tanışacak hem de bebeğimizi ikinci kez görecektik.
Tahminen 8 haftadan uzun bir süre olduğu için artık düşme riskinin pek olmadığını biliyordum ama Felix doktora gitmeden rahatlamayacak gibiydi.
Ben de koltukta oturarak sarışınıma doğru baktım ve kollarımı iki yana doğru açarak kocaman gülümsedim.
H: "Gel bakayım kucağıma kediciğim"
Hemen dudaklarını birbirine bastırarak utangaç bir şekilde gülümsedi ve koltukta dizleri üzerinde hareket ederek bana yaklaştı.
Kollarını aynı benim gibi açarak boynuma sıkıca sardı ve kucağıma çıkarak bacaklarını iki yanıma attı. Ben de açık kalan kollarımı onun beline sararak saçlarına öpücük kondurdum.
Sıcak öpücüklerim onu mayıştırırken başını usulca omzuma yasladı ve güzel gözlerini kapattı. Onu her sevdiğimde, sarıldığımda, okşadığımda, öptüğümde hemen mayışıyor ve kendisini uykuya bırakıyordu.
Tam bir bebekti...
Bir süre öylece küçüğümü öperek kokusunu içime çektim. Yarın için biraz endişeliydim. Minho'ya her ne kadar güveniyor olsam da bu öylece herkese anlatacağımız bir şey değildi.
Yarı insan, yarı kedi olan bir erkek, karnında bebek taşıyor... Umarım doktor bize yardımcı olur ve sırrımızı bizimle birlikte saklardı.
Kucağımda uyuyan bedeni uyandırmamak için dikkatli bir şekilde ayağa kalktım ve odamıza doğru adımladım.
Uyuduğu için artık bana sıkıca sarılmıyordu o yüzden onu yatağa bırakmam kolay olmuştu. Yastığa dağılan sarı saçlarını okşayarak alnına küçük bir öpücük bıraktım ve üzerini örterek banyoya gittim.
Uyumadan önce tüm bu düşüncelerimden arınmak için duş alsam iyi olacaktı.
...
Dudağımda hissettiğim sıcaklık beni gerçekliğe doğru çekiyordu. Gözlerimi zar zor açmaya çalıştığımda güneş ışığıyla aydınlanan oda gözlerimin kamaşmasına neden olmuştu.
Tekrar dudağıma temas eden sıcaklık tamamen gözlerimi açmama yardım etmişti. Kocaman gülümseyerek ellerini göğsüme yaslamış dudağıma öpücükler bırakan güzelliğime baktım.
H: "Doğmuş güneşim"
Ellerimi kaldırarak dağılmış sarı saçlarını düzelttim ve başına baskı yaparak onu kendime doğru yaklaştırıp dudağına küçük bir öpücük bıraktım.
F: "Günaydın"
H: "Günaydın bebeğim"
Utangaç bir şekilde gülümseyerek başını hemen göğsüme yaslayarak yüzünü benden sakladı. Ağlamak üzereydim. Artık tatlılığına dayanamayıp bağıra çağıra ağlayasım vardı.
Elimi, göğsüme yatan bedenin beline sararak yatakta doğruldum ve yan dönerek onu altıma alıp üzerine doğru eğildim.
H: "Bakayım kızarmış yanaklarına"
Kıkırdayarak iki elini yüzüne kapattı ve başını hayır anlamında salladı.
H: "O zaman ben de bebeğimi öperim"
Tepkisini beklemeden yatakta destek alarak aşağılara doğru indim ve pijama üstünü sıyırarak göbüşüne öpücükler bıraktım.
Çok geçmeden yüzüne kapattığı ellerini saçlarıma sardığında dudaklarım gerildi. Küçük kediciğimle oynamayı seviyordum.
F: "Hayır ya beni öp"
İstediğimi almış bir şekilde sırıtarak Felix'in karnından uzaklaştım ve üzerine doğru eğilerek çilli, minik buruna öpücük bıraktım.
H: "Sen miniğimizi böyle kıskanacak mısın?"
Hiç tereddüt etmeden başını salladığında tekrar öptüm minicik burnunu. Sanırım bebeğimiz doğduğunda iki tane güzelliğe öpücük yetiştirmem gerekecekti.
Burnumu burnuna sürterek gülümsedim ve dudaklarımı onun dudaklarına bastırarak öylece durdum. Yumuşak dudakları benim dudağımı ezdiğinde sesli bir şekilde kocaman bir öpücük bırkatım.
Artık öpücükler yetmiyordu. Yiyesim vardı kediciğimi. Isırırsam öyle soğurdu yüreğim. Dayanamıyordum. Bu tatlılığa öpücükler yetmiyordu.
F: "Hyunjin kalk hadi bebeğimizi görmeye gideceğiz"
Şimdi anlaşılmıştı uykucu yarı zamanlı kedimin neden erken kalktığı. Bebeğimizi görmek için heyecanlıydı. Ondan önce dünden sonra iyi olup olmadığını merak ediyordu.
H: "Gidelim bakalım minik zeytin ne yapıyor"
Yatakta doğrulduğumda o da hemen kımıldayarak doğruldu ve yataktan kalkarak dolaba taraf koştu.
Anne kavramı bir cinsiyet belirtisinden öte bir duygu anlamdırılmasıdır. Annelik bir duygudur ve Felix şu an karnında bebek taşıdığı için o duygularla kaplıydı.
Ona zarar gelmesinden, sorun çıkmasından, kötü bir şey olmasından korkuyordu. Aynı zamanda onun varlığına tutunuyor, iyi olduğunu bilmek onu görmek istiyordu.
Baba olmak kolaydı. Ama anne olmak tüm bu duyguları kaldırmak zordu.
Gülümseyerek ayağa kalktım ve dolabın önünde durarak giyecek bir şeyler bakan bedene arkadan sarılarak sırtını göğsüme yaslayıp boynuna öpücük bıraktım.
H: "Hastaneden sonra alışverişe de gidelim mi güzelim"
________________
Final 10 bölüm falan uzağımızda. Şimdiden kendinizi hazırlayın sonra ağlamayın benim de ağlayasım geliyor 😭






