İçeriğe geç

CatLix / HyunLix

Bölüm 31 · 5 dk okuma

CatLix / HyunLix

Bölüm 31

🐾

İyi Okumalar 🦋

______________

~hyunjin~

Arabayı yavaşça kenara çekerek durdurduğumda yan koltukta sessizce oturan bedene taraf döndüm. Hala elinde tuttuğu ultrason fotoğrafına bakıyordu.

Gülümseyerek parmaklarımı saçlarının arasına daldırdım ve parmak uçlarımla kafasını okşadım. O güzel yüzünü gülümserken görmek bana dünyalara bedeldi.

H: "Eczaneye gidip geliyorum iki dakikaya"

Arabadan inerek hemen önüne park ettiğim eczaneye girdim. Hamilelik süresi boyunca vücuda vitamin desteği gerekiyordu.

Minho her ne kadar doğum uzmanı olmasa da bize fazlasıyla yardım etmişti. Ama 9 ay boyunca bu böyle devam edemezdi.

Felix'e güvenebileceğimiz, tüm olanları anlatabileceğimiz bir doğum uzmanı bulmamız gerekiyordu. Minho halledeceğini söylemişti ama yine de endişeliydim. Her ay kontrole gidilmesi gerekiyordu ve elimizi çabuk tutmalıydık.

Gerekli düşündüğüm her şeyi aldıktan sonra geri arabaya geçerek elimdeki poşetleri arka koltuğa bıraktım ve direksiyonun başına geçtim.

Sarışınım hala yanaklarını şişirmiş, başını öne doğru eğmiş dikkatli bir şekilde ultrason fotoğrafına bakıyordu.

Arabaya oturduğumda oflayarak bana doğru döndü. Dolu gözlerini gördüğümde endişelenerek ona taraf yaklaştım ve elimi yanağına yasladım. Artık her seferinde kalbime inecekti bir sorun mu var diye.

H: "Ne oldu çiçeğim?"

F: "Hyunjin ben bebeğimi niye göremiyorum?"

Elindeki fotoğrafı bana uzattığında elime alarak yumuşacık yanağına öpücük kondurdum. Demek bu yüzden gözleri doluymuş.

H: "Bak şimdi güzelim"

Elimde tuttuğum fotoğrafı ona taraf uzattım. Burnunu çekerek beni dinlediğini onaylamak için başını salladı.

H: "Bak bu açık gri renkleri görüyor musun. Orası senin karnın"

Başını elimde tuttuğum fotoğrafa daha da yaklaştırarak beni onayladı. Küçücük kafasını ısıracaktım tatlılıktan.

H: "Şu daha koyu gri, siyahımsı olan yuvarlak, minicik şey de bebeğimiz."

Parmağını benim parmağımın durduğu yere yaslayarak bakışlarını gözlerime çıkardı.

F: "Çok küçük ama"

Çillerle süslenmiş minik burnuna öpücük kondurarak ultrason fotoğrafını onun dizlerinin üzerine bıraktım ve kemerimi takarak arabayı çalıştırdım.

H: "Şimdi serçe parmağının ucu kadardır. Ama güzel yemek yersen o da büyür"

...

Eve vardığımızda ilk iş olarak duvardaki sayaçtan evin ısısını yükseltmiştim. Ekim ayının sonunda olmamıza rağmen sanki kışın ortasındaydık. Fazlasıyla soğuktu hava.

Salona geçtiğimde koltukta oturup hala elindeki resmi inceleyen sarışına baktım. Sanırım günlerce o fotoğraf elinden düşmeyecekti.

Ama benim Felix'e bir özür borcum vardı...

Koltukta oturan bedenin önüne geçerek dizlerimin üzerine çöktüm ve ellerimi kediciğimin dizlerine yasladım.

Beni hisseder etmez elindeki fotoğrafı kenara bırakarak doğruldu ve ellerini yanaklarıma yasladı. Sıcacık ellerini saatlerce öpesim vardı.

Başımı yana doğru çevirerek önce sağ eline sonra da diğer tarafa çevirerek sol eline öpücük bıraktım.

H: "Özür dilerim Felix"

Anlamaz bir şekilde kaşlarını çatarak bana baktı.

F: "Neden? Başkasıyla mı evleneceksin?"

Gülümseyerek ellerimi, okşadığım dizlerinden çekerek yanaklarımda duran ellerine yasladım ve iki elini de avuçlarımın içine alarak çiçek kokusunu ciğerlerime çektim.

H: "Öyle bir şey asla olmayacak Felix. Sadece.."

Kendimi nasıl açıklayacağımı bilmiyordum. Karmaşık duygular beni ele geçirmişti. Hala inanamıyordum hiçbir şey gerçek değilmiş gibiydi.

Sanki çok mükemmel bir rüyadaydım ve uyanmak üzereydim. Hayatım fazlasıyla yaşanılası hissettiriyordu.

H: "Böyle bir sorumluluğu omuzlarına yüklediğim için özür dilerim"

Her şey çok hızlı gelişmişti ve söylediklerimde haklıydım. Ansızın büyük bir sorumluluğun altına sokmuştum küçüğümü.

H: "Eğer bunun mümkün olduğunu bilseydim Felix, daha dikkatli olurdum"

Ellerini, ellerimden çekerek yüzüme baktı. Onun hisleri gayet açıktı. Karnında bebek olduğunu, bizim bebeğimiz olduğunu öğrendiğinde mutluluktan yüzü parlamıştı.

Her ne kadar bu konuda yeterince bilgili olmasa da saf bir mutluluğu vardı yüzünde. İleride zorlanacağından habersizdi.

F: "Bebeğimizi istemiyor musun?"

Konuşma konusunda berbat birisiydim. Bilemiyorum belki de baba olunca otomatik yüklenen özellikler içindeydi bu.

Ayağa kalkarak koltukta duran ultrason resmini elime alarak Felix'in yanına oturdum ve kolumu omzuna sararak küçüğümü göğsüme çektim.

H: "O kadar mutluyum ki kendimi açıklamakta zorluk çekiyorum güzelim. Bebeğimizi istiyorum. Ama bunun olacağını bilseydim, böyle bir şeyi bu kadar erken zamanda omzularına yüklemezdim çiçeğim. Daha da büyümeni beklerdim, ilişkimizin daha da ilerlemesini.."

Elimde duran siyah beyaz resime baktım. Oradaki küçük siyah nokta için şimdiden canımı bile feda ederdim.

Ama Felix daha önemliydi. Onu zor bir dönem bekliyordu. Belki bunun farkında değildi, çok mutlu olduğu için ama zaman zaman zorlanacaktı.

Ben de elimden gelenin fazlasını yapacaktım. Küçük kediciğim benim bebeğimi taşıyordu. Bana dünyaları verecekti, beni baba yapacaktı ve onun zorluk çekmemesi için elimden geleni yapacaktım.

H: "Artık çekirdek aile olduk hm?"

Gülümseyerek başını kaldırdı ve çenesini göğsüme yaslayarak gözlerimin içine baktı. Mutluydu, küçüğüm mutluysa ben de mutluydum demektir.

Bakışlarını elimdeki resime indirdi ve yanağını göğsüme yaslayara elini resmi tutan elimin üzerine sardı. Minicikti.

Minicik haliyle karnında nasıl bebek taşıyordu ki. Daha kendisi bebekti.

F: "Çekirdeğe de benziyor aslında"

Kahkaha atarak yumuşak saçlara sıcak öpücükler kondurarak elimi sırtına sardım ve sıkıca sarıldım güzelime.

H: "Benziyor"

O da kıkırdayarak güldüğünde sanki zaman durdu. Rüyada değildim.. gerçekliğin kollarındaydım ve dünyanın en mutlu insanıydım Felix sayesinde.

Sabah erkenden uyandığımız için küçüğüm sıcak dokunuşlarımın altında göğsüme sokularak mayışırken, uykunun kollarına çekilirken hayal ettim.

Ona benzeyen minik bir bebek olacaktı hayatımızda. Belki hiç ailem olmamıştı ama ben kendi ailemi kurmuştum.

İlk başta kan testi sonuçlarıyla karşılaştığımda korkmuş olsam da, aklıma bin tane ihtimal gelmiş olsa da artık huzurlu ve mutluydum.

Etrafım beni gerçekten seven ve bana destek olan kişilerle doluydu. Böylece halledemeyeceğim zorluk yoktu.

Çok geçmeden Minho'dan da aldığım haber sayesinde daha da rahatlamıştım. Kalbimdeki tüm şüpheler ve endişeler uçup gitmişti.

Minho, doğum uzmanı olan çok güvendiği bir arkadaşının hamilelik boyunca bize yardım edeceğini arayıp söylemişti.

Minho'ya güveniyordum. Dolayısıyla onun arkadaşına da güveniyordum.

Tek sorun vardı...

O da, hamilelikle Felix'in tatlılığının iki katına çıkacağından habersiz olmamdı. Tatlı Felix ile başa çıkmak zaten zordu ve şimdi ultra çok fazla tatlı Felix ve karnında en az onun kadar çok tatlı olan miniğimizle başa çıkmam gerekecekti.

Göğsümde uyuya kalan bedeni dikkatli bir şekilde koltuğa uzatarak üzerini battaniye ile iyice örttüm. Yumuşacık yanaklarını ısırasım vardı. Uyurken daha da tatlı ve masum gözüküyordu.

Şimdi hamile olduğunu bildiğim için çok çok fazla tatlı geliyordu gözüme. Tatlılık krizinden kafamı duvarlara falan çarpacaktım.

Isırma işini uyandıktan sonraya erteleyerek yanağına yumuşak bir öpücük bıraktım ve mutfağa geçtim.

Günlerdir doğru düzgün yemek yemiyordu ve bu sabah da yediği her şeyi çıkarmıştı. Onun sevdiği yemeklerden yapmam gerekiyordu.

Hala elimde olan ultrason fotoğrafına bakarak gülümsedim. Refleks olarak gülümsüyordum. Küçücük siyah bir noktanın bana bu kadar şirin gözükmesi normal miydi?

Elimdeki fotoğrafı nereye koyacağımı düşünerek etrafa bakındım ve çok geçmeden buzdolabı değindi gözüme.

Dolabın üzerinde birkaç meyve şeklinde magnet ve yapışkan not vardı bir şey yazmak istersem diye.

Gülümseyerek elimdeki fotoğrafı dolabın üzerine koyarak çilek magnetiyle oraya tutturdum ve geri çekilerek dolabın üzerine yapıştırdığım ilk fotoğrafa baktım.

Bu dolabın üzeri zamanla miniğimizin fotoğrafları ile dolacaktı....

________________

Cinsiyet tahminlerini alalım bakalım.

Bende ismi bile hazır. Aslında birazcık düşünürseniz isminin ne olduğunu bulursunuz. Cinsiyeti de 🤭

Bölüm sonu

20 yorum